Bilim kurgu değil: ‘İlk uzay oteli’ açılıyor
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Şuradan şuraya gitmekte dahi zorlandığımız günlerden geçerken, bize bilim kurguları hatırlatan yeni bir gelişmeyle karşınızdayız: The Voyager Station adlı ilk uzay oteli 2027 yılında kapılarını konuklarına açmaya hazırlanıyormuş. Aslında, 2025 yılında açılması konuşuluyormuş ancak pandemi etkisi planlarda ufak bir gecikme yaşatmış. Daha uzaya gidebilecek miyiz sorusunun cevabını bile bulamamıştık aslında. Hatta Mars’ın toprağını, kumunu inceliyorduk, işler ne ara otel kurmaya geldi gibilerinden düşünceler de dönüyor aklımızda ama. Fakat tabii ki söz konusu tesis uzayda süzülüyor olacak… Şaka bir yana, hayal gücümüzün ve mantığımızın el verdiği ölçüde gelişmelere dadanıyoruz.

Gateway Foundation tarafından duyurulan bu gelişmenin mimarı, kendisini “dünyanın ilk büyük ölçekli uzay inşaat şirketi” olarak tanımlayan Orbital Assembly Corporation. Organizasyona göre 50 bin metrekarelik tesisin inşaatına 2026 yılında başlanacak. Dönen, halka şeklinde bir forma sahip olan bu istasyonun yerçekimi de Dünya’nın altıda birine eşit olacak. 440 kişi kapasitesine sahip olacağı da konuşulanlar arasında.

İlk olarak 2019 yılında, Von Braun Uzay İstasyonu olarak adlandırılan bu otelin tasarım haberlerini almıştık. Hatta o zamanlar, kıdemli mimarı Tim Alatorre, projenin esas amacının bu ziyaret alanını herkes için erişilebilir bir hale getirmek olarak açıklamıştı. Alatorre hatta Dezeen’le yaptığı röportajında “Sonunda, tıpkı bir yolculuğa çıkmak veya Disney World’e gitmek gibi, insanların bir diğer tatil seçeneği de uzaya gitmek olacak” demişti…

Ayrıca; “Genel maliyetler hâlâ çok yüksek olduğu için, çoğu insan uzay turizminin yalnızca süper zenginler tarafından kullanılabileceğini varsayıyor ve bunun önümüzdeki birkaç yıl için geçerli olacağını düşünürken, Gateway Foundation olarak uzay yolculuğunu herkese açık hale getirme hedefimiz var” diye de eklemişti… Herkese? Hmm…

Bir de ilk lansman haberinden bu yana, yapı ve inşaatı hakkında da daha fazla ayrıntı ortaya çıktı tabii. Otelde, restoranlardan barlara, spor salonlarından lüks villalara kadar pek çok yerleşim alanı olacak. İnşa edilecek ilk yapısı ise merkezindeki bir nevi göbeğindeki halka yapısı olacak. Bunu takiben de 200 metre çapındaki dış halka kirişi monte edilecek ve bir tel ağıyla merkezi halkaya bağlanacağı söyleniyor. Bu halka içinde de dediğimiz gibi konaklama bölümleri, restoranlar, barlar, spor salonları, mürettebat konaklama alanı ve bilimsel araştırma bölmeleri için kullanılacak 24 yerleşim modülü yer alacak. Otelin belirli bölümlerinde yer çekimi olmazken bazı yerlerinde de daha çok Dünya gibi hissedilecek. Aksi taktirde, über lüks restoranda enteresan anlara şahit olabilirdik.

Gateway Foundation’a göre de uzay oteli yerçekimine sahip olduğundan, “Dünyadaki en iyi mekanlara rakip olacak.” Alatorre de “Lüks bir yolcu gemisinde veya büyük bir otelde bekleyebileceğiniz tüm yemeklerin bulunduğu tam hizmetli mutfaklar planlıyoruz. Yemek servisi için birçok lojistik sorun, yıllar önce yolcu gemisi endüstrisi tarafından çözüldü” açıklamasını yapıyor. Şimdi haklı olarak “Her şey dünya düzenine uygun olacaksa oraya gitmemin ne anlamı kaldı?” sorusunu soruyor olabilirsiniz… (Tabii akıllarda oluşan onca sorudan sadece biri bu.) Bu durum kesinlikle uzayda olmanın yeniliğini görmezden geldikleri anlamına gelmiyormuş. Restoranda dondurulmuş kuru dondurma gibi ‘geleneksel uzay yemekleri’ sunma planları da bulunuyormuş çünkü…

Ayrıca filmlerde sıklıkla tasvir edilen şık fütürist görünümü reddeden, konforlu iç mekanlara sahip ‘lüks bir otel hissine’ sahip olacak şekilde mekanlar tasarlanıyormuş.

Alatorre yine Dezeen ile yaptığı röportajında “2001: A Space Odyssey filminde, Stanley Kubrick’in Uzay İstasyonu beyaz, müze benzeri bir otel. Film, açıkça fütüristik bir his uyandırsa da gerçekte çok davetkar bir alan değildi. Oysa biz insanlar içgüdüsel olarak doğal malzemeler ve renklere bağlanıyoruz” açıklamasını yapmış. Bu açıklamayla kafalar daha da karışıyor tabii.

Fakat sonra, düşük yerçekimli 7 metre yüksekliğinde tavanlara sahip bir aktivite ve spor salonu alanının da bulunacağını öğreniyoruz. Bu demek oluyor ki daha yükseğe zıplayabilir, nesneleri havada uçurabilir, buralarda yapamayacağımız şekillerde akrobatik hareketler eşliğinde koşabiliriz. Hatta isteyen “Seni yendim yerçekimi!” diye bile bağırabilir. Bunun bizi cezbetmediğini söyleyemeyiz…

Üstelik geceleri dünyanın en büyük müzisyenlerinin konserlerini dinleyebileceğimiz tam anlamıyla galaksi manzaralı konser alanları da olacakmış. Sesin uzayda yankılanma durumuna da böylelikle en yakından tanık olacağız gibi duruyor.

Çok sayıda mimar, tasarımcı, mühendis, bilim insanı ve tabii ki pazarlamacılar şu anda uzay turizmini geliştirmek için harıl harıl çalışıyor anlayacağınız. Yakın zamanda bir ulaşım ve tasarım stüdyosu olan PriestmanGoode da uzay turistlerini stratosfer çevresinde bir tur attırmak amacıyla yüksek performanslı bir balon da geliştirmişti mesela.

Uzay turizmi Richard Branson ve Elon Musk (elbette!) gibi isimlerin de ilgisini çok önceden çekmişti zaten. Orbital Assembly Corporation da SpaceX’i ortağımız olarak adlandıramayız, ancak gelecekte onlarla birlikte çalışmayı dört gözle bekliyoruz tarzında bir açıklama da yapmış.

Şimdilik, uzay otelinin oda fiyatı hakkında pek yorum yapılmıyor. Ancak, örneğin Virgin Galactic’in sıradan yolcuları yolculuk başına 250.000 ABD doları karşılığında uzaya göndermeyi planladığı konuşuluyordu.

Buna konaklama ücreti, yerçekimi simülasyonu ve diğer masraflar da eklense… Rakamı tam olarak telaffuz edemedik şimdi. Artık bundan sonrası sizin hayal gücünüze kalsın diyoruz… Yoksa aklınız hâlâ Bali sahillerinde veya Avrupa turunda mı?