Yazar: Gamze Akyol
4 Mayıs 2022
Sevgi dolu kuir temsilleri, umut veren gençlik hikayeleri: Heartstopper dizi incelemesi

Uzun yıllardır ekranlarda umut veren ve özellikle kuir karakterlerine sevgi dolu yaklaşan yapımlara hasretiz. Evet, bu açıdan Schitt’s Creek ve Sex Education ayrıca kalbimizi çalmıştı ama söz konusu gençlik dizileri olunca zorbalarla dolu, yürümesi işkence gibi gelen lise koridorlarını kanıksadık artık. Ama merak etmeyin, bu defa kalbimizi Euphoria’nın aksine tatlı tatlı sıkıştıran bir gençlik dizisinden bahsedeceğiz size: Heartstopper. İngiliz yazar Alice Oseman’ın aynı isimli web çizgi romanından uyarlanan bu Netflix dizisi bize toksik bağlardan uzak bir gençlik aşkının da mümkün olabileceğini, ergenliğin her zaman bir baş belası olmadığını ve kuir temsillerin mutlu bir şekilde de ekranlarda var olabileceğini gösteren güzel bir örnek. Ekranlarda izlediğimiz tüm o karanlık gençlik hikayelerine inat olanca pozitifliğiyle, samimiyetiyle içimizi ısıtıyor Heartstopper. Biz de kısa sürede kalbimizde taht kuran bu gençlik dizine dadanıyor, kuir temsiliyet açısından önemini konuşuyoruz.

Alice Oseman henüz 24 yaşındayken kaleme aldığı çizgi roman serisiyle tüm dünyada ses getirmeyi başaran, özellikle kuir gençleri çok iyi anlayan ve Heartstopper’la onlara dünyanın her zaman kötü bir yer olmadığını göstererek sırtını sıvazlayan bir yazar. Oseman’ın şimdilerde beş kitaba ulaşan bu gençlik serisi birçok ülkede çok satanlar listesinde yer alıyor. Türkçeye ise 2021 yılında çevriliyor ve kısa bir süre sonra da “muzır ve müstehcen” ilan edilerek satışı durduruluyor. Gelen tepkiler üzerine ise satışına tekrar başlanıyor, ama yalnızca 18 yaş ve üzerine kapalı bir zarf içinde satışına izin veriliyor. Heartstopper’ın “çocuklar için zararlı içeriklere sahip olmasının” ve sansürlenmesinin gerekçesi ise içinde barındırdığı birçok kuir aşk hikayesi ve kapağındaki el ele tutuşan iki erkek karakter oluyor. Neyse, tüm bu uğraşlara rağmen Heartstopper ülkemizde de ilgiyle karşılanıyor ve satış sayısı da bir hayli yüksek oluyor. Ve Netflix de kısa bir süre önce bu ilgiye kayıtsız kalamayıp bir dizi uyarlamasının çalışmalarına başlamıştı; 22 Nisan’da sekiz bölümüyle Netflix semalarında yerini aldı Heartstopper.

Dizinin yönetmen koltuğunda Broadchurch ya da Doctor Who gibi dizilerden de tanıdığımız Euros Lyn otururken Alice Oseman da uyarlanan senaryoyu kaleme alan kişi oluyor. Belli ki Oseman çizgi romanına müdahale edilmesini, yazdığı sonların bozulmasını istememiş ve kendisi direksiyonun başına geçmiş. Başrolleri ise birbirinden yetenekli genç isimlere emanet etmiş; Kit Connor, Joe Locke, Yasmin Finney, William Gao, Tobie Donovon ve adını sayamadığımız nicesi. Üstelik dizisine şahane bir cameo da eklemiş. Her işiyle bizi büyüleyen bir yetenek abidesi, göz bebeğimiz Olivia Colman’ın da kısa bir rolü var dizide. Anlayacağınız cazibesi epey yüksek bir projeyi hayata geçirmiş.

Tüm bu seçimlerinin en takdir edilesi yanlarından biri ise kadroda bolca kuir ve keşfedilmemiş oyuncuya yer vermiş olması. Locke da tıpkı karakteri Charlie gibi açık bir gey ve Heartstopper onun ilk oyunculuk deneyimi. Finney de tıpkı Elle gibi trans bir genç kadın ve de Darcy rolündeki Kizzy Edgell de kendini non-binary olarak tanımlıyor. Truham Grammer lisesinin müdürünü de efsanevi komedyen ve yine açık bir gey olan Stephen Fry seslendiriyor. Locke bu konu hakkında “gerçekten efsanevi bir gey aktörün müdürün sesi olmasını istediler ve bu nedenle Stephen Fry’a teklif götürdüler. Fry da seve seve kabul etti” diyor.

Heartstopper Charlie adında, henüz bir sene önce gey olduğunu açıklamış bir 10. sınıf öğrencisini merkezine alıyor. Charlie, bir önceki sene çeşitli homofobik söylemlere ve de zorbalıklara maruz kalmış, öğle aralarını kimsenin onu rahatsız edemeyeceği boş bir sınıfta geçirmeye alışmış ve zorlu bir sene atlatmıştır. Çok iyi bir koşucudur ayrıca, bu nedenle okulun ragbi takımının lideri Nick’in de dikkatini çeker. Matematik dersinde de yan yana düşen bu ikili çabucak kaynaşırlar; birbirlerini gerçekten anlayan ve yormayan bir arkadaşlığın temellerini atarlar. Charlie, kendisini oldukça toksik bir ilişkiden kurtarmaya çalıştığı ve kendi değerini sorguladığı sıralarda hayatına giren bu kibar, eğlenceli ve de samimi çocuğa karşı derin duygular beslemeye başlar. Ama tabii ufak bir pürüz vardır bu aşk hikayesinde; herkes Nick’in heteroseksüel olduğundan gayet emindir. Charlie ise hislerinin karşılıklı olabileceğine inanır ve arkadaşlarının tüm ısrarlarına rağmen Nick’le takılmaya devam eder. Nick de Charlie’ye karşı tarif edemediği hisler besler, yönelimini keşfetmeye çalışır ve Charlie’yi okulun tüm zorbalarından korur. Biz de Truham Grammer‘ın yan yana bulunan erkek ve kız liseleri arasında mekik dokur karakterlerimizle beraber tüm o ergence hislerimizi yeniden yaşarız.

Samimi ve gerçekçi bir büyüme hikayesi şeklinde tanımlayabiliriz Heartstopper’ı. Evet, belki benzerlerini ve çok daha iyilerini de izledik defalarca. Ama çoğunlukla heteronormatif bir yapıda, odağına heteroseksüel bir aşk hikayesini akan büyüme hikayelerini görmeye alıştık. Heartstopper ise bir yandan çeşitli zorbalıklara maruz kalan, cinsel yönelimi ve cinsiyet kimlikleri yüzünden dışlanan tüm kuir gençleri sarıp sarmalarken bir yandan da ergenlik bocalamalarının olmanın ne kadar doğal olduğunu anlatmaya çalışıyor. Esas karakterlerimizin kafalarında birçok soru işaretine sahip olduğunu görüyoruz. Geçtiğimiz sene ‘erkek’ lisesinde okuyan trans bir gencin ‘kız’ lisesine geçtikten sonra yaşayabileceği zorlukları ekrana taşıyor örneğin. Ama alışık olduğumuz gibi aşırı dramatik ya da karanlık bir şekilde yapmıyor bunu. Tünelin ucundaki ışığı Elle ile beraber görebiliyoruz her zaman. Ya da Nick’in kendisiyle, cinsel yönelimiyle olan sorgulamalarını anbean yaşıyoruz birlikte. Kendisiyle baş başa kaldığında bile çözemediği duygularını, hislerini başkalarıyla paylaşmanın ne kadar zor olduğunu her sıkıntılı anında görebiliyoruz. Tara ve Darcy ile de lezbiyen bir çiftin “açılma” sürecine tanık oluyoruz. Anlayacağınız eğlenceli ve sürükleyici bir kurguyla gökkuşağının her bir rengini ekranımıza yansıtıyor Hearstopper; kuir temsiliyeti ve onların sorunlarını, kargaşalarını, hayatını ele alışı açısından çok kıymetli bir yerde duruyor.

Ayrıca sahne her ne kadar gençlerin olsa da arka planda, tek tük gördüğümüz ebeveyn figürleri de kuir çocukların ve gençlerin ailelerine bir kılavuz oluyor. Charlie’nin endişeli ama bir o kadar da destekleyici babası ya da Nick’in pamuklara sarılası, aşırı anlayışlı, şefkat dolu annesi… Bunların hepsi küçük detaylar gibi görünse de büyük resmin önemli parçalarını oluşturuyorlar. En önemlisi de daha dünyaya açılmamış LGBTİ+ çocukların ekranlarda görüp mutlu olacağı, umut dolacağı detaylar. Bu açıdan nadir yapımlardan biri Heartstopper. Kuir bir gencin izlediğinde karalar bağlamayacağı, yalnız olmadığını hissedeceği ya da geleceğe umutla bakacağı tatlı bir gençlik dizisi. Netflix’in çocuk ve aile içeriği direktörü olan Alexi Wheeler da tam da bu sebeple dizi hakkında şunları söylüyor; “Bu, anlatılmayı hak eden bir hikaye. Charlie ve Nick’in hikayesini savunmaktan gurur duyuyorum. Tüm gençlerin içeriklerimizle bağ kurabilmesini istiyorum. Heartstopper’a ilişkin hissiyatım, kariyerimde üzerinde çalıştığım her şeyin ötesinde, bu hikayeyi mutlaka hayata geçirmemiz gerektiği doğrultusundaydı.” Henüz Netflix’den resmi bir açıklama gelmese de seyircisinin tam desteğini alan Hearstopper’ın devamının geleceği tahmin ediliyor. Biz de nefretin değil sevginin yanında duran, ekranlardan kalbimize olanca şefkatiyle dokunan bu gençlik dizisinin daha çok kişiye temenni ederek yazımızı bitiriyor, Netflix’ten de güzel haberler duymayı dört gözle bekliyoruz.

editörün seçtikleri