Advertisement
Gittik, birlikte dadandık: 24 Hour Host
yazar: dadanist

Takvimler 20 Ekim Cumartesi gününü gösterirken, dijital dünyaya dair pek çok söyleşi ve atölyeye ev sahipliği yapan Digilogue kapsamındaki acayip bir etkinliğe katıldık. Performistanbul işbirliğiyle düzenlenen 24 House Host adındaki bu etkinlik yapay zekayla ilk imtihanımız olmuş olabilir. Kafamızda türlü soru işaretleriyle ayrıldık oradan. En büyük hayranlığımız ise yapay zekaya değil, bu 24 saatlik partide ev sahipliği yapan performans sanatçısı Leman S. Darıcıoğlu’na…

Deneyim sonrası yaşadıklarımızı bilgisayar başında toplu bir muhabbet döndürerek anlattık.

Nazlı: Biz ne yaşadık ya?

Seden: Harbiden ne acayip bir şeydi öyle!
Ama bir de okuyucuya anlatalım: Geçtiğimiz cumartesi günü, sıra dışı bir deneyime dahil olduk. “Sıra dışı” tanımlamasını iltifat olsun diye söylemiyorum. Gerçekten öyleydi!

24 Hour Host, adından da anlaşılacağı üzere, 24 saat süren bir etkinlik. Aslında bir parti. Partinin ev sahibi Leman adında genç bir kadın. Gelen konukların hiçbirini tanımıyor. Konuklarla kurulacak muhabbeti yönlendiren ise bir yapay zeka programı.

Bu yapay zeka programı, konukların sosyal medya hesapları üzerinden datalarını topluyor ve kulaklıklardan Leman’a komut veriyor: şuna bunu söyle,
buna da şunu söyle gibi.

Evet, 2018 senesi için bile sürreal geliyor kulağa 🙂

Nazlı: Bu arada okuduklarıma göre, bu yapay zekayı yapan Lauren McCarthy gelecek ile ilgili şuna inanıyor: Gelecekte robotlar insanları köprü olarak kullanacak. Aslında bizim de şu anda robotları köprü olarak kullandığımız gibi. Lauren diyor ki robotlar her şeyi yapabilir hale gelecek, tek eksikleri duygular olacak. Bu duygu yoksunluğunu gidermek için de insanları kullanacaklar. Lauren’ın bu projedeki amacı bir senaryo oluşturarak bu senaryo çerçevesinde hem yapay zekayı hem de insanı test etmek.

İki sorusu var: 1) Yapay zeka insanları sosyal medya paylaşımlarından tanımlayarak doğru iletişim başlatabilir mi ve bunu 24 saat yapabilir mi?
2) Bir insan 24 saat boyunca evine gelen her misafirle ilgilenip onları doğru sohbet içerisinde buluşturabilir mi? Yani hem yapay zekayı hem insanı test ediyor.

Seden: O zaman ikisine de cevap veriyorum: Hayır, bunların hiçbirini yapamaz.
Ama özellikle birinci soru için şöyle eksik bir durum var: Datalarımızı Twitter ve Facebook’tan aldı. Hiçbirimiz bu iki platformda da pek aktif değiliz. O yüzden tam olarak gerçekleştiremedi deneyini bence.

Nazlı: Evet, o önemli bir konu. Ama ev sahibi Leman, 20 küsur saattir artık yapay zekanın isteklerini yerine getiremeyecek kadar yorulduğu için de bizi hemen göndermiş olabilir. (Normalde yarım saat orada kalmamız gerekiyordu. Biz topluca 10 dakika sonra postalandık.)

Yiğit: Twitter ve Facebook konusunda Seden’e katılıyorum.
Şimdi Lauren’in aklındaki iki soruyu öğrenince deneyim teoride daha da anlam kazandı ama pratikte uygulanması için çağımızda bence we need Instagram! 🙂

Nazlı: Biz sosyal medyayla aşırı içli dışlı olan ve bilim kurguya soluksuz dadanan insanlar için elbette beklentiler zirveydi ahahaha!

Seden: Evet! Ben Westworld yaşamayı bekliyordum şuursuzca.

digilogue_24 hour host

Ev sahibesi Leman, yapay zeka ile kendi fikirlerini birleştirerek konuklarını puanladı.

Yiğit: İşin şöyle de bir boyutu var ama şu an aklıma geldi.
Yani aslında gitmeden de konuşuyorduk: hiçbirimiz Twitter ve Facebook’ta o kadar aktif olmadığımız için, hakkımızda çok fazla bilgi bulamayacağını biliyorduk zaten. Ama bu kadar az bilgi bulmasını da beklemiyorduk.

Bazılarımız sosyal medyada bambaşka bir insan gibi davranıyor, tüm paylaşımları kendi olmak istedikleri ama henüz olmadıkları kişi gibi… O yüzden yapay zekanın kaynak olarak sosyal medyayı alması çok da sağlıklı bilgi vermeyebilir. Gerçi o da kendi içinde güzel bi deneyim olmaz mıydı? Mesela benim Facebook’ta sahte bir hesabım olsa ve Leman Hanım bana Yiğit yerine Mümtaz falan deseydi hahaha Siz de bozuntuya vermeseydiniz…

Seden: Ahaha! Bence romantik bir yaklaşım bu Yiğit, zira kişilikler üzerinden değil, belirli anahtar kelimeler üzerinden ilerliyor sanki yapay zeka. Mesela bana “çok tatlı bir insansınız” demedi, “Ayvalık’ı seviyorsunuz galiba” dedi 🙂

Yiğit: Bana tek bir şey bile demedi, biz gözlerimizle konuştuk.

Seden: Evet, zaten bana da Ayvalık dışında başka bir şey demedi.
Bu arada şaka bi yana, evet artık aktif kullanıcı değilim ama 2007’den beri Facebook kullanıyorum. Hiç mi data yoktu ya! 11 sene…

Nazlı: Benim çok datam vardı ya. Size göre lisem yazıyor, işim gücüm yazıyor. Hepimiz kariyerlerimizi giriyoruz en azından.

Yiğit: Yalnız, belirtmemiz lazım: biz partiye katıldığımızda
Leman Hanım’ın içerideki 21. saatiydi.

Nazlı: Bu arada yapay zeka belki de tüm bilgilerimizi sıralamıştı ama hostumuz Leman artık dayanamayacak hale geldiği için aktarmayı bırakmış olabilir; bu da testte insanın başarısız olduğuna işaret edebilir.

Yiğit: Bu şakayı yapmak istemiyordum ama, neticede o da insan, bir yere kadar…

Seden: Ama bir şey diyeceğim: bizi 10 dakikada sepetleyen leman değil, makineydi. Bir anda kesti hesabı.

Yiğit: Emin misin?

Seden: Hayır 🙂

Yiğit: Bence o son çıkış anını (bir makineden ödeme fişi gibi bir şey çıkıyor, üzerinde Leman’ın ve yapay zekanın hakkımızdaki yorumları yazıyor, o an konuklar gönderildiklerini anlıyor) Leman Hanım yönetti.

Seden: Kimin gideceğine kim karar veriyor? Yetkililer bunu açıklasın!

Nazlı: Leman’ın elinde sürekli telefon vardı. Belki yapay zekaya “gönder bunları” diye mesaj atmıştır.

Yiğit: Telefonundan o fişteki yorumları yazdığını
düşünüyorum ama asla emin değilim.

Nazlı: Elinde telefonla çat çat çat yazıyordu.

24 hour host

İşte o fişler…

Seden: O zaman düşünüyorum da, Leman için baya eziyet gibiymişiz.
Iyy, bik bik bik konuştuk. Biri kadına diyor “Beni ürkütüyorsunuz”, diğeri diyor “bu bitki gerçek mi”. Ben bilsem kadıncağızın 21. saati olduğunu, sesimi çıkarmam gülümser bakardım.

Nazlı: Haydi fiziksel yorgunluğa dayanırsın da o kadar insana, tipe, sorulara…

Yiğit: Ellerinde kokteyllerle dört garip tip kadına bakıyor di mi hahah
Ama Seden sen zaten gülümseyip baktın çoğunlukla 🙂

Nazlı: Biz birbirimizi tanıdığımız ve bunu belli ettiğimiz için de sepetlenmiş olabiliriz.

Yiğit: Olabilir. Aslında birbirini tanıyan insanlar
Leman’ın işini kolaylaştırmıyor mu Neticede kendi aralarında konuşarak muhabbeti ilerletiyorlar 🙂 Bilemedim.

Nazlı: Belki de çok acayip bilgiler vardı ama tanıdıkların yanında söylemek istemedi. Paranoyam çılgınlarca…

Yiğit: Nazlı sana makine sonradan ulaştı mı, doğru söyle.
“Nazlı seninle ayrıca görüşelim” dedi mi, demedi mi?

Nazlı: Hayır, sadece hayalgücüm.

Yiğit: Sizi bilmiyorum ama benim bir gözüm de içinde bulunduğumuz odadaki kameralardaydı. Her an bir sürpriz olabilirmiş havasında tetikteydim yani. Parti alanını nasıl buldunuz?

Nazlı: Beni de müzik bitirdi. Gerçekten Leman’a büyük selamlar ve saygılar.

Yiğit: Müziğin de gerilimde etkisi vardı bence, fonda usul usul çalıyordu.
Ben girerken siz onun hakkında konuşuyordunuz sanırım Leman’la, değil mi Nazlı?

Nazlı: Evet ya. Ben çok gergindim. ve herkes yabancıydı içeride. Saçma sapan konuşuyorlardı. Sanki bu değerli vakitler elimden kaçıyormuş gibi hissettim ve abuk abuk sorular sormaya başladım. “Müzik neden böyle sabit?” dedim. Leman da ya da yapay zeka da “Sabit mi sence?” dedi. Benim elektrikler gitti orada.

Seden: Ahahah. Leman kişisel hiçbir şey söylemiyordu. Soruya da soruyla cevap veriyordu. “Ben ürkütücü geldiniz” deyince bir tek, özür diledi.

Nazlı: Güneş gözlükleri ateş ediyordu. “Neden taktın” diyince saatlerden sonra odadaki ışığın artık rahatsız etmeye başladığını söyledi. Zor ya, helal olsun.

Seden: Haklı. Ben doğruyu söyleyeceğim, en etkilendiğim şey Leman’ın performansıydı. Performans sanatçıları zaten hep aklımı alır, yine şapka çıkardım.

Yiğit: Buradan Leman nezdinde tüm performans sanatçılarımıza bir saygı duruşu ve alkış gönderiyorum. (Hahah okumadan yazdım aynısını!)

Nazlı: Ben de saygıyla eğiliyorum.

Yiğit: Ben gözlükleri de performansın bir parçası sandım ilk başta, “Göz teması kurmaması gerek galiba” diye geçirdim içimden…

Nazlı: Bence bir gün önce bizimle aynı saatte girenler
bizden daha çok etkilenmiştir.

Leman bir ara bana “Telefonda ne kadar vakit geçiriyorsun” dedi.
Ben de “Bir saati kesin geçiyordur” dedim. Ayağa kalktı ve raftan bana telefon boyutunda griye boyanmış ahşap verdi. Üzerinde de ok vardı. Ama bunun amacını asla öğrenemedim.

digilogue_24 hour host

Leman S. Darıcıoğlu, 24 saat boyunca şu pembe ışıkların altında türlü insanı ağırladı.

Seden: Ha o ahşap onun için miydiiii! Bence o da performansın bir parçasıydı yapay zekanın değil. Elini oyalasın diye verdi herhalde… (Anlamamış.)

Yiğit: Biz gelmesek acaba siz neler konuşacaktınız.

Nazlı: Ahahahahha.

Yiğit: Çünkü bence dediğin gibi gerçekten elinde seninle ilgili bolca data vardı.
Seden’le benim hesaplarımız daha pasifti.

Seden: Evet ama diyorum, since 2007… Belli ki sadece keyword’ler üzerinden birşeyler toplamaya çalışıyor. Algoritma üzdü beni. Laureeennn, n’aptın sen!

Nazlı: Evet Lauren, bizi mi yedin ya?

Yiğit: Yine de sizin fişinize (şablon da olsa) yorum yazmış. Bende sadece hoş geldin beş gittin var 🙁

Seden: Bana da hiçbir şey yazmamıştı. “Stil sahibi olduğunu düşünmüştüm ilk başta, oysa sen daha fazlasıymışsın” dedi. Ne stilimi gördü, anlamadım.

Nazlı: Mesaj gitmiştir, “bu kadın aşırı KLAAAS” diye.
Benimkinde de “Seni sessiz sanmıştım ama çok daha fazlasıymışsın”. Ahahhaha!

Yiğit: Sanırım devir, bizim yapay zekayla partilememiz için biraz erken…

Nazlı: Benim de ya ama memnun oldum yapay zeka ile tanıştığıma.

Seden: Acaba gerçek robot gördüğümüzde neler olacak…

24 Hour Host-Digilogue

Yapay zeka etkinliğinde ütü gibi ilkel bir teknolojiyle çekilmiş fotoğrafımız…