Christina Aguilera’dan Zendaya’ya: Disney Channel’ın popüler kültüre kazandırdığı yıldızlar
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Uzun süredir yakın takibe alınanlar listesinde ilk sıralarda olan Zendaya’ya karşı sevgimiz de hayranlığımız da pek büyük. Ta Disney Channel zamanlarından bu yana gözümüzün önünde büyüdü resmen. Sonra, yaklaşık yirmi senedir Disney aleminden çıkıp dünyayı fetheden başka yeteneklere kaydı aklımız. O eski çocuk yıldızlar popüler kültürün süper starları oldular; kaydettikleri albümler ve rol aldıkları filmlerle birer ikona dönüştüler. Biraz nostalji biraz gurur biraz da soru işaretleri eşliğinde itinayla dadanıyoruz.

Sanmayın ki bu bir öncesi/sonrası hikayesi. Her birinin kendi tarihine değineceğiz elbet fakat önce Disney Channel’in adeta bir yetenek havuzu olduğunu vurgulamadan geçmek olmaz. Britney Spears, Justin Timberlake ve Christina Aguilera’nın mirasının ardından, Ariana Grande, Zendaya ve Nick Jonas gibi yeni yetenekleri de ünlüler kervanına kazandırmaya devam etti bu topluluk. Artık bir okul gibi özel yetenekleri doğru şekillendirmesinden mi yoksa bağlantılarının gücüyle bünyesindeki isimleri parlatmasını bilmesinden mi kaynaklanıyor, orası yoruma açık. Öte yandan çocuk yaşta bu dünyaya adım atmanın zorluklarını ve pişmanlıklarını yaşadıkları da biliniyor bazı isimlerin. Hatta ilerleyen yaşlarda mental olarak pek çok sorunuyla uğraştıklarına değinilmişti, nedenleri üzerine kafa patlatılmıştı… Yani, çok düşünmeye gerek yok aslında. Aklımıza ilk geleni uzmanlar da söylyüor: Daha çocuk yaşta, sorunların ve sorumlulukların üstesinden gelmeye hazır olmadıkları bir dönemde üzerlerine büyük baskı uygulanıyor. Hatta kimilerinin yetişkinlikte bile kaldıramayacağı baskılar… Bir de tabii hayranlar tarafından onlara yöneltilen sevgi ve hayranlık ve bunlarla birlikte gelen beklentiler de büyük sıkıntı… Herkes onları görmek istedikleri şekle sokmaya çalışıyor. Yıldızlık müessesesi bunu gerektiriyor.

Güzellik normlarından içinde yaşadığımız dönemin toplumsal meselelerine kadar uzanan pek çok konuyu da temsil ediyorlar hatta. Sıralayacağımız isimlere göz atarken bir de bu açılardan bakmayı da deneyebilirsiniz pekala. Bir de aslında tüm zorluklarına rağmen çoğu isim o kadar büyük başarılara da imza attı ki. Bakalım hikayeleri nasıl başlamış.

Açılış ismimiz haliyle Zendaya! Disney yapımlarından Billboard listelerine oradan da Emmy ödülüne uzanan bir kariyer onunkisi. Yetenekleri arasında yok yok gibi. Fakat asıl parlaması tabii ki HBO’nun Euphoria dizisindeki Rue karakteriyle oldu. Yakında Netflix üzerinden yayınlanacak Malcolm & Marie için de Oscar’ların favorisi gibisinden söylentiler etrafta dolanmaya başladı bile. Ama sadece oyunculuğu değil onu bize tanıtan. Sesini merak edenleri de şöyle alalım:

Ariana Grande için de 2009 yılında Nickelodeon yapımı Victorious dizisine dahil olmasıyla başlıyor her şey.

Saçlarını o zaman düzenli olarak kızıla boyatmasını istiyorlarmış, bu yüzden yandığını da söylemiş daha sonra…

Canlandırdığı Cat Valentine rolü Grande’nin genç idol olmasına yardımcı olsa da o müzik kariyerine doğru bir yol izlemeyi tercih ederek Ağustos 2010’da ilk albümü için çalışmalara başladı. Jenerasyonuna yakışır bir hareketle Adele, Whitney Houston ve Mariah Carey gibi isimlerin şarkılarını cover’layarak YouTube kanalına yükleyince de Republic Records CEO’su Monte Lipman’ın bir arkadaşı Grande’nin videolarına denk geldi. Hatta ardından bir anlaşma imzalandı ve ilk single çalışması Put Your Hearts Up Aralık 2011’de böylece yayınlanmış oldu. Müzik otoritelerine göre de vokal aralıkları, ıslık perdesi, sesi ve müzik materyalleri Mariah Carey ile benzerlikler taşıdığı bile düşünülüyor.

Selena Gomez de benzer bir kariyer yolunu tercih edenlerden. 2004 yılında Disney Channel tarafından keşfedilmesiyle başlıyor. 2007 yılında başrolünde oynadığı Wizards of Waverly Place dizisiyle tüm dünyada iyiden iyiye tanınıyor.

2008’de ise solisti olduğu grubunu kurarak kariyerinin rotasını müziğe doğru çeviriyor. Şimdiye kadar da pek çok albümüyle yayınlandığı gün itibariyle listelere giriyor hatta ilk sıralara dahi yükseliyor. 13 Reasons Why adlı dizinin yapımcılığını da üstlendiği biliniyor. Hatta başrolü kendisi oynamak istemiş ama tabii proje sert olduğu için, ”yok seni böyle görmesinler” falan demişler, o yüzden kamera arkasında kalmış. Bu arada Rare Beauty adını verdiği markasıyla kozmetik ürün pazarına da el atmış durumda.

Miley Cyrus yani asıl adıyla Destiny Hope Cyrus da oyuncu, model ve şarkıcı. Çok küçük yaşlarda başlıyor oyunculuk kariyerine, dokuz yaşındayken babasının oynadığı Doc adlı bir diziye misafir olarak ilk oyunculuk deneyimini yaşıyor, Kylie adlı bir kızı canlandırıyor. 2003’te ise Tim Burton’un yönettiği Big Fish adlı filmde Ruthie karakterine de hayat veriyor hatta.  2006 yılında ise Disney Channel’da yayınlanan Hannah Montana dizisinin başrolünde oynaması dünya çapında tanınmasını da sağlıyor. O da daha sonra müzik kariyerine adım atıyor.

Aşağıdaki şu videodan sonra ”Neredeeeen, nereye” derken buluyor insan kendini ama…

Ayrıca hayatını anlattığı Miles to Go adlı bir kitabı bile var. 3 Haziran 2013’te Bangerz adlı dördüncü albümünün ilk single çalışması We Can’t Stop’ı yayınlamış, bu single 16 ülkede birinci olmuş ve YouTube’da 24 saat içerisinde 10,7 milyon kere izlenerek Justin Bieber’ın Beauty and A Beat single’ının rekorunu da geçmişti. İkinci single çalışması olan Wrecking Ball’un etkilerini günümüzde bile hissetmek mümkün: YouTube’da 24 saat içerisinde tam 19,2 milyon toplamda da 795 milyondan fazla izlenmiş.

Nick Jonas da hem şarkıcı hem de oyuncu olanlardan. Jonas Brothers grubunun da vokalisti, davulcusu ve gitaristi. Küçüklüğünden beri şarkı söyleyen Nick, grubu Jonas Brothers’ı da diğer iki kardeşi olan Kevin ve Joe ile birlikte kurmuştu. 2007 yılının başında Disney’in Hollywood Record üçlüsünde yer almış, yaz sonunda şarkıları Radio Disney ile duyurulmuş ve videoları Disney Channel’da gösterilmişti.

Jonas Brothers’ın kendi adını taşıyan albümü de 2007’de piyasaya çıktığında Billboard listelerinde ilk beşe girerek, albümün single’ı “SOS” iTunes’da 1 numaraya yükselmişti. Nick Jonas her ne kadar grubuyla çalışsa da kariyeri bir noktada kardeşleriyle olan kimliğinin ötesine geçmiş ve 2010 yılında yan projesi The Administration ile yaptığı ilk solo turnesine çıkmıştı. Jonas tiyatroya olan sevgisini de hiç kaybetmedi ve çeşitli Broadway yapımlarında da yer aldı.

Zac Efron da 2006’da Disney Channel’ın orijinal filmi olan High School Musical’da canlandırdığı, basketbol takım kaptanı olan Troy Bolton karakteriyle hem filmin hem de o dönemin yıldızı olmuştu. Nice genç kalpleri yaktı geçti o dönem. Sadece oyunculuğuyla değil, sesiyle de…

O dönemin efsanevi parçalarından biri yalnız…

Parça IMDbPro’nun 29 Ocak 2006 haftası boyunca dördüncü sırada yer aldı. 2007 yılında John Travolta ile birlikte oynadığı Hairspray filmiyle de üç ödül birden aldı. Şimdilerde de oyunculuk kariyerine birçok projeyle devam ediyor.

Peki Ryan Gosling’in 13 yaşındayken The Mickey Mouse Club adlı dizideki başarılı performansıyla dikkatleri üzerine topladığını biliyor muydunuz?

Yetişkin olarak Ryan Gosling’e ilk vurulduğumuz filmlerden biriydi The Notebook. Oysa biz onu çocukluğuyla da biliriz. 13 yaşındayken The Mickey Mouse Club’da da sağlam döktürüyordu.

Yazının bundan sonraki kısmındaki tüm isimlerin kariyerleri aynı döneme denk geldiği için birbirleriyle epey bağlantılı bu arada.

Mesela bu video ile Ryan Gosling tarihine ufak bir yolculuk için ideal.

Hatta bu videoda Justin Timberlake ve Ryan Gosling aynı sahneyi paylaşıyorlar.

Burada da omuz omuza sergiledikleri bir oyunculuk…

Christina Aguilera da 12 yaşında Britney Spears ve Justin Timberlake gibi The New Mickey Mouse Club’a katılıyor. Hatta insanların onu taa o yaşta ‘diva’ diye çağırdıkları söyleniyor. 1998 yılında da gene bir Disney animasyonu olan Mulan adlı filmde Reflection adlı şarkıyı söylemesi için seçilen isim oluyor ve bu kaydın hemen ardından, RCA Records adlı şirket Aguilera’yla bir sözleşme imzalamaya karar veriyor. Reflection o zamanlarda listelerde üst sıralara tırmanıyor ve aynı yıl En İyi Orijinal Şarkı dalında Altın Küre’ye aday dahi oluyor. Sonrasında gelen başarıları da zaten malum.

Vee son isim tabii ki Britney Spears. Kendisinin geçmişine ve bugününe çok sağlam dadandığımız bir yazı mevcut.

Onun da keşfedilme hikayesi The Mickey Mouse Club’a seçilmesiyle başlıyor. Hatta yaşı çok küçük olduğu için yapımcılardan biri onu Broadway’de bir ajans ile tanıştırarak üç yıl boyunca gösteri sanatları eğitimi almasını da sağlıyor. Daha sonra Spears Disney kanalına New Mickey Mouse Club ile geri dönüyor; programdaki diğer isimler ise Justin Timberlake, Christina Aguilera, Joshua Chasez, Keri Russell ve Ryan Gosling…

Birkaç yıl sonra Spears bir demo hazırlıyor ve bu, Jive Record’un eline ulaşıyor. Plak şirketi Britney Spears ile anlaşma imzaladıktan sonra da Britney tüm gençlik dergilerinde ve televizyon programlarında görünmeye başlıyor zaten.

Asıl, tabii o zamanlar televizyon dünyasının elinde tuttuğu güç malum. Şimdiki medya platformlarının bolluğunu düşününce yeni yetenekler önceki nesiller kadar ‘şanslı’ olabilecek mi acaba ne dersiniz? Yoksa YouTuber ya da TikToker gençler, gelecek popüler kültür dünyasının kanaat önderleri mi olacak?