Yazar: Eylül Bombacı
5 Şubat 2022
Yıldız haritalarının yolunu izleyen ortaya karışık bir albüm: FKA twigs ve CAPRISONGS’a dadanıyoruz

Kimilerimiz çok iyi hatırlar, karışık kaset dönemini. Sevdiceklere yazılır, BFF manifestosu olarak doğum gününde hediye edilir… Şimdilerdeyse “karışık playlist”lere evrilmiş durumda bu harika insan icadı; karışık kaset yapmanın sanatçıya hâlâ pek bir fayda sağlamayan ama en azından daha legal olan bir yoludur diyebiliriz. Kültürel olarak bu konsept hayatımıza o kadar yerleşmiş ki birçok sanatçı bunu bir albüm yapma tarzı olarak karşımıza tekrardan çıkarıyor. Aslında tek değil çokyönlü bir albüm oluşturmaya yönelik bir bahane olarak görebiliriz bunu. FKA twigs yıllardır elektronik, R&B tarzıyla ara sıra bizi şaşırtıyordu. 2022’de bizi beklemediğimiz bir anda yakaladı ve bir anda CAPRISONGS’u yayınladı, belki de tüm dünya bunu bekliyordu ama biz daha yeni duyduk, yalan yok. Son zamanlarda hayatımızda eskisinden de çok yer etmiş, yükseleninden ay burcuna giden burç haritaları, yeni nesil sanatçıları da etkisi altına almış bulunmakta. Bu şekilde kendi kimliklerini ve özelliklerini dünyayla paylaşıp kendileriyle aynı burçta olan hayranlarıyla bir bağ kuruyorlar aslında. FKA twigs albümünün adını Capricorn yani Oğlak’tan esinlenerek koyması yetmemiş gibi bir yandan da kendi müziklerini derlediği Spotify playlist’inde Venüs’üne, Ay’ına düşen burçları da açıklama kısmına bırakıvermiş. Evet, bir albüm deyip duruyoruz ama CAPRISONGS onun farklı esintilerin peşine düştüğü, oğlak burcunun hallerine göre değişen bir mixtape, yani ortaya karışık bir şarkılar listesi.

34 yaşındaki trip hop sanatçısı 2012’den beri fulfors müzik yapıyor, üretiyor. Ana akımdan ziyade alternatif evrenlerde kendini gösteren bu kendine özgü sanatçı biraz işlerin de deneysel kısmında. Her albümünde özel ve bireysel bir yolculuğa çıkarken bizi de peşine katıyor. Baba tarafından Jamaika, anne tarafından İspanyol ve İngiliz olan Tahliah Barnett ya da nam-ı diğer FKA twigs’in müziğinde bu farklı etnik kimliklerin harmanını hissetmek çok da zor değil. Kendine has müziğindeki en önemli unsurlardan biri hatta bu harman. 2019’da yayınladığı Magdalene isimli korkunç görselli albümü ciddi bir başarıya ulaştırmıştı aslında sanatçıyı. Çok daha ambient pop, glitch pop gibi tarzlara kayan bu albümünde neredeyse Grimes’a benzer bir tarz çizerek çıkmıştı karşımıza. Katolik çekincelerle cinsellik ve iradeden bahsettiği Magdalene albümü kendini gerçekleştirmek adına yaptığı bir albüm olduğunu hissettirmişti bize. Son albümünde bu masum melodileri çok da bulamadık. Fakat dediğimiz gibi, her albümü birbirinden ayrı bir yolculuk olsa da kendisinin ortak bir paydada buluşabildiğine inanıyoruz. Hip-hop ve art-pop’un birlikte kaynadığı bur tencereye kendisinden bir parça serpiştirmeyi başarmış. Yumuşak vokalleri hiçbir zaman bırakmayan Tahliah’nın bireysel hikayelerini anlatırken kullandığı bu özel silahıyla kendi oluşturduğu müzik altyapısı çok daha hassas bir dengeye oturuyor.

Bu sefer kendini gerçekleştirme derdinden uzak bir tavır edinmiş olsa da çok daha baskın ama yumuşaklığını koruyan vokalleriyle ters köşe yapıyor. Hatta bazı yerlerde albümü R&B türünün hakkını verecek şekilde rap ile donatmış. Sanki Magdalene sayesinde kazandığı başarıyla çok daha özgüvenli bir yerden bizimle iletişime geçiyor gibi. oh my love şarkısında bu özgüveni hissetmek oldukça kolay, halbuki oldukça günümüzde yaşanabilecek bir “biz sadece takılıyoruz yahu” cevabını aldığı bir aşk hikayesinin ironisini anlatıyor bize. İşte o özgüvenle “Ya istiyorum seni işte niye böyle oyunlar oynuyorsun” diye soruyor; kendini çaresiz veya çok mutsuz hissetmediği belli aslında.

Kendisi de çok yakın zamanda yeni albümünü yayınlamış olan the Weeknd ile harika bir ikili olmuşlar. Böyle bir ikiliden nasıl güzel bir R&B çıkmaz ki zaten? tears in the club’ı dinlerken bu ikilinin nasıl daha önce bir araya gelip müzik yapmamış olduklarını sorguluyoruz. Hatta birbirlerini dinlerken kendi müzikleriyle bile karıştırmış olabilirler, tabii FKA’in eski albümlerinin bu albüm kadar R&B olmadığını da hatırlamak lazım.

Okuma önerisi – Tünelin sonundaki ışık ve synth-pop’un eşlik ettiği bir sıkışmışlık: The Weeknd’in arafta çalan Dawn FM’i

Bu albümün tamamıyla bütünsel bir albüm olmadığını hatırlatmak isteriz. Tıpkı bir karışık kaset gibi her şarkının kendine özgü bir tarafı var, aynı burç haritamızda her odanın başka bir anlamının olması gibi. Her şarkı da FKA twigs’in başka bir yanını anlatıyor. Albümün ortasında lightbeamers bizi kucaklıyor. Arkada dönen yumuşak melodi müzikli kutuları anımsatıyor. Şarkıyı çok daha çekici hale getiren ritimler kimi hoparlörlerin algılamakta ciddi problemler yaşayacağı baslarla buluşuyor. Gözleri yaşartan altyapısı FKA’nin kendisine mi yoksa bize mi verdiğini anlamadığımız nasihatleriyle buluşuyor; bu şarkı bir süredir üzgün olan ağır hayalperestlere gelsin diyor.

Albüm hakkında ne düşünürsünüz bilemeyiz ama şunu inkar edemezsiniz ki FKA ekip arkadaşlarını daha iyi seçemezdi. careless parçasıyla kendisine the weeknd’den sonra bir de Daniel Caesar katılıyor. Oldukça erotik ve romantik tınlayan parçanın sadeliği müzikal anlamda üstüne pek bir şey söyletmese de bu düette Daniel Caesar’ın sesini duymak bile yeterli aslında.

darjeeling… Çayların şampanyası olarak anılan Hindistan Çayı’ndan ismini almış bir parça. Bu karışık kasetin en iyi parçalarından biri. İçinde Jorja Smith ve Unknown T’nin bulunduğu bu parça bize geçmişten kulağımızı gıcıklayan bir şarkıyı hatırlatıyor. Olive’in 1996 yılında çıkardığı ama Mads Langer’in yorumuyla birlikte 2000’lere de taşınan You’re Not Alone’u darjeeling’de bambaşka bir yere taşımışlar. Jorja Smith ile birlikte FKA twigs şehirde ve okulda yaşadığı ırkçı zorbalıkları anlatmışlar ve aynı durumu yaşayan veya yaşamış olanlara yalnız değilsin diyerek derin bir bağ yaratmışlar. Aslında bu zorbalıklardan bahsederken, Londra gibi karmakarışık bir şehirde ne yaşarsan yaşa senin gibi hisseden birileri daha var ve asla yalnız değilsin diyorlar bir yerde. Parçanın İngiltere’nin uzun süre sömürgesi olarak kalmış Hindistan’ın bu özel, kıymetli çayından esinlenmesine şaşmamalı. Londra’nın bir yandan ayrımcı ama bir yandan kucaklayıcı yapısının, üstünde kurulduğu sömürgeci İngiliz tarihiyle paralel büyüdüğünü hissettiriyor bize.

Albüm konseptine son interlude’da tekrar kavuşuyor. Yıldız okumaları, galaksiler ve burçlar… Bir burç yorumcusu yeni ayda doğmuş bir oğlak burcu olarak FKA’in ne kadar şanslı olduğunu anlatıyor ona. Neler yapacağının ve neden yapacağına dair türlü sebepler vererek aslında onu özel hissettiriyor. Kendi bireyselliğini yaşıyor diyoruz ya, aslında bu albümle kendi kendisini birçok sanatçıyla paylaşarak sunmuş bize. Kendi içindeki parçaları bize tek tek anlatırken kendisiyle aynı hissedenleri de bir parçada buluşturmuş sanki. Fakat Magdalene’in eline su dökemez diyoruz ve 2022 kitaplığımıza bu albümü ekliyoruz!

editörün seçtikleri