#EvdeKalFest öncesi: Madrigal röportajı
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Alternatif müzik camiamızın kendine has isimlerinden biri Madrigal. Müzikal tarihlerine baktığımızda da on yılı devirdiklerini görüyoruz. 2007 yılında, Kocaeli’nde başlıyor aslında onların yolcukları. Cover yaptıkları şarkılar sayesinde oluşan hayran kitlesi zamanla büyüyor da büyüyor… Şimdilerde ise onların şarkılarına yapılan cover’lara rastlıyoruz birçok yerde. Eğer ilk keşfedenlerdenseniz şöyle gururlu bir hayran gülümsemesi beliriyordur belki sizin de yüzünüzde. 2015 yılında çıkardıkları ilk EP’lerinden bu yana da art arda sağlam teklileri buluştu sevenleriyle. İtiraf etmek gerekirse, artık albüm haberlerini yapmak için sabırsızlanıyoruz.

Eğer lirik bir benzetme yapmamız gerekseydi, Madrigal’ın şarkıları melankolik olduğu kadar keyifli bir akşam üstü vakti gibi derdik. Hatta bir şeyler yudumlarken, salınarak eşlik ederdik. 2014 yılına kadar o muhteşem cover’larıyla pek çok etkinlikte sahne alan grubumuz aldığı bir kararla o tarihten sonra kendi şarkılarını bestelemeye başlıyor, zamanla da kendine özgü bir hayran kitlesi ediniyor. Vokalde ve elektro gitarda Anıl Erdem Cevizci, elektro gitarda Ceyhun Kaan Karakaş, bas gitarda Kaan Alıcı, klavye ve geri vokalde Burak Emir Kamacı, davulda ise Sanlı Akgün var. Şarkıları elektronik, indie hatta yer yer bu coğrafyaya has oryantal tınılara sahipken 90’lar tadı da vermiyor diyemeyiz. 7 Mart Pazar 21:30’da #EvdeKalFest “Filtresiz Özel” ile de evlerimize konuk oluyorlar. Bizler de konser öncesi en iyi bildiğimiz şeyi yapıyor, #EvdeKalFest’in bize verdiği yetkiye dayanarak dadanmaya başlıyoruz.

Bir senedir içinde olduğumuz bu sürecin, her birimiz üzerindeki yansımaları da türlü türlü. Kimileri amansızca üretmek için bir fırsat olduğunu söylerken, kimileri de ben hayattan, kalabalıklardan besleniyorum nereye kadar böyle diyor… Sizin tarafınız hangisi, nasıl geçmekte günleriniz?

Kaan: Ekip olarak hem üreten hem kalabalıktan beslenen taraf olduk aslında. Bu sürede yeni şarkılar üretip kaydettik fakat salgın sürecinde dışarıya en uzak ve çekingen davranan kişi olarak söylüyorum, biz kalabalıktan besleniyormuşuz.

Burak: Şarkılarımızı insanların eşlikleriyle çalamadığımız zaman, dinlenme sayıları bir heyecan katmıyor bana. Bu yönden kalabalıkları çok özledik. Bu sürecin çıkacak olan albümümüzü hızlandırdığını söyleyebilirim. Kayıtların arasına konserler girmedi kafamız rahat bir şekilde ürettik ve kaydettik.

Anıl: Ben bu sürecin üretmek için bir fırsat olduğu görüşünde olanlardan biriyim herhalde. Evde boş zaman geçirirken şarkılarla, şarkı sözleriyle uğraşmak daha kolay oldu. Aslına bakarsanız çoğunlukla dijitale dönen bu sektörde, pandeminin her yeri ele geçirdiği bir distopya içerisinde sürekli şarkı yayınlamak ve online konserlerle büyük oranda mutlu bir müzisyen olurdum galiba. Henüz öbür tarafı tecrübe edemedik gerçi. Belki öylesi de güzeldir 🙂

Grup olarak kuruluşunuzun üstünden 10 yıldan fazla geçti aslında. Her ne kadar biz yakından takip etsek de (Instagram sağ olsun, yaşasın stalk!) bir de sizi sizden dinlemek isteriz. Nasıl başladı hikayeniz, nasıl buldunuz birbirinizi?

Ceyhun: Grubun kuruluş hikayesi 2007 yılına, bizim lise yıllarımıza dayansa da Madrigal olarak birbirimizi bulmamız 2014 yılında oldu aslında. Kaan ile lise arkadaşlığımız dolayısıyla zaten birlikte müzik yapıyorduk, Sanlı ile de üniversiteye başladığımızda aynı yurtta kalıyorduk. Geceleri bazen yurtta oturur müzik hakkında konuşur, sabaha kadar müzik dinlerdik. Sonra bizimle çalmak ister misin dedik, o da kabul etti. Anıl ile de internet üzerinden tanıştık ve onun gruba katılmasıyla Madrigal kurulmuş oldu. Burak ise aramıza 2019 yılında katıldı. Tanışmamız yine internet vasıtasıyla oldu.

‘‘Madrigal ne anlama geliyor’’ diye araştırmaya koyulduğumuzda, Rönesans zamanlarından, şiirsel bir müzikal teknik olduğu bilgisi çıkıyor karşımıza. Hakikatte, bu tanım ile bir alakası var mı isminizin? Merakımızı cezbetti… Nasıl karar verdiniz ‘‘Madrigal’’ olmaya?

Ceyhun: Açıkcası Kaan’la birlikte müzik yaptığımız grubun 2013 öncesinde farklı bir ismi vardı, sonrasında belli sebeplerden ötürü ismimizi değiştirme kararı almıştık. Bu süreçte ismin müzikal bir terim olmasına ve yazıldığı gibi okunuyor olmasına dikkat ettik sadece. Ve Madrigal olarak değiştirmeye karar verdik. Madrigal ismini seçmemizin bunun dışında özel bir sebebi yok diyebilirim.

Aslında birkaçınızın müzikten bağımsız farklı eğitimler aldığını ama müzik ile de uzun yıllardır içli dışlı olduğunuzu biliyoruz. Kendi şarkılarınızı yapma kararı nasıl ortaya çıkmıştı, süreç nasıl ilerledi?

Sanlı: Ben müzikle ilgilenmeye 14 yaşında başladım gruptaki herkesin enstrümanıyla hikayesi de aşağı yukarı o yaşlara dayanıyor. Kendi adıma konuşayım, hep müzik yapmak istedim o yaşımdan beri. Okul mokul biraz aslında gereklilikten oldu, malum müzisyenlik garanti bir meslek olarak görülmüyor çoğu ailede. Madrigal’e ilk girdiğim yıllarda barlarda cover çalıyorduk daha sonra Ceyhun’un elinde bir-iki bestesi varmış biri de Neden Diye Sorma; bunları kaydedelim dedik. Kendi şarkılarımızı yapmaya başlamamız da o noktada oldu.

Bir de cover yaparak başlayan kariyerinizde şimdi sizin şarkılarınızın cover’ları yapılıyor. Nasıl hissettiriyor bu durum? Ya da şöyle soralım: Kendi şarkılarınızın cover’ını dinlemek nasıl bir his?

Kaan: Çok keyifli ve gerçekten çok yetenekli arkadaşlarla tanışma fırsatı buluyoruz. Ben arada bir girip Youtube’da keşfe çıkıyorum.

Sanlı: Cover’ları olabildiğince açıp dinlemeye çalışıyorum çok beğendiklerimizi de hatta paylaşıyoruz hem Madrigal’in sosyal medyasından hem kendi sosyal medyalarımızdan. Çok güzel hisli şeyler oluyor arada. Tüm üretim ve yaratım sürecine şahit olduğunuz bir şeyi insanların sevip yorumlaması tabi ki güzel bir duygu.

Anıl: Kendi şarkılarımızın cover’larını merakla dinliyorum. Bir fark katan versiyonlara epey yükseliyorum. Hatta bir kişinin gönderisin Instagram’da kaydetmiştim arada açıp dinlerim.

Bu arada, cover elbette ince bir iş. Peki sizin ilk duyuşta aşk yaşadığınız cover’lar hangileri?

Sanlı: Nirvana, Love Buzz. Aslında bir Shocking Blue şarkısı…

Anıl: İlk duyuşta aşık olduğum cover; Tamino, Let It Happen.

Geçmişten çok bahsettik biraz da yakın geçmişten konuşalım. 2020 yılındaki dijital platform dinlenmelerinizden memnun musunuz; içten içe sayısal hedefler koyuyor musunuz kendinize? Sanatsal eserlerin değerlerinin böyle ölçülmesi konusunda ne düşünüyorsunuz peki ya da bu, ölçülebilir mi siz göre?

Kaan: 2020 yılı dinlenmelerimizden memnun olmamak mümkün değil 🙂 Fakat kendi içimizde hırslı bir grup olduğumuz için her zaman daha fazla insana ulaşmak daha çok dinlenmek için elimizden geleni yapıyoruz.

Sanlı: 2020 Madrigal için çok iyi bir yıl oldu. Sayılardan önce gerçekten üretmekten ve paylaşmaktan aşırı keyif aldığımız dört şarkı yayınladık geçtiğimiz sene. İnsanlar da sevdi ve dinledi. Sayılar bir şey ifade etmiyor diyemeyeceğim çünkü aslında her sayı o şarkıyı dinleyen bir insan demek. Bu da çok fazla his ve duygu alışverişi gibi geliyor bana. Hedeflerimiz de var evet daha fazla dinlenmeyi hedefliyoruz. İçinde bulunduğumuz scene’in başını çeken grup olmak istiyoruz.

Anıl: Sayısal hedefleri seni dert etmeler olarak belirliyorum ben kendimce. Oralara vardığımız, oralarda olduğumuz sürece yaptığımız işin geçerliliğini ve cazibesini koruduğunu düşünüp daha bir hevesle çalışıyorum.

Öyle ki artık TikTok üzerinden müzikallerin, konserlerin yapıldığı bir dönemdeyiz. #EvdeKalFest gibi dijital festivaller de artık telefonlarımız, bilgisayarlarımız üzerinden evimize giriyor. Sektör nereye doğru eviriliyor sizce, kendinizi bu dijital dinamikler içerisinde nasıl konumlandırıyorsunuz?

Burak: Müzik her zaman çağın kültürünü ve teknolojisini yakalamıştır. Her dönemde bunun örneklerini görebiliyoruz. Bence bu uyumu bir yerinden yakalamak gerekiyor. Bunu başarabildiğimizi görmek sevindirici.

Diskografinize baktığımızda da genellikle tekli çalışmalarınızın olduğunu görüyoruz. Daha dijitale yönelik bir strateji mi bu yoksa az olsun, öz olsun prensibinde misiniz?

Sanlı: Bu hep tekli yayınlama mevzusu da aslında ticari kaygıdan çok, o dönemlerdeki üretim kıtlığımızdan hatta daha doğrusu herkesin o dönem kendi hayatını bi şekilde kurmaya çalışmasından kaynaklandı. Ceyhun ve Kaan evlendiler (birbirleriyle değil) yeni bi hayat kurma telaşları vardı. Biz Anıl’la iş hayatına atıldık. Bunlar hep aynı döneme denk geldi çok fazla bir araya gelip üretemedik. Şimdi bir albüm kaydediyoruz ve bu alışkanlığı da yıkmak istiyoruz böylece.

Bir de malum pek çok sektöre kıyasla müzik dijitale kolaylıkla uyum sağladı. Hatta bu dijital festivaller sayesinde sevilen sanatçılar ve gruplar daha büyük kitlelere canlı ulaşma imkanı yakaladı. Sizler sevdiniz mi bu durumu, sektör canlanmaya başladığında da bu tarz dijital projelere devam etmeyi düşünür müsünüz?

Kaan: Dijital projeler bu zamanda gerçekten çok değerli ve ben devam edeceğini düşünüyorum. Farklı nedenlerden dolayı konserlerimize katılamayan dinleyicilerimize ulaşmamızı sağlıyor. Ayrıca dijital festivallerde instagram yayınlarında insanların düşüncelerini çalarken canlı olarak görmek çok keyifli bunu sahnedeyken duyamıyoruz.

Ama kalabalık pandeminin olmadığı bir konser vermeyi çok istiyoruz o ayrı.

En son Deeprise ile Seni Dert Etmeler’in remiks versiyonu için beraber çalışmıştınız. Epey de sevilmişti. Bunun gibi daha başka iş birlikleriniz olacak mı yakın gelecekte?

Kaan: Başarılı olacağını düşündüğümüz işler için neden olmasın.

Sormasak olmaz… Sevenleriniz kadar bir albüm beklentisi de var sizden. Resmi olarak açıklayabileceğiniz gelişmeler var mı, yoksa planlarınız daha başka yönde mi?

Kaan: Albüm çalışmalarından sırasında yazıyoruz bunları…