Yazar: Gamze Akyol
17 Şubat 2022
Her detayıyla konuşulmayı hak eden bir dizi: Euphoria dizisine bu defa müzikleriyle dadanıyoruz

Lise koridorlarında geçen sıradan bir gençlik dizisinden çok daha fazlası olduğunu defalarca gördük Euphoria’nın. (Hatta her bölüm, tekrar tekrar…) Anlattığı hikayeler bir yana kendine has ışıltılı sinematografisi, birbirinden yetenekleri oyuncuları, kıyafetleri ve makyajlarıyla şu günlerde ikinci sezonu itibariyle internet aleminin en çok konuşulan dizilerinden biri artık. Bir de tabii her seferinde hedefi 12’den vuran müzikleri var; çalan her bir şarkı, o bölümde hangi karakterin hikayesi anlatılıyorsa, sözleriyle melodisiyle hem o hikayenin bir tamamlayıcısı oluyor hem de karakterle özdeşleşerek zihnimize kazınıyor. Bazen de defalarca dinlemiş olduğumuz (hatta başka dizilerde, başka karakterlerle birlikte görüp duymuş olsak bile) şarkılara yeniden vuruluyoruz özellikle bu ikinci sezonda. (bkz. Steely Dan, Dirty Work çaldığı an… The Sopranos’ta da çok bir epik sahneye eşlik etmişti.) “Euphoria soundtrack listeleri”niz ve parıltılı makyajlarınız hazırsa yavaştan bu karanlık gençlik dramasına ve büyülü müziklerine dadanıp, müzik danışmanlarına alkışlarımızı yollayalım beraber…

Euphoria’nın ikinci sezonundaki her bölümün, 2019 yayınlanmaya başlayan ilk sezonundakilere göre yüzde 100 daha fazla izlenmesi aslında çok şey anlatıyor. Her bir karakterine, sevgiyle olmasa bile oldukça özenli bir şekilde yaklaşıyor dizi ve onların hikayelerini sahici ve ‘yargılamayan’ bir yerden anlatırken muhteşem görüntülerle aklımızı başımızdan alıyor, bir nevi o euphoria/öfori haline bizi de çekiyor. Sam Levinson’ın yaratıcılığını ve yönetmenliğini üstlendiği dizi aslında kökenini aynı isimli İsrail dizisinden alıyor. Sekiz bölümlük ilk sezonunda neredeyse her bir karakterine ayrı bir bölüm verip onları bize tanıtmıştı Levinson. Nate’ten ölümüne nefret etmiş, Rue ile uyuşturucu batağına düşmüştük. İkinci sezonuna gelmeden önce ise Rue ve Jules’a ait iki ayrı özel bölüm yayınlanmış ve böylece bu ikilinin kendileriyle ve birbirleriyle olan dertleri neymiş öğrenmiş, bizzat onlardan dinlemiştik.

Dance Hbo GIF by euphoria - Find & Share on GIPHY

Ve Ocak ayında, uzunca bir aranın ardından ful fors, bol kaosla giriş yaptığımız ikinci sezona kavuştuk. Özlediğimiz Levinson sinematografisi tüm ihtişamıyla karşıladı bizi; bu defa hikayeler bir tık daha olgunlaşmıştı üstelik. İşler ciddileşmeye başladı sahiden de… Zaten Zendaya ilk bölüm yayınlanmadan önce bir Instagram paylaşımıyla uyarmıştı bizi, ‘‘Bu defa her şey biraz daha sert olacak’’ diye. Dolayısıyla dizinin en önemli anlarının eşlikçisi olan müzikleri de benzer bir değişime uğradı. Dizinin jenerik müziğini yapan ve ilk sezona verdiği tüm katkılarla bolca alkış toplayan İngiliz müzisyen Labrinth ikinci sezonda da yine iş başında. Şu ana kadar gördüğümüz (ya da duyduğumuz) kadarıyla Euphoria karakterlerini en iyi tanıyan kişilerden biri Labrinth.

Diziye Still Don’t Know My Name ya da When I RIP gibi birçok efsunlu şarkıyla katkı sağlayan Labrinth’in nostaljik hip-hop, elektronik, R&B, gospel karışımı müzik tarzı Levinson’ın dikkatini çekmiş ve genç yönetmen ilk bölümün çekimlerini bitirir bitirmez Euphoria’nın müzikleri için kendisinin kapısını çalmış. Labrinth “Sam bana dizinin karakterlerinden bahsetti ve sonra ilk bölümü izletti. Oradan, Nate gibi karakterlerin farklı dinamiklerinden ilham aldım. O bir nevi bir pislik! Ama Nate’in bu kötücül karakteri mistik, gizemli ve neredeyse peri benzeri Jules ile güzel bir tezat oluşturuyor. Ve sonra Jules ile bu inanılmaz dostluğu ve ilişkiyi yaratan Rue var. Benim için, tüm bu ilişkilerin nasıl kesiştiğini görmek, kendimi anlamaya çalıştığım ve bu karakterlerin çoğu gibi güvensiz ve korkmuş olduğum gençlik yıllarımdan bile birçok fikre ilham verdi. Gençlik günlerimize şimdi dönüp baktığımızda o yıllar çoğumuza yarı büyülü, çılgın ve psikotik geliyor. Müziğin bu şeyleri hissettirdiğinden emin olmak istedim” diyor. Ve dizinin müzik süpervizörü Jen Malone’a göre de Euphoria’nın müzik seçimleri karakterlerin içsel mücadelelerini yansıtıyor. Malone, The Fader’a verdiği demeçte “şarkılar sahneyi desteklemeli ve yükseltmeli. Olanları ve karakterin kim olduğunu geliştirmeli” diyor. Ve sahnedeki müziğin izleyicilerin ekranda gördükleri ile arasında bir bağlantı kurmasını sağladığını da ekliyor.

Jen Malone’ın yaptığı iş tam olarak da bu aslında. Bir film, dizi ya da müzikalin herhangi bir sahnesinin etkisini artıracak, duygusunu izleyiciye geçirecek müzikler seçmek. Malone’un yaptığı meslek müzik danışmanlığı/süpervizörlüğü olarak adlandırılan nispeten yeni sayılabilecek bir meslek kolu. (Bu işi yapan insanlar elbette uzun süredir vardı ama direkt olarak bir isimleri ya da unvanları yoktu diyelim.) Görsellik ile müziği birleştiren bu kişiler, görsel medya platformlarının müzikle ilgili tüm yönlerini (telif, bütçe gibi) denetlemekle mesuller. Malone ekibiyle beraber Euphoria’nın yanı sıra Yellowjackets, Atlanta, Zola gibi yapımlar için de müzik danışmanlığını üstleniyor şu anda. Zaten kendisinin işini yapan insanların sayısı da çok fazla değil; her gün gelişen ve yeni üyelerini kazanan bir meslek bu. Malone’a bir kez daha kulak verelim: “Bir müzik süpervizörünün işinin bütün gün oturup müzik dinlemek olduğu yaygın bir yanılgıdır. Sahne için en mükemmel şarkıya sahip olabilirsiniz, ancak sahneyi temizleyemez veya şarkıya paranız yetmezse bu mükemmelliği kullanamazsınız. Biz ortaya çıkan tüm müzik sorunlarıyla ilgileniyoruz. Ve benim üzerinde çalıştığım gibi, müzik açısından çok ağır olan şovlarınız olduğunda bu sorunlar her zaman ortaya çıkacaklardır.”

Okuma önerisi – Film ve dizilerin müzik danışmanı: Susan Jacobs

Bu sorunlara örnek olarak da ikinci sezonun açılış bölümü için uğraştığı problemleri veriyor. Fezco’nun bir acayip büyükannesinin hikayesinin anlatıldığı bu bölümde hemen hemen tüm “kırmızı bayraklar” vardı; çıplaklık, uyuşturucu, silahlar, seks sahneleri, şiddet… Malone’un dediğine göre bazı sanatçılar müziklerinin müstehcen sahnelerde kullanılmasından hoşlanmıyormuş, bu nedenle birçok defa red almışlar. Ya da bu bölümde kullanılan bir Elvis Presley parçasının (Don’t be Cruel) telif hakları için uzun mesailer harcandığını söylüyor. Malone ayrıca şarkıların bazen bir karakterin nerede olduğunu yansıttığından da bahsediyor ve “Mesela Euphoria’ın ikinci sezonunda Lexi’yi ve onun hikayesini çok daha fazla göreceksiniz. Bu sezonun ikinci bölümünde çalan Laura Les şarkısı, karakterin evrimine bir selamdı” diyor.

Euphoria’nın ikinci sezonunun müziklerinin de tıpkı karakterler gibi farklı bir tona evrildiğini, ağırlaştığını siz de fark etmişsinizdir. Mesela Rue’nun yaşadığı en önemli kırılma anlarından birinde yani dördüncü bölümün sonundaki kilise sahnesiyle betimlenen anlarda, Labrinth’ten duyduğumuz I’m Tired parçasını hatırlayın. Zendaya’nın performansıyla beraber, sahneyi bu kadar sarsıcı ve dramatik hale getiren önemli bir etkendi I’m Tired. Nerdeyse “Rue’nun ağıtı” şeklinde arabesk bir yerden bile tanımlayabiliriz bu parçayı… Ya da Lana Del Rey’in bir nevi Jules ve Rue’nun ilişkilerine ayna tutan Watercolor Eyes parçası da yine karakterlerimiz gibi hüzün doluydu. Ve yayınlanan son bölümde içimizi ısıtan bir başka Fezco ve Lexi sahnesi izlememize vesile olan Ben E. King klasiği Stand by Me’ye bakın. (Ah, ne sahneydi ama!) Özetle Euphoria’nın müziklerinin, diğer tüm yapımların müzikleri gibi, dizinin bu kadar etkileyici olmasında gerçekten büyük payı var; bazen o karanlık atmosferiyle bütünleşerek bizi kör kuyulara sürüklüyor bazen de umut dolu bir sahneyi aklımıza kazımamıza yardımcı oluyor diyebiliriz.

Son olarak belki duymayanlarınız olmuştur diye Euphoria hakkındaki güzel bir haberi de sizinle paylaşalım. Zendaya, Hunter Schafer, Jacob Elordi, Angus Cloud, Sydney Sweeney, Alexa Demie, Algee Smith, Barbie Ferreira gibi yetenekli ve geniş kadrosuyla Euphoria bizi en az bir sezon daha çeşitli duygu denizlerine çekmeye devam edecek. Dizi, üçüncü sezon onayını da çoktan aldı bile. Yine bolca aile travması, gençlik hatası, kalp kırıklığı izleyeceğimize ve tüm bunların meme’leriyle gülüp eğleneceğimize (başka türlü hayatta kalmak zor) eminiz. Ve aynı şekilde Malone’un da müzik seçimleriyle bizi mest edeceğine de öyle… Şimdiden sezon finaline sadece iki bölüm kaldığı için içimizi bir hüzün kaplasa da televizyonlarda böylesine kaliteli işler görmenin zevkini sürüyoruz. Çılgın bir sezon finaline doğru ilerlerken de Euphoria’daki şarkılarla dolu bir listeye kendimizi kaptırıyoruz…

editörün seçtikleri