Yazar: Seden Mestan
14 Mart 2022
Çok daha fantastik şeylerin hayaliyle: Bir Gülinler röportajı

Karlara bürünmeye hazır yarı tembel bir perşembe gününde Moda sokaklarına giriş yapıyoruz. Herkes evlere çekilmişken sokaklardaki tek hareket kaynağı biziz sanki. Bir de nasıl coşkuluyuz; günlerdir hatta haftalardır Bir Sürü parçasıyla sesi zihnimizde dönen Gülinler ile bizzat yüz yüze tanışacak olmanın verdiği hislere kapılmışız belli ki. Aslında Gülinler’i ‘‘gerçek’’ hayatta ilk görüşümüz olmayacak elbette ama bu, bizdeki neredeyse romantik coşkuyu daha da pekiştiriyor çünkü Gülinler’i ”genelde” sahnede görüyoruz ve sahnedeyken, biliyorsunuz, kendisi kocaman renkli bir ışık topuna dönüşüveriyor, karşı konulması güç bir enerji saçıyor. Ve o tür anlarda bu dünyaya ait olmadığından kesinlikle emin olduğumuz biriyle sıradan bir günde karşılaşacak olmak, nasıl derler, biraz gerçek üstü galiba…

Ve o ne yapıyor, fotoğraf çekimi sırasında ‘‘en doğal haline’’ bürünmek için başlıyor şarkı söylemeye… Bir noktada bazı çok iyi bildiğimiz şarkılarda sözleri salladığını bile fark etmiyoruz (‘‘Sözleri uyduruyorum şu an’’ diye ayrıca söylediği için anladık diyelim, o da zar zor oldu), öylesine bir kendinden geçiş… Kimilerine göre Galvaniz Gelbiraz (Büyük Ev Ablukada hayranları bilir) bize göre o an Gülin hatta Gülinler; çünkü o sırada Mert Üçer de ona gitarıyla eşlik ediyor ve ikilinin müzikal iş birliği Gülinler ile bir süredir yeni bir boyuta daha taşınıyor. Neyse ergen günlüğü gibi sıraladığımız bu cümleleri bir tarafa bırakalım, bir de aklımızdaki sorularla Gülinler’e dadanalım.

Fotoğraf: Büşra Yeşilay – Düğme Film

Gülin merhaba, nasılsın?

İyiyim. Aynı anda bir sürü işle, bir sürü müzikle ilgili çalıştığım bir kış. Zorlu da bir kış. Mücadeleye devam.

Günlerdir Bir Sürü’yü mırıldanarak (bazen de yüksek sesle söyleyerek) dolanıyoruz etrafta. İlk andan çarpıldık! Ellerinize sağlık!

Teşekkür ederiz. Şarkının beat’i Mert ”Aslan” Üçer’e, sözleri bana ait. Aslan ile beraber yaptığımız ikinci şarkımız bu.

Başlamadan önce bize şarkının yaratım sürecinden bahsedebilir misin? Kürkü yırtık kel kör kirpiler nereden gelip de bu şarkıya dadandılar?

Yaratım süreçleri dinleyicinin kafasına çok net bir şey koyuyor diye anlatmayı tercih etmiyorum. Ama teknik olarak Aslan bir beat hazırladı, ben de üstüne sözler yazdım diyeyim. Sonundaki de oyunculuk okurken ses-konuşma derslerinde çalıştığımız anonim bir temrin. Çok çeşitlileri var; artikülasyonu geliştirmek için bir nefeste her kelimenin anlaşıldığı bir halde okuyorsunuz. Şarkıya ‘‘ekleyeceğim’’ kelimesiyle kendisini soktu. Orada da kel kör kirpiler birbirlerinin kürklerini ekliyorlar birbirlerine 🙂

Ekipçe hepimiz sıkı birer Büyük Ev Ablukada hayranıyız, senin solo üretimlerine ise apayrı bir yerden dadanıyoruz. Solo işlerini grupça yaptıklarınızdan nasıl ayrıştırıyorsun ya da bir de şöyle soralım: Seni tekli olarak üretmeye yönlendiren nedir?

Büyük Ev albümlerinin kendi içlerinde bir havası oluyor; oraya uyan şarkılar oranın oluyor. Bireysel olarak devam etmek ise aslında daha fazla müzik yapmak isteğinden geliyor. Yetmiyor mu diyeceksin; yetmiyor. Daha fazla çalışıp daha fazla vakit geçirmek istiyorum müzikle. Yapıyorum da.

Şarkılarını dinlerken gözlerimizi kapattığımızda bir hikayenin içinde buluyoruz kendimizi. Hepsi bambaşka yerlere götürüyor bizi sözleriyle, müziğiyle hatta görselleriyle. Bir bütün bir parça üzerinde çalışırken yaratım sürecin nasıl ilerliyor senin tarafında. Sözler müzikle ve bazen de görselliğiyle nasıl tamamlanıyor? İlk hangisi düşüyor aklına? 

Genellikle ikili, üçlü ve çok nadir akor gruplarını çalıyor oluyorum gitarda. O dönüşlerde çeşitli melodiler duyuyorum, söz yazıyorum, daha evvelden yazdığım defterlerden yazdıklarımdan da alıyorum. Ama Aslan ile çalışırken mesela o bir beste yapıyor, ben üstüne söz yazıyorum. Bu da çok zevkli. Görseller karışık, bazen net bir fikir oluyor, bazen uzun süre karar veremiyorum. Çok daha fantastik şeyler hayal ediyorum. Bakalım.

Sahnedeki enerjinin izleyenlere de bulaşan, hayatı bir anda daha da renkli bir tarafı var. Neler oluyor sen sahneye çıktığında, o enerji nelerden besleniyor?

İzleyiciler bizden daha rahat azıyorlar, gerçekten karşılıklı birer parti gibi oluyor Mutsuz Parti’ler. Sahnede neler oluyor; heyecan oluyor çok… Konsantre olup o sırada orada olmak ve şarkıları söylemek ve bunu istediğin gibi yapmak çok zevkli. Bitince sudan çıkmış balık gibi oluyorum.

Dijital dünya hikaye anlatıcılarına (olumlu ya da olumsuz) sıkça güncellenen farklı dinamikler sunabiliyor. Sen bir müzisyen (ve ayrıca dinleyici) olarak dijitalle nasıl bir ilişki kuruyorsun? Ayrıca platformların müzisyen-dinleyici ilişkisini daha da yakınlaştıran bir tarafı var; iletişim artık daha seri ve direkt. Bu senin üretimine nasıl etki ediyor?

Dijital dünya artık bir vazgeçilmezimiz. Bu dünyaya ben MySpace ile giriş yapmıştım. Bir dönem oradan müzisyenleri keşfetmiştim. Büyük Ev ile de ilk dinleyici buluşmamız oradadır. Avantajları çok olan bir alan. Sürekli beslenmeyi isteyen bir alan. Daha seri bir üretime yönlendirmesini olumlu buluyorum aslında. Sanatsal işlerde tarih belirlemek önemlidir, yoksa bir şarkı ya da bir oyun tarih belirlemezseniz senelerce çalışılır. Bazı işlerin de öyle olması gerekiyordur.

Krizler çağının tam orta yerinde distopyalardan bir geleceğe doğru yürüyoruz. -Moral yükseltmek gibi olmasın ama(!)- Şöyle bir durup baktığında hayata ve dünyaya dair, hangi ihtimaller seni heyecanlandırıyor? Ve bu noktada en çok neler üzüyor? (Şarkının anlattıklarından biraz uzaklaştık sanki…)

Üretmek beni her türlü heyecanlandırıyor. Güzel bir film, iyi bir şarkı da öyle… Dünyayla ilgili heyecanlarımdan çok korkularım var ama köşeye sıkışıp izlemiyorum, uğraşıyorum. Metaverse bu ülkede yaşayanların çok iyi bildiği bir şey aslında. Bir şeyler var gibi ama yok da aslında.

8 Mart döneminde (gerçi bu her zaman önceliğimiz ama) farklı kadın deneyimlerine yer vermek adına farklı alanlarda üretimlerine devam eden pek çok isimle yollarımızı kesiştiriyoruz. Sana da sormak isteriz: Sistem bizi her yerden sıkıştırırken seni en çok neler zorluyor ve mücadeleni nasıl güçlendiriyorsun?

Sistem kadın olduğun için seni her yerden sıkıştırıyor. En basiti, ev tutarken bekar olduğun için bile bazı ev sahipleri evini vermiyor; sanki aile bekarlıktan daha az dertli. Çalışma hayatında da öyle. Daha az mücadele ederek yaşamak isterdim tabii ama şartlar, durumlar böyle. Mücadeleye devam!

Geçtiğimiz yıl içerisinde seni hazırlayıp sunduğun Bir Masada Oturduk adlı YouTube serisi kapsamında da görüp izleme şansımız oldu. Kamufle’den Ceylan Ertem’e farklı seslerin, türlerin peşinden giden müzisyenlerle bir masa etrafında buluşup sohbetler ediyordunuz. Diğer müzisyenlerle fikir alışverişi yapmak, onlarla yeni projelerde güçlerini birleştirmek neden önemli senin için? Bu iki tarafın da yaratıcılığına nasıl yansıyor? 

Bu programı çok severek yaptım. Yapmaya da devam edeceğim. Yakında bununla ilgili bir haber verebilirim. Çok tanımadığın bir müzisyenle tanışmak ve onun müziğini incelemek, onunla bir şarkı söylemek asla sıkılmayacağım bir format. Sonsuza kadar yapmak isterim. Bir sürü disiplin öğrenmek, nasıl yollardan geçildiğini duymak hem akıl açıcı hem de çeşitliliğimiz açısından çok rahatlatıcı. Herkesin kendi takıntıları, huyları, bakış açıları… Beraber şarkı söylemeyi istediğim bir sürü müzisyen var.

Güç birliği demişken; yakında yine benzer projeler gelecek mi senin tarafından? Bir Sürü çok yeni bir parça ama daha fazlasını duymak için de sabırsızlanıyoruz 🙂

Yeni projeler gelecek. Gülinler’den bir tekli daha gelecek. Büyük Ev’le albüm gelecek önümüzdeki sezona, Ari Barokas’la yeni şarkılarımız var. Gelecekte gelecek çok şey var.

Peki, kırmızı, mor gerçekten en sevdiğin renkler mi? (Çıkamadık bir türlü şarkıdan…)

Ahaha. Kırmızıyı da, moru da çok severim. Ama bu aralar açık maviciyim. Dadanizmi uzun zamandır izliyorum, seviyorum. Hepinize el sallıyorum.

editörün seçtikleri