Advertisement
20. yüzyılın bir ikonuna daha veda: Güle güle Anna Karina
yazar: dadanist

Kahreden haberlerde bugün: Fransız Yeni Dalgası’nın ikonik ismi Anna Karina, 79 yaşında aramızdan ayrıldı.

Aslında filmlerden bahsetmek gerekirken, bir şarkıyla bu habere başlayalım, 1967 tarihli Anna adlı müzikalden bir parça…

Fransız Yeni Dalga Sinema’sının yükselişine hız katan oyunculardan Anna Karina’nın uzun süre gördüğü kanser tedavisinin ardından hayatını kaybettiği açıklandı.

Fransız Yeni Dalga’nın deha isimlerinden, yönetmen Jean-Luc Godard ile Le petit soldat filmiyle başlayan iş birlikleri, 1961 yılındaki evliliklerinin ardından bambaşka bir boyut daha kazanmıştı. Evlilikleri sırasında birlikte yedi film daha çekmişlerdi. Une femme est une femme, Band à part, Pierrot le fou gibi türün klasiklerinin de olduğu bu filmleri ise dört-beş yıl gibi kısa bir sürede çekip tamamlamışlardı. Une femme est une femme filmi ise daha 21 yaşındayken ona Berlin Film Festivali’nde En İyi Kadın Oyuncu ödülünü getirmişti.

Henüz ergenlik yıllarındayken, oyuncu olmak için Danimarka’dan Paris’e otostop çekerek gelmişti Anna Karina. Modellik yaparak başlayan kariyeri, sinemaya adım atmasıyla birlikte sürat kazanmıştı elbette.

Aslında olaylar Godard Karina’yı Champs-Élysées’de yürürken görmesiyle başlıyor diyebiliriz. Hatta À bout de souffle filminde yer alması için teklif götürüyor ama bir sahnede çıplak olmasını gerektiği için Karina teklifi geri çeviriyor. Fakat bunun ilerleyen süreçte ikilinin önünde bir engel olmadığını söylememize gerek yok herhalde…

Bir taraftan da sinemaya paralel olarak ilerleyen bir müzik kariyeri var Anna Karina’nın. Filmlerde söylemeye başladığı şarkılar büyük ses getirince bu taraftan da yolu açılıyor. 1967 yılında Serge Gainsbourg’un onun için yazdığı şarkılar Sous le soleil exactement ve Roller Girl ile müzik dünyasında da büyük sükse yapıyor.

60’lı yılların ortasına gelindiğinde artık gerçek bir stara dönüşmüştü Anna Karina. 70’lerde de kariyeri bu ivmeyle devam etti. Christian de Chalonge’un L’Alliance’ı, André Delvaux’nun Rendez-vous à Bray’i Rainer Werner Fassbinder’in Karina’ya özel olarak yazdığı Roulette chinoise filmleri ünlü oyuncunun filmografisinin anlı şanlı yapımları arasında. 1973 yılında ise kendi prodüksiyon şirketi Raska’yı kuruyor ve yönetmenlik için kolları sıvıyor: Vivre ensemble, yönettiği ilk filmi, ki kendisini kamera önünde de görüyoruz bu filmde.

2008 yılına kadar filmlerde rol almaya ve kamera arkasına geçmeye devam ediyor Anna Karina. Gerçi 90’larda biraz yavaşlıyor sinema yolculuğu; Jacques Rivette’in 1995 tarihli Haut, Bas, Fragile filmi o dönemdeki en büyük işlerinden. 2002’de de Jonathan Demme’in aslında Stanley Donen‘ın Charade filminin bir yeniden uyarlaması olan La Vérité sur Charlie filminde görüyoruz kendisini. Son filmi Victoria’da hem yönetmen hem de oyuncu olarak karşımızdaydı. Müzikal bir yol filmiydi bu… 

İmzasını taşıyan işler kadar stiliyle de bir ikon haline gelmişti Anna Karina. Hatta günümüzde bile stilinin etkisi çok güçlü. Fransız kadını imajı birebir onunla özdeşleştiriliyor çoğu zaman. Moda dergilerinin sevdiği bir tabirle, ‘çabasız’ ama özgün kıyafetleri, kısa kahkülü ve hiç eksik etmediği göz kalemiyle zihnimize kazındı Anna Karina. Sonrasında gelen taklitleri çok…

Durup dinlenmeden üretmeye inanan, kendini her seferinde baştan yaratan, 20’inci yüzyıla damgasını vuran bir oyuncu ve şarkıcıydı. Hatta yönetmen ve yazardı. Her şeyin ve herkesin birbirine benzemeye başladığı şu çağda, üzen bir kayıp.