15 sezon süren bir diziye yeni dadanmak: Supernatural
yazar: Seden Mestan

15 sezon süren bir diziye, yayınlanmaya başladıktan tam 14 sene sonra dadanmak…

Heyecan verici, çünkü önünüzde aşırı sürükleyici koskoca 14 sezon var. (Ekrana veda edecekleri 15. sezon, 2020’de yayınlanmaya başlayacak.) Bela gibi, çünkü önünüzde aşırı sürükleyici koskoca 14 sezon var. Bir yapıştınız mı, kolay kolay bırakamıyorsunuz; bunun heyecan verici mi yoksa bela gibi mi olduğu o anki yorumunuza kalmış…

Ben şahsen ne Dark’ın yeni sezonunu ne de Stranger Things’i izleyebildim. Bu iki dizi hakkında konuşulmaya başlandığında uzaklara bakıyorum. Nasıl anlatabilirim ki 2005’te başlamış bir dizinin tutsağı olduğumu?! ”Yok işte, iş güç izleyemedim valla” diyerek kestirip atıyorum, hararetli konuşmalarda spoiler duymayayım diye etrafımdakileri kafamda sessize alıyorum.

Hem doğa üstü olaylarsa söz konusu olan, nice dizinin kocamaaaan bir sezona (hatta sezonlara) yaydığı konuları tek bir bölümde hızlıca toparlayıveriyor, masum insanlara musallat olmuş doğa üstü varlıkları bir bölüm içinde hızlıca sepetleyiveriyor. Çünkü üç harfliymiş, hayaletmiş, kötü ruhmuş, aslında hayatın ta kendisi gibi, bunların da çok fazla ciddiye alınmaması gerektiğini kendi formülleriyle anlatıyor Supernatural. O tatlı mizahi anlatımıyla…

Evet, biraz X-Files gibi. Ama X-Files’daki baş karakterler Mulder ve Scully FBI ajanı olduğu için, atmosfer pek ciddi. Hem dram yönü de ağır basıyor. Supernatural’daki gibi sabun köpüğü hisler yok: İnsanlar uzaylılar tarafından kaçırılıyor, Scully’nin kaşları çatılıyor, ortam bir anda kararıyor… David Duchovny’nin o deli dolu halleri bile o ağırlığı bozamıyor. (Koskoca kült diziyi tek bir cümlede anlatmak… Bu arada Suparnatural’da da X-Files’la ara ara dalga geçiyorlar: Bu tam bir X-Files vakası falan diyorlar. Ayrıca Ghostwhisperer gibi dizilere de gönderme yapıyorlar. Biraz duygusallaştıklarında ”Sam de iyice Jennifer Love Hewitt’e bağladı” diyorlar…)

Supernatural’da 20’li yaşlarında iki kardeş var: Sam ve Dean Winchester. Fiyakalı bir araba kullanıp sürekli rock’n roll dinleyerek dolaşıyorlar. Tabii ki işlerini çok ciddiye alıyorlar. Çünkü doğa üstü varlıklar, daha küçücük yaşlardayken hanelerini vurmuş: Anneleri beter bir üç harfli tarafından feci bir şekilde katledilmiş. Sam o sıralar bebek. Dean ve babası bu olaydan, Sam’i de kucaklayarak zar zor canlarını kurtarıyor. O andan sonrasında ise hayatlarında huzurdan eser kalmıyor. Cehennem her daim bir adım ötelerinde duruyor.

supernatural-jeffrey-dean-morgan-returns

Tamam sonra saçı sakalı beyazlıyor ama artık zayıflıyor mu, ne yapıyor bilmiyorum, Walking Dead’de çok daha genç gözüküyor.

Babaları John, karısını öldüren bu varlığın ne olduğunu anlamak için kafayı kırıyor. (Bu arada babayı Jeffrey Dean Morgan canlandırıyor ve adamın yıllar içerisinde giderek daha da gençleşmesi bence ayrıca konuşulması gereken bir konu. Yani 10 sene sonra çekilmiş Walking Dead’de çok daha genç duruyor.) Sonra bir bakıyor ki, cehennemden kaçıp gelmiş zebaniler, şeytani varlıklar, hayaletler, vampirler ve kurt adamlarla dolu bu dünya! O hayatını söndüren varlığın peşine düşmüşken, bunları da avlamaya başlıyor; çünkü doğa üstü yaratıklar buraya ait değiller ve insanlara musallat olarak onlara dünyayı dar ediyor hatta kanlı cinayetler işliyorlar! Böylelikle John, ‘hunter’ yani avcı oluyor. Tek de değil; dizide onun gibi bir sürü hunter var, birbirlerini tanıyorlar ve bu kötücül varlıklar hakkında birbirlerini haberdar ederek, garip bir dayanışmayla yollarına devam ediyorlar.

John, Sam ve Dean’i de hunter olarak yetiştirmek istiyor çünkü kaderlerinin bu olduğuna inanıyor: Dünya korkunç şeylerle dolu ve insaları bunlardan korumak onların görevi! Ama tatlı ve zeki çocuk Sam hukuk okumak ister, ailesini bırakır ve üniversiteye gider. Ah ah, oğlum baban sana demedi mi, kaderiniz bu sizin diye… Annesini öldüren ve bebekken ona musallat olan şeytani varlık gelir onu yeniden bulur, bir de üstüne nişanlısını öldürür. Tıpkı annesine yaptığı gibi. Artık Sam’in hukuk okuyup normal bir hayat sürmesi mümkün değildir. Serseri abisi Dean’in peşine takılır (fiyakalı araba ve rock’n roll Dean’in işi) ve yollarda geçecek hikayeleri böylece başlar. Şeytan çıkarmalar, kaya tuzuyla ateş etmeler, kelle uçurmalar (vampirler ancak böyle ölüyor)… Sıcacık bir bromance’i tekinsiz bir hale getirecek her şey!

Sezonlar devam ettikçe, Sam ve Dean’e yeni karakterler de katılıyor. Ben şu an üçüncü sezonu bitirdim, dörde geçmek ve Dean’i cehennemden kurtarmak için sabırsızlanıyorum. (14 senelik dizinin spoiler’ı olur mu?) Ve beni bu diziye bulaştıranlardan duyduğum kadarıyla en süper karakterler henüz hikayeye giriş yapmadı. Bundan, ilerleyen sezonlarda dizinin daha da süper bir şeye dönüşeceğini ummak istiyorum ama bir taraftan da korkuyorum: başka şeyler izlememi engelleyecek 12 sezon daha! Hem kısa kısa da değiller, 40 küsur dakika süren, her sezonda 15-20 bölüm.

Eyvah!

Geçtiğimiz günlerde San Diego’daki Comic Con sırasında o açıklama geldi sonunda: Dizi gelecek yıl yayınlanacak 15. sezonuyla finalini yapacak.

Basın toplantısı sırasında Sam ve Dean kardeşleri canlandıran Jared Padalecki ile Jensen Ackles aşırı duygusala bağlamışlar. Hatta Jared Padalecki ağlamamaya çalışıyorum demiş; karşılıklı olarak bu şovun hayatlarını nasıl değiştirdiğini ve ölümüne kanka olduklarını anlatmaya koyulmuşlar.

Ben konuya tam 14 sene sonra dahil oldum ama benim bile ağlayasım geldi açıkçası. Zira Sam ve Dean’in evrenine daha ilk bölümden feci musallat olmuşum… Daha yeni başlamıştık, nereye gidiyorsunuz?