Advertisement
Güldürmediği gibi pek de düşündürmeyen bir tören
yazar: Güliz Atsız

Emmy Ödül Töreni dadanma israfıydı gerçekten…

Dün geceki Emmy töreni tam anlamıyla hevesimizi kursağımızda bıraktı. Neresinden tutsak sapır sapır dökülen tören, tam bir dadanma israfıydı. Törenin neredeyse tamamını Saturday Night Live’cılar yürüttüğü halde, hiçbir şey komik değildi. Hele Fred Armisen ve Maya Rudolph’un, Emmy tarihi üzerine yaptıkları kısımda, onlar adına utandım. Hazırladıkları o kötü diyalogları tekrarlamak yerine, doğaçlama bir şeyler uydursalardı bundan daha iyi olabilirdi. Yine de en kötü an, The Crown’un kraliçesi Claire Foy ile Prens Philip’i Matt Smith’in sahneye çıktığı andı sanırım. Foy, “Bu ödülü takdim etmekten ötürü çok heyecanlıyız ama eğer heyecanlı gözükmüyorsak, İngiliz olduğumuzdandır” dedi. Ne? Sene 2018 ve İngilizlerin soğuk ve mesafeli olduğuna dair imalarla komik olmaya mı çalışıyorsunuz, komik duruma düşmeye mi?

Gerçekten, biraz olsun komik olan tek kısım, Sandra Oh ve Andy Samberg’den geldi. Sandy Oh, güya heyecandan ne yaptığını bilmeyerek zarfı yırttı, sonra da nasıl anons edeceğiz derken, kazanan “La La Land” diye haykırdı. Komik bir andı ama Oscar’daki karışıklığı üstünden iki sene geçti. Daha taze malzeme yok mu? Komik olmalarının önündeki en büyük engel, kanımca, töreni kısaltmak için alınan önlemlerdi. Adayların isimlerini bile sunucular okumadı. Salonda yankılanan aday anonsunun ardından, birilerinin çıkıp ödülü vermesi bekleniyordu. Kimseye en ufak bir komedi boşluğu ve zamanı tanınmamıştı. Töreni SNL’e teslim edersek, bir şekilde yine de gider diye düşündüler sanırım ama tersine daha sıkıcı olmuş.

Kendileri de biraz farkındaydı sanırım ne kadar eğlencesiz olduğunun. Zira töreni sunucular açmadı. Onların yerine girişi SNL’den başka iki isim Kate McKinnon ve Kenan Thompson yaptı. Bu seneki Emmy adaylarındaki çeşitliliğin önemini vurguladılar ve sonra da Hollywood’un hetero-normatif-beyaz egemenliğini sonunda düzelttiklerini söylediler. Ardından da We Solved It performansını sergilediler. Şöyle açılışta hareketli bir şeyler yapalım demişler sanırım. Ama sahnede birkaç kişi, okul müsameresi gibi şarkı söylerken çok üzücü görünüyorlardı.

Tabii ironi yapıyorlar ve aslında adayların kimliklerinin çeşitlenmesinin hiçbir şey çözmediğinin altını çiziyorlar. En basitinden endüstrideki fırsat ve ücret eşitsizliği hâlâ büyük bir sorun olarak her işin ortasında duruyor. Ancak ne gariptir ki sunucular da, açılışı yapanlar da bu konulara hiç girmediler. Ne Trump dediler, ne TimesUp. Komedi Dalında En İyi Kadın Oyuncu ödülünü alan Rachel Brosnahan, herkesi oy vermeye teşvik etti, Ryan Murphy tabii ki LGBTQ hakkında bir şeyler söyledi ama törenin politik tonu son derece hafifti.

Yine de sunucu Michael Che’nin siyah oyunculara, gecikmiş Emmy’lerini dağıttığı Reparation Emmys (Onarma / Telafi / Özür Emmy’si) videosu bence hem duygusaldı hem de törenin en politik anıydı. Bu kadar tantana ve konuşmadan sonra, ödüllerin teker teker beyazlara gittiğini izlemek ise son derece iki yüzlü ve sıkıcı bir durumdu. Marvelous Mrs. Maisel, ortalığı silip süpürürken, Atlanta ekibi bütün gece oturdu. Sandy Oh da aday olmaktan öteye gidemedi.

Bu sene, Emmy tarihinde en çok adaylığı elinde tutan HBO’dan bile daha fazla adaylığı bulunan Netflix tebrik edilirken, televizyonun sonu geliyor şakaları da yapıldı tabii ki. Ama belli ki televizyonun sonunu ne Showtime, HBO gibi kablolu kanallar ne de Netflix, Hulu gibi platformlar getirecek. SNL bile Emmy’de bu kadar döküldüğüne göre şimdi televizyonunuzu kapatabilirsiniz.