Geleceğimiz belki de avatarlara teslim
yazar: İris Işık

DNABlock, gerçek insanların tüm duygu ve tepkilerini kapsamlı bir şekilde binlerce kez fotoğraflayarak 3D dijital ikizlerini, yani avatarlarını oluşturuyor. Bu avatarları istediğiniz zamanda ve yerde yaşatabiliyorsunuz. Dijitalde de olsa eve tıkıldığımız şu günler için mucize gibi gelen bir çözüm bu… avatar

Dört duvar arasında kaldığımız Korona günlerinde telefon, laptop ve TV ekranlarından sıkıldığımızda dördüncü ekran olan pencereden dışarı bakmanın ve hatta pencereyi açıp biraz oksijen soluyabildiğimiz anların kıymetini bu kadar iyi bileceğimiz hiç aklımıza gelir miydi? Film, dizi, belgesel, oyun ve pek tabii görüntülü konuşma platformlarıyla dört duvarı kaldırıp başka alemlerde gezmeyi mümkün kılan teknolojiye tapmaya başlamamız pek yakındır. Dostlarımızla tatile gitmek, kah rakı sofralarında gıybet yapıp kah birlikte spor yapmak, ailemizle leziz sabah kahvaltılarında buluşmak süslüyor hayallerimizi. Peki bunları gerçek bizler olarak değil de acaba avatarlarımızla yapmak pek yakında mümkün olacak mı? İşte, bunu sorguluyorum birkaç gündür.

DNABlock Luc Dof.

Geleceği anlamak için yola çıkan bir belgesel

Geçtiğimiz günlerde BBC’de denk geldiğim 100 Women Women of the Future: My Avatar and Me belgeselini izledikten sonra koronavirüs sebebiyle hobilerin, iş modellerinin, pazarlama tekniklerinin kısacası hayatlarımızın hızla değiştiği şu ortamda sanal gerçeklik ve CGI, yani bilgisayar üretimli imgeleme teknolojilerinin yaşamlarımıza etkisi acaba nasıl olurdu diye ufak bir sorgulama seansı yaşadım kendimce.

Gazeteci ve belgesel yapımcısı Amelia Hemphill’in DNABlock isimli avatar oluşturma firmasını ziyaretiyle başlıyor belgesel. Model ve oyuncu Christine Marzano’nun kurucu ortağı olduğu DNABlock, gerçek insanların tüm duygu ve tepkilerini kapsamlı bir şekilde binlerce kez fotoğraflayarak 3D dijital ikizlerini yani avatarlarını oluşturuyor. Bu avatarı istediğin zamanda ve yerde yaşatabiliyorsun.

BBC_My Avatar and Me

2009 yapımı Avatar filmini izleyip gerçek dünyamızda böyle bir teknolojinin herkesin erişimine açık olup olmayacağını sorgulamamızın üzerinden tam 11 yıl geçmiş bu arada. Bugün CGI yani bilgisayar üretimli imgeleme teknolojisiyle filmden video oyunlarına, reklamlardan sanata farklı alanlarda aktif sanal karakterler yaratmak pek tabii mümkün. Zira Amelia Hemphill de bunun peşinden giderek DNABlock’ta kendisinin bir avatarını oluşturmuş.

DNABlock-Christine Clay

Dijital modeller moda dünyasında

Nefes alıp veren, yaşayan bir bedenin dijital replikası değil mevzu aslında. Yine tabii CGI teknolojisiyle (olmazsa olmaz) 2016’da hayatımıza etkili bir giriş yapan ilk sanal influencer Miquela Sousa nam-ı diğer Lil Miquela’nın hikayesi de enteresan. Bugün Instagram’da 2 milyon takipçiye ulaşan Lil Miquela, R&B ve elektro pop müzik kariyeriyle 2016’dan beri hayatta. Single’ları ve müzik videoları bile var. Wikipedia kendisini ”Instagram kişiliği, şarkıcı ve model” olarak sınıflandırıyor. Geçen sene Bella Hadid ile öpüştüğü Calvin Klein reklam filmi ortalığı ayağa kaldırmıştı. Gerçek kıyafetlerin 3D boyutlandırılmış versiyonlarını giyen Lil Miqueala dijital pazarlamanın ne kadar ileri gidebileceğini gösteren bir mihenk taşıydı adeta.

Bella-Lil- CK.

2016’da atılan tohumlar bu sefer moda ve pazarlamanın farklı alanlarında filizlenmeye başlamıştı. The Diigitals’ın kurucusu moda fotoğrafçısı Cameron-James Wilson CGI sanatçısı olarak 3D modelleme tekniklerini Barbie bebeğinin üzerinde test ederken Shudu isimli dünyanın ilk dijital süpermodeline Nisan 2017’de hayat veriyor. Shudu’ya daha sonra Margot ve Zin katılıyor ve üçü birlikte Balmanin Bbox çantasının tanıtım kampanyasında dijital model olarak yer alıyorlar. Balmain’in Avatar Ordusu’nun kıyafetleri ise üç boyutlu hiperrealistik kıyafet simülasyonları yaratan CLO Virtual Fashion tarafından şekillendiriliyor.

Avatar ajansları

Bugün, aralarında Koffi isimli erkek modelin de yer aldığı toplam yedi sanal modele sahip olan The Diigitals bir nevi sanal süpermodel ajansı görevi görüyor. Bu ve benzeri kurumlar yeni ortama adapte olan moda dünyası ve pazarlama stratejileri için biraz tuzlu olsa da farklı opsiyonlar sunabilir belki ileride, kim bilir. Ancak bu da bir çözüm olmayabilir; çünkü pazarlanan ürün lüks hazır giyim ya da aksesuarsa, satın alanlar bunları nerede giyecekler? Kendi avatarlarının seyahat ettiği lokasyonlarda mı acaba? (Neden olmasın…)

Shudu3

CGI teknolojisiyle yaratılan kurgusal sanal personalar aslında bir tür hikaye anlatma yöntemi. Film ve dizilerde izlediğimiz veya romanlarda okuduğumuz karakterlere nasıl hayran olup, onların hayatlarında dahil olmak istiyorsak aynı şekilde bu sanal karakterler de hayranlık ya da nefret besleyeceğimiz kurgusal kişiliklere dönüşeceğe benziyor.

Bedenimizin dört duvar arasında kaldığı ancak hayal gücümüzün sınır tanımadığı şu günlerde teknoloji acaba bizi sanal dünyada istediğimiz şekilde var edebilir mi sorusu bakalım ne zaman cevap bulacak.

Değil tekrar tatile gidebileceğimiz, sokağa çıkıp dostlarımızla bir çay eşliğinde iki lafın belini kırabileceğimiz günlere hasretiz. Avatarımızı göndersek aynı tadı alır mıyız bilemem ama hayalini kurmak bile biraz olsun rahatlatıyor. Tabii bütün bunlar koronavirüsün avatarlara bulaşmadığı varsayımıyla mümkün…