Yazar: dadanist
22 Nisan 2021
Dijitalleşen dünyadaki yeni hikayeler: Sudi Etuz markasının yaratıcısı Şansım Adalı modanın geleceğini anlatıyor

Sudi Etuz ve markanın yaratıcısı Şansım Adalı’dan bahsederken mevzuya nereden gireceğimizi şaşırıyoruz şu ara. Söylenecek çok söz var çünkü. İstanbul Moda Haftası’nda tanıttığı yeni koleksiyonundan mı başlasak, bilim kurguları gözümüzün önünde gerçeğe dönüştürmesinden mi, tarihe selam çakarken teknolojiyi de aynı ölçüde işlerine dahil etmesinden mi, yoksa bu katman katman açılan koleksiyonlarıyla biz izleyiciye her daim ters köşe yapmasından mı?

Kendisinin dijital alemdeki maceralarına sıra dışı avatarı Sui-D ile dahil olmuştuk zaten. Dijital infleuncer’ların söz sahibi olmaya başladığı bu dünyada, Sui-D ile birlikte bir de yepyeni bir astrologumuz olmuştu. Teknoloji ile olan bu doğrudan bağını elbette Sonbahar-Kış 2021 koleksiyonunu bize sunarken de devam ettiriyordu. Koray Birand’ın yönetmenliğini üstlendiği 3D ve CGI teknolojilerinden güç alarak hazırlanan bir filmle karşımızdaydı. Daha doğrusu bir ”film” değil de, ”oyun” mu desek? O muhteşem tasarımların içindeki karakterlerin peşine takılmış ilerlerken o oyuna biraz fazla kaptırıyoruz da kendimizi.

Madem biz söze giremiyoruz, tüm bunları anlatmayı Şansım Adalı’dan isteyelim dedik ve çokyönlü bir hikaye anlatıcı olarak koleksiyonunu ve dijitaldeki adımlarını bir de kendisinden dinledik. Konunun NFT’ye kadar varması, kimseyi şaşırtmasa gerek…

Pandemi, geçtiğimiz 13 ay içerisinde geçerli olan tüm formüllerin güncellenmesi gerektiğini hatırlattı bize. Sen bu süreçte bir tasarımcı olarak neleri gözden geçirdin?

Pandemi bilinmezliği hepimizi derin bir arayışa soktu. Önce kendimize döndük, sonra çevremize ve yaşam alanlarımıza. Bu düşünsel tezahürün en vurucu noktası da bir işi üretim şekillerimize oldu. Özellikle tasarım alanı bu bilinmezlikten büyük sonuçlar çıkardı. Çıkardığımız sonuçların neredeyse tümünde ise daha rafine, tutarlı, tutumlu, geleceğe dönük ve öze uygun arayışlar vardı. Moda ve tekstil endüstrisi, tasarımın ürüne ulaşana kadar ki tüm sürecini daha az malzeme, daha az atık, daha insanüstü bir kapasiteyle gerçekleştirebilmek için büyük uğraştaydı. Bunun tek çözümü de dijitalde olacaktı ve pandemi de bu gerçeği bir anda hepimizle yüzleştirdi… 3D’ye dönen koleksiyon hazırlık aşamaları, defile yerleştirmelerinin birebir “mock-up”larla denenmesi, dijital showroomlar, dijital sunumlar… Fiziksel iş yükü azalmasa da atık ve karbon ayak izini minimuma indiren bu üretim ve organizasyonları markamız olarak hep destekliyoruz.

Kesinlikle senin de dediğin gibi kısıtlandığımız ama dijital sayesinde de dilediğimiz anda dilediğimiz yere ulaşabileceğimizi keşfettiğimiz bir dönemdi de ayrıca. Dijital dönüşüm başlamıştı ama birkaç yıl sonrası için öngördüğümüz bazı değişimler de daha da hızlı bir şekilde gerçekleşti. Sence bu 13 ay içerisinde yaratılan dijital çözümlerin ne kadarı kalıcı olacak ve dijital alemde seni en çok ne heyecanlandırdı?

Teknoloji, içinde bulunmayı, bir şekilde parçası olmayı, işime entegre etmeyi çok sevdiğim bir alan. Dijitali de her zamanda nasıl daha etkili kullanabilirim sorusunu sordum hep kendime… 2017 yılında ilk VR moda performansını çektik, endüstriyel iş birlikleri yaptık, avatar karakterimiz Sui-D’yi tanıttık şimdi onu takipçileriyle nasıl daha hızlı buluşturabiliriz diye çalışıyoruz… Halimiz böyleyken tüm dünyada yayınlanan “summit’ler”, seminerler, konferanslar bize %100 dönüşümün çok yakın olacağını söylüyor. Kaçınılmaz olduğunu zaten biliyorduk. Artık bunu yaşıyoruz ve bilinçli yaşıyoruz, kimimiz %100 dönüştü bile. Özellikle bu süreçteki oluşumlar, yaratımlar ve alınan kararlar bence çok uzun sürecek ve gerçekten kalıcı olacak. Herkes öznel yansımasını bir şekilde dijitalde de etkili bir şekilde göstermeye ve anlatmaya başladı sayılır. Bunu işleriyle yapanlar beklediklerinden çok daha kısa süre içinde geri dönüşlerini alacaklar. Tüm bu süreçte de beni en çok heyecanlandıran avatar karakterimiz Sui-D’nin oluşumu, astroloji dataları ve onun dijital varlığını hissetmekti.

Sahnenin, podyumun ve tabii ki yaratılan atmosferin çok önemli olduğu etkinliklerdir moda haftaları. Sen de şimdiye kadar pek çok ikonik ve lokal mekanlarda tanıttın koleksiyonlarını. Moda haftalarının ve aslında podyum etkinliklerinin artık dijitale taşınıyor olması hakkında ne düşünüyorsun?

Moda ve tasarım dijitalden payını alan en önemli sektörlerden oldu. Özellikle moda, popüler kültürün en önemli etkileyicilerinden biri, bunu da yeni dünya düzeninde ne kadar etkili bir dijital bütünlükte yaparsa o kadar kalıcı olacak. Tasarımların kalıplarının 3D hazırlanarak, kalıp ve kumaş maliyetinden, sarfiyatından kurtulabilmemiz, defileleri video-art’la birleştirip tamamen online kurgulamamız, yeni sunum performansları ya da online showroom’lar… Artık markalar bu durumlara ne kadar entegre olabilirlerse uzun süre ayakta kalacaklar.

Sonbahar-Kış 2021 koleksiyonunla karşı karşıyayız. Hem de coğrafyalar, kültürler hatta boyutlar arasında gezinen bir film eşliğinde. Filmin ve aslında tüm koleksiyonun arkasında nasıl bir hikâye var peki? Filmin yönetmeni Koray Birand’la yollarınız nasıl kesişti?

En büyük hayallerimden biri yerel mirasımızın rotalarından biri olan Asya’yı keşfederek, modern kültürün derinliklerine gerçek bir yolculuk yapmaktı. Pandemi, fiziksel olarak bunu deneyimlememize engel olsa da bu hayali kendi tasarım yolculuğumuzla gerçekleştirdik. Kültürlerarası bir elçi niteliği taşıyor son koleksiyonumuz. Türk mitolojisindeki Orta Asya kültürlerinin izlerini harmanlıyor. Mesela, yer altı oyun dünyasını Eminönü Şark Han’ın kültür birikimiyle yansıttığımız filmimizde, Japon Sakuralar’dan Aikido hareketleriyle evreni temsil eden ejderhalara kadar Asya desenlerinin Türk mitolojik yansımalarını izliyoruz. Daha önceki koleksiyonlarımızdaki mekân seçimlerimizden yani Çiçek Pasajı ve Unkapanı Plakçılar Çarşısı’ndan sonra Şark Han ile lokal mekân üçlemesi yapmayı çok istedim. Film için de bu yeni vizyonu anlayıp harika şekilde uygulayabilecek Koray Birand en doğru isimdi…  Markamızın dijital vizyonunun bir parçası olarak 3D ve CGI dünyasını, gerçek dünyayla bir araya getirmeyi amaçladık. Ana karakterimizin bir oyun salonu arayışını “underground” hislerle, keşfettiği mekânda oynadığı oyunla özdeşleşerek dijital dünyaya adım atışını görüyoruz. Serinin devam filmleri için takipte kalın 🙂

Dijital yeni formüller dedik ama aslında çoğuna önceden aşinayız gibi. O açıdan 3D ve CGI gibi yöntemleri bir moda filminde görmek bizi heyecanlandırdı. Aslında Sudi Etuz dünyasında yeni gördüğümüz bir şey değil bu. Astrolog Sui-D ile yollarımız daha önceden kesişmişti mesela. Peki nedir seni dijitalin bu alternatif dünyasına çeken?

Pandeminin ilk günleriyle beraber yaşadığımız uyanış ve bize neyin fazla olduğunu gösteren bu süreç üretimlerimizi daha da dijital, 3D ve CGI odaklı çalışmalara döndürdü. Bu fikrin ilk yansıması da sanal bir karakter üretmekle oldu. “Sui-D” adını verdiğimiz karakteri global bir kapsayıcılığı olması adına astrolog olarak kodladık. Karakterimizin lansmanını da moda haftası ile birlikte koleksiyonumuzdan bir görünümle gerçekleştirdik. Büyük bir ekibin uzun çalışmaları sonrasında doğan Sui-D’nin, farklı güncellemelerle birlikte son sürümünü Şubat 2021’de kendi Instagram hesabı @sui.daily ile tüm kullanıcılarla buluşturduk. Şu an Sui-D günlük, haftalık ve aylık burç ve gezegen yorumlamalarını kendi tarz ve düşünsel yansımalarıyla takipçileriyle paylaşıyor. Dijitalleşme sürecimizin Sudi Etuz, moda ve tasarım linkini güçlendirmesi adına da “Trinity” karakterimizi yarattık. Trinity, koleksiyonlarımızı dünyadaki alıcılar ve moda severlerle buluşturmamızı destekler nitelikte bir model olarak gelecek güncellemeleri bekliyor 🙂

Sui-D’den bahsetmişken, Instagram’dan TikTok’a artık devir yapay zekâ harikası olan 3D influencer’larla dolu. Sence onları takipçileri için ilham verici kılan ne?

Yeniyi sunmaları… İnsanlar kendi hayali sanal dünyalarını gerçekmiş gibi gösterme halinden bir noktada sıkılacaklar. Sanal ya gerçek olacak ya da tamamen viral ve sanal kalacak. Tam da bu noktada %100 sanal karakterlerin çıkışı bu tanımlanamayan sosyal dijital dünyada yeni bir sorgulamayı getirdi. 3D Influencer’ların çıkışı da öylesine hızlandı ki büyük yazılım firmaları daha kolay sanal insan oluşturma eklentilerini birer birer piyasaya sunmaya başladı. Şu an bir geçiş sürecindeyiz, tüm bunlar toplumların zihninde birer “kültür” olarak kodlandığında sanıyorum 3D Influencerlar kendilerini insan desteğine daha az ihtiyaç duyacak şekilde yönetebilecekler.

Lüks markaların sadece belli uygulamalar aracılığıyla giyilebilen bir nevi Instagram filtresi gibi kıyafetler, ayakkabılar satışa çıkardığına tanık oluyoruz. Modanın kaderi dönüşüm aşamasında mı artık? Ya da ‘zamansız parçalar’ algımız değişir mi yıllar içinde?

Açıkçası bu gelişmeler tekstil ve moda sektörünün büyük bir devrime ihtiyaç duyduğunun, pandemi etkisi eşliğinde bir yansıması diyebilirim. Milyonlarca adetli üretimlerin, depolarda bekleyen ürünlerin ve dev tedarik zincirlerinin bir noktada kısır ve çözümsüz kalabileceğini gördük. “Bu durumu nasıl iyileştirebiliriz?” sorusunu sorduğumuzda ise çözümü teknoloji ve dijitalde bulduk. Tasarımlar fiziksel numuneler yerine dijital ortamda hazırlanmaya, böylelikle kumaş fireleri yavaş yavaş ortadan kalkmaya, sunumlar büyük organizasyonlar yerine kompakt, 5 dakikaya en efektif şekilde sığdırılabilmeye, karbon ayak izi de bu adımlarla beraber aslında ne denli azaltılabiliyormuş bunları görmeye başladık. Sanal gerçeklik dediğimiz durum aslında salt gerçekmiş. Bizler de bunun farkına varmaya ve hayatlarımızda uygulamaya geçtik. İlerleyen dönemlerde büyük operasyonlar yerini daha minimal, sonuç odaklı çalışmalara, dünyanın her yerinden müdahale edilebilecek formatlara bırakacak. Yaşadığımız ya da yaşadığımızı sandığımız sanal içeriklerin gerçeğe tamamen dönme noktasında buna hazır olmak çok önemli. 3D koleksiyon parçalarını fiziksel bir kumaştan ayırmak artık çok güç bir insanın üzerinde nasıl duracağını her açıdan görebiliyor, giymeden deneyimleyebiliyoruz. Bu dünya için büyük bir umut. Tekstil ve moda endüstrisinin kalıcı zararlarını en aza indirgemek için hepimiz büyük uğraşlar vermemiz gerekiyor.

Bilim kurguların gerçekleşmeye başladığı bir dönemdeyiz. Yapay zekâ, NFT gibi kavramlar günlük hayatımızın artık orta yerinde. Peki sen geleceği nasıl tahayyül ediyorsun? Distopyalar mı canlanıyor gözünde yoksa her yeni gelişme heyecan verici mi senin için?

Öncelikle her insanın bir sanal versiyonunun olacağına inanıyorum, günlük işler, bankacılık, toplantılar sanal karakterlerimiz tarafından organize edilecek. Hatta şu an sanal karakterlerin hukuki yaşam çerçevelerinin çizildiğini duymuştum. Bankacılık işlemlerinde de bu çok önemli. Düşünsenize, karakteriniz sizin adınıza para gönderebilecek. Özellikle sağlık alanında müthiş gelişmeler yaşanıyor, örneğin DNA&RNA okunarak anında hastalık tanısı konulabiliyor. Endüstri 4.0 yerini 5.0’a bırakma hazırlığında. Tüm bu harika gelişmelerin doğru ellerde doğru amaçlarla kullanılması çok önemli. Tabii “doğru” tanımının da değişmesi gerekebilir. Hepsi çok heyecanlı umarım hem evren ve hem de canlılar için çok iyi yerlere gider bu gelişmeler.

Dijital alemlere çok hâkim olduğun için sormazsak olmaz. Neredeyse her şey NFT’ye dönüşmüşken böyle bir koleksiyon çıkarmayı düşünür müsün?

Gelecek sezonun hazırlıklarına hızla başladık. Dijitali çok daha sahiplenen, yepyeni disiplinleri barındıran bir performans var hayalimde. Koleksiyon için de yeni formlar, farklı arayışların bir araya geldiği bir öz devinim olacak. NFT ile çok ilgiliyim bir yandan da. Koleksiyonun farklı görsel parçalarını bu yeni alana uyumlamayı çok isterim. Gelir beklentisinden ziyade hızlı adaptasyon ve deneyimle esas amacım.

Son olarak, yakın gelecekte Sudi Etuz ne gibi yeniliklerle karşımızda olacak? İpucu verebileceğin konular var mı?

Karbon ayak izi salınımını gerçek anlamda azaltarak, gelecek nesillere her anlamda daha iyi bir miras bırakacak işlerin, kolektif projelerin içinde yer almak, inovasyonu tasarımın her alanına entegre ederek ilerlemek birincil hedefim. Şu ana kadar ortaya koyduğumuz projelerin gelişmiş versiyonlarını kullanıcılarla buluşturmak için çok büyük bir ekiple çalışıyoruz. ‘Yapay zekâ’ anahtar kelimesini ise şimdiden söyleyebilirim.

editörün seçtikleri