Yazar: Gamze Akyol
3 Aralık 2021
2021 belki de güzel biter: Aralık ayı boyunca ekranlarda izleyeceğimiz diziler ve filmler

Biz daha 2020’yi atlatamamışken bir baktık ki 2021’in sonuna gelmişiz. 2022 için ne dileyeceğimizi bile bilmiyoruz henüz. Zaten dilesek de krizler çağının orta yerinde daha ne olsun… Of 2021 bitmeden izleyeceğimiz son birkaç yapıma değinecektik, konu yine nerelere geldi. Neyse ki Aralık ayı yanında kara kışının yanı sıra yolunu dört gözle beklediğimiz birçok yapımı da beraberinde getiriyor. Teselli gibi teselli… Koca bir yılı daha geride bırakırken uzaktan uzağa, festivallerden takip ettiğimiz The Lost Daughter ve The Power of the Dog’a ya da fragmanlarıyla bile kalbimizi hoplatan The Matrix Resurrections ve Spider-Man: No Way Home’a ve hakkında duyduklarımız ile beraber iyice meraklandığımız (Samantha’sız olmasına rağmen) And Just Like That ve Landscapers gibi dizilere kavuşmamıza çok az kaldı. Üstelik sevilen birçok dizi de yeni sezonlarıyla ekranlara dönmeye hazırlanırken bize de tüm bu yolunu gözlediğimiz yapımlara bir bir dadanmak düştü elbette. Aralık ayı boyunca beyazperdeden ya da dijital platformlardan izleyebileceğimiz yapımlarla karşınızdayız bu defa.

The Power of the Dog (1 Aralık)

Cannes Film Festivali’nin Altın Palmiye’sine layık görülen ilk kadın yönetmen olan Jane Campion bir süredir ara verdiği beyazperdeye Thomas Savage’in aynı isimli romanından uyarladığı The Power of the Dog ile dönüş yapıyor, ne de güzel yapıyor. Beraber işlettikleri çiftliklerinde hayatlarını sürdüren ve birbirleriyle geçinmekte bir hayli zorlanan iki kardeşin hikayesi anlatılıyor bu eserde. Bu kardeşler arasında daha sakin ve de uyumlu bir mizaca sahip olan George bir gün Rose ismindeki eşini kaybetmiş ve çocuklu bir kadınla evlenmeye karar veriyor. George’a göre çok daha sert, huysuz ve de sevimsiz bir mizaca sahip olan ağabeyi Phil ise yaşam alanlarına bir yabancının özellikle de bir kadının dahil olmasından son derece rahatsız oluyor. Phil, Rose’ın oğlu Peter’i Rose ve George’ın arasını bozmak için kullanmaya çalışırken bu sert mizacı beklemediği bir şekilde yumuşamaya başlıyor. Dünya prömiyerini Venedik Film Festivali’nde gerçekleştiren ve toksik maskülenliğin toksik taraflarını sık sık gözler önüne seren The Power of the Dog, 1 Aralık’ta Netflix’te yerini aldı bile. Başrollerinde ise Benedict Cumberbatch, Kristen Dunst, Jesse Plemons bulunuyor.

Harlem (3 Aralık)

Hit film Girls Trip’in yaratıcısı olan Tracy Oliver’ın ellerinden çıkan bu komedi, hepsi 30’lu yaşlarında olan dört yakın arkadaşın hikayesini anlatıyor. Oliver dizinin itici gücünün “30’lu yaşlarınıza geldiğinizde hayatla ilgili her şeyi çözmüş olmamız gerekiyor şeklinde bir algı var toplumlarda. Ama ben 30’lu yaşlarımdayım ve hâlâ birçok şeyi anlamamış durumdayım” şeklinde açıklıyor. Meagan Good, Grace Byers, Shoniqua Shandai ve Jerrie Johnson’ı başrollerde ve sırasıyla aşkı, hayatı ve kariyerlerini anlamaya çalışan bir profesör, bir moda tasarımcısı, bir şarkıcı ve bir teknoloji girişimcisi olarak izleyeceğiz Harlem’de. Amy Poehler ve Pharrell Williams gibi isimlerin de yapımcılar arasında olduğu bu eğlenceli dizi, 10 bölümlük ilk sezonuyla 3 Aralık’ta Amazon Prime’da yayınlanacak.

Landscapers (8 Aralık)

Başrollerinde Olivia Colman, David Thewlis, Samuel Anderson ve Kate O’Flynn gibi yıldızları izleyeceğimiz Landscapers sonbaharın merakla beklenen yapımları arasında yer alıyordu. Şimdilik bir mini dizi şeklinde planlanan Landscapers, anne-babalarının cinayetinden hüküm giymiş Susan ve Christopher Edwards çiftinin gerçek hikayesini ekrana taşıyacak. Bu sayko çift, Sarah’nın anne-babasını yani Patricia ve William Wycherley’i öldürüp İngiltere’deki evlerinin arka bahçesine gömüyor ve 15 yıl boyunca hiçbir şey olmamış gibi hayatlarına devam ediyor. Wycherley çiftinden miras kalan 245 bin sterlini de bir güzel harcıyorlar. 15 yılın sonunda, 2013’da bu korkunç suç tesadüfen ortaya çıkıyor ve çift yargılanıyor. Edwards’ların bu süre zarfında yaşadıklarını ekrana taşıyacak olan kara komedi türündeki Landscapers’ın yazarı ise Colman’ın eşi Ed Sinclair.  Landscapers ülkemizde, İngiltere’de yayınlandıktan bir gün sonra yani 8 Aralık’ta beIN CONNECT’te yayınlanmaya başlayacak.

And Just Like That (9 Aralık)

1998-2004 tarihleri arasında yayınlanan; Carrie, Miranda, Charlotte ve Samantha ismindeki yakın dostların hayatına yakından bakan ve bir kuşağın hayatında önemli bir yer edinmiş bir diziydi Sex and the City. Altı sezonun ardından yayınlanan iki devam filmi ise beklentilerin epey altında kalmıştı. Ama elbette Hollywood remake’lerle çalkalanmaya başlayınca Sex and the City de bu rüzgardan nasibini aldı ve bu defa da ekranlara And Just Like That dizisi ile dönmeye hazırlanıyor. Bu devam dizisi hakkında bildiklerimizi daha önce uzun uzun sıralamıştık. Bu defa Samantha’sız bir şekilde ekranlara dönecek olan bu ikonik dizide Nicole Ari Parker, Sara Ramirez ve Sarita Choudhury gibi yeni yüzler de hikayeye dahil olacak. Ve And Just Like That 9 Aralık’ta HBO semalarında yerini alacak.

Encounter (10 Aralık)

Sound of Metal’deki performansıyla aklımızı başımızdan alan Riz Ahmed, bu sene de Encounter ile ekranlarda. Michael Pearce’ın yönetmenliğini üstlendiği Encounter, Malik Kahn ismindeki bir deniz piyadesinin iki oğlunu gizemli uzaylı tehditlerinden korumak için verdiği savaşı anlatıyor. Kahn çocuklarını korumak için çeşitli fedakarlık yapmak ve bir noktada onları terk etmek; çocuklar ise babalarının gidişinin ardından daha çabuk büyümek zorunda kalıyorlar. Bilim kurgu türündeki bu filmde Riz Ahmed’e Rory Cochrane, Lucian-River Chauhan ve Aditya Geddada gibi isimler eşlik ediyor ve fragmanda ilk olarak gizemli havası göze çarpıyor. Encounter 10 Aralık’ta Amazon Prime’da yerini alıyor.

Nightmare Alley (17 Aralık)

Nightmare Alley, kadrosundaki isimleri öğrendiğimizden beri öne çıkan detaylarıyla da kalp atışlarımızı hızlandıran bir yapım. William Lindsay Gresham’ın 1946 tarihli aynı adlı romanı 1947 yılının ardından ikinci defa beyazperdeye uyarlanıyor. Ve bu defa bu uyarlamanın arkasındaki isim The Shape of Water ile Oscar heykelciğini kucaklamış ve filmlerinde fantastik ögelerle oynamayı seven Guillermo del Toro. Usta bir manipülatör olan Stan Carlisle (Bradley Cooper) isimli bir karnaval göstericisinin (ya da kahinin), işinde oldukça iyi olan psikiyatrist Dr. Lilith Ritter’ın (Cate Blanchett) numaralarının peşine düşmesini anlatıyor. Çünkü Dr. Lilith Stan’ın kız arkadaşı Molly (Rooney Mara) ile beraber gerçekleştirdikleri şovlara olan ilginin azalmasına sebep oluyor. Kadrosundaki isimlerle ışıldayan Nightmare Alley 17 Aralık’ta dünyanın birçok yerinde vizyona girmeye hazırlanıyor.

The Witcher (17 Aralık)

Geralt of Rivia’a uzun bir bekleyişin ardından sonunda kavuşuyoruz. Henry Cavill’in hayat verdiği bu ihtişamlı karakterimiz ilk sezonun sonunda kendisine bildirilen kehanetini yaşamaya yaklaşmış, Prenses Ciri ile sonunda buluşabilmişti. İkinci sezonda ise Geralt Ciri’yi hem kendinden hem de gelebilecek tüm tehlikelerden korumaya çalışacak. Cavill, Geralt’ın içine düştüğü durumu ve duyduğu baba şefkatini şu şekilde açıklıyor; ”Geralt çocuk özlemi çeken biri olmasa da doğal olarak bir koruyucu olmayı kabul ediyor.” Geralt’ın bu görevin üstesinden de geleceğine oldukça eminiz ve yeni sezonu heyecanla bekliyoruz elbette. Eğer siz de The Witcher’ın dünyasına dahil olmak istiyorsanız bu Netlix dizisinin yanı sıra uyarlandığı seriye de yani Andrzej Sapkowski’nin kitaplarına da dadanabilir ya da aynı isimli oyununu oynayarak bu fantastik dünya hakkında bilgi sahibi olabilirsiniz. Köken aldığı kaynaklardan ötürü geniş bir izleyici kitlesine sahip olan The Witcher dizisinin ikinci sezonu, 17 Aralık’ta Netflix’te yayınlanacak.

Spider-Man: No Way Home (17 Aralık)

Marvel 4. fazında son sürat yol almaya devam ederken, bu fazın kilit kahramanlarından ikisini buluştıran Spider-Man: No Way Home da senenin en çok merak edilen yapımlarının başında geliyor. Mahallemizin Örümcek Adam’ı Doctor Strange’in de yardımıyla tüm evrenin başına türlü belalar sarıyor bu defa. Spider-Man, Peter Parker kimliğinin ifşa olmasının ardından bizim kozmik büyücümüz Doctor Strange’in kapısını çalıyor. Strange, Parker’ın kimliğinin kız arkadaşı MJ de dahil kimsenin bilmediği bir dünya yaratmaya çalışırken işler beklediği gibi gitmiyor ve yanlışlıkla diğer evrenlerden dünyamıza bir kapı açıyor. Yani Marvel hayranlarının merakla beklediği çoklu evrenler sonunda MCU’da işlenmeye başlıyor. Strange’in açtığı bu geçitten Tobey Maguire’li Spider-Man evreninden Doctor Octopus ve Green Goblin; Andrew Garfield’li Spider-Man evreninden ise Electro ve Sandman gibi kötüler dünyamıza geliyorlar ve olaylar gelişiyor. Bu arada çoklu evrenler teorisinin başından beri Marvel hayranları bir umut Tobey ve Andrew’ın da dönüşünü bekliyorlar. Tobey ve Andrew’ın setten sızdırılan fotoğraflarına ve yayınlanan fragmanda varlıklarına dair yakalanan bazı detaylara rağmen film ekibi ve oyuncuları ısrarla böyle bir dönüşün olmayacağını söylüyorlar. Hatta bu konu uzun zamandır filmin önüne geçmiş durumda. Artık kabak tadı veren bu konunun da sonunda bir açıklığa kavuşacağı Spider-Man: No Way Home 17 Aralık’ta vizyona giriyor, spoiler yememek istiyorsanız 17 Aralık’ta sinema salonlarına koşun hemen…

Being the Ricardos (21 Aralık)

The Trial of the Chicago 7 filmiyle geçtiğimiz Oscar’larda umduğunu bulamayan usta yönetmen Aaron Sorkin bu defa 1950’li yıllarda yayınlanmış I Love Lucy dizisinin başrollerini ekrana taşıyor. Yayınlandığı 1951-1957 yılları arasında çokça sevilen ve izlenen I Love Lucy dizisi Ricky Ricardo ismindeki bir mafya lideri ve eşi Lucy Ricardo’nun hayatını anlatıyordu. Ve bu çifte hayat veren Lucille Ball ile Desi Arnaz da gerçekten evlilerdi. Sorkin, Being the Ricardos filmiyle Ball ile Arnaz arasındaki ilişkiye ve bu ilişkinin kırılma noktalarına odaklanacak. Javier Bardem’le başrolü paylaşan Nicole Kidman hayat verdiği Ball’ın kendine has konuşma tarzı ile ilgili epey mesai harcadığını ve bu rolde kendisini konfor alanının dışında hissettiğini, bu sebeple de performansının komik bulunabileceğini söylüyor. Sorkin, Kidman ve Bardem üçlüsünün merakımızı perçinlediği Being the Ricardos 21 Aralık’ta Amazon Prime semalarında yerini alacak.

Don’t Look Up (24 Aralık)

Hali hazırda içinde bulunduğumuz pandemiyle beraber, hepimizin ekranlarda severek izlediği ve ekran başında karakterlere bol bol akıl verdiği felaket senaryolarından biriyle gerçek hayatta karşılaşınca ne kadar tepkisiz kalabileceğimizi gördük. Don’t Look Up’ta da dünyayı yok etme potansiyeli olan bir kuyruklu yıldızın gezegenimize çarpma ihtimali olan bir felaket senaryosu işleniyor ve insanların tepkisizliğiyle bir güzel dalga geçiliyor. Adam McKay’in kaleme aldığı bu kara komedi merkezine Jennifer Lawrance ve Leonardo DiCaprio’nın canlandırdığı iki astronomu alıyor. The New York Times’a konuşan McKay “İnsanların başlarına küresel bir felaketin geleceğine asla inanmadıkları bir felaket filmi fikri, en tuhaf fikirlerden değil. Ama ben buna kara komedi diyorum” diyerek yola çıktığı bu eserinde seyircisini bolca ironiye maruz bırakacak ve güldürecek gibi. Merly Streep, Rob Morgan, Jonah Hill, Timothée Chalamet, Cate Blanchett, Ariana Grande gibi isimlerin de yer aldığı kadrosuyla kendinden bolca bahsettiren Dont’ Look Up filmi, önce 10 Aralık’ta sinemalarda ardından 24 Aralık’ta da Netflix’te yerini alacak.

The Matrix Resurrections (22 Aralık)

Son filminin üzerinden neredeyse 20 yıl geçen bir devam filmi ancak bu kadar heyecan yaratabilirdi… Evet, bilim kurgunun öncü eserlerinden olan Matrix serisi Keanu Reeves ve Carrie-Anne Moss başrolleriyle beraber geri dönüyor ve kalp atışlarımızı yine, yeniden hızlandırıyor. Lana Wachowski’nin kardeşi Lilly Wachowski’siz yönettiği ilk Matrix filmi olan The Matrix Resurrections, fragmanından gördüğümüz üzere hem Neo’nun Neo olduğundan hem de Trinity’nin Trinity olduğundan habersiz olduğu (muhtemelen mavi hapı seçtikleri) bir dünya ile açılışını yapıyor. Hatta Neo’nun, kim olduğu ve yaşadığı bu dünya ile ilgili sorularını/sorunlarını çözmek için terapiye gittiğini görüyoruz. Bir de tabii Neo ve Trinity kavuşmasından ufak bir sahneyi. İkilinin birbirlerine yine karşı koyamayacağından emin olduğumuz bakışmalarının ardından genç Morphius’un da hikayeye dahil olmasıyla beraber karakterlerimizin bir noktada izlediğimiz o Matrix dünyasına döneceklerini de tahmin edebiliyoruz. Ama elbette “nasıl”ını tam olarak kestiremiyoruz çünkü bir Wachowski eserinden bahsediyoruz. Ne olursa olsun Neo ve Trinity ile her yola gireceğimizinden emin bir şekilde yılın en görkemli yapımlarından biri olan ve 22 Aralık’ta kavuşacağımız The Matrix Resurrections’ı dört gözle bekliyoruz.

Emily in Paris (22 Aralık)

İlk sezonuyla hem çok beğenilen hem de bolca eleştirilen Emily in Paris’in de yeni sezonuyla bu Aralık’ta buluşuyoruz. Sex and the City’nin de yaratıcısı olan Darren Star’ın yazarlığını, Lily Collins’in de başrolünü üstlendiği bu dizi bize bolca Paris hayali satıyor. İş dolayısıyla Paris’e taşınan Emily’nin burada yaşadığı toz pembe hayatı bolca süsleyerek ekrana taşıyor ve izleyicilerine tası tarağı toplayıp Paris’e yerleşme hayalleri kurdurtuyor. Başrolümüz Emily, başlarda iş yerine uyum sağlama konusunda ufak sorunlar yaşasa da tesadüfen karşısına çıkan her insan, başına gelen her olay bir şekilde onun lehine dönüyor, işine yarıyor. Emily de karşısına çıkan bu fırsatları çoğunlukla değerlendiriyor ve kariyerinde yükselişe geçiyor. Emily’in aşk hayatını ise “iç çektirecek kadar romantik ve gerçek olamayacak kadar güzel” şeklinde tanımlayabiliriz belki de. İzleyicisini asla yormayan, üzmeyen, zaman zaman eğlendiren ve bolca Fransa havası aldıran Emily in Paris’in 10 bölümden oluşan ikinci sezonunun ilk sezonunda yakaladığı popüleriteyi koruyup koruyamayacağını merakla bekliyor ve birçoğumuzun guilty pleasure’ı olan bu dizinin 22 Aralık’ta döneceğini hatırlatıyoruz…

Cobra Cai (31 Aralık)

Yayın hayatına YouTube’da başlayan ve burada yakaladığı başarının ardından Netflix’e transfer olan Cobra Cai dördüncü sezonuyla geri dönüyor. 1984 yılında yayınlanmaya başlayan efsanevi The Karate Kid serisinin devamı olan dizi, 1984 All Valley Karate Turnuvası maçından yıllar sonra, artık orta yaşlı olan karateciler Daniel LaRusso ve Johnny Lawrence’ın kendilerini yeniden sahalarda bulmasını anlatıyor. Lawrance geçmiş, ihtişamlı günlerine geri dönmek amacıyla dövüş okulu Cobra Kai’yi yeniden açmaya karar veriyor. Lawrance ve öğrencilerinin maceraları ise aksiyonla komediyi harmanlayarak ekranlara taşınıyor ve Karate Kid’den bolca selam getiriyor. Üç sezonu deviren Cobra Cai, dördüncü sezonuyla 31 Aralık’ta Netflix’e dönüyor ve sevenlerine güzel bir yeni yıl hediyesi veriyor.

The Lost Daughter (31 Aralık)

Oscar habercilerinden biri olarak görülen Gotham Bağımsız Film Ödülleri’nden En İyi Film, En İyi Senaryo, En İyi Başrol Performansı ve En İyi Çıkış Yapan Yönetmen ödülleriyle ayrılan The Lost Daughter için başlattığımız geri sayımın sonuna gelmek üzereyiz artık. 17 Aralık’ta vizyona girdikten iki hafta sonra da Netflix’ten de izleyebileceğiz ayrıca. Daha çok oyunculuğuyla tanıdığımız Maggie Gyllenhaal, ilk uzun metraj yönetmenlik deneyimi ile şu ana kadar filminin gösterildiği festivallerden bolca alkış topladı. Haliyle bizim de filme duyduğumuz merak git gide arttı. Üstelik başrollerinde de izlemeye doyamadığımız isimlerin başında gelen Olivia Colman’ın yanı sıra Dakota Johnson, Jessie Buckley, Peter Sarsgaard ve Paul Mescal gibi isimler yer alıyor. (Daha ne olsun!). Leda ismindeki bir üniversite profesörünün tatildeyken tanıştığı Nina ile beraber yaşamaya başladığı duygu karmaşasına ışık tutuyor The Lost Daughter. Leda, Nina’nın kızıyla olan ilişkisine tanık olmask kendi anılarına, anneliğinin ilk dönemlerine doğru kasvetli bir yolculuğa çıkmasına sebebiyet veriyor. Colman’ın performansıyla bir kez daha eleştirmenleri büyülediği The Lost Daughter’ın Oscar’da da sıkça adı geçeceği tahmin ediliyor.

editörün seçtikleri