1.552 parçalık bir sanat eseri: Van Gogh’un The Starry Night tablosu LEGO setine dönüştü
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Öğrendik ki Vincent Van Gogh’un o ünlü başyapıtı Yıldızlı Gece 1.552 parçalık bir LEGO setine dönüştürülüyor. Haliyle biraz heyecanlandık. Esere ve LEGO setlerine ayrı ayrı gönül verenler ne demek istediğimizi anlayacaktır. Ayrıca bu setin 1.552 parça oluşu bir yana dursun Van Gogh gibi o usta fırça darbelerini tam olması gereken yere koyma düşüncesi… Daha fazla hülyalara dalmadan yazıya başlasak iyi olur.

Öncelikle hem sanatçıya bir saygı duruşu niteliğinde olması için hem de eserin yapılış hikayesinin çok sağlam olması sebebiyle konuya biraz geçmişten başlamak gerek. Esasen tablo, gündüzleri ‘hafızadan’ boyanmış olmasına rağmen geceleri sanatçının sanatoryumdaki odasının penceresinden gördüğü manzarayı tasvir ediyor. Anlatılanlara göre öyle en azından… Bu manzara onun rüyası mı yoksa iç çatışması hâlâ da bilinmiyor. Sanatçının hayatı boyunca sadece bir eserini satmasından daha üzücü olan bir şey varsa o da bir gün en ünlü eserleri arasında yer alacak olan Yıldızlı Gece’yi kardeşi Theo’ya yazdığı mektupta başarısızlık olarak değerlendirmesi galiba. En etkileyici olan da bir akıl hastanesinde manzaranın özünü, esas varlığını araması, sonuç olarak da yaşamın sembolik gücünü, canlılığını, akışını ve sürekliliğini kaydetmenin benzersiz bir yolunu bulması sanki. Saint-Rémy de Provence’ın nefes kesici manzarasının bu eşsiz sanatçı tarafından tuvale döküldüğü yıl ise 1889.

Modern sanatın bir simgesi olan eser, kimilerine göre de yalnızlık ve belirsizlikle dolu yaşamın mükemmel bir tanımı… 1941’den beri de New York’da MoMA’ın kalıcı koleksiyonunda yer almakta.

Fizikçi Jose Luis Aragon, Yıldızlı Gece gibi çalışmalardaki çalkantılı ışık ve karanlığın oyununu, girdaplar ve hava akımları gibi doğa olaylarındaki türbülansın matematiksel ifadesine benzetmiş ve çok yakından eşleştiklerini görmüş hatta. Söylediğine göre Van Gogh’un başka eserleri de bu matematiğe sahip. Ayrıca Aragon, sanatçının bu özel sanat eserlerini zihinsel ajitasyon yaşadığı dönemlerinde yarattığı için, aslında belki de hastalığı sayesinde hassas parlaklık geçişlerini kullanabildiğini böylelikle benzersiz ve doğru bir şekilde iletebildiğini öne sürüyor.

Pek çok sanat analisti de yıllardır yorumluyor tabii eseri. Ön plandaki selvi ağacının sembolizmi en çok vurgulananlardan. Onu ölüm ve Van Gogh’un nihai intiharı ile ilişkilendiriyorlar. Bununla birlikte, servi ağacının aynı zamanda ölümsüzlüğü de temsil ettiği bilinir. Tabloda ağaç göğe uzanıyor ve yer ile gök arasında doğrudan bir bağlantı görevi görüyor gibi zaten. Sanatçı ise pek çok kişinin aksine umutlu bir açıklama yapmış bir keresinde, tabii gene kardeşi yazdığı mektuplardan biliyoruz. Ölümü yıldızlara giden bir trene benzettiğini söylemiş.

O kadar özel ve derin katmanları olan bir eser ki yıllardır neredeyse her yerde karşımıza çıkıyor olması tabii ki alelade bir durum değil. Pazarlamacılar da haliyle kullanıyorlar bu durumu. Elbette yanlış bir durum değil, sonuçta pek çok kişi etkileniyor eserden ve talep gösteriyor. Mesela, Amazon’un ürün arama kısmına “Vincent Van Gogh Starry Night” yazarsanız karşınıza küpeden gitar penasına, günümüzün en mecburi ihtiyacı olan maskeden duvar halısına uzanan farklı ürünlere basılmış halini görebilirsiniz. Hatta azıcık daha derinlemesine bir araştırmaya girişirseniz parfümünü ve Macbook tuş takımını dahi bulmanız mümkün… 25 yaşında bir doktora öğrencisi olan Truman Cheng sayesinde de bu ürünler arasına belki de şimdiye kadar ki en anlamlı olanlarından biri katıldı.

1889 yılında yapılmış bu post-empresyonist başyapıtı LEGO setine dönüştürme önerisi Cheng tarafından LEGO için önerilerin paylaşmasına olanak tanıyan LEGO Ideas’a sunuldu. Bu platforma sunulan öneriler arasından en az 10.000 oy alan herhangi bir proje önerisi ya da görsel inceleme sürecine alınıyor. Uygun görülürse de şirket tarafından üretilmek üzere karar kılınıyor ve bizlerle buluşuyor.

Cheng ise fikrinin gelişim aşamasını şu sözlerle açıklıyor; “Bir gün LEGO’larla oynuyordum ve LEGO plakalarını rastgele aralıklarla istiflemenin Van Gogh’un ikonik fırça darbelerine çok benzediğini fark ettim.”

Tasarım, şövale ve tuval önünde çalışırken ressamın küçük bir mini figürü de dahil olmak üzere yaklaşık 1500 küsur LEGO parçası içeriyor.

Araştırma asistanı olarak da çalışan Cheng fikrini tasarıma dökmek için birkaç hafta harcamış. “Orijinal resmin görünümünü yakalamak için hileler ve teknikler bulmak iyi bir beyin oyunuydu. Fırça çalışması, ayda ve dönen bulutta birçok farklı yöne gidiyor, bu nedenle köşeli ayraç ve klips öğelerinin bazı yaratıcı kullanıma ihtiyacı vardı.” diye de paylaşıyor deneyimlerini.

Bu arada Cheng’in Yıldızlı Gece tasarımı, LEGO Ideas’ın son inceleme döneminde ele alınan rekor 35 projeden biri olmuş. LEGO Ideas’ın 2008’deki lansmanından bu yana da üretim için 41 set seçilmiş.

Truman Cheng

Cheng; “Bana göre LEGO, oyuncaktan daha fazlası. Kendimi ifade edebilirim, hayal gücümden karakterler ve heykeller yaratabilirim… Tıpkı resim gibi. Aynı zamanda bir bulmaca gibidir de, çünkü tuğlaların nasıl bağlanacağına dair bazı kurallar ve matematik de var işin içinde, dolayısıyla yaratıcı sınırlamalar da söz konusu. Bence LEGO, sanatsal ifade ve bulmaca çözmenin benzersiz bir sentezi” diye bir açıklama da yapmış, kendisine çok katılarak eserin orijinali hakkında yapılan incelemelerin de bu yönde olduğu geliyor aklımıza.

Bu arada LEGO’nun gerçekten pek çok farklı seti var. Hatta şirket, geçtiğimiz haziran ayında, yetişkinlere yönelik yeni iki boyutlu karolar içeren, bir nevi mozaik benzeri kitlerden oluşan LEGO Art serisini tanıtmıştı. Kitlerin çoğu, Mickey Mouse, Harry Potter ve Beatles’tan ilham alıyor, konularını da belli olduğu üzere popüler kültürden seçiyorlar.

Öne çıkan çalışmalardan biri de geçtiğimiz yıllarda 119.99 dolarlık Marilyn Monroe kitiydi mesela. Warhol Vakfı ile ortaklaşa üretilen kit, sanatseverlerin ünlü Pop art serigrafisinin LEGO versiyonlarını duvarlarına asmalarına olanak tanımıştı. Sanatçının üzerinde imzalı adının yer aldığı bir LEGO parçası da setin içinde yer alıyordu hatta.

Özellikle son yıllarda, başta koleksiyonerleri sayesinde iyiden iyiye hem yatırım değerini belli eden hem de neredeyse bir sanat dalı haline gelen LEGO’nun sertifikalı uzmanları da var üstelik. Japonya merkezli sanatçı Jumpei Mitsui, dünyadaki sadece 21 LEGO Sertifikalı uzmandan biri mesela. Evet, yanlış anlamadınız bu tam zamanlı işinin LEGO taşlarıyla sanat eserleri yaratmak olduğu anlamına geliyor…

En son, Katsushika Hokusai’nin “Kanagawa’daki Büyük Dalga” eserinin heykelsi bir rekreasyonu yapmış. 400 saat boyunca 50.000 kobalt ve beyaz LEGO’yu orijinal tahta baskıyı taklit eden dalgalı bir dalgaya dönüştürmüş.

Bu ikonik çalışmayı üç boyutlu olarak yeniden yaratmak için Mitsui, dalgaların çarptığı videoları incelemiş ve konuyla ilgili akademik makaleleri yalamış yutmuş. Ardından, beş metreden daha uzun olan dokulu suyu, üç tekneyi ve Fuji Dağı’nı birleştirmeden önce ayrıntılı bir model çizmiş…

Tüm bunlara rağmen, LEGO’ya hâlâ çocuk işi diyen varsa… Tekrar düşünmeye davet edelim bari. Şaka bir yana, ara ara çocuk zihnine dönmenin ne kadar iyi geldiğini deneyimleyenler bilir. Hem asıl yaratıcılığın belli sınırlar çerçevesinde ortaya çıktığını hem de çizgilere rağmen özgürlüğü öğrettiği için de minnetimiz büyük kendisine. Tüm gönül verenlerle, Yıldızlı Gece’de buluşmak üzere o zaman.