Yazar: Seden Mestan
23 Eylül 2021
Gücünü bağımsız sanattan alan bir platform: Disyon’u kurucusu Gözde Mutluer’den dinliyoruz

Planlarını ilk duyduğumuzdan beri kalp atışlarımızı heyecanlandıran bir proje Disyon. Bağımsız sanata destek olmak için, bizzat bağımsız olarak üretimlerine devam eden bir sanatçının zihninden ve ellerinden çıkma çünkü: Oyunculuktan resme, yaptığı her işe dadanmaktan kendimizi alıkoyamadığımız Gözde Mutluer’in bir sanatçı olarak kendi deneyimleri ve ihtiyaçlarından yola çıkarak kurguladığı Disyon, aslında Türkiye’de henüz çok da yaygın olmayan ama dünyada sanatın ulaşılabilirliği konusunda bazı ezberleri kırmış bir alanda karşımıza çıkıyor. Ve dijitalin NFT ile birlikte sanat alemlerine yeni soluk getirdiği şu günlerde Disyon da bu alanda söz üstlenmeye hazırlanıyor. Fotoğraftan kolaja, bağımsız olarak üretimlerine devam eden genç sanatçıların işlerini sanat severler ve koleksiyonerlerle buluşturan Disyon şu aralar, 15 Ekim’den itibaren DasDas’ta görülebilecek ilk sergisinin hazırlıklarının peşinde. Projenin ta başlangıçtan bugüne geçtiği yolları ise Gözde Mutluer’den dinledik.

Gözde, sen aynı anda birkaç farklı alanda üretimlerine devam eden birisin. Daha önceki röportajımızda da ‘çeşitlilik artınca aslında ben daha verimli hale geliyorum’ demiştin. Haliyle sormak istedik: İnsanın elini kolunu bağlayan bu karantina sürecini sen nasıl geçirdin? Bir sanatçı olarak dar alanda sınırlanmak sana nasıl yansıdı?

Bir noktaya kadar iyi geldi aslında. Hazırlandığım ama pandemi yüzünden hayatta karşılığını bulamayan projeler olsa da üretim, planlama ve ön hazırlık bağlamında çok dolu dolu geçti benim için bu dönem. Disyon’un hayata geçişini tetikledi bir yandan. Sonrasında Disyon için kolları sıvadık, sanatçı görüşmeleri yaptık ve çok güzel insanlar tanıdım ve destekler aldım bu süreçte. Bu projeye büyük bir ihtiyaç olduğunu fark ettim. Yani pandemi dönemi benim için yeni insanlar tanıdığım, birçok insanla görüşme halinde olduğum bir dönem oldu. Onun dışında da web sitesi yapımı, pazarlama gibi alanlarla da ilgilenmeye çalıştım elimden geldiğince.

Bağımsız girişimciler günün sonunda her şeyi kendileri üstlenmek zorunda kalıyorlar zaten… Gerçi sen yaratıcı bir insan olduğun için pek çok konuyu kendi formüllerinle kotarabiliyorsun ama Disyon için pazarlama gibi alanları da düşünmek zorundasın tabii.

Aslında arzu edip hayata geçirmediğimiz detaylar da oldu. Öncelikli eforumuzu projenin iskeletini sağlam yapmaya, en iyi baskıları almaya ve sanatçı arkadaşlarımıza mahcup olmamaya harcadık. Şimdi de sistem iyice oturdu ve yolunu buldu. Güzel gidiyor her şey.

Çalışmalarına önceden başlamış olsan da Disyon yenilenen versiyonuyla hemen karantina sonrasında çıktı karşımıza. Bence en baştan almakta fayda var: Nasıl bir fikrin, ihtiyacın ürünü Disyon?

Dünyada birçok örneği olan ama henüz ülkemizde oturamamış bir alanda Disyon. Bağımsız bir print galeri. Oyunculuk yaparken de bir yandan uğraştığım bir alandı bu; kendi eserlerimin print’lerinin satışını yapıyordum. İşin tüm yükünü omuzlamaya çabalıyordum; lojistiği, çerçevesi, baskısı…Yorucu bir durum vardı, çok vakit alıyordu. Ama beni çok ama çok mutlu ediyordu yaptıklarımın sevilmesi. Bu birikim ve arzu Disyonun ilk fikrini oluşturdu. Çünkü sanatçılarda şöyle bir durum da oluyor mesela: kendi hayal gücünden çıkmış bir eseri sergilemek bile çok kırılgan bir eyleme dönüşebiliyor. Disyon.com’da da hep beraber dostane bir çözüm ortamı yaratmak istedik.

Aslında bir ihtiyaçtan çıkmış yani fikir. Sen bir bağımsız sanatçı olarak nelere ihtiyacın olduğunu fark etmişsin ve ona göre yolunu çizmişsin…

Galeriler ile çalıştığım bir dönem de oldu. Aslında çok dolu olması gereken söylemleri çok “boş” bir şekilde üstlenen, benden de aynı beklentiler içerisinde olan galericilerle de kesişti yollarım. Biraz da bu gibi ‘‘sipariş hisli’’ yaptırımlar da tetikledi Disyon’u diyebilirim. Yani “sanatçılar için bir oyun alanı olsun ve burada diledikleri gibi üretimlerini yapsınlar daha sonra da biz bunların baskı ve satış işleriyle ilgilenelim” diyerek gelişti bu proje. Çok da yeni aslında; geçtiğimiz Nisan ayında başladık.

Disyon bünyesindeki sanatçıları görünce kalp atışlarımız da hızlandı: İşlerini severek takip ettiğimiz, farklı disiplinlerde üretimlerini sürdüren isimler… Yollarınızı kesiştireceğiniz sanatçıları nasıl belirliyorsunuz?

Aslında birçoğu uzun zamandır takip ettiğimiz sanatçılardı; bazıları arkadaşımızdı bazılarıyla da bu süreçte arkadaş olduk. Açılış seçkisi özelinde konuşacak olursam hepsi çok severek takip ettiğim ve bir arada olmaktan şevk duyacağımız isimlerdi. Ve hepsi de şahaneydi, pandemi döneminde sürekli “biz de müsaitiz, Disyon için neler yapabiliriz” diyerek destek oldular. Böylelikle çemberimiz epey genişledi.

Pandemi aslında dijital alemde dokunduğu her şeyi değiştirdi gibi. Sizin tarafınıza ne şekilde yansıdı?

Bir yandan Disyon’un iskeletini oluştururken sertifikasyona çok önem verdik ve bu nedenle NFT ile de yollarımız kesişti. O sıralarda Blockchain sertifikaları üzerine araştırmalar yapıp, bununla alakalı küçük eğitimler aldık. NFT popüler olmaya başladı ve biz de “zaten tam da böyle bir şey hayal ediyorduk” diyerek NFT üzerine yoğunlaştık. Bazı işlerimi satıp bu alana yatırım yapmaya başladım, ilk yakalayanlardan oldum ve güzel satışlar yaptım diyebilirim.

Ben de tam da NFT’ye getirmek istiyordum konuyu ☺ Haftalarca NFT konuştuk… Sence NFT sanatçılar için nasıl bir özgürlük alanı sağlıyor? Gerçekten demokratik mi? Popülerliği görece azalmış gibi duruyor ama bunu fırtına öncesi bir sessizlik olarak yorumlayabilir miyiz?

Önce NFT’nin tanımlamak gerek belki de. NFT’yi (Non-Fungible Token), sanat eserlerinin eşsizliğini kanıtlayan dijital kayıtlar olarak tanımlayabiliriz. Bu konsepti, sanat eserlerinin dijital hakları için alım-satım faaliyetlerini kolaylaştıran yeni bir yapı olarak da özetleyebiliriz. Artıları çok fazla, örneğin sanatçı her satıştan belirli bir telif yüzdesi almaya devam edebiliyor. NFT’ler aslında daha yolun çok başında. 10 yıl sonra dönüp baktığımızda bu dönüşümün ilk günlerinde olduğumuzu fark edeceğiz gibi hissediyorum ben mesela.

Şu anda yeni platformlarla ve anlaşmalarla da her geçen gün büyüyen bir alan NFT. Sadece sanatçılar için de değil; aracısız bir şekilde her türlü ürünün satışını satabildiğin ve satın aldığın şeyleri cüzdanında saklayabileceğin bir sistem. NFT ile ilgili güzel planlarımız var. Yatırım alma isteğimiz de var hatta bu alanla alakalı. NFT pazar yeri açma gibi bir fikrin peşindeyiz bir süredir.

Bir eser üretirken, bu eserin NFT üzerinden kullanıcıya ulaşacak olması senin açından teknik ya da içerik konusunda herhangi bir değişiklik yaratıyor mu?

Aslında satışın dijital olarak gerçekleşmesi süper bir şey, benim de satın aldığım birçok eser oldu ve koleksiyon yapmaya da başladım NFT’ler sayesinde, ama satın alan kişide ister istemez bu eserin fizikseline de ulaşma isteği oluşuyor. “Ben bunu duvarıma asamayacak mıyım?” diye düşünüyor insan. Bu yüzden Disyon ve NFT üzerinden yapacağımız yeni kurgu, fizikseli ve dijitali bir arada bulunduran, NFT’nin yanı sıra print’ini ya da 3D print’ini müşteriye ulaştıran bir pazar yeri oluşturma fikrini içeriyor. Bence şu an en büyük eksik bu. En büyük tehlike de aslında çalıntı eser, yani intihal. Bu tehlikeden kaçınmak için de en büyük görev platformlara düşüyor tabii.

Türkiye’de galericilik dendiğinde daha ağır, yüksek rakamların döndüğü oluşumlar canlanıyor akılda. Aslında belki de tüm dünyada geçerlidir bu… Sence sanat dünyasında bazı şeyleri değiştirmek ne derece mümkün?

Koleksiyoner tanımından başlamak lazım bu sorunun cevabına. Genelde ‘‘koleksiyoner’’ denince akla çok büyük paralar harcayan, yatırımlar yapan insanlar geliyor ama bu algıyı yumuşatmakta fayda olduğunu düşünüyorum ben. Bizim de amacımız buydu aslında, insanları daha genç sanatçılara ya da daha küçük eserlere yatırım yapmaya yönlendirmekti. NFT’nin de bu konuda çok faydası olduğunu düşünüyorum. Bir eseri tek parça satmak yerine 25 parçaya bölüp 25 ayrı kişiye ya da yine tek kişiye ulaştırmak ve sanatçıya bu şekilde destek olma fikri daha kolay ve uygulanabilir gelmişti bize. Ki öyle zaten, bunu NFT’de gördük. Güzel baskılar yapmak da çok önemli. Ama tabii bunların kalitesini düşürüp düşük fiyatlardan satmak da, absürt fiyatlar vermek de garip oluyor. Yani, hem yatırımcıları hem de sanatçıları mağdur etmeden, iki taraf için de daha ortada bir yerde durmak gerek. Bu açıdan Disyon gayet iyi gidiyor.

Disyon bir noktada genç sanatçıların bilinirliğini artıran bir plaform gibi de işliyor sanki değil mi?

Aslında evet ama Disyon burada birçok sanatçıyı bir araya getirerek kendi aralarındaki etkileşimin artmasına katkı sağlıyor. Bir ekosistem oluşturup insanları buraya toplamayı amaçladık daha çok. Ki böyle sanatçıları bir araya getirmek zor bir şey gerçekten.

Evet, hepsi de farklı alanlarda üretim isimler. Fotoğrafçılar, çizerler, ressamlar var…

Bu durum benim de çok hoşuma gidiyor. Bazı sanatçılarla tanışma fırsatı buldum bu süreçte ve ne kadar alçakgönüllü olduklarını gördüm. Bu şekilde düşünen yerli, yabancı birçok sanatçıyla tanıştım. Örneğin Madrid’de yaşayan sanatçı Lisa Odette ile NFT ekosistemi sayesinde kesişti yollarımız ve işleri Türkiye’de çok seviliyor.

Lisa Odette-Chair

Türkiye’de, özellikle son yıllarda bağımsız platformlara, sanatçılara artan bir ilgi var. Sence bu nereden geliyor?

Ben özellikle pandemi döneminde bu tarz girişimlerin arttığını gözlemledim. Bunların hepsini sanatçıların bilinirliği, tanınırlığı açısından faydalı birer adım olarak görüyorum. Disyon sanatçıları arasında başka platformlarda eserlerini satan sanatçılar da var. Disyon aslında başlangıçta hem print hem de orijinal eser satma noktasındaydı, öncelikle sadece print’e yönelelim diye düşündük. Sebebi de eserin ulaşılabilir olmasını sağlayan şeyin aslında print olması diyebilirim. Bir konuda uzmanlaşmak, daha iyi olmak istiyorduk biz de zaten, onun için art print’e odaklandık.

Şu sıralar hâlâ belirsizlik hakim tüm konularda ama ilerde Disyon sanatçıları ile dijitalin yanı sıra fiziksel olarak da bir araya gelme planınız var mı?

Önümüzdeki sezonda DasDas ile bir iş birliğimiz olacak. 15 Ekim’den itibaren açılış seçkimiz DasDas’ta ziyaret edilebilir, lütfen gelin ☺

Peki, disyon.com dışında sana nasıl, hangi mecralardan ulaşabilir sanatçılar ya da koleksiyonerler?

Disyon.com’un en alt kısmında sanatçılar için bir başvuru kısmı açtık ve buradaki başvurularla bir havuz oluşturmaya başladık. Bizim genelde yerli sanatçılardan oluşan bir havuzumuz vardı, bu form sayesinde şimdi yabancı sanatçılara da ulaşabiliyoruz ve onlarla da çalışmaya başlayacağız ileride. Her konuda sanatçılara karşı da şeffaf ve açık olmaya çalışıyoruz, Bunun dışında koleksiyonerler de yine web sitemizden, iletişim kısmından ya da Instagram’dan bize ulaşabilirler. İletişim kurması zor insanlar değiliz hiç ☺ Bunlar dışında kulaktan kulağa, sanatçıdan sanatçıya duyulmaya başladı ismimiz, ben de çok seviyorum insanlarla bu şekilde yolumuzun kesişmesini.

DasDas sergisi gerçekten heyecan verici. Disyon’un gündeminde başka neler var peki?

Evet, gerçekten çok heyecanlıyız! DasDas çok sevdiğim, kendimi çok iyi hissettiğim bir mekan. Bunun dışında portfolyo tişörtler yapmak gibi bir fikrimiz var. Çok taze bir fikir bu, eserlerin ve künyelerinin olduğu tişörtler yapmak üzerine denemeler yapıyoruz… Sınırlı sayıda edisyon tişörtle bu yola çıkmayı düşünüyoruz yakında. 

editörün seçtikleri