Yazar: Janset Atacan
2 Ağustos 2022
Yine, yeni, yeniden, hep sen: Beyoncé’nin akla hayale sığmayan dönüşü

Yıllarca dönüşünü bekledik. Günler, ayları; aylar, yılları kovaladı. Uykusuz kaldık. Yollarına gül döktük, yeri geldi karalar bağladık ve nihayet o gün geldi. Beyoncé, onsuz geçen altı yılın acısını çıkarırcasına rönesans niteliğinde bir albüm yayımladı. Kendisine hayran bırakmaya yemin ettiği için yine çok sevdik. Ama bu defa aşık olmadık.

Zılgıt çekiyor muyuz? Kraliçe döndü, ey ahali! Günler öncesinden kırmızı halıları onuruna serdik bekliyoruz. Altı yıl aradan sonra ilk albümünü yayımlayan Beyoncé, gümüş renkli atının üzerinde hükümet gibi bekliyor. Selam, dur.

Renaissance, aşık olması zor bir albüm. Anlaşılması güç. Dinledikçe, su ısınıyor. Sevebilirsiniz. Ancak o bildiğiniz romantiğe şu anda ulaşılamıyor. Albüm sıcak bir yaz gecesine göz kırpıyor, sizi dansa davet ediyor, ayağa kaldırıyor, bir gece kulübünde ter içinde bırakıyor. Ama asla en yakın dostunuz olmuyor. Sarıp sarmalamıyor, her derde deva değil. Bu albümde kendi sınırlarını zorlayan bir Beyoncé var. Müzik endüstrisine rönesansı getirirken kimseyi umursamadığı da açık. Korkuya mahal yok. Yıllar içinde R&B’nin sert kenarlarını biledikten sonra, ”Neden yeni bir şeyler denemiyoruz?” dedi herhalde. Gel gör ki Renaissance doğdu.

Beyoncé, bu albümde disko ve elektronun keyfine varıyor. Alışılmışın dışına çıkıyor, hatta feminist bir albümle karşı karşıya olduğumuzu da iddia edebiliriz. Bizi en gizli arzularda yakalıyor, akıl almaz maceraların içine bırakıyor, seksi bir rüyada buluşturuyor. Hayal kırıklıklarını döktüğü, kalbini kumsallara uzanıp açtığı, arabesk albümü Lemonade’in ve altı uzun senenin ardından karşımıza teknopop albümü geleceğini düşünmesek de unutmayalım ki Beyoncé bir yaptığını bir daha yapmaz.

Seksi, vahşi ve ateşli bir Beyoncé

Albümün iddialı parçalarından All Up In Your Mind ve America Has a Problem, elektro-poptan nasibini almış; Kylie Minogue’un ilk çıkış günlerini hatırlatıyor. Her ikisinin de hipnoz etkisi yarattığını söylemek mümkün.

Şarkıyı durduramıyor, Euphoria lisesinde değil ama Euphoria üniversitesinde hissediyorsunuz. Yakışıklı erkeklerin ve gözüne sim kutusu döken kadınların olduğu bir sınıfta, aşırı genç ve yüksek olasılıkla süper karizmatik bir fen hocası var. Öğretmenler seksi olmayacak diye bir kural yok. Dediğimiz gibi, bu albüm en gizli arzularınızı ortaya döküyor. Hayal kurmak kesinlikle bedava. En azından bir süre için. Yakında o da enflasyondan etkilenebilir. Hayaller John hoca, hayatlar Cemil hoca sonuçta. Bırakın, hayallerde mutlu olalım.

Beyoncé’nin de aklından aynı şeyler geçiyor olmalı ki, ‘‘You need a real wild girl’’ satırlarını All Up In Your Mind’a sıkıştırmış.

Eskiye dönüş, kaçamak sesler

Albümde yedinci sırada yer alan Church Girl, Beyoncé’nin eski günlerine duyduğu özlemin bir yansımasına dönüşüyor. Kraliçe yüksek vokaller, açık sesler ve soul esintilerini unutmadığını hatırlatıyor. Modern popun kölesi olmuş koca yürekliler burada mı? Virgo’s Groove ve Plastic off the Sofa’yı dinlemeyi ihmal etmeyin. Kraliçe, Jay-Z’ye seslenircesine ”And I know nobody’s perfect, so I’ll let you be” diyor. Biliyorsunuz, Jay-Z’nin kendisini birkaç sene önce aldattığı iddia edilmiş; Beyoncé de ”Sen git Becky’nin saçlarını ucuz şampuanla yıka” demiş ve Sorry şarkısına çektiği muazzam kliple iddiaları doğrulayan bir adım atmıştı. Gıybet kazanında boğulacak değiliz, o yüzden meşhur Becky’nin kim olduğu tartışmasını açmıyoruz. İkili tüm sorunları geride bıraktı zaten. Beyoncé’nin Jay-Z’yi nasıl ve neden affettiği muamma olarak kaldı. Ama kraliçemizin bir bildiği vardır dedik. Bağrımıza taş bastık.

Reggae midir yolumuz?

‘‘Don’t my girls look so yummy yummy?’’ sözlerini arka arkaya sıralamaktan çekinmeyen Beyoncé, kendi içinde kusursuz bir bütünlük kuran albümünü bir yıldız gibi taşıyor. Her zaman olduğu gibi seksi, tüm gözler onun üzerinde. Şarkılar güçlü ve özgüvenli bir kadının yansıması gibi. Pure/Honey’de yakaladığı tonu, Energy’de devam ettiriyor. Beam imzası taşıyan Energy, yalın bir R&B’nin önüne geçiyor. Beyoncé, pek de uğramadığı hatta derin sulara gizlediği reggae için kapı aralıyor. Bu albümün üç adımlık bir projenin ilk ayağı olduğunu hatırlatalım. Reggae, kraliçenin devam projelerinde karşımıza çıkabilir.

Sabah kuşağında tartışır mıyız?

Albümün en tartışmalı şarkısı ise Heated. Üstelik Rihanna’ya ilan-ı aşk ederek derbeder olan Drake gibi tartışmalı bir ismin de ürünü. Şarkıda geçen bir kelimenin beyin felcine sahip insanlara karşı hakaret olarak kullanıldığını fark eden insan hakları aktivistleri kraliçeye geçtiğimiz günlerde nispeten sert bir uyarıda bulundu. Kraliçe de kraliçeliğini konuşturup, mevzu bahis kelimeyi ortadan kaldırmaya söz verdi. Takdire şayan hareket.

Zenginliğin sınırları Louvre’dan geçer

Albüme henüz gözlere şenlik bir klip gelmedi. Çıkış parçası Break My Soul’un görsel klibini çok önce yayımlayan Beyoncé’nin yıllarca konuşulacak sayısız klibe ismini yazdırmasını gönülden istiyorum. Klip dediğiniz zaman, Beyoncé tabii. Louvre Müzesi’ni kapattırmıştı, hatırlarsınız. O nasıl bir zenginlik, o nasıl bir asaletti! Boğaz’da yalısı da var mı dersiniz? Mesela ben, Jay-Z ile neden ayrılmadığını anlar gibi olmuş, kendi kendime bir gün evleneceksem böyle biriyle evleneceğim demiştim. Mevzu para değildi, mevzu Louvre Müzesi’nde hayatının aşkıyla klip çekebilmekti.

Aklıma geldikçe, aklımı başından alan Apeshit klibi hâlâ tüylerimi diken diken ediyor. İşte tam böyle bir klip bekliyorum. Kafayı duvarlara vurmamıza neden olan bir iş. Albümün de bu tarz bir klibe alan açtığını söylemek mümkün. Hadi kraliçem be.

Beyoncé, bu albümde amansız keşiflere çıkıyor, denemediklerinin altını çiziyor. 25 yıl boyunca bizi kendisine hayran bıraktıktan sonra, 40. yaşında meydan okuyan tavrını değiştirmiyor. İşte tam da bu sebepten Renaissance’ı sevdim ama aşık olmadım. Eğlenceli, dinamik, enerjik ancak Beyoncé’nin kendi diskografisi içinde iz bırakma ihtimali düşük bir albüm. Renaissance, bir çağ açmıyor ama yeni bir dünyanın kapılarını araladığı kesin. En azından Beyoncé için.

editörün seçtikleri