Yazar: Janset Atacan
30 Haziran 2021
Hüzünlü prenses Olivia Rodrigo’nun melankolik albümü: Sen de bizdensin Olivia

Pandemiye küçük bir mola verip, Drivers License şarkısıyla gönlümüzü fetheden Olivia Rodrigo’nun Taylor Swift ve Hayley Williams esintili Sour albümüne ve dedikoduların ortasındaki hızlı yükselişine dadanıyoruz. Bu kız nereden çıktı diyenler için anlatacaklarımız var. Koşun çünkü Olivia Rodrigo’yu acilen konuşmamız gerekiyor.

Takvimler 2020’yi gösterdiğinde kimsenin ne olduğunu bilmediği, anlaşılmaz, tuhaf bir virüs herkesi eve hapsetmişti. Pop rock unutulmaya yüz tutmuş, Hayley Williams’ın pembe saçları iç acıtan bir anıya dönüşmüştü. Magazincilerin de üzerine tartışma yapacak tek bir haberi yoktu. Çünkü pandemi tüm sektörleri olduğu gibi gıybet dünyasını da vurmuştu. Bu karanlık dönemde kimsenin aklına gelmeyen bir olay yaşandı. 2003 doğumlu Olivia Rodrigo, Spotify’da bir günde en çok dinlenen şarkı rekorunu kırdı. ABD’deki ilk haftasında 76 milyon kişi tarafından dinlendi. Birleşik Krallık’ta dokuz hafta boyunca müzik listelerinin zirvesinde kalmayı başardı. Peki şarkıcının bu akılalmaz başarısının arka planında neler oldu?

Zac Efron’a sevgilerle

Rodrigo’nun kariyer basamaklarını sessiz ancak güçlü adımlarla tırmandığını söylemek mümkün. High School Musical: The Musical: The Series’te canlandırdığı Nini karakteri, şarkıcının kısa sürede geniş kitlelerce benimsenmesini sağladı. Neyse ki, dizinin isminin talihsiz bir şekilde uzun olması Rodrigo’nun kariyerini olumsuz etkilemedi. Bu noktada orijinal High School Musical’ı anmanın tartışılmaz bir gereklilik olduğunu düşünüyorum. Bir nesle okulun tiyatro kulübünde dans edeceği ve sarışın güzel bir çocukla dillere destan bir aşk yaşayacağı gibi anlamsız hayaller kurduran seri, 2000’lerin en gözde filmleri arasında kendine yer bulmuştu. Tabii ki, birçoğumuz için bunlar sadece bir hayal olarak kaldı çünkü Türkiye’deki devlet okullarının büyük bir çoğunluğunda muhtemelen tiyatro kulübü yoktur; olsa bile koridorlarda bu şekilde şarkı söylemek sert bir şekilde yasaklanmıştır(!). Gözümüzü tekrar Rodrigo’ya çevirip, şarkıcının bundan beş ay önce yayınladığı Drivers License şarkısına bir bakalım.

Aşk üçgeni ve gıybet çemberi

Taylor Swift’in yazdığı Love Story ve Lana Del Rey’in buğulu sesini konuşturduğu Born to Die’ın bittiği yerde başlayan şarkı, anonim bir aşk hikayesini anlatıyor. Rodrigo’nun hayranları, Drivers License’ın şarkıcının HSM: The Musical: The Series’deki rol arkadaşı Joshua Bassett ve bir diğer Disney yıldızı Sabrina Carpenter hakkında olduğunu iddia ediyor. Hayranlar şarkıdaki isimsiz erkeğin, Joshua olduğundan; “You’re probably with that blond girl” ifadesinin de Sabrina’ya ithafen yazıldığı konusunda çok emin. Şarkının “I got my driver’s license last week, just like we always talked about” bölümü, Joshua’nın Rodrigo’ya araba kullanmayı öğrettiği yönündeki iddiaları da güçlendiriyor. Sabrina’nın bu olaydan sonra yayınladığı Skin şarkısı da dedikoduları ateşlendiren bir diğer etken tabii. Şarkının “Maybe ‘blonde’ was the only rhyme” kısmının Rodrigo’nun şarkısına karşılık olarak yazıldığı söyleniyor. Bu noktaya kadar kafanız hâlâ karışmadıysa, tebrikler. Bu sıcak yaz gününde, bir karpuzu hak etmiş olmalısınız. Rodrigo, her güçlü kadının yapacağı gibi bu iddialara kulak asmıyor. Hatta Sour isimli albümü; gönlü Paramore’da, aklı Avril Lavigne’de kalan dinleyicinin yüreğine soğuk bir su serpiyor.

2000’lerin kölesiyiz

Olivia şu sıralar, bir dedikodu zincirinin gölgesinde kalmasına izin vermediği başarısının keyfini sürüyor. Albümde canını sıkan tüm gerçekliklere isyan eden şarkıcı, geçmiş zamanlara da özlem duyduğunu gizlemiyor. Good 4 U şarkısının klibinde, The Princess Diaries’in amigosu olarak karşımıza çıkıyor. Alevlerin içinde, intikama yeminli bir prenses gibi duran Rodrigo 2000’lerde yetişmiş bir çocuğun dünyasını kusursuz bir özgüvenle anlatıyor. Üstelik deli, çıldırmış ve asi… Yer yer punk nidalarını da duyduğumuz Rodrigo, genç yaşına rağmen doğru isimleri dinleyerek büyüdüğünü de gözler önüne seriyor. Popüler müzik camiasına isyan lazım, aşk lazım, migren tetikleyen bir davul sesi lazım artık! Bu sebeple Rodrigo’nun punk rock sevdalılarını, bir parça da olsa mutlu ettiğini belirtmekte fayda var. Kulağımız elbette Billie Joe Armstrong’un sesini arıyor, ancak dünya değişti. Bugünlerde çok daha yumuşak notalardan sesleniyor bize punk.

Live Through This Olivia!

Bu arada 2000’ler demişken; biraz daha öncesine de referansta bulunan işlere imza atıyor Olivia Rodrigo. Hatta daha doğmadığı, doğma ihtimalinin bile olmadığı yıllara kadar gidiyor. Şu ara da zaten bununla konuşuyor, çünkü yanlışlıkla Courtney Love’a çatmış bulunuyor. Geçtiğimiz günlerde Olivia Rodrigo, yeni yayınlanan Sour Prom adlı konser kayıtlarından oluşan filminin kapak görselini paylaştı ve… Görür görmez bunların yaşanacağını anlamıştık çünkü akmış maskarası ve ruh haline tezat tacıyla içi kan ağlayan bir ”prom queen” olarak karşımızdaydı ve bize de Hole’un Live Through This albüm kapağını hatırlattı fena halde.

Courtney Love da durur mu; yapıştırdı hemen görseli Instagram’ına; ”Aradaki farkı bulunuz” diyerekten inceden iğneleyerekten. İlham alırlarken kendisinden ya da Live Through This kapağının fotoğrafçısı Ellen von unwerth’den izin alınmamış olmasını büyük bir kabalık olarak niteleyen Courtney Love, Rodrigo’dan bir çiçekle beraber bir özür notu beklediğini de söylemişti: ”Umarım uzun bir not olur. Disney bu çocuklara okuma yazma öğretiyor mu acaba? Göreceğiz bakalım…” Vov. Yani popüler kültür içerisinde geçmişten referanslarla yapılan bir sürü iş var; hem de orijinalini onurlandıran işler bunlar.

Courtney Love büyüklük bende kalsın dememiş belli ki. Olivia sonrasında tatlı bir yorum bırakınca fotoğrafının altına (muhtemelen baktı ki işler büyüyor) cevaben bir de en sevdiği çiçekçinin adını ve adresini bırakmıştı. ”Haydi canım, ne yapacağını biliyorsun” diyerek. Aslında haklı da bir taraftan, çünkü geçmişten referans alırken belki de o referansa da bir selam çakmak gerekir, sözlü veya yazılı. Şu durumda Olivia’nın sadece bir taklitçi olduğu düşünülüyor. Hatta işler biraz daha büyüdü; başka şeyleri de taklit etmiş olabilir mi gibisinden söylentiler dönüyor internet alemlerinde.

Mutsuz sonlar ve hikayenin başlangıcı

Neyse biz yine albüme dönelim, efkarımızdan vazgeçmeyelim…

Rodrigo’nun albümünün öne çıkan parçalarından Deja Vu de nostaljik bir bakış açısına sahip. Şarkıcı bu defa, punk’ı ceketinin cebine koymuş poptan vazgeçmediğinin altını çiziyor. Rodrigo’nun belki de en büyük sürprizi, 1 Step Forward, 3 Steps Back şarkısında Taylor Swift’le çalışması. Kısa sürede büyükler ligindeki isimlerin dikkatini çeken Rodrigo’nun ilk albümünde yakaladığı başarının tesadüf olmadığı açık. Sözlerini kendisinin yazdığı Happier şarkısında kalp kırıklıklarını ara bir sokağa itmek yerine meydana çıkarıyor. Albüm boyunca dinleyiciyi hatırlaması çok güç bir rüyaya sürüklerken, Enough For You’da aşkı için her şeyi göz alanlara selam duruyor. Neyse ki kısa sürede toparlanıyor, nostaljinin keyifli fakat hüzün veren sırtına yaslanıyor.

Albümü dinlerken, romantik bir filmin son sahnesini izlediğimiz hissine kapılıyoruz. The Notebook’un Allie ve Noah’sı hiç ayrılmamış, araya seneler girmemiş ve gölün kıyısında muhteşem bir kavuşma sahnesi olmamış sanki. Ama tüm bunlar yaşanmasaydı, film de olmazdı değil mi? Rodrigo’nun hikayesi de belki bizim hiç bilmediğimiz bir kasabada, isimsiz bir mahallede, sıcak bir sokağın ortasında başlamıştır. Şarkıcının hikayesini başlatan herkese, sonsuz teşekkürler. Pandemiye ışık gibi doğan yeni bir yıldızımız oldu.

editörün seçtikleri