Advertisement
Christopher Nolan, Tenet ve beyin yakan fragmanı
yazar: Yiğit Tuna

Fragmandan alıntıyla ruh halimizi açıklıyoruz: “Anlamaya çalışma. Hisset.”

İki dakikada beynimizi parçaladın, boğdun boğdun duvara attın…

Hakkında Google’a en sık sorulan soru “What is Christopher Nolan doing next?” olan bir yönetmenin hakkında neredeyse hiçbir şey bilmediğimiz son filminin fragmanı yayınlanıyor, haliyle hemen açıyoruz ve zaman bükülüyor… Yayınlanalı ve devrelerimizi yakalı daha 20 saat bile olmadı. Girdiğimiz dünyayı fragmanın 40. saniyesinin repliğiyle anlatmaya çalışalım: “Şu geçtiğin testi herkes geçemiyor. Ahirete hoş geldin.”

John David Washington, Robert Pattinson ve Elizabeth Debicki’nin başı çektiği kadrosuyla Tenet için Nolan’ın bugüne kadar sarfettiği en açıklayıcı tanım, “Tenet’in dünyasının bir casus filmi gibi açıldığı ama sonra çok başka yerlere gittiği” şeklindeydi ki izlediğimiz iki dakika on saniyelik fragmanda da gittiği başka yerlere dair bazı sinyaller aldık. Ama sadece sinyaller aldık, açıkçası biz o yerlere varamadık ve varamadığımız için de şaşırmadık. Yani anlamaya çalışmadık, tadını çıkardık.

Çekimleri yedi farklı ülkede geçen ve yönetmenin “Şüphesiz, bugüne kadar yaptığım en büyük film” dediği bir yapımdan bahsediyoruz. Tenet’in daha büyük olduğu filmlerden bazıları şöyle: Memento, Batman üçlemesi, Inception, Interstellar… İlginç.

Filmin dünyası, nükleer soykırımdan daha fena tehditlerin konuşulduğu bir dünya ve biz hem fragmandan aldığımız hislerle hem de Nolan’ın huyunu (az buçuk) bildiğimizden Tenet’in odağında da zaman akışı ve belki zaman yolculuğu oyunlarının olacağını, bu oyunların oldukça sıkı aksiyon sekanslarıyla harmanlanacağını düşünüyoruz. Bu tablo da bize fazlasıyla yetiyor.

Zaman hızla tükenirken vizyon tarihi için Temmuz’u işaretledik. Fragmanın sonundaki şu ifadeyi atlamayalım: “Maksimum etki için, fragmanı sinemalarda izleyin” Nolan bunu yalnızca kullandığı süper kameraların nimetlerinden, büyük ekranda daha iyi faydalanalım diye de söylemiş olabilir ama biz detaycılar, gizli anlamlar aramayı severiz. Belki de telefonun bıdık ekranında kaçırdığımız küçücük bir detay, sinema perdesinde belli olur… Belli mi olur?