Yazar: Lian Penso
7 Eylül 2021
Anadolu’nun bilinen en eski içeceği: Biranın binlerce yıllık tarihine dadanıyoruz

İzmir’deyiz. Bizi çok heyecanlandıran bir yeri gezeceğiz. Burası bir inovasyon merkezi. Her gün birbirinden farklı craft bira denemeleri ve Ar-Ge çalışmaları gerçekleşen Anadolu Efes Yenilik Atölyesi.

İçeri giriyoruz, craft biranın heyecanlı ve hareketli dünyasını yansıtması adına kadın sanatçılarla iş birliği yapılarak boyanan rengarenk duvarlar bizi karşılıyor. Burası Anadolu Efes’in yenilikçi yaklaşımının son halkası olarak Türkiye’nin dünya bira pazarında daha fazla söz sahibi olması amacıyla kurulmuş. Merkezde hem yeni ürünler geliştirilirken hem de üretim teknikleri üzerine çalışmalar yapılıyor. Aynı zamanda burası sektör profesyonelleri için de bir buluşma ve deneyim paylaşma noktası olarak da faaliyet gösteriyor. Burada bira tadımları, sohbetler ve lezzet eşleşmeleri yapılıyor.

Geçtiğimiz yaz hayatımıza giren, bira standartları enstitüsü VLB Berlin tarafından da onaylanan +1 dinlendirme tekniği ve Avrupa Çölyak Derneği’nin de onayladığı glütensiz karabuğday birası tam da bu renkli kapıların ardında uzun süren araştırmalar sonucu ortaya çıkmış.

Anadolu Efes Yenilik Atölyesi turumuzun ardında ise bizi bekleyen harika bir sunum vardı. Sıra arkeolog Doç. Dr. Güneş Duru’dan biranın arkeolojisini dinlemekti. Öğrendiklerimizi paylaşmak mı? Tabii ki!

Öncelikle söyleyelim; son arkeolojik bulgulara göre biranın tarihçesi en az 12-13 bin yıl öncesine dayanıyor. Gelişen arkeolojinin sunduğu olanaklar bize biranın insanlığın muhtemelen en eski içeceği olduğu ve Anadolu’nun malta, biranın üretimine ve gelişimine ev sahipliği yaptığını gösteriyor. Tarihte bira, insanların doğa ve bitkilerle kurduğu etkileşimin en önemli belirleyicilerinden biri. Hatta geçmişte yaşanan ani değişkenlik gösteren iklim koşullarında besin değeri sayesinde toplulukların hayatta kalmasında önemli bir etken. Üstelik bu besini yıl boyu sağlayabilmek ve koruyabilmek için tahıl üretimine, dolayısıyla tarım toplumuna geçişe vesile olduğunu görüyoruz.

Güneş Duru

Bunun yanında biranın kutlama ve törenlerde sosyalleşmelere eşlik ederek toplumsal hafızayı pekiştiren, birlikteliği besleyen bir içecek olduğunu da bulgulardan anlıyoruz. Arkeolojik veriler ve pek çok etnografik örnek biranın ziyafetler, törenler ve ikramlarla yakından ilişkili olduğuna işaret ediyor.

Dış yüzeyi yaban hayvanlar ve çeşitli motiflerle bezeli taş kap ve kaseler Kuzey Suriye bölgesi, Orta Fırat Bölgesi’ndeki Batman ve Urfa ile Göbeklitepe’nin de içinde olduğu birbirinden yüzlerce kilometre uzakta olan birçok yerleşim merkezinde bulunmuş. Bu etkileyici süslü kapların sıvı taşımak için kullanıldığı ve içinde bira sunulduğu tahmin ediliyor. Farklı toplulukların uzun mesafeler kat ederek, belirli aralıklarla bir araya gelirken, diğerlerini etkilemek için birayı bu etkileyici taş kaplarda sundukları tahmin ediliyor.

Ve bira Anadolu’da ‘‘evcilleşiyor’’:

Arkeologların ulaştığı bitki DNA’ları, einkorn yani siyez buğdayının Göbeklitepe ve Nevali Çori’nin içinde olduğu bir coğrafyada evcilleştirildiğini, arpanın ise Ürdün’den Suriye’ye ve daha kuzeyde Anadolu’ya biraz daha geç yayıldığını gösteriyor.

Uzunca bir süre ilk bira içen topluluklar, yabani arpa ve arpadan daha önce evcilleştirilmiş olan buğday birası ya da her ikisinin karışımından oluşan bir tür bira içiyorlarmış. Ancak geçmiş toplulukların bir süre sonra farklı alkol özellikleri barındıran, daha kekremsi, daha acı ve farklı renk ile yoğunluklarda biralar yaparak bira yapımının yerelleştirildiğini söylüyor.

Volkanik Kapadokya’daki Aşıklı Höyük, Konya’daki Çatalhöyük gibi ilk yerleşik toplulukların arpayı kültive etmesi ve yaygın olarak kullanmaya başlaması Anadolu bira tarihi için önemli bir gelişme olmuş. Hatta bitkilerin, meyve yemişlerin yavaş yavaş ön plana çıktığı yeni beslenme alışkanlıklarında farklı buğday ve arpa çeşitlerinden üretilen ekmekler ve lapalar mutfak kültürünün de temellerini inşa etmiş.

Kısacası, 10 bin yıldan daha uzun süren hikayesi ile bu toprakların belki de en eski içeceği olan bira, bu toprakların, Anadolu’nun ürünü ve geçmişte gördüğümüz en önemli inovasyonlardan biri. Gelecekteki yenilikleri ise sabırsızlıkla, heyecanla bekliyoruz.

editörün seçtikleri