Yazar: Zeynep Naz Inansal
25 Mayıs 2021
Bu yaştan sonra bir de Willie Wonka’ya mı aşık olacağız? Timothée Chalamet, genç Willy Wonka olarak karşımıza çıkmaya hazırlanıyor!

Çiçekler açtı, havalar ısınıyor ve Timothée Chalamet’li yeni filmlerin haberleri önümüze düşüyor. Gerçek bir yaz neşesi için gerekli her şeye sahibiz yani. Dün çıkan haberlerden öğrendiğimize göre Chalamet, Warner Bros. yapımcılığında yepyeni bir Willy Wonka filminde dünyanın en ünlü çikolatacısını canlandıracak. Filmin yönetmenliğini Paul King, senaristliğini de Simon Farnaby üstlenecek. Bu ikili daha önce Paddington 2 filmiyle karşımıza çıkmış ve çocukların olduğu kadar sinefillerin de aklını başından almayı başarmıştı. Willy Wonka’nın çikolata fabrikasını açmadan önceki hayatına odaklanacak filmin, müzikal olacağına ve Chalamet’nin de şarkı söyleyip dans edeceğine dair duyumlar da aldık. Film, Roald Dahl’ın dünyaca ünlü çocuk kitabı Charlie’nin Çikolata Fabrikası ve bu serinin diğer kitaplarının bir uyarlaması.

Çoğumuzun aşina olduğu hikayede Willy Wonka ünü dünyaya yayılmış lezzetli çikolataları ve şeker alanındaki yenilikçi icatlarıyla tanınan bir vizyoner. Yoksul bir ailenin oğlu olan Charlie de hayranı olduğu Willy Wonka’nın çikolata fabrikasına girebilmek için gereken beş altın biletten birini buluyor ve tertemiz kalbi sayesinde Wonka’nın varisi olmayı başarıyor. Daha önce kitabın iki ünlü film uyarlamasında Wonka’yı Gene Wilder ve Johnny Depp canlandırmış, oldukça da iyi iş çıkarmışlardı. İki oyuncu da Wonka’nın karanlık tarafını benimsese de farklı yerlerden karakteri ele almışlardı. Chalamet’nin iși zor, bu efsanevi ve de garip karakterin altından kalkabilecek mi acaba? Hazır Willy Wonka gündeme gelmişken, konuyla ilgili hafızamızı tazelemek iyi olur diye düşündük. Bu yüzden de çikolata fabrikasına, Dahl’ın garipliklerle dolu hayal dünyasına ve tabii Willy Wonka’ya dadanalım dedik.

Çizimleriyle Roald Dahl karakterlerine hayat veren ustaların ustası Quentin Blake’in ellerinden Charlie ve Willy Wonka…

Charlie ve Çikolata Fabrikası’nı doğru anlayabilmek için ilk olarak Roald Dahl’ın kim olduğuna bakmak gerekiyor. Dünyanın en ünlü çocuk kitabı yazarlarından Dahl; Matilda, Fantastic Mr. Fox, geçtiğimiz yıl yeniden filme çekilen The Witches ve The BFG gibi dünyaca ünlü birçok hikayenin yazarı. Kitapları 250 milyonu aşkın satan İngiliz yazarın çocuklar için yazdığı kitapların oldukça karanlık detaylar içerdiğini ve ”çocuk kitabı” denince akla gelen tarzda olmadığını söyleyebiliriz. Bazen oldukça korkutucu olabilen detayları kara mizah olarak tanımlayan yazarın, çoğu zaman ırkçılık ve ayrımcılıkla suçlandığını ve eserlerinin sıklıkla eleştirildiğini de ekleyelim. İkinci Dünya Savaşı’nda savaş pilotluğu yapan ve yıllarca orduda çalışan Dahl, sonrasında çocuk edebiyatı alanına yönelmiş. Yazarın anlattığı her hikaye, çocukların bakış açısından anlatılırken, dünyasındaki yetişkinlerin neredeyse hepsi de çocuklara acımasız davranıyorlar. Dahl’ın yarattığı fantastik evrenler, insanın özüne dair sıcak hisleri, karanlık detaylarla birleştirerek, çocukların hayallerini ve korkularını bir arada anlatmayı başarıyor.

Yazarın 1964 yılında yayınlanan romanı Charlie’nin Çikolata Fabrikası, Dahl’ın kendi çocukluğunda çikolataya olan düşkünlüğünden ve yaşadıklarından esinli. Dahl çocukken, ünlü çikolata firması Cadbury, okullara yeni ürünleri test amaçlı yollar ve öğrencilerin fikrini alırmış. Rakip firması Rowntree de yeni tarifleri öğrenmek için ajanlar yollar ve iki şirket arasında büyük bir savaş yaşanırmış. Tüm bu gizlilik ve abartılı rekabet Dahl’a Willy Wonka’nın çikolata fabrikasını yaratması için ilham olmuş. Hikayenin ana karakteri Charlie Bucket, oldukça yoksul bir ailenin çikolata sever oğlu. Wonka’ya hayranlık duyan ve yalnızca doğum gününde çikolata yiyebilen Charlie, Wonka’nın fabrikasına gidecek beş şanslı çocuktan biri olmayı başarıyor. Basit bir gezi gibi görünen bu yolculuk, aslında Wonka’nın varisini seçmesi için bir test. Diğer tüm çocuklar şımarıklıklarıyla elenirken, Charlie ”erdemli” kişiliği ve iyi niyetliliğiyle Willy Wonka’yı etkilemeyi başarıyor.

Çocukların hayallerini gerçekleştirse de Willy Wonka’nın çocuklara pek de bayıldığı söylenemez. Hatta çoğu zaman karşılarına çıkardığı engellerden keyif aldığı apaçık. Her çocuk bir şekilde yok olurken Wonka’nın suratında en ufak bir üzüntü görülmemesi de bu yüzden. Burada da Dahl’ın bahsettiğimiz karanlık dünyasını görmüş oluyoruz. Fabrika gezisinde tek tek elenen çocuklara ne olduğu, hayatta kalıp kalmadıkları uzun bir süre aydınlatılmıyor, hatta önemsiz bir detaymışçasına yaşanıyor. Wonka’nın gözü şekerler ve çikolatadan başka bir şey görmüyor. Yalnızca çocukları değil, hiçbir insanı sevmiyor gibi. Hatta fabrikasında da neredeyse hiç iletişim kurmadığı Oompa Loompa’ları çalıştırıyor. Charlie’yle tanışana kadar oldukça yalnız ve mutsuz biri anlayacağınız.

Kitabın efsanevi uyarlaması Willy Wonka & the Chocolate Factory (1971), kitaba sadık ve oldukça karanlık bir film. Çocuklara ders verme işini biraz abarttığı da kesin. Wonka’nın yardımcıları Oompa Loompa’lar pek korkutucu, ama hiçbir şey Gene Wilder’ın canlandırdığı Wonka’nın önüne geçemiyor. Nefret dolu ve bakışlarıyla karşısındakini yerin dibine sokan karakter çocukları ve ailelerini hayattan soğutmayı başarıyor. Bu karakteri bilmiyorum diye düşünseniz de bir meme olarak tanıyor olabilirsiniz kendisini. Üstten bakan ve aşağılayan bakışları, artık internet çöplüğünde ölümsüzleşti yani. Wonka, herkese ve her şeye şüpheyle yaklaşan, belki de aslında karşısına çıkan herkesten korkan biri.

Uzun yıllar sonra gelen diğer uyarlama Tim Burton’ın elinden çıkan Charlie and the Chocolate Factory (2005) ve bu kez Willy Wonka’yı Johnny Depp canlandırıyor. Diğer filme kıyasla çok daha hafif, eğlenceli ve ”çocuklar için uygun” diye özetleyebiliriz bu uyarlamayı. Wilder’ın gizemli Wonka’sının aksine bu kez karakterin çocukluğuna inme ve hatta terapi seanslarını bile görme fırsatı buluyoruz. Diş hekimi olan despot bir babanın asla şeker ve çikolata yedirmediği oğlu olarak korkunç bir çocukluk geçiren Wonka, sevgisizlikten ve yalnızlıktan çok garip bir yere itiliyor. Bu kez Wonka’yı yakından tanıyıp anlama fırsatı buluyoruz ve ona biraz da olsa sempati duyabiliyoruz. Bir de tabii oldukça komik bir film, henüz izlememiş olanlara kesinlikle tavsiyemizdir.

O meşhuuur fabrika turuna giden tiplemeler. Yine Quentin Blake’ten.

Ve geliyoruz günümüze. Chalamet ilk kez bu kadar abartılı ve hatta oyunculuk tarzının şimdiye kadarki halinin dışında bir rolle karşımıza çıkacak. Daha önceki işlerinden gördüğümüz kadarıyla rolü oldukça ciddiye alacak ve karakterin özünü anlayacak gibi duruyor. Wonka da bunu hak ediyor. Paddington gibi tatlılar tatlısı bir karakteri tüm dünyayla tanıştıran ve klişe ya da çocuk hikayesi diye kenara atılacak bir hikayeyi herkesin radarına sokan ekipten elbette ki şahane bir iş bekliyoruz. Zaten hikayeden Charlie’yi çıkarmaları da oldukça mantıklı. Zira onun hikayesi yeterince anlatıldı ve biraz da sıktı. Bakalım Wonka’nın diş hekimi babası, çocukluk travmaları kısmı kalıcı olacak mı? Belki de bambaşka bir aile hikayesiyle karşımıza çıkar. Mesela aşçı bir ailenin tatlı kısmını üstlenmiş çocuğu olabilir mi? Ya da belki Oompa Loompa’larla nasıl tanıştığı ve onun hayatını nasıl değiştirdiklerini izleme fırsatı buluruz. Hatta çikolatanın kökenlerine dair daha da derin bir yolculuğa bile çıkabiliriz. Neyse, tüm ihtimaller karşısında yine çocuklar gibi heyecanlıyız, hem de çikolata fabrikasındaki çocuklar gibi…

editörün seçtikleri