Yazar: Seden Mestan
25 Haziran 2021
Davan davamızdır Britney Spears: #FreeBritney kampanyası, hayranlık müessesesi, kötücül babalar ve vasiler

Bu hafta içinde Britney Spears’ın yıllardır süren vasilik davasının yeni bir duruşması gerçekleşti. Fan’larının söylediği ve iddia ettiği pek çok şeyi doğrulayan ve daha fazlasını açıklayan bir konuşma yaptı Britney de mahkemede. #FreeBritney kampanyası ve belgesel ile birlikte çoğu şeyin zaten peşine düşmüş ve aslında neyin, nasıl olduğunu anlamıştık. Ama birinci ağızdan, yani Britney’nin kendisinden okuyup dinleyince daha acı bir hal aldı. Başa saralım…

Ellerinde koca koca kameraları, pis sırıtışları ve size sözde ters köşe yaptırmaya hazırlanan sorularıyla bir grup adamın üstünüze üstünüze geldiğini düşünün… Düşünemiyorsanız, 2000’lerin ilk yıllarında popülerliğinin zirvesinde olan Sienna Miller’ın sözleriyle biraz daha anlatmaya çalışalım. Daha doğrusu, News of the World adlı bir gazete cep telefonunu hack’leyip bilgilerini çaldıktan sonra, gazeteye açtığı dava sırasında mahkemede söyledikleri bunlar. Sene 2011. Şöyle diyor: ”21 yaşındaydım ve neredeyse her gün, gece yarısı karanlık sokaklarda tek başıma, arkamdaki koca koca 10 adamdan kaçmaya çalışırken bulurdum kendimi. Ellerinde kameraları olduğu için bu yaptıkları ‘yasal’ sayılıyordu. Ama bir de kameralarını aldığınızı düşünün, geriye kalıyor? Bir kadını kovalayan bir grup erkek ve bu gerçekten son derece ürkütücü.”

Benzer bir şeyi, Amy Winehouse’un yakın arkadaşı ve My Amy: The Life We Shared adlı kitabın yazarı Tyler James de anlatıyor; Amy Winehouse’un büyük çıkışı yakalamasıyla birlikte kameraların bir an bile peşini bırakmadığından, hatta büyük bir kovalamaca başladığından bahsediyor ve Amy’nin durumunu Lady Diana ve Britney Spears ile kıyaslıyor: ”O zamanlar farklıydı her şey. Ünlü bir kadınsanız resmen avlanıyordunuz, bunun akıl sağlığınızı nasıl etkilediğini umursayan yoktu” diyor ve tüm bunların Amy Winehouse’un bağımlılığını daha da körüklediğini söylüyor.

Bu kovalamacanın Lady Diana’nın kazasına sebep olduğunu biliyoruz. Her şey gözümüzün önünde oldu. Britney Spears’ınki ise… Onun yaşadıkları da gözümüzün önünde oldu, gerçekleşti ama nedense gülüp geçilecek bir mevzu, bir şaka gibi anlatıldı. Saçlarını kazıtırkenki anlarından meme’ler yapıldı; ”Britney bile 2007’yi atlatabildiyse, sen neleri nelerin üstesinden gelebilirsin” gibisinden espriler döndürüldü… Uzaktan bakanlar için, ”raydan çıkan bir çocuk yıldız” gibi görüldü belki de. Zaten popüler kültür her daima hafife alınırken, o kültürün içerisinde yükselen genç bir kadının pek de ciddiye alınmasını kimse beklemiyordu zaten, değil mi? Sebep ne olursa olsun, gözümüzün önünde gerçekleşen dev trajediye (o izlediğimiz tüm gerilimleri, hatta distopyaları bile alaşağı edecek cinsten) vicdanımız sıkışmadan seyirci kalmış olmamız. (Bu sadece Britney mevzusu için geçerli değil tabii ki. Popüler kültürle de sınırlı değil… Bir kere daha durun ve düşünün.)

Britney Spears cephesindeki tek kötülük kaynağı medya değil. Onun güçsüzleştiğini gördüğü anda oyunun içine giriveren ve elindeki HER ŞEYİ alan yakınları da var… Başta babası Jamie Spears olmak üzere.

Hatırlayalım: 2007 yılında medya karşısında yaşadığı çöküşün ardından, mental durumu iyi olmadığı öne sürülerek hayatının kontrolü babası tarafından ele geçirilmişti.

Babası, kızının sözde (!) erken bunama yani demans başlangıcından muzdarip olduğunu ileri sürerek mahkemeye başvurmuş ve kendisine devredilen ve başlangıçta bir yıl sürmesi öngörülen vasiliğin kalıcı olması talebinde bulunmuştu. Ve bilin bakalım ne oluyor? Britney Spears’ın hukuki ehliyeti yani yasal makamlar önünde imza yetkisi ortadan kalkıyor, tamamen babasına geçiyor. Daha da açmak gerekirse, şu an 39 yaşında olan Britney Spears tam olarak 13 senedir kendi özgür iradesiyle araba kullanamıyor, evlenemiyor, kendi parasını harcayamıyor, kendi avukatını tutamıyor, kariyeri hakkında söz hakkı bulunmuyor, çocuk sahibi olamıyor, sözlü röportaj veremiyor ve verdiği tüm röportajlar babası tarafından onaylanıyor, gözetim altında olmadan cep telefonu ve sosyal medyasını kullanamıyor, alışverişe gidemiyor, Starbucks’tan kahve alamıyor.

Evet, mental durumu iyi değil deniyor ama binlerce kişilik dev konserler vermeye devam ediyor. Hatta 40 derece ateşle sahneye çıktığı (daha doğrusu çıkmaya zorlandığı) bir konseri bile var. (İlerleyen paragraflarda anlatacağız.) Kazandığı paradan harçlık gibi sadece belli bir miktar kendisine veriliyor ve daha fazlasını kullanmasına izin yok. 

Neyse ki Britney Spears’ı ana-babasından daha çok seven fan’ları sayesinde bu büyük oyun da bozulabildi. (Gerçekten büyük bir oyun söz konusu…) #FreeBrtiney hashtag’i internette dolanmaya başladığında bu da bir tür şaka gibi karşılandı. ”Dünyada neler oluyor, Free Britney de neymiş dendi…” Ama fan’lık müessesesini ASLA hafife almayın. Britney’nin tek bir kaş hareketinden dahi kocaman anlamlar çıkaracak kadar güçlü hem Britney’nin fan’ları. Britney Spears’ın medya eliyle harcanmaya çalışıldığını ve ailesi tarafından özgürlüğünün kısıtlandığını ilk fark edenler onlar oldu. Ve durumun giderek nasıl vahimleştiğini anlayanlar da… Britney’nin bir hapis hayatını yaşadığını ve bunun hukuk eliyle desteklendiğini söylüyorlardı. Britney Spears’ın, babası Jamie’nin vasiliğinin kaldırılması için açtığı davayı da en yakından onlar takip ettiler. Mahkeme salonlarının önünde toplaştılar, standlar kurdular. Britney’nin Instagram fotoğraflarını yorumlayarak vermeye çalıştığı mesajları anlamaya çalışan bir podcast serisi bile var. Bazı olanları onlar öngörebilmiş mesela. Gerçekten de fan’ları #FreeBritney diyerek seslerini yükseltmeselerdi, belki de tüm dünya yine kayıtsız kalacaktı Britney tarafında olanlara. Ama bir kere gözler oraya çevrilince her şey birer birer dökülmeye başladı.

#FreeBritney kampanyasıyla beraber tüm bu süreç bir belgesele dönüştürüldü geçtiğimiz aylarda, ki gözümüzün önünde olanlara ne kadar da ANLAMADAN baktığımızı bu belgesel çok sert bir şekilde gösterdi bize. The New York Times Presents serisi bünyesinde hazırlanan Framing Britney Spears adlı belgesel, #FreeBritney kampanyasının peşinde ünlü şarkıcının çocukluğuna kadar iniyor, Britney’nin nasıl bir kurbana dönüştürüldüğünü anlatıyor. Herkesin resmen el birliğiyle Britney Spears’ı karalamaya, aşağılamaya ve ağlatmaya çalıştığını gösteriyor belgesel. Korkunç bir psikolojik şiddet söz konusu. Ve işin içinde Justin Timberlake de var. (Slut-shaming etrafında Justin Timberlake ve Britney Spears olaylarını burada anlatmıştık. Justin Timberlake’in aslında sicili oldukça kabarık. Sadece Britney Spears değil Janet Jackson olayında da kabahati büyük.)

Az önce Britney Spears’ın Instagram’ı demişken… Tüm bunlar olup biterken, tüm dünya (!) #FreeBritney diye tek yürek olmuş haykırırken Britney Spears’ın nasıl bir tepki gösterdiği, göstereceği de merak konusuydu. Britney Spears, takip edenlerin bildiği üzere, Instagram’ı aktif olarak kullanıyor. Haliyle ona doğrudan ulaşılabilen tek yer de Instagram olduğu için gözler de oraya çevrildi. Tabii hayatı kontrol altında olan birinin olan bitenler hakkında rahat rahat konuşmasını beklemiyordu kimse. Hiçbir şey olmuyormuş gibi devam ediyordu Britney paylaşımlarına. Dans ediyor, çiçekler paylaşıyor; neredeyse umursamaz bir şekilde etrafa neşe saçıyor… Ah ah be Britney hepimiz biliyorduk aslında içten yanmalı olduğunu… Merak etme sonunda anlamıştık her şeyin gösterildiği gibi olmadığını. Gerçi Framing Britney Spears belgeseli yayınlandığında da çok kafa karıştırıcı bir açıklama yapmıştı yine Instagram’dan ”Belgeselin tamamını izlemedim ama biraz gördüm ve iki hafta boyunca ağladım, hâlâ da ağlıyorum” diyordu. Hakarete uğradığından, küçük düşürüldüğünden bahsediyordu…

Yani belgeselde söylenenlerin doğru olmadığını mı iddia ediyordu? Ya da belgeselde gördüklerinden mi üzülmüştü? Belgesel aslında onu savunuyor, ona yapılanları gösteriyor gibiydi? E ne oldu şimdi? Lütfen daha fazla üzülme Britney! 

Bu hafta içinde vasilik davasının yeni bir duruşması gerçekleşti. Fan’larının söylediği ve iddia ettiği pek çok şeyi doğrulayan ve daha fazlasını açıklayan bir konuşma yaptı Britney de mahkemede. Yazının başından beri yazdığımız üzere #FreeBritney kampanyası ve belgesel ile birlikte çoğu şeyin zaten peşine düşmüş ve aslında neyin, nasıl olduğunu anlamıştık. Ama birinci ağızdan, yani Britney’nin kendisinden okuyup dinleyince daha acı bir hal aldı.

Mahkemede 23 dakikalık bir konuşma yapan Britney, ”Hayatımı geri istiyorum” diyordu ve ilk defa tüm iddiaları doğruluyordu. Hatta haberleri görmüşsünüzdür; video ile katıldığı duruşma sırasında, bildiğimiz iddiaların dışında da açıklamalar yapıyordu. Rızası olmamasına rağmen kendisine lityum verildiğini; erkek arkadaşıyla evlenmesine ve çocuk sahibi olmasına ve hatta ve hatta doğum kontrol amaçlı taktırılan spirali çıkarttırmasına izin verilmediğini söylüyordu. Ve tüm bunlar için de Jamie Spears’ı yani babasını suçluyordu tabii. Çünkü tüm kararları onun için alan babasıydı, vasilik gereği ve babasının hayatının her yönünü “yüzde 100 bin” kontrol ettiğini söylüyordu.

“Bu vasilik düzenlemesinin bana faydadan çok zararı var. Mutlu değilim. Uyuyamıyorum. Çok öfkeliyim ve her gün ağlıyorum” diyordu ve şöyle de ekliyordu; “Bu vasiliği durumuma bakılmaksızın sonlandırmak istiyorum. Hayatımı yaşamaya hakkım var. Bütün hayatım boyunca çalıştım. İki-üç yıl ara vermeyi hak ediyorum.” Evet, ne kadar zor şartlarda çalıştığından bahsetmiştik. Bir konsere 40 derece ateşle sahneye çıktığı da yine bu dava sırasında sunulan kanıtlarda ortaya çıkmıştı. Hayranlarının hangi konser olduğunu bulması çok geç olmadı, zaten sahnede ne kadar hasta olduğunu bizzat Britney söylüyor; bayılmak üzere, çok hastayım diyor.

Dün de Instagram’dan, yani en aktif kullandığı sosyal medya platformu üzerinden hayranlarına seslendi Britney. Bir özür paylaşımıydı bu. ”Size bir sır vermek istiyorum” diye başladığı paylaşımında dökülüveriyordu: Hayatım mükemmelmiş gibi gözükebilir ama KESİNLİKLE öyle değil” diyordu ve ”Bu hafta çıkan haberleri okuduysanız öyle olmadığı zaten biliyorsunuzdur” diye devam ediyordu. AH BE BİLİYORDUK TABİİ, BİLMEZ MİYİZ?! ”Son iki yıldır her şey yolundaymış gibi davrandığım için özür dilerim; bunun sebebi gururum ve yaşadıklarımı paylaşmaya utanmış olmam…”

İşler nasıl ilerleyecek, şimdilik kestirmesi zor. Bu vasilik işleri (I Care a Lot filmini izlediyseniz daha da iyi anlayabilirsiniz) kötü insanların elinde dev bir güce dönüşüyor. Britney Spears ise kendisine haftalık sadece 2000 dolar bir ”harçlık” verilse de çıkardığı albümler ve verdiği konserler ile etrafındakilere milyon dolarlar kazandıran bir müzisyen. Yani anlayacağınız, babasının vasiliğin peşini kolay bırakmayacağı ortada. Ama bu son duruşmayla yani Britney’nin olanları doğrulamasıyla birlikte gerçekten dünya gündeminin orta yerine düşüverdi mevzu. #FreeBritney artık ana akımda da sıkça dönen bir hashtag, bir kampanya. İşleri buraya getiren ve belki de Britney’nin cesaretlenmesini sağlayan ise hayranları oldu. Fan’lık müessesesi ve dayanışma her zaman kazanacak işte! Bir de artık mahkemeden güzel haberler gelse… Durun bir şarkı açalım.

 

 

 

 

 

 

 

editörün seçtikleri