Yazar: İris Işık
8 Ağustos 2021
Deneyimlerle dolup taşan el yapımı çantalar: Çuval’ın hikayesini kurucusu Ayşe Özgüneş anlatıyor

Başka bir dünya yok ama biz yine de tüm doğal kaynakları tüketip geri dönüşü olmayan noktayı hızla geçmek için çabalıyoruz. İşte tam da bu noktada, etik ve sürdürülebilir üretim daha önemli bir anlam kazanıyor ve bu konuda öncü olan bağımsız markalar, sektörün büyüklerine de örnek oluyor. İşte bu markalardan biri Çuval. Hatta minimal çizgileri ve nitelikli işçilikleriyle Türkiye’nin sürdürülebilirlik anlayışıyla üretilen ilk aksesuarları arasında yerlerini alıyor Çuval çantalar.

Trendleri ve zamanı pek de kafaya takmayan Çuval markasının hikayesi 2012 yılında başlamıştı. Kurucusu Ayşe Özgüneş’in tasarımcılık serüveni ise üniversite yıllarına kadar uzanıyor. Sürdürülebilirliğin yanı sıra yerel zanaatkarlığı da odağına alarak sınırlı sayıda kurguladığı koleksiyonları günlük hayatın her anına eşlik ederken hızlı tüketen ve çabuk ‘eskiyen’ moda dünyasının dinamiklerine de kafa tutuyor aslında. İşlevselliğe vurgu yapan bu ‘zamansız’ tasarımların sezonlar üstü bir etkisi var.

Her şeyin daha da süratli bir hal aldığı şu dijital çağda el yapımı hikayeler yaratmanın gücünü konuştuk.

Fotoğraflar: Nasser Younes

Her şeyin dijitalleştiği ve hızlandığı bu çağda, yerel zanaatkarların ellerinden çıkan bir marka Çuval. Tasarımdan üretime, Çuval’ın arka planında nasıl bir işleyiş söz konusu? Her bir model, raflardaki yerini alana kadar kimlerin elinden geçerek son halini alıyor?

Çuval’ın üretim sürecinde sadece ben ve iki zanaatkar kardeş olan Hasan Usta ve İzzet Usta varız. Malzemelerin hepsine ben karar veriyor; seçiyor, yaptırıyor, alıyor ve atölyeye götürüyorum. Adetlere karar verdikten sonra yapılacak ürünlerin listesini paylaşıyorum; genelde Hasan Usta kesimini yapıyor, İzzet Usta da dikiyor, bazen işlerin hepsini sadece Hasan Usta’nın yaptığı da oluyor. Çantalar üretildikten sonra atölyeden gidip alıyor ve Çuval Dükkan’ımıza koyuyorum.

Daha da başa gidelim; Çuval’ın 10 yıllık bir serüveni var. O serüven nasıl başladı ve marka ‘çuval’ ismini nasıl aldı?

Drexel Üniversitesi’nin Tasarım ve Mağazacılık bölümünden mezun olduktan sonra 2008 senesinde doğup büyüdüğüm İstanbul’a geri dönerek reklam kariyerime devam ettiğim sıralarda hafta sonları kiraladığım bir atölyede bez çanta ile ilgili çalışmalarıma başladım. Çuval’ın hikayesi, Türkiye’nin ilk bağımsız çanta markalarından biri olarak; 2012 senesinde New York’tan ilk siparişini alarak başladı. 2015 yılında Karaköy’de bir pop-up mağaza sonrası Arnavutköy’deki dükkanımı açtım.

İstanbul’a döndüğüm yıllarda reklam ajansında tanıştığım bir arkadaşımla hafta sonlarımızı bir atölyede farklı boylarda yastıklar ve onlara kılıflar tasarlayarak geçirmeye başladık. Baktık ki kılıflar birer çanta olmuş ve sattığımız panayırlarda insanlar yastıklardan çok çantalara ilgi gösteriyor. O sıralarda çantalar çuval ve Amerikan bezindendi. Doğal bir malzeme olduğu için, kırsal hayattan şehir hayatına esnafımızın sıkça kullandığı bir taşıma gerecini temsil ettiği ve fikir olarak markanın yerel zanaatkarlığı simgelemesini istediğimiz için markaya Çuval adını verdik. İsmin arkasındaki ilham kaynağı olarak ise insanlığın taşımak için yarattığı ilk kültürel araç olan “çuval” diyebilirim.

Eller, tasarımcının aklındakilerini kısacası hayal ettiklerini gerçeğe dönüştüren, onları somutlaştıran bir araç aslında. Çanta tasarımcısı ve üreticisi olarak bu ilişkiyi nasıl yorumluyorsun?

Ellerimizle taşıdığımız ve kucakladığımız çantalarımızın bir başkasının elinden geçerek ortaya çıkması çok büyüleyici ve enerjisi bence çok kıymetli. Eğer zanaatkar ve tasarımcı yaptığı işten zevk ve keyif alıyorsa ortaya çıkan ürünün değeri bir o kadar fazla önem taşıyor diye düşünüyorum. Çuval’dan örnek vermem gerekirse, bugüne kadar büyük bir zevkle tasarladığım tüm koleksiyonlar ustalarımı o kadar heyecanlandırdı ve yaparken onlara o kadar keyif verdi ki bunun yansımalarını bir Çuval sahiplenen herkeste gördüm 🙂

Malzemeler elle seçiliyor, çantalar el yapımı becerileriyle şekilleniyor ve üretiliyor… Peki Çuval’ın tüm bu sürecinde dijitalin nasıl bir yeri var? Dijital dünyanın mesleğinize getirdikleri ne gibi bir avantaj ve dezavantaj olarak yansıyor size?

İlk sorunun cevabında okuduğunuz üzere üretim süreçlerimizde dijitalin herhangi bir yeri hiç olmadı. Hatta şimdiye kadar baskı yaptığım bazı ürünlerin baskılarını da ya elde yaptırmışımdır (Letters to Sailor koleksiyonu) ya da kendim elde basmışımdır (Kanji Print Series). Tabii artık desenleri elde basmak çok sanatsal olmaya başladı ve vaktin nakit olduğu bu zaman diliminde dijital baskıdan faydalanmamak oldukça elverişsiz bir durum olarak karşıma çıktı. Bir de tüketici için elde ya da dijital baskının çok farkı olmadığını fark ettim; her şeye çok hızlı erişmeye alışmış oldukları için bir an evvel istediği, aldığı ürüne kavuşmak istiyor. Yani el işinde oluşabilecek hataların aslında sanatçının veya zanaatkarın özel bir işi olması kabul görmüyor. Bu nedenle dijital baskıya önümüzdeki dönemlerde yer vermeyi düşünüyorum.

Her Çuval serisi farklı modellerden oluşuyor ve belli ki her birinin ayrı birer ilhamı ve hikayesi var. Bu hikayeleri nasıl oluşturuyorsun? Ve bunları günlük hayata dahil edecek pratik çözümleri nasıl yaratıyorsun?

Şu ana kadar çıkardığım koleksiyonların hepsinde hayal ettiğim mekan, yaşam tarzı, kültür dokularından ve o zaman içinde bulunduğum kendi iç dünyamdan esinlendim. Kullandığım malzemelerden de yola çıkıyorum tabii. Mesela pandemi sürecinde kendime bir çıkış yolu ararken son koleksiyonum ‘The Journey’ (Yolculuk) Çuval’ın ilk doğduğu zamanlara ithafen, kendi özüne geri dönmesiyle ortaya çıktı. Markanın ilk çıkışını yaptığı zamanlarında çalıştığım bir fabrikanın ürettiği su geçirmez kanvasa, yüzde 100 doğal pamuktan dokuma çalışan çok eski bir üreticinin hazırladığı sapı ekledim. Alışveriş, seyahat çanta serisine dahil ettiğim bu model, benim ilk erkek ve kadın modelim… Uzun zamandır istiyordum bunu. Ayrıca çift taraflı kullanılabilecek şekilde tasarlandı bu çanta.

Koleksiyon çekimleri için arabamla bir maceraya atılarak kendi başıma yola çıktım ve bu bana çok iyi geldi! Tasarladığım çantaların her boyunu seyahat boyunca severek kullandım ve uğradığım yerlerde tanıştığım insanların bu tarz çantalara ne kadar ihtiyaçları olduğunu fark ettim. Kolektif bilinç bu olsa gerek, doğru zamanda doğru yolda olduğumu hissetmek bana yaşama hissini geri getirdi. Çantaların ters yüz edilerek model değiştirmesinin de hepimizin içindeki aydınlık ve karanlık yanlarımızı temsil ettiğini düşünüyorum. O sırada canın nasıl çekiyorsa, modun neyse, hangi şekilde olsun istiyorsan…

Sıkça yeni modeller ve serilerle karşımıza çıkıyorsun. Sezonların gelip geçici trendlerindense tüm bunlara kafa tutan, tabiri caizse ‘zamansız’ modeller bunlar. Trendlerle nasıl bir ilişki kuruyorsun ve zamansızlık senin için neden önemli?

Çok enteresandır ki moda okumama rağmen trendlere hiç takılı kalmadım çünkü bir dersimde şunu çok iyi öğretmişlerdi: Belli başlı birkaç trend hep vardır ve her sezon farklı şekillerde kendilerini tekrar eder ve başka hikaye ve renklerde ortaya çıkarlar. Sanırım küçüklükten gelen stil anlayışım ve öğrendiklerimi içselleştirmiş olmam bana sezgisel bir şekilde trendlere uygun tasarımlar ortaya çıkarmama yardımcı oldu. Hatta bazı temaları çok önceden işlediğim için özellikle ülkemizdeki trend anlayışının çok geriden geldiğini düşünüyorum. Trendlere ve zamana çok kafayı takmadığım kadar zamansız bir parçanın bir insana ne derece keyif verebileceğini biliyorum. Çuval çantası olan herkes de bunu benle birlikte tecrübe etmiştir 🙂

Çuval kullandığı malzemelerle de öne çıkan bir marka. Özellikle de gezegene ettiklerimizin bedelini ödediğimiz şu günlerde malzeme ne şekilde bir önem kazanıyor sence? Siz malzemelerinizi seçerken nelere öncelik veriyorsunuz? Tasarım ve malzeme ilişkisini nasıl yorumluyorsun?

Aslında Çuval’ın ilk çıkış noktasında Amerikan bezi ve jüt çuval kumaş kullanarak tamamen sürdürülebilir bir marka yaratmak vardı aklımda. Ancak çanta yapımını profesyonel anlamda bu yolda geliştirmek istediğimde malzeme konusunda ülkemizde tıkandım. Mesela çantada deri ya da kumaşı dikerken ya da beslerken atölyelerin hepsi bali yapıştırıcısı kullanmaya alışmış. Onları her ne kadar doğal olan kauçuk bazlı yapışkana alıştırmak istesem de bir noktada haklılar çünkü aynı işlevi göremiyor. Kendimce Çuval’daki sürdürülebilir anlayışı az, nitelikli, kaliteli ürünler ortaya çıkarırken ‘no waste’ yani üretim artıklarını da her şekilde değerlendirdiğim bir çerçeve içine yerleştirdim.

Clutch’lardan büyük tote bag’lere Çuval koleksiyonlarında çeşitli hacimlerde pek çok model çıktı karşımıza. Renkler de zaman içerisinde çeşitlendi; bazen çoğaldı bazen daha da sade bir hal aldı. Geçtiğimiz 10 yıl içerisindeki tasarım ve tüketici alışkanlıkları ne şekilde değişti sence? Özellikle Çuval tarafında sen nasıl gözlemledin bu süreci?

Evet, bugüne kadar neredeyse 50’ye yakın model çalışmışımdır. Hem meraktan hem yenilikleri ve değişikliği sevdiğimden hem de bir koleksiyonda en az beş farklı modelin olması gerekir gibi eğitim hayatımın bende bıraktığı bir koleksiyon anlayış kalıbı kafamda yer ettiğinden Çuval’ı zaman zaman çok çeşitlendirdim. Ancak zaman içinde ilgi ve talebin şekillenmesini gözlemlediğimde bunun çok da gerekli olmadığını fark ettim. Özellikle en çok satılan ve ilgi gören bir ürünü her sezon devam ettirmek yeni ve değişen ürünlerden çok daha önemliymiş ve yeni ürünler eklerken sürdürülebilir bir iş büyümesi içerisinde bunu yapmalısınız.

Dijitalleşmenin getirdiği onlarca faydalı yöntem maalesef kötü amaçlar için de kullanılıyor. Tüm tasarımcıların baş belası olan bir konu: kopyalama veya taklit. Senin bu konuya bakışın nasıl? Engel olabilmek ne derece mümkün?

Valla bu kadar dijitalleşmeden önce de kopyalama ve taklitler maalesef oluyordu. Bu konuda rahatlıkla diyebilirim ki Türkiye dünyanın önde gelen ülkelerinden biri. Bilinen çok büyük Türk markaları, Çuval’ın da aralarında olduğu birçok bağımsız Türk tasarımcılarının işlerini taklit etti. Bunu Zara, Mango dahil büyük dünya markaları da yapıyor ve yapmaya devam ediyor. İşin en ilginç yanı ise dijitalleşmenin hızıyla yeni çıkan markalar arasında piyasada var olan markaları ve ürünleri taklit etmeye başlayanlar çoğalmaya başladı. Bölünen pazar paylarını oluşturan farklı müşteri profillerinin bundan bir haber olmasının yanı sıra pazarı yeni tanıyan genç nesil de alışveriş yaptığı tasarım ürünlerinin orijinlerini bilmiyor ve bu kötü trend desteklenmiş ve devam ettirilmiş oluyor. Bu konuda maalesef hukuksal olarak dahi hiç kimsenin başarılı sonuç aldığını görmedim. Engel olabilmek ancak tüketicinin bilinçlenmesi ile olacaktır.

Özel hazırlanmış mail’leriyle sıkça post kutumuzu ziyaret ediyor Çuval. Hem de mailing’lerin yeniden popülerleşmesinden çok önce de devam ettiriyordunuz düzenli gönderimlerinizi. Dijitali marka pazarlama stratejinizde başka nasıl konumlandırıyorsunuz?

Özel ve özenle yazılmış e-mailler bana yaptığım işin ne kadar değerli olduğunu hatırlatıyor ve sanki sevdiğim bir insana mektup yazıyormuş hissi verdiği için çok keyif veriyor. Haftanın belli günleri devam eden story anlatım serileri hazırlıyorum. Özellikle dükkanımda çektiğim ürün odaklı paylaşımlarım oluyor. Burada Çuval’ın ve ürünlerin hikayesiyle kullandığım malzemelerin özelliklerini ve üretim süreçlerini anlatmaya özen gösteriyorum. Bu sayede de tüketicinin marka ve ürünler hakkında bilinçlenmesini amaçlıyorum.

Çuval’ın Arnavutköy’deki mağazasının dışında web sitesi üzerinden de satışları devam ediyor. Pandemiyle birlikte alışveriş alışkanlıklarımız hızla dijitale kaydı; artık hepimiz bir şekilde online alışverişe alıştık. Pandeminin getirdiği değişiklikler Çuval tarafına nasıl yansıdı? 

Evet, bir senede çok şey değişti bu anlamda. Geçen senenin başlarında kapanma ile maalesef bu süreçten kötü etkilendik; çünkü kimse evden çıkamaz, çanta taşıyamaz oldu. Fakat ümidimizi kesmedik ve yeniden dışarı çıkabileceğimizin hayalini bizimle birlikte kurabilenler, Çuval’ın yeni koleksiyonundan bir çanta edinmek isteyenler olarak gittikçe çoğaldı ve online alışveriş yapmanın ötesinde ön sipariş de vermeye başlandı.

Peki sırada neler var; Çuval için ufukta neler gözüküyor?

The Journey koleksiyonunun kapsül koleksiyon şeklinde çıktığı çift kumaşlı ve yeni plaj boyu olan The Journey Summer versiyonları var. Bugüne kadar üretilmiş ve arşiv olarak tutulmuş bazı model ve ürünlerin Sample/Archive Sale’leri ufukta; sevdiğim bazı sanatçılarla iş birliği planları var;  bazı markalara özel edisyonlu üretimler planlar içerisinde… Gelişmeler için bizi @cuvalistanbul ‘dan takip etmeye devam edebilir ve signup@cuvalist.com  adresine e-mail adresinizi yazarak Çuval’ın dünyasına dahil olabilirsiniz.

editörün seçtikleri