”Anlattıklarımı yaşamam ve seyirciye yaşatmam gerekli”: Lesli ile Stand Up ve sahne üzerine bir röportaj
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Her türlü kültürel dinamiğin en sağlam kaynaklarından biri tartışmasız komedi. Yönlendirir, şekil verir ve en nihayetinde kişiyi de konuyu da popüler kılar. Maalesef ki uzun yıllar boyunca, cinsiyet eşitsizliğinin belirgin bir şekilde seçilebildiği alanlardan oldu. Dünyanın dört bir yanındaki komedi kulüplerinin kadrolarındaki kadın sayısını sınırlamasına yol açan bir düşünce tarzıydı bu hatta… Pek çok yetenekli komedyen bu sebeple ana akıma ulaşma konusunda zorluklarla karşılaştı. Sonuçta, stand-up gibi bir alanda ustalaşmak, canlı bir seyircinin önünde mesai harcamayı gerektirir. Bize kalırsa, çoğu bulundukları zamanın ilerisindeydi, galiba sonunda zaman onlara yetişmeye başladı. Lesli ile stand up

Lesli Karavil de pek çok farklı alanda harika işlere imzasını atmış bir isim. Yayıncılıktan oyunculuğa, kültür ve sanat sektörünün farklı kollarında çalışmış, uzun yıllar da yurt dışında yaşamış. Haliyle komedi yapan birisinin ihtiyacı olan her türden ilham ve iç görü materyaline sahip. Zaten gösterilerine gidenler ne demek istediğimizi anlamıştır. Gitmeyenler de BluTV’de yayınlanan Lesli ile Stand Up gösterisini hemen izlemeli ki hak versin. Bu arada, biz de hem dadanmanın gücü adına hem de 8 Mart haftasının şerefine kariyerini, dijital yayıncılığı ve geçmişten bugüne komedi camiasındaki cinsiyet ayrımcılığı üzerine bir konuşma gerçekleştirdik. Eğer, uzun zamandır kendisine dadanmayı bekleyenlerdenseniz bu röportaj sizin için.

Sanat sektörü bu malum süreç içinde epey yıprandı. Keza bizler de öyle… Sen nasılsın peki, nasıl geçti, geçiyor günlerin? Gözlem yapmayı seven biri olduğunu biliyoruz, eksikliğini çektin mi bu durumun?

Aslında baya tembellik yapmak istediğim bir dönem oldu. Kendimle bolca vakit geçirme imkanı da buldum. Son zamanlarda yaratıcı bir alana geçiş yaptım ama. Daha düzenli yazmaya başladım. Bir senaryo projesi için çalıştım ve tamamlayıp yapımcılara sundum. Yeni stand up gösterilerimin içeriklerini düzenlemeye başladım. Şu anda hareketli bir döneme geçmiş gibi hissediyorum.

Evet, zorlu bir süreçti ama ‘içerik’ dediğimiz şeyin öneminin anlaşıldığı da bir dönemdi. Özellikle de görsel ve sesli olmak üzere dijitalde… Sen bir içerik yaratıcısı olarak bu süreci nasıl deneyimledin? En çok nelere dadandın? Ve bu dijital hikâye anlatıcılığı sence ne şekilde evirilecek?

Dijitaldeki gösteriler ile gerçek bir gösteriyi canlı seyretmek ve toplu bir sinerjiyi hissetmek aynı olamaz. Farklı bir dönemden geçiyoruz ve bu dönemde yapabileceğimiz maksimum olanakları araştırıyorum ben de. Elimde olan kaynakları en verimli nasıl kullanabilirim ve bu formatlara uygun hangi yaratıcı fikirleri geliştirebilirim gibi… Sonuçta hayatta esnek olmak zorundayız ve bir şeye tutunup kalmak bizi geride tutuyor. Yeni oluşumlar için neler yapılabileceğine ve bu oluşumların olumlu yönlerine odaklanıyorum.

Aslında biraz başa dönmek de isteriz. Seni LECOOL ile birlikte yaptığın harika işlerden tanıyoruz mesela, yayıncı olarak. Sonrasında da oyunculuk ve stand-up. O süreç nasıl ilerledi senin için? Nasıl buldun kendini sahnede ya da sahne her zaman var mıydı hayatında?

Ben farklı sektörlerde çalışmaktan keyif alıyorum. Evet, öncesinde bir yayıncılık deneyimim var. Barselona’da gördüğüm online bir yayın olan LECOOL’un İstanbul ayağını kurup, Sarp Dakni ile birlikte 13 yıl bu yayını hazırladık. O dönemde çok değerli bir yayındı ama dönem değişti, biz yorulduk, İstanbul gece hayatı değişti ve belki de farklı bir şeylerin peşinden koşma arzumuz arttı. Stand-up yapmak uzun süredir aklımdaydı. 18 sene süren yurt dışı maceramdan sonra dokuz sene evvel Türkiye’ye geri döndüm. Barselona’da iki sene boyunca Mercedes Boronat ile başlayan bu oyunculuk eğitim yolculuğum, İstanbul’a döndükten sonra ilk önce çok değerli hocam Şahika Tekand, daha sonra İpek Bilgin, Çağ Çalışkur ile Craft oyunculuk atölyesinde devam etti. Oyunculuk ve özellikle stand-up yapma fikri hayatımın her döneminde içimde vardı ve sonunda 2017 de gerçekleşti.

Sahne için malzemelerini toplarken nasıl bir çalışma izliyorsun? Gün boyunca aklında fikirler dolaşıyor muhtemelen; bunların evirilip sahneye çıkacak hale gelmesi nasıl gerçekleşiyor?

Sürekli not alarak geçiyor. Bu notları zaman içinde bir sıraya sokmaya başlıyorum. Bir bağlantı kuruyorum aralarında veya hikayeleştiriyorum. Bazı hikayelere eklemeler yapıyorum. Daha komik nasıl olur diye düşünüyorum ve bir formata oturtuyorum. Bu formatı çalıştıktan sonra seyirci ile bir araya getirip tepkilere göre süreç içinde bu içeriği tekrar tekrar modifiye ediyorum. Bu işte yönetmen de yazar da oyuncu da sensin. Bunu çok keyifle yapsam da elbet korkulu anlar da yaşıyorum ama deniyorum. Gerçekten deniyorum ve daha iyi nasıl olur araştırıyorum.

Stand-up’ta şakanın kendisi kadar, nasıl izleyiciye aktarıldığı da önemli. Adrenalini yüksek bu açıdan. Şakanın izleyiciyle buluşacağı o doğru anı nasıl hesaplıyorsun kafanda? Sahnedeyken en çok neler heyecanlandırıyor seni?

Sonuçta çalışılmış bir metin var. Keyifle anlatmalıyım şakaları… Ben keyif alıyorsam onlar da alıyor. Anlattıklarımı yaşamam ve seyirciye yaşatmam gerekli. Her seferinde şakayı yazma şeklin iyi oturmayabilir ama tekrar tekrar deniyorsun. Burada gülecekler diye beklemek doğru olmuyor. Keyif almak, bu işin temelinde. Ayrıca işini iyi çalışıp yaptığın sırada da ezberden anlatılan bir şaka halini almaması çok önemli ve bazen kolay değil. Kendinle ve seyirci ile bağlantıda olmalısın. Anda olmalısın. Acele etmemek de bu işin sırrı.

Özellikle sahne ve performans sanatı alanlarında, sanki bazı mimikler, hal ve hareketler sadece belli bir cinsiyete özgüymüş gibi bir algı var. Bu konuda sahnedeyken kendini yeterince özgür hissediyor musun?

Gerçek şu ki hiçbir söyleneni önemsemiyorum. Ben şu an iç enerjimi yüksek tutup ve nasıl daha sakin olabilirim onu araştırıyorum. Sakin ve içinden gelen enerjiyi takip eden bir ben var. İstediğim neyse onu yapma özgürlüğünün peşindeyim. “Kendimi daha rahat nasıl bırakırım ve sürprizlere nasıl daha açık olurum? Nasıl korkusuzca deneyimlerim?” bu gibi sorulara cevap arıyorum. Her gösteri farklı. Her gösteri yeni sürprizlere açık. Kendini ezbere oturtursan çok sıkıcı bir hal alıyorsun.

Sadece buralara has bir mevzu değil bu tabii ama biliyorsun, ‘kadın’ müzisyen, ‘kadın’ yönetmen, ‘kadın’ yazar gibi, mesleklerin başına yapan kişinin kadın olduğuna vurgulamak için mutlaka bir belirtme yapılır. Görünürlük sağladığı için bu vurgunun iyi tarafları da olabiliyor bazen. Peki senin ‘kadın’ stand-up’çı olarak anılmakla aran nasıl? Daha fazla sorumluluk hissediyor musun mesela?

Kadınım. Nokta. Evet, daha erkek egemen bir sektör ve yeni yeni bir dönüşüm oluyor.

Hikayelerimde kadınlara saygılı olmaya çalışıyorum. Hem cinslerimi aşağıya çekmemem benim için önemli. Birleştirici bir enerjim olursa ne mutlu bana. Hele ki son zamanlarda çok dikkatliyim. Kadın olduğumuzu öne çıkarmak ne çok önemli ne de önemsiz. Farklı bir bakış açısı ile anlatıyorum ne de olsa hikayeleri. Şimdiye kadar adım atılmamış bir yere adım atıyoruz. Bunlar değerli.

Seksist şakalar ve eril dil hayatımızın her alanında olduğu gibi elbette sahnede de kendini gösteriyor. Bazen tamamen düzelmesi için uzun zaman gerekiyormuş gibi gözüküyor bizlere. Ne düşünüyorsun bu konuda ya da sahnedeyken işin politik doğruculuk noktasına nasıl özen gösteriyorsun?

Herkesin kendine göre bir stili var. Herkes özgür. Ben kendimi ve insanları rahatsız etmeme taraftarıyım. Hiçbir şeye karşı gelme taraftarı da değilim. Karşıt oldukça o tarafın enerjisi genişliyor daha fazla güçleniyor. Bir alıcı buldukça da olacak. Herkes, herkesi beğenmek zorunda değil. Beni rahatsız eden bir nokta varsa dinlememeyi seçiyorum. Kendi yaptığım işte duyarlı olmayı hedefliyorum. Enerjimi hoşlandığım konulara, insanlara, olaylara yöneltmem hayatta üretmeye devam etmeme yardımcı oluyor.

O malum soruyu da soralım: Her şeyin şakası yapılabilir mi sahiden?

Yapılır. Yapmak istersen her konuda yapılır.

Bu arada son yıllarda gerçekten çok muhteşem kadınlarla kesişmeye başladı yollarımız stand-up sahnesinde. Senin gözlemlerin ne yönde? Sence daha çok kadın stand-up’çıyı teşvik etmek için ne yapılabilir?

Çok fazla düşünmemek ve denemek gerekir. Yorumları fazla önemsememek ve devam etmek bence çok değerli. Bu bir süreç ve korkmak yerine adım atmak ve komik eğlenceli konuları, gözlemleri not almak, yazmak, açık mikrofonlara çıkmak, ufak mekanlarda denemek ve eğlenmek iyi bir başlangıç olabilir.

Performanslarından sonra nasıl yorumlar alıyorsun peki? Cinsiyetçi eleştirilere maruz kaldığın oluyor mu? Duyduğun en can sıkıcı şey neydi?

Ben çok olumlu geri dönüşler aldım, sahnede olduğumda da insanların eğlendiğini görebiliyorum. Bazıları çok sevebilir, bazıları hiç sevmeyebilir. Ben hangi gecenin çok iyi geçtiğini kendim biliyorum. Kimseden bir şey duymama gerek yok. Git gide bu istek azalıyor. Bu yolculuğu kendim için daha da kolaylaştırmanın yollarını araştırıyorum.

Komedi bir şeyleri daha hızlı değiştirmemize yardımcı olur mu peki? Daha iddialı sormak gerekirse; komedi değiştirir mi dünyayı? Ya da şimdiye kadar neleri değiştirdi?

Komedi hayatın içinde çok ciddiye aldığımız, savunduğumuz, uğruna savaştığımız, ömrümüzü verdiğimiz olayların aslında gereksizliğini ve trajedisini bizlere sundukça hayata karşı bakış açımızı, hipnozumuzu bozabilir. Bizleri yumuşatabilir. Tutunduğumuz ve savunduklarımızın anlamsızlığını gösterebilir. İnsanlara farklı bakış açıları ile kendi halimizi görme şansı sunar. Bu da elbette insanda değişim sağlayabilir. Komedi birleştiricidir.

Evet, bir süre daha belki fiziksel olarak mekanlarda buluşamayacağız ama neyse ki dijital var. Lesli ile Stand Up’ın BluTV’de olması bu açıdan önemli. Hem muhtemelen seni daha önce izlememiş ya da izleme imkânı olmayan seyirciyle de buluşacaksın. BluTV ile yollarınız nasıl kesişti ve proje nasıl ilerledi?

Üç senedir farklı mekanlarda stand-up gösterileri yapıyorum. Geçen pandemi dönemi bir duraklama devri yaşadık. Bu sırada BluTV ile bağlantıya geçme şansım oldu ve stand-up gösterimi seyretmek istediler. Ben genellikle çalışmak için tek kamera çekim yaparım ama bu çekimler kendi çalışmalarım için olup, ses ve görüntü kalitesi düşük çekimlerdir. Çok mutluyum ki 2019 yılında tek bir gösterim olsa da üç kamera ile kayıt alma fikri aklıma gelmişti ve daha sonra KaliPro firması da Zorlu PSM Touché sahnesinde yapmış olduğum bu gösterinin çekimini yaptı. Kendilerine bu destek için minnettarım. Elimde olan dijital bir platforma uygun bu tek gösteri kaydını BluTV ekibine sunduğumda da beğenildi ve yayına alındı.

Yakın zaman için planlarında neler var? Gündeminde olan; gelecekte gözükmeye başlayan?

Dijital bir platform için dizi senaryosu üzerinde çalışıyorum ve 20 dakikalık bir gösteri yapmak için hazırlanıyorum. Bakalım, kolaylıkla gerçekleşmesi için neler mümkün?

Lesli ile Stand Up Lesli ile Stand Up