Yazar: Özge Akkaya
13 Haziran 2021
Ada mı hayırsız, insanlar mı: Hayırsızada ve sürgündeki köpekler

Yıllardır beklenen hayvan hakları yasa düzenlemesi hâlâ hayata geçirilmemişken ve bu topraklardaki en büyük köpek katliamlarından birinin gerçekleştiği 1910 yılının 3 Haziran’ının sene-i devriyesini de henüz geride bırakmışken Hayırsızada olayını anmak istedik.

Asıl adı Sivriada olan, ama üzerinde hiçbir şey yetişmediği için Hayırsızada olarak anılan İstanbul açıklarındaki bu kel kara parçası Osmanlı zamanında İstanbul köpeklerinin topluca sürgün edildiği yerdi. Bu sürgünlerin kimi halk tarafından durdurulsa da 1910 yılındaki sürgün, toplu bir katliamla son bulmuştu ne yazık ki.

Fotoğrafların hepsi, Haytap’ın web sitesinden alınmıştır.

1910 yılına gelmeden önce 19. yüzyılın ilk çeyreğindeki ilk sürgün teşebbüsüyle başlayalım köpeklerin makus talihini anlatmaya…

Köpekler Bizans İmparatorluğu’ndan bu yana İstanbul’u mesken tutmuş, belki de şehrin en eski sakinleriydi. Yani onlar İstanbul’u henüz İstanbul değil, Konstantinopolis iken ev edinmişlerdi. Ne var ki ‘‘idareciler’’ onları kentin sakini olarak görmüyordu. O dönemlerde köpek nüfusunda yaşanan artışlardan dolayı yönetimler zalim tedbirler almaya kalkışıyordu. Bu tedbirlerden biri de Hayırsızada’ya kurulan toplama kampıydı. Aradan geçen yüzyılların bazen hiçbir şeyi değiştirememesi sizce de çok ilginç değil mi?

İlk toplu sürgün 19. yüzyılın ilk çeyreğinde, İkinci Mahmud zamanında gerçekleşmişti. Hükümdarın emriyle birkaç gün içinde İstanbul’un tüm köpekleri sandallara, teknelere doldurulup kuş uçmaz kervan geçmez o adaya götürülmüştü. Ne var ki İkinci Mahmud bu sürgünden dolayı hiç beklemediği bir tepkiyle karşılaşmıştı: Halk hayvanlara eziyet etmenin uğursuzluk getireceğinden korkuyor, köpekleri geri istiyordu. Bunun üzerine Hayırsızada’ya bırakılan köpekler gerisin geri teknelere koyulup yuva edindikleri İstanbul sokaklarına salınmıştı tekrar. Köpeklerin adaya götürülmesinin laneti midir bilinmez ama İstanbulluların beklediği felaket de kapılarını kısa bir süre içinde çalmıştı. Mısır valisi Kavalalı Mehmed Ali Paşa’nın oğlu İbrahim Paşa’nın ordusu Kahire’den kalkıp Kütahya’ya kadar girdi.

1910 yılına gelirsek… Köpeklerin Hayırsızada’ya terk edilip geri getirilişinin üzerinden yüzyıl geçmişti. Ama sokak köpeklerinin kaderi hâlâ aynıydı. Bu defa sürgün operasyonunun başında İstanbul Şehremini, yani belediye başkanı Suphi Bey vardı. İktidardaki İttihatçıların da desteğini alarak birkaç gün içinde 80 bin köpeği toplayıp Hayırsızada’ya gönderdi.

Bu arada, sokak köpeklerinin Fransa tarafından satın alınmak istendiği için toplandıkları da söylenir. Fransa’nın amacı ise toplanan bu sokak köpeklerini elbette ki kozmetik ürünler için denek olarak kullanmak… Tabii Osmanlı’daki ekonomik durum da pek iyi olmadığı için bu teklif havada kapılıyor desek yeridir. Yine de Fransa ile olan bu anlaşmanın ne kadar gerçek ne kadar spekülatif olduğu tartışmaya açık. Mesela Murat Bardakçı bu soykırımdan bahseden yazısında anlaşmadan söz etmiyor. Ama 80 bin köpeğin toplanıp günlerce Tophane’deki tekne ve gemilerde bekletildiği ve Fransa’nın anlaşmadan cayıp köpekleri almaya gelmediği için toplanan köpeklerin İstanbul sokaklarına geri bırakılmak yerine Hayırsızada’ya bırakıldığı da anlatılanlar arasında.

80 bin köpeği toplamak da kolay iş değildi elbette. Özellikle köpekleri toplayıp ıssız bir yerde ölüme terk etmenin vebali altına girmek istemeyen halk düşünülürse, bu işi yapacak kişileri bulmak sanıldığından daha zor olmuştu. Suphi Bey’in o dönem bulduğu çözümü Pierre Loti’nin cümlelerinden dinleyelim:

‘‘…Bu ülkeye İkinci Mehmedin ordularının ardından gelen köpekler … Terakki’yi ve hükümet işlerine levantenlerin girişini unutmuşlardı. Dört-beş asırlık sadakatten sonra ve kimseyi hiçbir zaman ısırmamış olmalarına rağmen, katliamların en iğrencine mahkum edildiklerini gördüler. Hiçbir Türk, Hilal’e uğursuzluk getireceği söylenen bu onur kırıcı görevi üstlenmek istemedi. Bu yüzden serseriler, işsiz güçsüzler ve haydutlar görevlendirildi. Bunlar işlerini demir kıskaçlarla yapıyorlar, zavallı kurbanlarını boyunlarından, ayaklarından ya da kuyruklarından yakalıyorlar ve onları rastgele kan-revan içinde Hayırsızada’ya götürecek olan mavnalara atıyorlardı.”

Pierre Loti’nin tasviriyle yalnızca “serseriler, işsiz güçsüzler ve haydutlar bu onur kırıcı görevi” üstlenmeye gönüllü olmuştu. Yani İstanbul halkı bu sürgünün de karşısındaydı, bir kez daha. Haziran başında adaya terk edilen köpeklerin feryatlarının Anadolu yakasından duyulduğu, halkın durmaksızın adaya yemek taşıdığı ama onca köpeğe gücünün yetmediği anlatılıyor.

Sözü tekrar Pierre Loti’ye verelim:

“…İstanbul’un diğer bütün köpeklerinden yüzlercesinin yer aldığı Hayırsızada, Marmara’nın ortasında çöle benzeyen bir kayaydı. İçecek bir damla su yoktu, köpekler orada açlıktan ve susuzluktan öldüler ve bu arada bilinçlerini yitirdiklerinden birbirlerini yediler. Adanın yakınlarından bir kayık geçerken hepsi kıyıya geliyorlardı ve yürekleri parçalayan iniltileri duyuluyordu. Bu, iki ay sürdü. Kayıkları ve insanları ne kadar uzakta olursa olsun gördüklerinde, bütün saflıklarıyla yardıma çağırıyorlardı.

…Ve ben de bu köyün insanları gibiydim… Bütün bunların Türkiye’ye uğursuzluk getirmesinden korkuyorum.’’

Şimdi köpeklerin Hayırsızada’ya ilk bırakılışının üzerinden iki, 1910’daki sürgünün üzerindense bir yüzyıldan fazla geçmişken, vardığımız yere bu gözle bakmak daha da üzücü bir hal alıyor gibi. Hayvanları can değil, mal olarak gören yasanın bunca yıl yeniden düzenlenememiş olması bir çeşit akıl tutulmasıyla açıklanabilirdi belki ama tarihimize bakınca bunun basiret bağlanmasından öte bir şey olduğunu düşünmek aklımıza daha çok yatıyor. Bu dönem meclis kapanmadan yasa düzenlemesinin hayata geçirileceği duyuruldu. Bu seferin öncekilerden farklı olmasını umalım.

3 Haziran 1910’da yaşanan toplu katliamı Serge Avedikian’ın 2010 Cannes Film Festivali’nde “En İyi Kısa Metrajlı Film” ödülünü alan Chienne d’Histoire kısasıyla keşfedebilirsiniz.

Bu arada katliamın 102. yılında, 2012 yılında Hayırsızada’ya köpekler için bir anıt dikilmişti.

editörün seçtikleri