Advertisement
Black Mirror vari şu yıla, konulacak son nokta: Death to 2020 çok yakında Netflix’te
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

2020… Black Mirror bölümleri kadar distopik bir yıl deyip durduk tüm sene. Hatta Black Mirror‘ın yaratıcılarından Charlie Brooker, bir süre yeni bölüm çekmeyeceklerini söylemişti; yaşadıklarımızın bir Black Mirror bölümü kadar karanlık olduğuna vurgu yaparak, gerçek hayat bu denli zorlayıcıyken izleyicinin distopya izlemeye mecali kalmadığını belirterek. Yine de dizinin arkasındaki yaratıcı deha, bu sefer bambaşka bir yapımla karşımıza çıkmaya hazırlanıyor: Charlie Brooker ve Annabel Jones’un ellerinden çıkan Death To 2020, çok yakında Netflix’te izleyiciyle buluşacak.

Adından da belli olduğu üzere 2020’yi konu alan ve fazla söze ne hacet dedirten bir yapım var karşımızda. Şimdi böyle dedik ama öyle de bir kadro var ki arkasında… Adından çokça söz ettireceğe benziyor. Sıra dışı filmlerin aranan aktörü Samuel L. Jackson, Friends ile gönlümüzdeki yeri hep bir başka olan Lisa Kudrow, The Undoing ile ortamlarda adı eski günlerdeki gibi daha sık anılır hale gelen Hugh Grant, Ghostbusters’ın sevilen oyuncularından Leslie Jones, Stranger Things yıldızı Joe Keery, Silikon Vadisi’nden Kumail Nanjiani, Altın Küre ödüllü komedyen Tracey Ullman, en son Palm Springs’te izlediğimiz Cristin Milioti ve Truth Seekers’ın yıldızı Samson Kayo… İngiliz komedyen ve aktris Diane Morgan da projeye dahil olmuş hatta.

Mockumentary yani şakalı belgesel tadında hazırlanan projenin tanıtım metni ise şu şekilde:

2020, Black Mirror yaratıcılarının bile aklına gelmeyen felaketlerle dolu bir yıl oldu… Fakat bu hikayeye ekleyecek küçük dokunuşları olmadığı anlamına gelmiyor. Death to 2020, geride bıraktığımız, belki de hâlâ devam eden bu ürkütücü yılın felaketlerini anlatıyor. Belgesel tadındaki bu temsili komedi etkinliği geçtiğimiz 12 ayın gerçek arşiv görüntülerini dünyanın en ünlü (hayali) sesleriyle bir araya getiriyor. 

Evet, ”komedi etkinliği” kısmı ayrıca kafa karıştırıyor. 2020’yi ve felaketlerini kışkışlamaya çalışan bir festival mi söz konusu acaba?

Komedi özelinde bu çılgın yılın bir özetini sunan ve gerçek arşiv görüntülerinden oluşan proje hakkında aslında açıklanan çok fazla detay yok. Bir tek Hugh Grant geçenlerde rolüne dair birkaç ipucu vermiş ve bir tarihçiyi canlandıracağını söylemişti. Netflix’in duyurduğuna göre proje ”yakın” ekranda olacak ama yakın ne kadar yakın, orası belirsiz… Zaten tanıtım fragmanı projenin hâlâ üretimde olduğunu çok net bir şekilde gösteriyor. Gelgelelim ne kadar iş kaldığı belli değil ama ne var biliyor musunuz? 2020’yi konu alan bir işe de tam da bu yakışırdı…

Pandemiden özgürlük adına zorluklarla verilen protestolara, ABD Başkanlık seçimlerinden çok ciddi doğal felaketlere uzanan ve hâlâ sürmekte olan sancılı bir süreçten geçiyoruz. Birçok kişi 2021’e dair pek fazla umutlu olmamakta ve haklı olarak şüpheyle yaklaşmakta. Hatta tüm bu yaşananların komediden ziyade korku filmi olmasını gerektiğini savunanlar da mevcut. Haksız da sayılmazlar ama…

Giden geleni aratır mı? Yoksa yeterince mizahi bakarsak gelecek günlere karşı bağışıklığımızı artırır mıyız? Kim bilir… Bir adım geriden tüm olaylar dinmeyen bir fırtına gibi gözükse de elbet diner diyen bir yanımız da yok diyemeyiz şimdi. Hariku Murakami’nin bu duruma pek uygun ünlü bir sözü var hatta: “Fırtına geçtikten sonra, nasıl atlattığınızı ya da nasıl hayatta kaldığınızı hatırlamayacaksınız. Hatta fırtınanın dinip dinmediğinden bile emin olamayacaksınız. Ancak bir şey kesindir; Fırtınadan çıktıktan sonra fırtınaya girenle aynı insan olmayacaksınız.”

Bir komedi tanıtımı için fazla arabesk gelmiş olabilir ama unutmayın konusu 2020… Ayrıca ortalıkta aynı kalan bir şeyler de kalmadı şimdi. Şu da bir gerçek ki her şey sona erdikten bir süre sonra o olaya dönüp bakmanın da ayrı bir zevki ve eğlencesi var.

Neyse önce yılı bir bitirelim de. Gene arkasından çok atıp tuttuk son şakasını yapmasa bari.