Dijital sahnede, dünden bugüne: Jam Session ile müzik her yerde
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Geçtiğimiz üç yıl boyunca İstanbul’un iki yakasını müzikle birbirine bağlayan Jam Session, bu yıl da farklı türlere uzanan bir programla karşımızda. Hem de bu sefer 28 Mart – 12 Nisan tarihleri arasında dijital evrende sınırlarını daha da genişletiyor olacak. Pandemi, müzikle de aramıza girmeye çalışsa da dijitalin hayat kurtaran formülleri sağ olsun, pek de başarılı olamadı. Her şeye rağmen ve her zaman olduğu gibi en büyük tesellimiz yine müzik oluyor tabii. Önce o sınırları aşıyor, sonra biz de o müzikle beraber şehirleri hatta kıtaları aşıyoruz. Evet, bir süredir yüz yüze buluşamıyoruz ama bahsettiğimiz, ortak bir ruhu paylaşma meselesi zaten. Ayrıca, teknolojinin imkanları sayesinde doyasıya dadanabileceğimiz dijital festivallerimiz var artık.

Jam Session, içinde bulunduğumuz bu zor günlerde hem müziği hem bir yıldır kapalı kalan mekanları fulfors desteklemek amacıyla sahnesinin açılışını 28 Mart’ta Büyük Ev Ablukada ile Salon İKSV’de yapacak. Programın devamında ise, her sene olduğu gibi, yerel müzik sahnesindeki post-techno’dan indie rock’a, goth-pop’tan ambient’a farklı türlerde üretim yapan isimlerle yollarımızı kesiştirecek. Hatırlarsanız geçtiğimiz sene, İstanbul’un yedi farklı mekanında müzik severlerle buluşacak şekilde yine dopdolu bir program hazırlamıştı Jam Session. Hatta, karantina öncesi son konserimizi yine Jam Session bünyesinde izlemiş; Harun Tekin ve Koray Candemir’in birlikte performansıyla geçmişe gitmiştik. Bunun son konserimiz, son buluşmamız olacağını nereden bilebilirdik ki… Ama pandemi süreciyle birlikte programını bu sefer dijitale uyarlamış, bize evden de ulaşmanın yollarını bulmuştu Jam Session. IG Live üzerindeki ilk konser deneyimimiz de böylece Jam Session’la birlikte olmuştu.

Dijital konserlerin bu süreçte hayatımıza girmesi pek çok farklı açıdan büyük öneme sahip. Küresel müzik endüstrisinin temelde iki büyük gelir akışı var ve bu gelirin 50 milyar doları aştığı biliniyor. Birincisi, canlı müzik, toplam gelirin yüzde 50’sinden fazlasını oluşturuyor ve esas olarak bilet satışlarından, yani canlı performanslardan elde ediliyor. İkincisi ise kayıtlı müzik, yani dijital indirmelerden, fiziksel albüm satışlarından ve streaming gelirlerinden elde edilen gelir. Tabii buna film, oyun, TV ve reklam kullanımları için müzik lisansları da dahil ediliyor. Günümüzde streaming platformlarının her zamankinden de fazla ilgi görmesiyle birlikte hem müzik üretimi hem de elde edilen gelir açısından farklı bir yöne de girilmiş bulunuyor. Hatta Spotify, Apple Music gibi streaming platformları artık kayıtlı müzik gelirinin neredeyse yarısını oluşturuyor. Bilet ve ürün satışları bir yana, hesaplamalara göre altı aylık bir kapanmanın sektöre sponsorluklar bazında 10 milyar dolardan fazlaya mal olacağı da söyleniyor. Daha uzun kapanmaların daha da yıkıcı olduğunu tahmin edersiniz.

Bu sebeple müzisyenlerin sanal buluşmaları hem hayranlarıyla etkileşim kurmaları hem de sektörün bir şekilde ayakta kalması adına çok değerli. Bu noktada da farklı sektörlerdeki markalarla iş birlikleri önemli bir görev üstleniyor; sektörler arası bir güç birliği yaratıyor. Elbette, bu pandemi öncesinde de böyleydi ama karantina sürecinden en çok etkilenenlerden biri oldu eğlence sektörü ve bu ekosistemi oluşturan tüm bileşenler için her zamankinden daha da sıkı sıkı olma vakti.

Jam Session’ın karantinanın ilk zamanlarında gerçekleşen The Irish Spirit hesabından yayınlanan IG Live konserlerini hatırlarsınız: Bu ilk süreçte, konserler için müzisyenlerin evlerine bağlanıyorduk; zaman içerisinde bizim pandemiyle baş etme yollarımız değişti, dijital yöntemler de bunun etrafında farklı çözümler üretti. Geçtiğimiz yıl Kasım ayında düzenlenen ikinci turunda Jam Session da böylelikle bir süredir kapılarını kapamış olan, o çok sevdiğimiz konser mekanlarına taşınmıştı. Tabii ki riski azaltacak şekilde büyük önlemler altında, izleyicisiz olarak. Yani gerçi orada, mekanda değildik ama dijitalde izlemiştik Brek, Jakuzi, The Islandman gibi isimlerin konserlerini. Bu tabii önemli bir başlangıç oldu; kapılarını açamayan mekanlar da böylelikle izleyiciyle buluşmanın yeni bir formülünü buldu. Bu sene de Jam Session mekanlar arası yolculuğuna devam edecek. Bina, Arka Oda, Salon İKSV, Kulp, Blok Mekan, Efendi ve Hunhar gibi İstanbul’un çok sevilen mekanlarında yapılacak performansların kayıtları, The Irish Spirit YouTube hesabından yayınlanacak. Bu vesileyle de sektörün bir diğer önemli ayağı olan kapatılan mekanlar da destekleniyor olacak.

İyi yanından bakarsak, pandemi mevcut izleyici kitlesini genişletti. Sanatçıların daha fazla kişiye canlı ulaşıyor olması da cabası. Ayrıca platformlar ve sponsorlar dijital kanallara üyelikleri artırmanın yanı sıra daha farklı yöntemler de geliştirmeye başladı.

Müzik endüstrisi bu süreçten epey etkilenmiş olsa da tarihi olaylara da tanıklık ediyoruz bir yandan. Mesela, geçtiğimiz günlerde düzenlenen 63. Grammy Ödül Töreni bunun en güncel ve güzide örneklerinden olsa gerek. Neredeyse dört saatlik televizyon yayını boyunca müziğin en tuhaf ve en zorlu yıllarından birinin göz kamaştırıcı bir kutlamasına şahit olduk. Protestolarıyla, özgürlük ve eşitlik çağrılarıyla özel bir yeri vardı. Hatta önceden kaydedilmiş performanslarıyla da… Pek çok kişi gerçekten keyifli olduğu konusunda hemfikirdi. Galiba geçen bir senenin sonunda, insanlık olarak Zoom buluşması gibi hissettirmeyen ödül törenleri yapmayı da başardık. Ki sadece müzikte değil, Emmy’lerden Altın Küre’lere uzanan sinema ödüllerinde de bu dijital ile fiziksel mekanları bir araya getiren hibrit yöntem iyice geliştirildi.

Üstelik, canlı müzik endüstrisinin dijitale çok hızlı bir şekilde uyum sağladığı söyleniyor. Elbette bunda, dijitalin erişim gücünün etkisi de var. Hatta bazı kesimler “Yoksa dijital festivaller, konserlerin yerini mi alıyor?” gibilerinden düşüncelere bile sahip. Bize kalırsa cevap ne evet ne de hayır olur. Evet, dijitalle birlikte konserlere her yerden ulaşmak kolaylaşıyor. Sevdiğimiz müzisyenlerin hem büyük platformlardan ve mekanlardan hem de kendi sosyal medya hesaplarından verdikleri konserleri keyifle takip ettik. Ev halleri ve doğallıkları hayranlık kat sayımızda ciddi artışlara da sebep oldu. (İdollerimizi en gerçek halleriyle gördük, daha ne olsun.) Ama şöyle omuz omuza ortak hislerde buluşarak, atmosferi sonuna kadar hissederek konser izlemeyi de öyle özledik ki hepimiz.

Bu arada ülke ve dünya gündeminden gelen haberler de skalanın olumlu tarafına doğru seyretmeye başladı sonunda. Mesela, Birleşik Krallık’ta gece kulüplerinin ve büyük etkinliklerin 21 Haziran’a kadar yeniden açılabileceği duyurulduktan sonra bir organizasyon şirketi üç büyük festival için yeniden planlama yapmış ve tarihleri ​​duyurmaya başlamış. Deniliyor ki, dört günde yaklaşık 170.000 bilet satıldı!

Aşılar ve diğer faktörler tahminlere göre giderse, birçok yerdeki gösterilerin yaz ortasında başlayacağı, sürecin kasım ayına kadar devam edebileceği de öngörülüyor hatta. Benzeri haberleri duymak için gerçekten sabırsızlanıyoruz. O zamana kadar da gözlerimiz ufukta gelecek günleri beklerken, kulaklarımız da Jam Session önderliğinde ekranlarımızdan yükselen müzik sesinde olacak.

Bu arada tüm programı The Irish Spirit’in YouTube hesabı üzerinden de takip edebilirsiniz. Büyük Ev Ablukada, Lalalar, Nilipek., İnsanlar, Lara di Lara, Barış Demirel & Da Poet, Can Güngör, Keus gibi sanatçı ve grupların yanı sıra Efe Tunçer’in moderatörlüğünde iki söyleşi de olacak. Yani sadece müzik değil, dostane sohbetlerle de dolacak hayatımız.

Gerçekten de toplulukların her koşulda bir araya gelmesi için konserden daha iyi bir buluşma olamaz diye düşünüyoruz ve sizleri etkinlik takvimi ile baş başa bırakıyoruz.

  • 28 Mart – Büyük Ev Ablukada – Salon İKSV
  • 30 Mart – Nilipek. – Blok Mekan
  • 31 Mart – Can Güngör – Kulübe
  • 1 Nisan – Barış Demirel ft. Da Poet – Bina
  • 2 Nisan – Efe Tunçer ve EVDE Ekibi Söyleşi & Performans – Arka Oda / Bina
  • 3 Nisan – İnsanlar – Arka Oda
  • 6 Nisan – Keus / Kulp
  • 8 Nisan – Efe Tunçer Söyleşi – Tolga Karaçelik / Efendi / Hunhar
  • 9 Nisan – Lara Di Lara / Blok Mekan
  • 10 Nisan – Lalalar / Salon İKSV