Yazar: Zeynep Naz Inansal
2 Aralık 2021
Aç kanatlarını ve özgürce uç mavi kuş: Jack Dorsey Twitter’dan ayrıldığını açıkladı

Twitter’ı bir türlü bırakamayanlara ilham olabilecek, oldukça etkileyici bir örnek var artık karşımızda. Çoğumuzun yalnızca @jack olarak tanıdığı Jack Dorsey, kurucusu olduğu Twitter’daki CEO’luk görevinden ayrıldığını açıkladı. Dorsey, iş arkadaşlarına gönderdiği veda mail’inde şirketinin kurucularından bağımsız da ayakta durabilmesini istediği için ayrıldığını ve geride kalan ekibine her anlamıyla güvendiğini söylüyor. Artık mavi kuşun kendi ayakları üzerinde durma zamanı geldi desenize. Mail’i Twitter’dan paylaşacağını belirten Dorsey, dünyanın en şeffaf şirketi olmasını istediği Twitter’a veda ederken annesine de bir selam çakıyor. Yeni CEO, şirkette mühendis olarak işe başlayıp sonrasında şirketin CTO’su olan Parag Agrawal olacak, hatta şimdiden görevine başladı bile. Dorsey de Mayıs 2022’ye kadar yönetim kurulunda kalacak, sonra da şirketle bağını tamamen kesecek. 

Her ne kadar her ayrılığın üzücü bir tarafı olsa da Twitter için işler yolunda görünüyor. Bu istifa haberinin ardından şirketin hisseleri yüzde 10’un üzerinde değer kazanırken, yönetim kurulundan da kararın doğru olduğu yönünde açıklamalar geldi. Dorsey’nin kurucusu olduğu şirketle yakından ilgilenmemesi, yeni fikirler ve uygulamalarla ilgili yeterince yaratıcı olamaması ve zamanının çok azını Twitter’a ayırıp spiritüel yolculuklara çıkmayı tercih etmesi de onun göreve artık uygun bulunmama sebeplerinden. Her ne kadar ayrılığın kendi kararı olduğunu söylese de, bunun yönetim kurulunun baskıları sonucu zorunlu kalınan bir istifa olduğunu düşünmeden edemiyoruz. Artık Twitter, yıllar öncesinin masum haberleşme sitesinden çok daha fazlasına dönüştü ve tabii Dorsey’i de bu süreçte aştı. Yuvadan uçan kuşlara, Twitter’a ve Jack Dorsey’le ayrılıklarına dadanıyoruz. 

Jack Dorsey, kariyerine babasının hediyesi Macintosh bilgisayarının yardımıyla hacker olarak başlıyor. New York’ta yer alan bir bisiklet kuryesi firmasının güvenlik açığını yakalayan Dorsey’e firmanın yöneticisi bir iş teklif edince, her şeyi bırakıp New York’a taşınıyor ve ailesini memnun etmek için NYU’ya kaydoluyor. Daha sonra okulu bırakıp farklı iş ve start-up maceraları yaşıyor ve 2000 yılında Twitter’ın ilk fikri kafasında oluşmaya başlıyor: insanların her yerden durum güncellemesi yapabilecekleri bir alan. Farklı işler deneyen ve bir türlü yüzü gülmeyen Dorsey, yazılımcılığa geri dönmek için San Francisco’ya taşınıyor. Ev Williams, Biz Stone ve Noah Glass’la birlikte Twitter’ı kuruyor ve 21 Mart 2006’da ilk tweet’ini atıyor. (Daha sonra bu tweet bir NFT olarak 2.9 milyon dolara satıldı bu arada, ah modern dünya…)

Dorsey 2007’de hızla yükselişe geçen ve milyonlarca dolar yatırım alan Twitter’ın CEO’su olarak atanıyor. Ama bu görevi çok uzun sürmüyor, çünkü ortakları onun işini düzgün yapamadığını düşünüp 2008 yılında onu görevden alıyorlar. Twitter’ın sık sık çökmesine sebep olan bir teknik sorunu çözememesi ve işten erken çıkıp yoga ve moda tasarımı derslerine gitmesini öne süren ortakları ona ya CEO ya da tasarımcı olabileceğini sertçe söylüyorlar. Gördüğünüz gibi ilk günden itibaren Dorsey’nin kafası oldukça karışık, hatta şirkete pek de ilgisi yok gibi. Yönetim kurulunda kalmaya devam eden özgür ruh, ‘siz beni CEO yapmazsanız, ben de kendimi CEO yaparım’ diyor ve 2009’da dijital ödeme platformu Square’i kuruyor. Ama 2011 yılında yönetici olarak, bu kez ürün geliştirmeye odaklanmak için Twitter’a dönüyor Dorsey. 2013 yılında halka açılan Twitter, onu milyarder yapıyor. Belki de bu heyecanın da etkisiyle 2015’te tekrar CEO oluyor, ama yanlış bir kararla iki şirketi arasında zamanını bölüştürmeye başlıyor. 

Dorsey’nin ikinci CEO’luk dönemi yanlış yerde başlıyor ve hem şirketi hem de kendisini kötü etkiliyor. İki şirket arasında gidip gelen Dorsey, iki şirketin çalışanlarının da diğerinde daha çok zaman geçirdiğini düşünmesinden yakınıyor. Ama galiba asıl sorun ikisinde de pek zaman geçirmemesi. Yatırımcıların ve yönetim kurulunun da bu durumdan çok memnun olmadıklarını ekleyelim tabii. Hatta 2020 yılında şirketin yüzde 4’lük hissesini satın alan Elliot Management bu sebeple Dorsey’nin görevini bırakması gerektiğini söylüyor ve bunun için ciddi bir destek topluyor. 2021 yılında Donald Trump’ı sitelerinden engelleme kararı alıyorlar. Dorsey bunun doğru karar olduğunu, ancak sonrası için endişelendiğini söylüyor ve iki taraftan da tepki topluyor. Yalan bilginin yayılmasına sosyal medya platformlarının katkısı dahilinde de ifade vermek zorunda kalıyor. 

Dorsey’nin imajı ve bildiğimiz kadarıyla karakteri düşünülünce tüm bu dev konuların onun için fazla stresli olduğunu görebiliyoruz. Onu kontrolü bırakmaktan çekinmeyen, çok da küçük işlere karışmayan bir yönetici olarak tanımlıyorlar. Zamanının onda birini Twitter’a ayırdığını söyleyen hissedarlar ve yönetim kurulu bu durumdan pek de memnun değiller ve CEO olduğu dönemde yaptığı tek yeniliğin tweet uzunluğunu 140 karakterden 280 karaktere çıkarmak olduğunu söylüyorlar. Peki Dorsey şirketine ayırmadığı zamanını nasıl geçiriyor?

Erkenden kalkıp buz banyosuyla güne başlıyor, 8 kilometre yürüyor, bu sırada podcast dinliyor, günde iki kez meditasyon yapıp tek öğün yiyor ve cumadan pazara oruç tutuyor. Kendisini eleştirenler onun bir CEO’dan çok hippi olduğunu söylüyorlar. Şirketi için en kritik anlarda kimsenin ona ulaşamadığı bir adada ya da teknoloji orucuna çıktığı bir gezide olabiliyor çünkü. Sanki Dorsey’nin tüm varoluşu bu işi yapmak istemediğini söylüyormuş gibi, biz de ikna olduk. Belki de bu rutinleri arasındaki boş zamanı ona yeni fikirler verecektir. Böylesi bir zihnin tek bir şeye odaklanması biraz zor. Zaten Twitter şimdilerde 400 milyon kullanıcıya ulaşmış durumda, yükselen hisseleri ve sadık kullanıcıları sayesinde de ayakta kalacaktır. Bu ayrılık iki taraf için de iyi olmuşa benziyor. Ne diyelim, mavi kuş ve Jack için hayırlısı olsun.

editörün seçtikleri