Yazar: Ilgaz Gökırmaklı
11 Temmuz 2022
Barbie’nin muhteşem dönüşü ve pembenin 50 tonu

Çokça neşe, biraz hayalperestlik, bir tutam da mutluluk. Yani pembe… Önümüz arkamız, sağımız solumuz, sosyal medyamız Barbie pembesinin büyüsüne kapılmış durumda. Bir yandan Margot Robbie ve Ryan Gosling’i buluşturan Greta Gerwig imzalı “Barbie” filmi için gün sayıyor bir yandan da Barbie pembesinin başrolde olduğu “Barbiecore” akımına kapılıyoruz.

Kısacası gündemimiz eski dostumuz Barbie’nin dönüşü ve beraberinde getirdiği pembenin önlenemez yükselişi. Kendimizi pembenin sıcacık kollarına bırakıyor, “Barbie” filmiyle ilgili tüm bilgilerimizi gözden geçiriyor, pembenin büyüsüne kapılmış marka ve ünlüleri mercek altına alıyoruz.

Çocukluk kahramanlarımızın en “güzeliydi” Barbie. Biz Barbie bebeklerimizle oyunlar oynuyor, onlara roller biçiyor bazen de yeni elbiseler yaratıyorduk. İlham vericiydi Barbie. Fakat bebeklerimiz bize hiç benzemiyordu. Biraz büyüyüp “uyanınca” aslında güzellik algısını nasıl empoze ettiğini ve beden algısını tektipleştirdiğini anladık. Zaten Barbie deyince de hepimizin zihninde aynı görüntü belirmiyor mu? Uzun boylu, beyaz, zayıf, ‘kusursuz’ derecede bakımlıu ve sarı saçlı bir bebek… Her şeye rağmen çocukluğumuzun en önemli figürlerinden biriydi, vazgeçmek kolay olmuyordu tabii.

Neyse ki yıllar içinde bu algı değişmeye başladı. Oyuncak şirketi Mattel, farklı görünümlerde, çeşitliliği dikkate alan Fashionistas Barbie bebek serisini bile duyurdu. Yeni bebekler dört farklı vücut tipine, 22 göz rengine, yedi farklı ten rengine, farklı yüz şekline ve 24 saç stiline sahipti. Şirket bu durumu “Barbie’nin evrimi” olarak sunuyordu ama bize kalırsa geç kalınmış bir imaj çalışmasından başka bir şey değildi bu. Ama yine de hiç olmamasından iyidir diye düşündük. Çünkü Barbie bir oyuncaktan çok daha fazlasıydı her zaman. 

Okuma önerisi – İkonik tasarımlarıyla Barbie popüler kültüre selam çakıyor

Şimdi biraz büyüdük ama bu değil ki Barbie’lerde mazide, çocukluğumuzun odalarında kaldı. Hepimiz biliyoruz, Barbie hiçbir zaman yalnızca bir oyuncak bebek olmadı. Hep daha fazlasıydı, zamansız bir stil ikonuydu. Birçok tasarımcı ve marka için cafcaflı bir dünyanın kapılarını araladı, parlak bir ilham perisi olmayı başardı. Etkisi azalsa da hiç beklemediğimiz anlarda, hepimizi tekrar tekrar etkilemeyi başarıyor bu eski dost. Bu yıl olduğu gibi…

Fashionista’lar

Dört bir yanımızı kaplayan ve her yeri pamuk şekere dönüştüren “Barbicore” akımına geçmeden, olay mahaline dönüyoruz. Yani her şeyin başladığı Greta Gerwig imzalı Barbie filminin haberini aldığımız o günlere… Ve hatta daha da öncesine. Çünkü Barbie filminin biraz karmaşık bir geçmişi var. O zamanlar Sony çatısı altında çekilecek film 2014 yılından beri masada. 2016’da Amy Schumer’ı Barbie rolünde izleyeceğimiz bile açıklanmıştı. Schumer takvim uyuşmazlığı nedeniyle rolden ayrılmak zorunda kaldı. (Gerçi bu yılın başında verdiği bir röportajda senaryodaki düşünce farklılıkları nedeniyle ayrıldığını da söyledi) Schumer’in ayrılığından sonra Anne Hathaway yeni Barbie olmaya çok yaklaşmıştı fakat aksilikler ve gecikmeler bir türlü sonlanmadı. Barbie rolü Hathaway’in de olmadı. En sonunda takvimler 2019’u gösterirken film, Gerwig’in dümeni aldığı Warner Bros.’a taşındı. Barbie rolü ise Margot Robbie’nin oldu. Hayat…

Robbie’yi ilk olarak Warner Bros. Pictures’ın paylaştığı bir ilk bakış görselinde pembe, üstü açık bir arabada ve tabii ki pembeler içinde gördük. Hemen ardından Barbie’nin erkek arkadaşı Ken’i oynayan Ryan Gosling’in platin sarısı saçlarıyla karşımıza çıktı. Ken hep böyle miydi yoksa Gosling’in Ken olmasına gözümüz alışmakta zorlanıyor mu şimdilik karar veremedik. Filmin kadrosunda ayrıca Will Ferrell, America Ferrera, Simu Liu, Issa Rae, Michael Cera ve Kate McKinnon’u da izleyeceğiz. Bu arada bizce filmin başrollerinden biri de “pembe.” En son “Legally Blonde” filminde pembeyle böylesine haşır neşir olmuştuk sanki…

Bu pembe dünya içimizi ısıtıyor ama biraz da korkutuyor. Gerçi Little Woman, Lady Bird ve elbette Frances Ha ile kalbimizi çalan yönetmen Greta Gerwig’e olan güvenimizin de verdiği yetkiye dayanarak Barbie filminden beklentilerimizi büyüttük, beklemedeyiz.

Yalnız da değiliz, British Vogue‘un Ağustos 2021 sayısı için yaptığı kapak röportajında Robbie, “Barbie” filminin bir parçası olmanın “çok fazla yükle geldiğini” söylüyordu. Robbie’ye göre film, geçmişte Barbie’ye gelen eleştirilere kulak veren bir film olacak ve farklı bir Barbie izleyeceğiz. Kadın bedenini tek tipleştirmesi, güzellik dayatmaları ve çeşitliliğinin eksik olması nedenleriyle sık sık eleştirmiştik “Barbie” serisini. Hepimizin aklından geçenleri Robbie de şöyle anlatmış röportajında: “İnsanlar Barbie’yi duyunca, ‘Bu filmin nasıl olacağını tahmin edebiliyorum’ diye geçiştiriyorlar. Ancak sonra Greta Gerwig’in yazıp yönettiğini duyunca işler değişiyor elbette.’’

Gerwig’in tüm bu kötü hatıralarımızı değiştireceğine inanıyoruz, yani en azından beklentilerimiz bu yönde diyelim… Setten görüntüler gelmeye de devam ediyor tabii. Tahmin edeceğiniz üzere pembeler içinde görüyoruz Barbie ve Ken’i. Kah paten kayıyorlar kah sahile gidiyorlar bazen de kovboy şapkalarını takmış şekilde görüyoruz onları. 

Bu görüntüler ve resmi açıklamalar dışında filmin konusuyla ilgili bilgilerimiz kısıtlı. İsmi henüz belli olmayan filme kavuşacağımız 2023 yazına kadar ipuçlarını takip etmeye devam edeceğiz. Tabii daha çok pembe renkte olanları… Çok da zorlanacağımızı düşünmüyoruz çünkü “Barbie” filminin duyurusundan beri pembe ve tonlarının başrolde olduğu yeni bir akım var gündemimizde: “Barbiecore.”

Moda endüstrisini bilirsiniz, yeni akımlar yaratma, bu akımları diriltme ve “bitirme” konusunda şaşırtıcı derecede hızlı. Barbie pembesi yani “Barbiecore” akımı da bu yazın yükselen trendlerinden biri oldu bile. Sosyal medya sağ olsun… Core’lar, core’larımız… Esasen Barbie stiline dair her şeyi içeriyor bu akım: Pembenin tonları, neon renkler ve ışıltı… Barbiecore akımının yaklaşan adımlarını çoktan fark etmiştik aslında. 2022’nin ilk aylarından itibaren kendini pembenin yumuşak kollarına bırakmış ünlüler, markalar ve koleksiyonlar gördük.

Okuma önerisi – Düşük bel terörü ve amansız crop top’lar: Yetişemediğimiz mikro trendler

Barbie pembesi Ocak ayına hızlı bir başlangıç yapmıştı. Barbie’nin Balmain ile hem fiziksel hem de dijital dünyada bir deneyim yaratmak için modaevi ile yeni bir işbirliğine başladığı haberini aldık. Bu kez işin içinde oyuncak bebekler yoktu ama Barbie ve Ken avatarlarından oluşan, türünün tek örneği üç adet NFT yaratılmıştı.

Jacquemus ise takvimler 2020 yılını gösterirken renk kodunu pembe olarak belirlemişti bile. Simon Porte Jacquemus, Instagram üzerinden takipçilerine pembeyi sevip sevmediklerini sorarak bir nevi nabız yokladı. Birkaç saat sonra da yeni yıla özel olarak sunduğu koleksiyonu paylaştı. Bilin bakalım koleksiyon hangi renk ve tonlarından oluşuyordu? Evet, pembe… Her bir parça Barbie’lere özel olarak üretilmiş gibi. 

Valentino’nun yaratıcı yönetmeni Pierpaolo Piccioli ise el artırdı. Ve kabul edelim bu senenin favori rengini belirleyen öncülerden biri oldu. Markanın 2022 Sonbahar koleksiyonun tamamı Pantone ile birlikte geliştirilen sıcacık “Pink PP”ye adandı. Markanın Paris Moda Haftası’nda sergilediği Sonbahar/Kış 2022-23 koleksiyonu pembe renk üzerine kuruluydu.Valentino Pink PP olarak adlandırılan bu ton Ariana Grande’den Glenn Close’a kadar herkesi etkisi altına almayı başardı. Öyle ki bu yıl ilk kez Met Gala’ya katılan Glenn Close, baştan ayağa pembeye büründüğü görünümü için Pierpaolo Piccioli ile birlikte çalıştı. 

Elbette pembenin büyüsüne kapılanlar bu kadarla sınırlı değil. Sezonun gözde rengi neredeyse tüm etkinliklerde başrolde yer almayı başardı. Ariana Grande, R.E.M Beauty Lansmanı’nda pembeler içindeydi. Gigi Hadid, Prince’s Trust Galası için tercihini pembeden yana kullandı. Penelope Cruz, Tribeca Film Festivali’ne katılırken Chanel’in 2022 Sonbahar/Kış koleksiyonundan bir pembe elbiseyle çıktı karşımıza. Simone Ashley, BAFTA’da Barbie’den ilham alan bir pembe içindeydi. Anne Hathaway, 75’inci Cannes Film Festivali’nde hepimizi kendine hayran bırakırken pembeye de bir şans verdi. Yılın “gelini” Nicola Peltz de Met Gala’da tercihini pembeden yana kullanmıştı.The Kardashians prömiyerinde ise Kris Jenner’ı pembeler içinde gördük.

Hazır “Kardashians” demişken… Son zamanlarda Balenciaga ile samimiyeti iyiden iyiye artıran Kim Kardashian da pembenin kollarına bıraktı kendi. Ki bilirsiniz, pembe asla en sevdiği renklerden biri olmamıştır. Şubat ayında resmi olarak markanın yüzü olan Kim, SNL ev sahipliğinde pembeler içinde bir görünümle karşımızdaydı. Pembeyi sevmiş olacak ki Kim’i daha sonra pembe hoodie’ler, parıltılı çantalar ve taytlar içinde de görmeye devam ettik.

Megan Fox ve Machine Gun Kelly çifti de farklı evrenlerin “Barbie ve Ken’i” olarak görüldü geçen günlerde. İkiliyi Machine Gun Kelly’nin yeni belgeseli “Life In Pink”in galasında pembeler içinde gördük. Megan kendini “Barbiecore” akımına fena kaptırmış olacak ki saç renginde de pembeyi tercih etmişti. Elbette bu isimlerle sınırlı kalmadı pembenin uçsuz bucaksız etki alanı. Hailey Bieber, Lizzo, Dua Lipa da bu yıl pembenin neşeli kollarına kendini bırakmış diğer yıldızlardan bazıları.

Ve tabii dumanı üzerinde tüten Valentino- 2022-23 Sonbahar/Kış Couture’a da değinmeden geçemeyeceğiz. Pierpaolo Piccioli’nin Roma’daki couture sunumu, “Barbiecore” akımının vücut bulmuş hali gibiydi. Stilistini değiştirdiğinden beri hepimizi şaşırtmayı başaran Anne Hathaway “Valentino Pink PP” renginde bir elbise ve platform topuklularla Barbiecore akımına “Ben de varım!” dedi. (Belki Barbie rolünde izleyemedik onu ama gerçek bir “real life Barbie olmayı başarmıştı.) Roma’da gerçekleşen defilede tercihini pembeden yana kullanan tek isim Hathaway değildi. “Emily in Paris”ten hatırlayacağınız Ashley Park, Leonie Hanne, oyuncu Florence Pugh ve Ariana DeBose de pembeler içindeydi.

Ve tahminlerimize göre bu isimlere yeni isimler de eklenmeye devam edecek. Zira, pembe belki de hiç olmadığı kadar popüler son dönemde. Pembe etkisi ve Barbiecore trendi ne kadar sürer, öngörmek mümkün değil. Ancak tam da yazıyı bitirirken “Şeytan Marka Giyer” filminin unutulmaz sahnelerinden biri geliyor aklımıza. Miranda Priestly’nin moda endüstrisinin biz ne giyeceğimizi seçtiğimizi zannederken işlerin pek de öyle olmadığını hatırlatan, o meşhur buz mavisi kemerle ilgili söyledikleri…Tam da bu nedenle Barbie pembesi en az birkaç sezon daha bizimle olacak diye düşünüyoruz. Film de umduğumuz gibi çıkarsa şeker tadında günler bizi bekliyor demektir. Hadi artık gel 2023 yazı!

editörün seçtikleri