Yazar: Janset Atacan
18 Ekim 2022
Bağımsızlık maceraları, büyüme sancıları ve çocuklarımın bilmesini istediğim hikayeler: Derry Girls’e veda

Euphoria’nın karanlığından sıkılanlara, alıp başını gidemeyenlere, gitmek isteyip kalanlara, kalbine darlık oturanlara müjde: Derry Girls, aradığınız her şey! Bu diziyi izlemeyen bin pişman olur mu desek ne desek? Derry Girls, Kuzey İrlanda’nın politik karmaşalarla boğuştuğu İngilizcesi The Troubles olan Türkçeye nasıl çevireceğimizi asla ve katiyen bilmediğimiz bir dönemi anlatıyor. Derry kasabasında geçen hikaye, politik bir komediden çok daha fazlası. Dizi öyle dillere destan bir aşk hikayesi sunmuyor. Fantastik bir tadım arıyorsanız, yanlış yerdesiniz. Karakterlerimiz Erin, Orla, Michelle, Clare ve James. Ya da Nazım, Yiğit, Hande, Kübra ve Nur. Karakterlerimiz sizin lise arkadaşlarınız. Her zaman aklınızın bir köşesinde olan, yıllar geçse de unutmadığınız insanlar. Senarist Lisa McGee, işini biliyor. Birtakım bağımsızlık maceraları, biraz büyüme sancıları ve sıcak bir günün yansımaları. Derry Girls’ün final sezonu seyirciye yaşamın bir şans olduğunu hatırlatıyor.

Sadece tek bir sıkıntı var: Derry Girls, üç çok kısa ve ama süper harika sezonun ardından ekrana veda etti. Yıkıldım, hem de öyle böyle değil. Nalan gibi yaralandım. Yine de hayallere kapıldım, bir sezon daha gelir diye ümitlendim. Olmadı dostlar. Bu yazı bir veda yazısıdır, ama öyle acıklı değil. Toygar Işıklı çalmıyoruz. Müzik listemizde yalnızca dans etmek için açtığımız şarkılar var. Buyurun, liseye dönüş yapalım.

-İlerleyen satırlarda karşınıza spoiler’lar çıkabilir, aman dikkat!-

Romantikleştirmediği tarihi gerçekleri hikayenin yanı başında tutan senarist, her bölümde bir Barış Manço şarkısı kadar taze bir his uyandırıyor. Erin ve ekibi, o kadar evrensel bir hikayenin kahramanları ki. Genç-yetişkin hikayelerine kapılıp gitmemek mümkün değil. Benim de lisede bu arkadaş grubuna benzer bir ekibim vardı. Sizin de vardı değil mi? Olmayan var mıydı? Varsa, ne kadar şanssızlar. Belki üniversitede bulmuşlardır ya da sonrasında. Ama bir plaza asansöründe değil. Eğer hala bulmadıysanız ve şans eseri bu yazıyı okuyorsanız, Derry Girls sorguya sual bırakmadan sizi kendi grubuna davet ediyor.

Bildiğiniz tüm komedileri de unutun. Bilmedikleriniz için Erin ve Orla’nın peşine takılın. Clare’in çalışkanlığında en önden ders dinleyen o kızı bulun. James, sınıftaki diğer erkeklerin hepsi akılsız olduğu için sizin yanınızdan ayrılmayan erkek olsun. Michelle, okuldaki tüm erkeklere aşık o kız. Karakterlerine kendi hikayelerini yazma şansı tanıyan Lisa McGee, yıllar önce dinlediğiniz bir şarkıyı Kurtuluş’un ara sokaklarındaki bir kafede yeniden duymuş hissi yaratıyor. Hareketli ve dinamik bir dili olan senarist, komedinin kitabını yeniden yazmıyor ama sizi güldürmeye istekli. Derry, çok geçmeden seyircinin de yuvasına dönüşüyor. Karakterleri bir stüdyoya sıkıştırmayan Lisa McGee; bizi şehrin sokaklarında, marketinde, parkında dolaştırıyor.

Çoğu zaman bir kurgu izlediğimi unutup, Şişli’deki bir anadolu lisesinin çıkışına denk geldiğimi sandım. Her sahne doğal bir akışta ilerliyor, eşlikçiniz hareketli bir kamera ve güzel bir gülümseme. Öyle kahkahalarca değil. Gülmekten karnınız da acımıyor. Gözünüzden yaş gelmesi de uzak bir ihtimal. Derry Girls, bunun yerine sıra dışı bir şey yapıyor ve kendinizi iyi hissetmenizi sağlıyor.

Son dönemde iyi hissetmek o kadar zor ki.
(Ya da Aşk-ı Memnu final yaptığından beri…)

Lisa McGee, dizinin final sezonunda elini korkak alıştırmıyor ve aklına ne gelirse yazıyor. James ve Erin arasındaki üç dakikalık öpüşme sahnesi, FOX TV’nin başlatıp başlatıp yayından kaldırdığı dizilerin tamamından daha dikkat çekici. Fatboy Slim’in konuk olduğu sezon, Liam Neeson gibi isimlere de ev sahipliği yapıyor. Ama dizinin kimseyi ağırlamaya ihtiyacı yok. Lisa McGee, kendi krallığını yönetiyor. Dizide Erin karakterini canlandıran Saoirse-Monica Jackson da Derry’li. Büyüdüğü sokaklarda geziyor, tarihi tekrar yazıyor. Dizinin bu kadar samimi bir his uyandırmasının sebeplerinden biri de bu.

Nitekim dizi her güzel şeyin bir sonu olduğunu bilen akıllı bir kadın tarafından tasarlanıyor. Clare’in babası, final bölümünden hemen önce ölüyor. Lisa McGee, bu geçişi çok keskin kurguladığı için seyircinin de ayakları yere basmıyor. Dizinin final bölümü, çok sayıda gençlik dizisinin başaramadığını yapıyor ve kahramanları yaşlandırıyor. Karakterlere yaşlanma özgürlüğünü tanıyan bir Derry Girls bir High School Musical herhalde. Gossip Girl, Riverdale, Euphoria, Glee gibi nice dizide karakterler bir türlü liseden mezun olmuyordu hatırlarsınız. Bu dizilerin karakterleri mezun olsalar dahi, bir şekilde liseye geri dönüyorlardı. Ey ahali, neden? Bırakın insanları, yuvadan uçsunlar.

Lisa McGee, evet bildiniz, bunu da yapıyor. Hayatın ne yönde akacağını bilmediği halde yeni adımlar atmaktan korkmayan Erin, dizinin veda konuşmasını yaparken anılara tutunarak yaşamanın acı verici bir tarafı olduğunu ve değişimi benimsememiz gerektiğini öğütlüyor. Ve Derry Girls, tıpkı Erin’in dedesinin de dediği gibi bir gün çocuklarımıza anlatacağımız bir hikaye olarak aklımızda kalıyor.

Hayallerin de ötesinde bir hayal.

editörün seçtikleri