Yazar: Eylül Bombacı
8 Haziran 2022
Çok çalgılı, curcunalı ve karmaşık: Black Country, New Road yeni albümünün ardından yakında Türkiye semalarında

Birleşik Krallık’tan bize seslenen, çok çalgılı, curcunalı ve karmaşık; kimi zaman tekinsiz ama sıkça da öforik duygulara açılan bir grup Black Country, New Road. Geçtiğimiz Şubat ayında Ants from Up There adlı ikinci albümünü yayınlamışlar bizi yine peşlerinde garip bir yolculuğa çıkarmışlardı. Bu yaz ise yüz yüze, göz göze buluşacağız kendileriyle: İKSV 50. yıl özel organizasyonuyla Nick Cave and the Bad Seeds’in ön grubu olarak 21 Ağustos’ta Parkorman’da sahne alacaklar. Nick Cave and the Bad Seeds zaten başlı başına bir heyecan sebebiydi ama son yılların en özgün seslerine imza atan Black Country, New Road’u bir de sahnede görecek olmak bünyeye bambaşka duygular yaşatıyor.

Birkaç yıldır isminden söz ettiren bu klezmer orkestramsı grup Cambridgeshire, İngiltere’den kopmuş da gelmiş ve tamı tamına altı kişiyle sahneyi dolduruyorlar. Geçmişte bir de sevgili Isaac’leri ile yedi kişi oluyorlardı. Son albümleri Ants from Up There’den sonra bu ekibe veda eden Isaac Wood grubun sadece vokalisti değil bir yandan da beyniydi denecek kıvamdaydı. Fakat mental sağlığından dolayı gruptan ayrılan Isaac’in mesajı grubun Instagram hesabından paylaşıldı. Alternatif/bağımsız müziğin şimdiki hayranlarının yeni nesil zevklerini coştururken kimisine de üniversite yıllarını hatırlatan bu grup dağınıklığın içerisinde melodik gökkuşakları oluşturmakta birebir!

For the First Time ile ciddi bir başarı yakalamış olan grup albümün enstrümantal açılışıyla bizi büyülemeyi başarmıştı. Zaten o büyü insanı öyle bir sarıyordu ki diğer tüm parçaları bu büyünün etkisi altında dinlemeye devam ediyorduk. Bu grup yaptıkları müziği progresif rock kalıbında tanımlamayı uygun görmüş. Peki biz ne uygun gördük? Progresif kelime anlamıyla zaten uçsuz bucaksız her yere çekilebilen bir kavram aslında. Ama çalınan çalgılar ve melodilerle bize klezmer orkestralarını bile hatırlatıyorlar. Artık bir şeyleri etiketlemeye de ne gerek var canım? Black Country, kendi özgünlüğüyle bizimle birlikte. Hatta o kadar kendine özgü ve öznel ki zamanında solistleri dinleyicilerin kendileriyle bağdaştıramayacağı şarkı sözleri yazmasıyla yargılanmış. Çünkü efendim onun olduğu durumda kaç kişi var onu ne grup bilebilir ne de biz! Ayrıca melodilerinde çokça yapıbozumcu ögeler kullanmışlar, çok geleneksel tarzda yapılanan melodileri bir anda lekeleyip, bozup, kaydırıp bambaşka bir forma koyuvermişlerdi. Adeta düzen ve düzensizliğin iki ayrı kutbunu bize yaşatan bir durumdan bahsediyoruz.

Fakat grubun iç dinamiklerindeki yeni başlayan çalkantılar, grubu ileride nerelere, nasıl maceralara götürür bilemiyoruz. Çünkü o kadife kalın sesli vokalist-gitarist Isaac Wood (hatta kimilerine göre gruba en büyük ilhamları sağlayan kişi) az önce bahsettiğimiz sebeplerden ötürü yuvasından uçmaya karar vermiş durumda. Duygusal bir mektupla durumu anlatan Wood, grubun diğer üyelerinin onsuz devam edeceğini belirtiyor. Yeni albümlerinin Concorde parçasında “Isaac acı çekecek, Concorde uçacak” diye boşuna demiyor tabii ki. Bu üzücü haberden sonra kısa süreliğine Kuzey Amerika turnelerini iptal eden ekip aslında durumdan haberdar olduklarından ötürü ufak bir hazırlıktan sonra yolculuğuna Isaac’siz devam ediyor. Bu durum ise grup üyeleri tarafından üzülerek karşılansa da yeni arkadaşlar ve yeni dinamikler anlamına geliyor. Bakalım neler olacak, fakat şimdilik biz Wood’un daha hâlâ albüm kaydettiği zamanlara geri dönelim ve bakalım, Ağustos ayında bu ekip bize neler dinletecek.

Ants from Up Here, diğer albümlerindeki çizgiyi kaybetmemiş, fakat yine de orijinal, romantik kokular eşliğinde bize sunulmuş bir albüm. Bir öncekine göre sözlerin daha ağır bastığı bir albümmüş gibi hissettik fakat hak vermezseniz lütfen haber verin, çünkü tamamen hissiyattan… Albüm kapağından şarkı isimlerine sanki birinin çocukluğuna iner gibiyiz. iPad’ler daha çıkmamışken oynanan o minyatür plastik oyuncaklardan bahsediyoruz. Eğlenmek için hayal gücümüzü kullanmaktan başka pek de şansımızın olmadığı bir çocukluk… Black Country tüm albümlerinde hep bizi bir atmosferin içinde, hatta kendi atmosferlerinde yaşatmak için çaba göstermişti. Fakat bize boyadıkları dünyayı en çok bu albümde yaşar gibiyiz. Bir single derlemesi değil de gerçek bir hikaye anlatımı gibi hissettiriyor albüm bütün sırasıyla. Ayrıca eski albümlerinden çok daha fazla melodik ve yumuşak bir albüm bu. Yani yine bazı yerlerde alıp tüm müziği elleriyle buruvermişler tabii fakat, eskisi kadar cesur ama bir yandan da dengesiz yollara başvurmamışlar. Albüm kapağında gördüğümüz kilitli bir torbanın içinde özenle muhafaza edilen oyuncak Concorde uçağı aslında albümün taşıdığı tüm hisleri özetliyor; sanki bu albüm günlük yetişkin hayatın içinde tadılan ufak çocukluk anılarıyla bizi buluşturuyor.

Intro’dan sonra karşımıza çıkan ilk parça Chaos Space Marine oluyor. Çarpıcı başlangıcıyla klezmer ve caz yapılarını bize tattırırken kendimizi bir müzikalin içindeymişiz gibi hissetmeye başlıyoruz.

“And though England is mine / I must leave it all behind” (İngiltere bana ait olsa da / Onu arkamda bırakmalıyım) derken The Smiths’e akıllıca bir gönderme yapıyor grup. Morrisey, Still Ill isimli parçasında “England is mine / It owes me a living” (İngiltere bana ait / Bana bir yaşam borcu var) sözleriyle İngiltere’yi sahipleniyor ama bu sahiplenmenin bir bedeli olduğunu da belirtiyor, yani İngiltere ona bir hayat borçlu. İngiliz milliyetçiliğini bir şekilde vurgulayan bu sözlere bir devam niteliğinde aslında Black Country’nin söyledikleri, “İngiltere hâlâ benim ama artık bunu arkamda bırakmalıyım.” Böylelikle milliyetçiliği de geride bırakarak farklı kültürleri kucaklayacağını anlatıyor dinleyicisine. Parçanın adı da buradan geliyor işte, Chaos Space Marine, Warhammer savaş oyunundan bir çeşit anarşik figür.

Good Will Haunting parçasına geldiğimizde 2010’lara hatta daha öncesine doğru gidiyor ve bir indie rom-comda buluyoruz kendimizi. Arcade Fire fanı olan (hangimiz değiliz ki) grubumuz onlardan çokça esinlemiş olmalı. Öte yandan albümün içinde gördüğümüz, hatta belki Black Country, New Road’un kısa tarihinde gördüğümüz en indie pop parça. Kendi halinizde melodiyi dinlerken Billie Eilish’in ismini siz de duymayı beklemiyordunuz bunu biliyoruz. Biz de beklemiyorduk… Fakat işte orada: “Billie Eilish tarzı vardı / Bir süreliğine Berlin’e taşındı / tutanacak bir şeyler aradı” ve bu şekilde devam ediyor… Siz ne dersiniz bilmiyoruz ama kimi yorumlara göre bu şarkının TikTok’ta viral olması an meselesi.

Geçmiş zamanlarda Wood’un oldukça kişisel sözler yazdığından bahsetmiştik. Ayrıca eğer siz de iflah olmaz bir The Microphones/Mount Eerie dinleyicisiyseniz, kişisel albümler vız gelir, hatta belki de böyle albümleri daha çok seviyorsunuzdur. Fakat Bread Song gibi bir parça hiç dinlediniz mi bilmiyoruz. Fazlaca günlük, hatta çok kişisel olmasına rağmen herkesin kendisini yerine koyabileceği bir parça Bread Song. Bu parçanın ilk seslendirildiği Şubat 2021’deki canlı doğaçlamaları sırasında Isaac de bu şarkının günlük hayatta herkesin yaşayabileceği bir duygu durumundan bahsettiğini söylüyor. Aferin Isaac, demek ki ödevini yapmışsın. Aslında romantik bir ilişkide arzulanan, hayal edilen ve hayal kırıklığı yaşatanların konuşulduğu bu parçada, birinin yatağında ekmek yerken kırıntılarını bırakmak tam da Black Country’nin yapacağı türden bir metafor. Öte yandan parça oldukça farklı duygu durumları ve melodileri barındırırken, Wood süresiz bir nakarat oluşturmak istemiş bu parçada. İlhamını Steve Reich’in projesi Music for 18 Musicians’tan alan Wood ve ekibi birbirlerine bakmadan tüm güçleri bitene kadar çalmışlar.

Bu kocaman çok enstrümanlı ekibin muhteşem sesi ve ilhamını kaybetmesi onları ilerleyen dönemlerde nereye getirecek merakla bekliyoruz. Fakat bu albümü bir zafer bayrağı olarak alabilirler çünkü her saniyesinde düşünülmüş parçaları bulunduran, sözlerini melodik yapılar ve çok enstrümanlı yapısıyla destekleyen Black Country bize inanılmaz doğal bir müzik tecrübesi sunuyor. Her üyenin kendisinden bir parçayla orada o enstrümanı çaldıklarını hissedebilmek, Isaac’in gidişi hakkındaki endişelerimizi ufak ufak gideriyor. Bakalım önümüzdeki dönemlerde neler göreceğiz; 21 Ağustos’taki konser ise grubun geleceğinin bir ön gösterimi niteliğinde olacak.

editörün seçtikleri