Yazar: Seden Mestan
21 Şubat 2021
Bilge ikon geri döndü: Jane Birkin yeni albümü Oh! Pardon tu dormais ile karşımızda

Hep biraz yanlış anlaşılmış bir kadındır Jane Birkin. İnsana ters köşe yaptıran mizah anlayışı ve her şeyi hafife alan duruşu 70’lerdeki o Lolita kimliğiyle birleşince ciddiye alınmasının da önüne geçmişti. Gerçi onun ciddiye alınmak gibi bir derdi de olmadı muhtemelen ama derinden derine, insana hayatı sorgulatan cümlelerle ortaya çıkan bir bilgeliği de vardır Jane Birkin’in. Bugün bile nice influencer’ları etkisine alan stilinin, Serge Gainsbourg’la birlikte 20. yüzyılı yakıp yıkan skandallarının arasından bakarsanız daha iyi görebilirsiniz aslında. Ki aslında belki de en doğru adres Agnès Varda filmleri olabilir. Bir gün Agnès diyor ki, ”Ay senin anlatacak ne çok şeyin var, gel bunu bir filme dönüştürelim”. Ve üzerine türlü türlü etiketler yapıştırılan bu kadını alıyor, en sahici haliyle anlatmak için işe koyuluyor. Filmde bir sahnede, arkasına Eyfel Kulesi’ni almış basamaklara otururken kendi adını taşıyan o meşhur çantasını açıyor ve içindekileri yere saçıyor. İç dünyasındakilere dair ipuçları vermek adına… Sonra da şu bilge cümlesini patlatıyor: ”Her şeyi ortaya dökseniz de, sonunda çok da bir şey anlatmış olmuyorsunuz.”

Kameralar önünde geçen hayatının, kusursuz bir özeti gibi.

Bahsettiğimiz, bu Agnès Varda’yla birlikte yaptıkları film, Jane B. par Agnès V., 1988 tarihli. Çok değerli Jane B.’mizin o Lolita imajını yırtıp attığı, Serge Gainsbourg’la yan yana anıldığı yılların çok çok ötesinde.

Serge Gainsbourg’la yan yana anılmasında da aslında çok bir sıkıntı yok. Yani onun açısından. Bir erkeğin ona çizdiği kimliğin etrafında var olması ve kendini o adamla birlikte tanımlaması sorunlu gözükebilir pek çokları için. Zaten bugünden dönüp bakınca Serge Gainsbourg’un adının geçtiği nice vukuat sorunlu. Ama aslında burada Jane Birkin’in söz hakkı olduğunu düşünmemek, tüm o skandalların ya da ”sorunlu” gibi gözüken anların Jane Birkin’den bağımsız ilerlediğini düşünmek 70’ler basının yaptığı gibi, Jane B.’yi ”yetersiz, hoppa bir kız” imajına itmekle bir olur. Jane B., bilhassa seksapeline vurgu yapan her işte, her anda bunların bizzat cesaret istediği için kendisini heyecanlandırdığını ve halkın tabularını şöyle bir sarsmayı hep sevdiğini söylüyor. Seksapeline vurgu yapılmasını eleştirenleri de yine kendine has mizahıyla susturabiliyor zaten.

Bunlar aslında çok eskide kaldı. Ama dediğimiz gibi, 20. yüzyılı gizliden gizliye şekillendiren bir kadından bahsediyoruz. Efsaneleri de onun peşinden geliyor. İkon gibi ikon. Düşünsenize, on yıllar sonra bile hâlâ milleti peşine takan bir çantaya ilham olmuş biri. Hatta onun da şakasını yapıyor: ”Çanta bile benden daha meşhur.” Doğrudur, bugün Hermès’in o meşhur Birkin Bag‘i için sıraya girip akıl almaz paralar ödeyenler, o Birkin’in kim olduğunu muhtemelen pek de bilmiyordur. Bunda biraz tabii ününün Fransa sınırlarından çıkıyor olmasının bir payı var. Yaptığı şarkılar ve filmografisinin büyük bir kısmı da Fransızca. Bu da İngilizcenin hakim olduğu popüler kültür için bir dezavantaj tabii. Kendisi için değil ama Serge Gainsbourg için söylediği bir sözle birlikte bunu doğrular gibi: ”Serge, gerçek bir rockstar ama diğer rockstar’lar kadar ünlü olamamasının sebebi şarkılarını Fransızca yazmış olması.”

Serge Gainsbourg, başka müzisyenler için de şarkı besteleyen bir isim tabii. En başta da Jane Birkin’e yapıyor o bestelerini. Jane B. diskografisinin en anlı şanlı albümleri, Serge Gainsbourg’la birlikte kaydedilmiş. O skandallarla dolu birliktelikleri bittikten sonra bile… Serge Gainsbourg’un ölümünün ardından da başka müzisyenlerin yazdığı şarkıları söylemeye devam ediyor. Sadece kendi yazdığı şarkıların olduğu bir albümü kaydetmesi ise 2008’i buluyor: Enfants d’hiver

Arada tabii bir sürü albüm kaydediyor. Hatta 2000’lerin ilk yılları, diskografisinin bazı sağlam albümlerine de şahitlik ediyor. Mesela belki de yaptığı en iyi işlerden biri olan Arabesque albümü ve onun peşi sıra çıktığı, yolunun İstanbul’a da düştüğü o meşhur turne geliyor… Serge Gainsbourg’un meşhur klasiklerini, oryantal düzenlemelerle seslendiriyordu bu proje kapsamında. Her şarkı bambaşka bir kimliğe bürünmüştü ve orijinalleri kadar güçlü cover’lar söz konusuydu. 2002 tarihli Arabesque’in sonrasında gelen Rendez-vous ise bir düet albümüydü ve her telden çalıyor gibiydi. Rap de yapıyordu, romantik baladlar da seslendiriyordu. Zaten Mickey 3d’den Françoise Hardy’ye, Brian Molko’dan Bryan Ferry’e uzanan bir albüm. Daha ne olsun. 2006 tarihli Fictions da bir cover albümüydü. Daha dingin; Kate Bush, Neil Young gibi isimlerin klasiklerinin seslendirildiği bir albüm.

Şimdilerde ise yeni bir albümle karşımızda Jane Birkin: Oh! Pardon tu dormais…

Ay pardon canım, uyuyor muydun? gibi bir anlama geliyor.

Dört yıl öncesine ait yine Serge Gainsbourg şarkılarının senfoni orkestrasıyla birlikte kaydettiği Birkin/Gainsbourg: le symphonique projesini saymazsak, 2008 tarihli Enfants d’hiver’den sonra yeni şarkıların olduğu ilk albümü bu. Onun için korkunç geçen bir 10 yılın ardından özgün üretimlerine devam etmesi ise bizim için (hayranlarıyız işte, anlayın artık) büyük bir mutluluk. 2013’te kızı Kate Barry’yi kaybeden Jane Birkin, sonrasında da hastalıklarla uğraşmıştı. Gümbür gümbür geri gelmesi bu açıdan önemli.

Evet, Jane Birkin’in o titrek ince vokalleri artık her zamankinden de yorgun. O titreklik, yıllarla kaybedilenlerin etkisiyle daha da artmış. İlk kez Jane Birkin dinleyecek biri için zorlayıcı olabilir. (Yazar burada saygıda kusur etmemeye çalışıyor.)

Oh! Pardon tu dormais… albümünde de tüm sözler kendisine ait. Besteler ve prodüksiyon ise en büyük eşlikçilerinden Étienne Daho ile Jean-Louis Piérot’ya ait. Albüm yine Jane B.’ye has bilgeliklerin ve hikaye anlatıcılığının peşinde, biraz özel yerlerde geziniyor. Kızı Kate Barry’nin ölümüyle yüzleşiyor, geçmişi yadediyor. Geçen yıllar kolay olmadığı gibi, bu albüm de kolay değil.

Geçtiğimiz günlerde bir de ödül aldı Jane Birkin: Fransa’da her yıl düzenlenen Victoires de la musique adlı ödül töreninde, onur ödülü bu yıl Jane Birkin’in oldu. Öncesinde, yine Serge Gainsbourg şarkılarıyla diskografisini güçlendiren Vanessa Paradis, onun şerefine Jane B. şarkısını seslendirdi sahnede. Sonra diğer müzisyenler geldi… Ödülü ise Jane Birkin’e kızı Lou Doillon, şiir gibi yazdığı bir konuşmayla takdim etti. Gözyaşları sel…

Oh! Pardon tu dormais… bir ikonun popüler kültüre kattıklarını kutlamak için iyi bir vesile. Çünkü biliyorsunuz ki, onun gibisi gelmedi; bugün bile onun tekrarlarıyla karşılaşıp duruyoruz. Geçmişte yaptıkları o kadar dolu dolu ki bugün bile sosyal medya onu coşkuyla anmaktan vazgeçemiyor, tıpkı bizim gibi.

 

 

editörün seçtikleri