Yazar: İris Işık
11 Temmuz 2021
Hayallerin ilmek ilmek işlendiği kilimler: Figure markasının kurucusu İlke Beyaz el emeğinin değerini anlatıyor

Hayatımızdaki tüm üretim süreçlerinin neredeyse tamamen dijitalleştiği bir devirde el işçiliğinin kıymetini bilen ve bunun devamlılığını benimseyen bir marka FigureYüzyıllardır Anadolu’da kadın zanaatkarlar tarafından devam ettirilen ancak günümüzde unutulmaya yüz tutmuş el dokuması kilim geleneğini modern tasarımlarla birleştirmeyi amaçlayan markanın en büyük motivasyonlarından biri de kadın istihdamına katkı sağlamak.

Anadolu kültürünün motiflerini günümüze adapte ederken köklerinden vazgeçmeyen Figure markasının kurucu ve tasarımcısı İlke Beyaz ile el emeği ürünlerin dijitalin gücüyle devamlılığını nasıl sağlanabileceğini konuştuk.

Fotoğraflar: Dinçer Dinç 

Her şeyin dijitalleştiği ve makinelerle yapıldığı bir çağda hâlâ el emeğini yücelten bir marka Figure. Hem de tasarımdan kilimlerin dokunmasına kadar… Ayrıca pek çok kadının da emeğini taşıyor Figure’ün kilimleri: Sen tasarımları hazırlıyorsun ve Anadolu’nun dört bir yanından kadınlar da elle bu tasarımları dokuyorlar. Tüm süreci bir de bize anlatabilir misin: Fikirlerin oluşması, üretim ve tasarım derken tüm bu aşamalar nasıl ilerliyor?

Figure, marka kurma hayalinden üretimin son noktasına kadar hep tek bir motivasyon üzerinden ilerledi diyebiliriz. Bu da günden güne unutulan, değer kaybeden el emeğinin, geleneklerin ve kadın iş gücünün sürdürülebilirliği. Bu anlamda çok şeffaf olan sürecimizi olduğu gibi yansıtmayı tercih ettim hep. Uzun süredir incelediğim, anlamlarını araştırdığım Anadolu kilim motiflerini nasıl günümüz tasarım dünyasına adapte ederim diye düşünürken yüzlerce deneme çizim arasından ortaya çıktı Figure modelleri. Merkezine bize hayat veren toprak, güneş ve suyu koyarak bereketi, mutluluğu ve sağlığı simgeleyen figürlerle köklere bağlı kalmaya özen gösteriyorum. Son haline gelen tasarımlar, evlerinde kendi dokuma tezgahlarında üreterek geçimini sağlayan Anadolu’daki kadınlarla yani hayalin başladığı yerle buluşuyorlar. Bu üretim döngüsü beni manevi olarak çok mutlu ediyor.

Anadolu’nun birçok yerinde hâlâ önemli bir geçim kaynağı olan geleneksel dokuma sanatını kilimlerine taşıyorsun. Figure markası nasıl oluştu, biraz bu yolculuktan bahseder misin?

Biraz klişe ama Figure kendi evime kilim arayışımdan, yani ihtiyaçtan doğdu aslında. Ama süreç de bambaşka bir şekilde evrildi. Ülkemizde el dokuması kilim geleneğinin ne kadar değerli bir zanaat olduğunu gördükçe ve bu üretimi yapan kadınlarla konuştukça aslında ortaya çıkan ürünlerin sadece bir eşya değil, bir değer olduğunun farkına vardım ve markanın tüm hikayesini de bunun üzerine inşa ettim. Bir sene boyunca tasarımların oluşması, marka kimliğinin yaratılması ve numunelerin üretilmesi üzerine çalıştım. Figure desenleri klasik Anadolu kilimlerindeki minicik ve detaylı tasarımlardan daha kolay görünse de dokumaya geçildiğinde dokuyanları oldukça zorladı. Çünkü daha önce hiç görmedikleri ve denemedikleri bir şablon karşılarındaydı. Alışana kadar birçok deneme yapıldı. Tüm üretimin koordinasyonu ve lojistik olarak oturması oldukça zorlu bir süreçti. Üstelik pandemiye denk gelmesi de cabası… Kaliteli yüne ulaşmak, bu yünleri istediğim renklere boyatmak ve doğru zanaatkarın tezgahında dokunmasını sağlamak, sistemin işleyişini oturtmak birkaç sinir krizine neden olmuş olabilir 🙂 Ama inandığım şeyi yapmak ve aldığım güzel tepkiler her şeye değer olduğunu bana kanıtladı.

Dijitalin artık kreatif süreçlerdeki katkıları malum; bazı süreçleri çok daha kolay kılıyor. Peki sen hangi süreçlerde dijitalden ne şekilde faydalanıyorsun?

Dijitalin hayatımızdaki yerini reddetmek olmaz tabii ki. Öncelikle elde çizdiğim taslakları dokuma tezgahlarına uyumlu olması ve doğru ölçeklendirme için mutlaka bir tablet ve çizim programından faydalanıyorum. Bunun dışında üretim sürecinde her şey elle ilerliyor. Kilimin dokunması, temizlenmesi, püsküllerinin örülmesi ve paketlenmesinden sahibine ulaşmasına kadar… Figure’ün görsel dünyasını, arkasındaki hikayesini aktarabilmek ve insanlarla aramızda bir bağ oluşturabilmek için de sosyal medyayı efektif olarak kullanmaya gayret ediyorum. Ancak daha önce de dediğim gibi Instagram ve benzeri platformları daha fazla üretip daha çok satış yapmak için bir pazarlama aracı olarak kullanmayı tercih etmiyorum.

Eller, tasarımcının aklındakilerini kısacası hayal ettiklerini gerçeğe dönüştüren, onları somutlaştıran bir araç aslında. Kilim tasarımcısı olarak bu ilişkiyi nasıl yorumluyorsun?

Derler ki, kilim dokuyan kadınlar aslında evlerinde yaşadıklarını, kimseye anlatamadıklarını, hayallerini ve umutlarını ilmek ilmek işlerlermiş. Her tasarım bu yüzden birbirinin aynısı çıkmıyor tezgahlardan. Kiminin düz çizgisi bir yerde kayabiliyor. Dalgın bir günündeyse eğer bazen elini kaptırıp deseni kaçırabiliyor. Bu kilimleri özel kılan bu yamukluklar aslında. Makinadan değil insan elinden çıkan kusurlu ama bir yandan da mükemmel.

Elibelinde, Efsunkar, Berceste gibi farklı isimlere sahip kilimlerin. Bu isimler nereden geliyor ve kilimlerle nasıl buluşuyor?

İsimler her tasarımın hikayesini kuvvetlendiren birer araç. Anadolu topraklarında iz bırakmış, yüzyıllardır kullanılan eski dillerde olmasını özellikle istedim. Kısmeti, bolluğu ve neşeyi simgelesin, tüm bunları gittikleri evlere beraberlerinde götürsünler diye…

Her bir kilime somut ve soyut desenler eşlik ediyor. Her birinin, isimleri gibi desenleri de renkleri de apayrı. İlhamlarını nereden buluyorsun bu yaratım sürecinde? Her şey planlı programlı mı ilerliyor, yoksa doğaçlama mı çalışıyorsun?

Tasarımın ilk adımında bir renk kartelası yarattım. Toprak tonlarına eşlik eden baskın mavi ve pembeler, güneşi çağrıştıran sarı ve turuncular genel kodları oluşturuyor. Daha sonrasında figürler oluşmaya başladı. Üretken kadın siluetleri, topraktan yapılan testiler, denizin bazen dalgalı bazen durgun çizgileri ve tüm bunların hayatımızdaki harmonisini yansıtmaya çalışıyorum. Belirli bir şablonum yok, genelde doğaçlama ilerliyorum. Son hali içime sinene kadar sürekli değiştirip baştan çizdiğim modeller oluyor. ‘’İşte bu, tamamdır oldu.’’ demek bir tasarımcı için çok zor. Ama içimdeki hisse güvenmeye çalışıyorum.

Uzun yıllardır moda sektöründe farklı alanlarda çalıştığını biliyoruz. Moda sektöründeki deneyimlerinin tasarımlar üzerinde nasıl bir etkisi oldu? Bu iki taraf birbirini ne şekilde besliyor?

Senelerce yaptığım sunumlar, kurguladığım çekim hikayeleri ve hazırladığım moodboard’ların bu süreçte bana çok katkısı oldu. Herhangi bir şeyi yaratmadan önce onun özünü görmek ve dünyasını anlamak için farklı disiplinlerden ilham almak ve araştırmak çok önemli.

Ancak ne kadar günümüzde yavaş yavaş yıkılmaya başlasa da moda sektörü uzun süredir estetik ve güzellik kavramları üzerinden ilerliyor. Farklı tasarımcıların koleksiyonlarını hazırlarkenki ilhamlarını ve üretim süreçlerini takip etsem de Figure’de yapmak istediğim bu estetik algısını kırmak aslında. Bir şeyin güzelliğinin onun mükemmelliğiyle ölçülmediğini kendime hatırlatarak ilerliyorum. Kendi hayatımda da üzerinde çalıştığım bir konu bu 🙂

Her markanın kendine has pazarlama stratejileri var. Bu süreçte dijitalde nasıl bir planlama izliyorsun? Evet, dijital görünürlüğü sağlıyor ama çok fazla sesin çıktığı da bir yer. Bu işin ne gibi avantajları ve dezavantajları oldu senin tarafında?

Sosyal medya bir anda çok fazla kişiye ulaşabildiğin müthiş bir platform. Dünyanın herhangi bir yerinden anlatmak istediklerini gören ve anlayan biri çıkabiliyor. Örneğin, Denizli’nin minicik bir köyünde kilim dokuyan Gülseren Abla’nın emeğini Avustralya’daki birine gösterebilmiş oluyorum.

Pandemi süreciyle birlikte (ki artık etkilerinin azaldığını düşünmek istiyoruz) hepimizin evde geçirdiği süreler de artmaya başladı. Bu tabii bazı alışkanlıklarımızı da değiştirdi. Mesela kıyafet satışlarında özellikle ev giyiminde bir patlama oldu 🙂 Artık evdeki halimize çok özeniyoruz. Sence eve daha çok yöneldiğimiz şu dönemlerde dekorasyon ve ev tasarımı anlayışında neler değişti, değişecek? Senin gözlemlerin ne yönde?

Pandemiyle beraber bence en çok değişen tüketim algısı oldu. Bir şeyi satın alırken benim buna ihtiyacım var mı, bu ürün üretilirken nasıl kaynaklar kullanıldı gibi daha bilinçli sorular sorulmaya başlandı. Dünyanın sınırlı kaynaklarını nasıl yok ettiğimizi görmek bir uyanış çağrısı gibi oldu. Kaliteli ve doğal bir ürüne yatırım amaçlı bakmak gerektiğini düşünenlerdenim ben de. Uzun yıllar kullanabileceğim ve manevi değeri olan parçalara yöneldim diyebilirim.

Dijitalleşmeyle birlikte seri üretimin çok daha ivme kazandığı bir çağın içindeyiz. Haliyle elle yapılan ürünlerin önemi daha da biliniyor. Bir tasarımcı olarak nedir senin için el yapımı ürünleri değerli kılan ve bunlara yönlendiren?

Seri üretimin ve tüketim çılgınlığının karşısında ‘yavaş üretim’i benimseyen, el emeğini yücelten ve doğal malzemeyi tercih eden bir marka olarak devam ediyoruz. Uzun yıllar kullanılabilecek, manevi bir değeri olan, sınırlı üretimi destekliyoruz. Bu bağlamda çok az stoklu ürünle sadece kişiye özel yani ‘made to order’ sistemiyle çalışıyoruz. Bir kilimin dokunması boyutuna göre dört-sekiz hafta arası sürebiliyor. Gereksiz üretimle kaynakları zorlamaktansa ihtiyaç dahilinde her parça sizin için bir zanaatkar tarafından üretiliyor ve hayat buluyor. Günümüzde sürmekte olan hızlı üretim, tekstil malzemelerinin, insan emeğinin ve enerjinin aşırı tüketimiyle gerçekleşiyor. Modası geçen ya da “kullan-at” tarzı satın alınan ürünlerin düşük kaliteli ve sentetik olmasının getirdiği atıklar çöp yığınları yaratıyor. Dünya’ya kesinlikle daha saygılı davranmalı ve bu konuda bilinçlenmeliyiz.

Dijitalleşmenin getirdiği onca olumlu yöntem kötü amaçlar için de kullanılıyor maalesef. Tüm tasarımcıların baş belası bir konu: kopyalama. Senin bu konuya bakışın nasıl? Nasıl formüller geliştiriyorsun önüne geçebilmek için?

Bu konuda maalesef tasarımcıyı ve eseri koruyan yasalar doğru işlemiyor ve yapacak bir şey olmuyor. Burada tüketicinin sağ duyulu olması ve bir ürünün orijinalini tercih etmekte hassas olması gerekiyor. Daha ucuz diye replika ürün tercih etmektense emeğin karşılığını verme odaklı olmalarını umuyorum.

Figure’e pek çok yerde rastlamak mümkün ama biz yine de soralım: Figure kilimleri nerelerde satılıyor, dileyenler sana nasıl ulaşabilir?

Bu konuda da oldukça seçici davranmaya çalışıyoruz. Çok fazla yerde satış yapma gayesiyle altından kalkamayacağımız bir üretim karmaşasına girmek istemiyoruz. Yurtiçi ve yurtdışında belirli siteler üzerinden ya da web sitemiz www.figure.ist adresinden siparişler oluşturabilir. Kişiye özel, farklı renk ve tasarım çalışmalarını ise mail üzerinden yapıyoruz.

Ve son olarak: Sırada senin ve Figure’ün tarafında başka ne gibi planlar var?  

İlk önceliğim tabii ki daha fazla kadınla çalışmak ve istihdam sağlamak. Daha sonra bu eşsiz parçaları ve Anadolu zanaatını yurt dışında daha fazla insana tanıtmak. İleride kilim dışında yine kadınlar tarafından üretilen başka parçalar da görebilirsiniz.

editörün seçtikleri