Yazar: dadanist
8 Haziran 2021
Beyoğlu Sineması yönetmenlere adanmış özel bir tişört koleksiyonuyla karşımızda

Tamam, sinema ile aramıza hiçbir şey giremez, öyle aşkın bir sevgi bu ama salonlara karşı hasretliğimiz pandemi ve peşinde gelen yasaklarla birlikte günden güne daha da alevleniyor. Buluşma yakın gibi neyse ki. ”Gibi”lerde saklı o belirsizlikler de ortadan kalksa keşke…

İstanbul’un o pek nadir tarihi salonlarından biri olan ve nice anıya ev sahipliği yapan Beyoğlu Sineması, seyircisiyle epeydir buluşamamış olsa da sinema sevgisini odağına alarak kurduğu sinema kulübü 1989 ile dijital üzerinden üretmeye ve sinema severlere ulaşmaya devam ediyor. Her pazartesi mail kutumuza düşen bültenler, podcast ve söyleşiler derken 1989’un gündeminde şu aralar bir yenilik daha var: Her biri farklı bir yönetmene adanmış, ilk bakışta aşk yaşatan tasarımlara sahip tişörtlerden oluşan özel koleksiyonuyla 1989 artık gerçekten de günlük hayatımızın orta yerinde. 12 ayrı tasarımda karşımıza çıkan koleksiyonu Instagram’da hayran hayran seyretmeyi bir süreliğine bırakıp Beyoğlu Sineması ve 1989’un bu yeni macerasını bir de Utku Ögetürk’ten dinledik.

Beyoğlu Sineması etrafında kurulan ve sinemaseverleri ortak muhabbetlerde buluşturan bir platform, 1989. Muhtemelen daha önce anlattınız ama bir de biz dadanalım dedik: Nedir 1989’un yola çıkış hikayesi? 

1989’un çıkış hikayesi benim için çok kıymetli aslında. Nitekim 2017 yılında Beyoğlu Sineması’nı devraldığımda gerçekten aklımdaki tek şey sinemanın bir şekilde açık kalmaya devam etmesiydi. Ancak bir süre sonra dışarıdan bir sinemaseverden farklı olarak Beyoğlu Sineması’nın kimliğiyle bütünleşince Beyoğlu Sineması’nın ne anlama geldiğini anlamaya başladım. Beyoğlu Sineması, sinema kültürünün başladığı ortak bir toplumsal hafıza noktası aynı zamanda. Türkiye’nin en önemli sinemacılarına ilk filmlerinden itibaren kapısını açan ve geniş kitlelere ulaşmasına vesile olan bir sinema salonunun Türkiye’deki sinema kültürünün gelişmesi hususunda da bir misyonu olmalı; sadece bir sinema salonu olarak anılmamalı diye düşünüyor ve inanıyorum.

Asıl mesleği sinema yazarlığı olan biri olarak, Beyoğlu Sineması markasına bir sinema kulübünü de dahil etme fikri kişisel olarak beni çok heyecanlandırdı her zaman. Beyoğlu Sineması’nı, salonunda ya da fuaye alanında atölyeler düzenlenen, kendine ait bir gazetesi olan ve alternatif medya araçlarını çağın gerekliliklerine uygun kullanan bir sinema merkezi ve kulübü haline getirmek arzu ettiğimiz bir durumdu. Yurt dışında gittiğimiz festivallerde gördüğümüz sinema merkezlerinin yaptığı projelere imrenerek bakarken, döndüğümüzde internet siteleri üzerinden takip ederek beğendiğimiz lisanslı ürünleri sipariş verirken bugün Beyoğlu Sineması’nı 1989 aracılığıyla tüm Türkiye ile buluşturmanın heyecanını yaşıyoruz.

Podcast’lerden online gazeteye, 1989 bünyesinde pek çok farklı formatta içerik üretimi söz konusu. Şimdi de özel tasarımlarla hazırlanmış tişörtler var karşımızda. Gözlerimizden kalpler saçarak baktık hepsine 🙂 Tişörtlerin üretim süreci nasıl ilerledi? Arkasında nasıl bir fikir var bu sürecin?

1989’un kuruluşunda olduğu gibi kendi lisanslı ürünlerimizi tasarlayıp satışa sunma fikri de çok uzun zamandır aklımızda olan bir durumdu ancak pandemi bu fikrimizi hem erteledi hem de bir an önce harekete geçmemiz için bize ihtiyacımız olan motivasyonu sağladı. Çünkü, sinema salonları kapalıydı ve bizim ekipçe bir şeyler üretmek için kan akışımız her geçen gün hızlanıyordu. Açıkçası, her ne kadar sinemayla ilgili olursa olsun tekstil benim hiç bilmediğim bir alan. Bu konuda halihazırda bu sektörde olan dostumuz modacı Rojin Aslı Polat’tan destek aldık. Biz, özellikle Türkiye’de pasajlarda ve benzeri mekanlarda satılan sinema odaklı tişörtlerin kalitesinden dert yandık, Rojin de bize en kaliteli tişörtleri üretebilmemiz için yol haritası çizdi; birbirimizin peşine takıldık ve 12 tasarımdan oluşan ilk koleksiyonumuz ortaya çıktı.

Sofia Coppola’dan Yorgos Lantimos’a; tişörtlere taşıdığınız isimlerin hepsi tabiri caizse “farklı tellerden çalan” yönetmenler. Tasarımlarda yer alacak yönetmenlere nasıl karar verdiniz?

Önceliğimiz kendi sevdiğimiz yönetmenler olmasıydı… Şaka yapıyorum elbet, önceliğimiz yolu filmleri aracılığıyla Beyoğlu Sineması’ndan geçmiş veya geçmesini arzuladığımız, her birine ayrı ayrı hayran olduğumuz isimlerin olmasıydı. Pek tabii ki, ilk koleksiyonumuz için sınırlı sayıda ismi tercih etmek durumunda kaldık ancak Chloé Zhao, Martin Scorsese, François Truffaut, Kelly Reichardt gibi isimler için tasarlayacağımız tişörtlere kavuşmayı da dört gözle bekliyoruz açıkçası.

Tasarımlar demişken… Aslında her tasarım, yönetmenlerin isimleriyle birlikte birbirinden ayrışıyor. Tişörtlerin tasarımlarında hangi detaylara öncelik verdiniz? Renklerden tipografilere, kullanılan kumaşlardan kesimlere; nasıl çıktı her şey ortaya?

Ortaya çıkan ürünler renkli ve birbirinden farklı olsa da çıkış süreci bir hayli karanlık ama eğlenceli. Uzun süren bir süreç; çok sevip elediklerimiz, bir türlü karar veremediklerimiz, çok güzel olduğuna inandıklarımız, hayal kırıklığına uğradıklarımız… Yaklaşık bir yıla yayıldı. Örneğin, benim en sevdiğim tasarımımız olan, yönetmenlerin okunuşlarına yer verdiğimiz tişörtlerimiz için gördüğümüz onlarca farklı tasarımdan sonra Ayça’nın kendi yaptığı denemelerle ortaya çıkan bir tasarımda karar kıldık ve çok içimize sindi.

Tişörtlerin kendisi kadar Deniz İrem ve Doruk Hasret Arı’nın olduğu çekimlere de bayıldık! Çekimlerde bu iki isimle yollarınız nasıl kesişti? Çekimi nasıl tamamladınız? 

Biz de her ikisine de ayrı ayrı bayıldık. Yukarıda da söylediğim gibi birçok konuda çok fazla fikir ayrılığına düştük ama İrem ile Doruk konusunda bir saniye dahi şüpheye düşmedik. İkisini de gördüğümüz ilk anda gözümüzden kalpler çıkmaya başladı ki bugün hem ortaya çıkan fotoğraflara bakınca hem de çekim gününü hatırlayınca her ikisiyle de yollarımızın kesişmesinin bizim şansımız olduğunuz görebiliyoruz. Şansımız demişken hem fotoğrafları hem de çekim boyunca nazımızı çeken fotoğrafçımız Gabriel Vorbon’dan da bahsetmeden olmaz. Bugün, tişörtlere baktıkça mutlu oluyorsak onun harika çekimleri sayesinde!

Ve son soru: Tişörtleri satın almak isteyenler size nerelerden, nasıl ulaşabilirler?

Tüm ürünlerimizi beyoglusinemasi.com ve mağaza.beyoglusinemasi.com üzerinden satışa sunuyoruz. Bu web sitesi üzerinden tişörtlerin yanı sıra 1989 Sinema Kulübü’ne dair de bilgi alınabiliyor. Ayrıca, “ben sadece sinema salonunu takip etmek istiyorum” diyen sinemaseverleri de düşünerek 1989 Mağaza’ya ayrıca bir Instagram hesabı açtık: @1989magaza.

Sinema salonları açıldığı gibi (lütfen artık açılsın!) Beyoğlu Sineması içerisinde 1989’a fiziki bir mağaza da açıyor olacağız ve sadece tişörtle sınırlı kalmayacağız. Sinemaseverlerin ulaşmak istedikleri bir sinema ürünü olduğu zaman akıllarına ilk gelen Beyoğlu Sineması’na uğramak ya da internet sitemizi ziyaret etmek olacak. Biz çok heyecanlıyız.

editörün seçtikleri