Yazar: Gamze Akyol
21 Temmuz 2021
If I Can’t Have Love, I Want Power: Yeni albüm öncesi Halsey’e dadanıyoruz

Kendimizi sürekli Halsey’den bahsederken bulmamızın bir sebebi var elbette. Pandemi sürecini ful fors üreterek geçiren genç şarkıcı geçtiğimiz günlerde önce müjdesini verdiği yeni albümü -ve o muhteşem kapağı- ile Instagram feed’imize düştü ardından da yeni doğmuş bebeğiyle çekilmiş o tatlı fotoğrafları paylaştı. (Buraya bir maşallah emojisi yapıştıralım.) Amerikan pop müziğinin son yıllardaki yükselen yıldızlarından Halsey, kariyerinin başından beri, hayatında olup bitenleri bize yazdığı şarkı sözleri aracılığıyla anlatıyor aslında. Yine bu geleneğini bozmayarak bu defa yaşadığı hamilelik ve anne olma süreciyle ilgili duygularını yazıya döktüğü dördüncü albümünü tanıtmaya hazırlanıyor. Geçtiğimiz hafta If I Can’t Have Love, I Want Power isimli bu albümünün tanıtım görsellerini yayınlayan Halsey, sadece bununla da yetinmedi; albüme eşlik edecek, “cinsellik ve doğumun yaşam boyu süren sosyal labirenti hakkında” dediği ve senaryosunu kendisinin yazdığı filmin fragmanını da bizimle paylaştı. 27 Ağustos’ta çıkacak albümün bu 1 saatlik film versiyonu ise 3 Ağustos’ta  prömiyerini yapacak.

Ashley Nicolette Frangipane, 1994’de New Jersey’de orta halli bir ailenin ilk çocuğu olarak doğuyor. Tahmin edebileceğiniz üzere Halsey kendisinin sahne adı. Bu sahne ismini ise hem Ashley’in anagramı olduğu için hem de Brooklyn’de büyüdüğü caddenin adı olduğu için seçtiğini söylüyor röportajlarında. Ashley, anne tarafından İtalyan ve İrlanda kökenli; baba tarafından ise Afrikalı-Amerikalı. Hatta geçtiğimiz yıllarda anne tarafının bir de Macar kökenli olduğunu düşündüğünü ama yaptırdığı DNA testi sonucu yüzde 11 gibi bir oranla Türk asıllı olduğunu öğrendiğini söylemişti kendisi. Attığı bu Tweet’le de yine ülkemizde epey konuşulmuştu. Neyse, yani birçok kültürle iç içe büyümüş ve dolayısıyla hayata çok daha geniş bir pencereden bakabiliyor diyebiliriz Ashley için. Müziğe olan yatkınlığı 14 yaşındayken ortaya çıkıyor; akustik gitara geçene kadar sırasıyla keman, viyola ve çello gibi enstrümanları çalmayı öğreniyor (şu anda sekiz farklı enstrüman çalabiliyor). 17 yaşına geldiğinde ise başında bir süre kara bulutlar dolaşıyor; kendisine bipolar bozukluk teşhisi konuluyor ve yine aynı zamanlarda bir intihar girişiminde bulunuyor. Bu sebeple de 17 gün boyunca psikiyatrik tedavi görüyor.

Bu zorlu günlerin üstesinden kağıda kaleme tutunarak geliyor diyebiliriz; kendisini şarkı sözü yazmaya adıyor ve 18 yaşına geldiğinde “kendimi en iyi hissettiğim yer” dediği sahnelerle tanışıyor. İçinde bulunduğu ekonomik sıkıntılar dolayısıyla güzel sanatlar hayaline veda eden Ashley, çabucak paraya dönüştürebileceği bir iş arayışına giriyor ve eline gitarını alıp ufak sahnelerde performans sergilemeye başlıyor. Yine aynı zamanlarda kaydettiği cover’ları YouTube’a yüklüyor. Bu cover’lar arasında en çok dinlenen şarkısı ise The Haylor Song oluyor. Bu şarkının hikayesi oldukça enteresan aslında; Ashley o zamanlar büyük bir One Direction (özellikle de Harry Styles) hayranıymış. Harry’nin Taylor Swift ile birlikte olmasından hoşlanmamış ve Swift’in I Knew You Were Trouble şarkısının sözlerini değiştirerek Taylor’la alay ettiği The Haylor Song’ı uydurmuş. Şimdilerde çok yakın arkadaş olduğu ve birkaç defa aynı sahneyi paylaştığı Taylor Swift’e karşı böyle bir şarkı yaptığı için üzgün olduğunu söylüyor Ashley. Ve tahmin edersiniz ki The Haylor Song’ı da internet aleminden deyim yerindeyse kazımış kendisi.

2014 yılına geldiğimizde ise artık Halsey’i sahne ismi olarak seçiyor ve bir arkadaşının evinin bodrumunda ilk şarkısı Ghost’u kaydedip SoundCloud’da yayınlıyor. Bu şarkı yayınlanır yayınlanmaz özellikle gençler arasında hızla yayılıyor ve geniş kitlelere ulaşıyor. Ghost’un bu başarısının ardından aynı yıl ilk “gerçek” stüdyo çalışması olan Room 93’yi yayınlıyor. Beş şarkılık bu albümle kazandığı ivmeyi akıllıca kullanıyor ve yine aynı yıl bir sonraki albümünün tanıtımlarını yapmaya başlıyor. Önden New Americana ve Colors gibi hit parçalarını paylaştığı 11 şarkılık Badlands albümünü 2015 yılında müzik severlerle buluşuyor. Ghost’un daha “temiz” bir stüdyo kaydına da yer veriyor Ashley bu albümde ve bu şarkıya bir de klip çekiyor. Bir kadınla yaşadığı hayali aşkı anlattığı Halsey bu klibiyle epey ses getiriyor. Badlands albümüyle, yayınlandığı ilk haftada Billboard’un Hot 200 listesinde 2 numaraya yerleşerek büyük bir başarı elde ediyor Ashley.

Bu arada her albümü gibi bu albümünün hazırlıklarını da büyük bir gizlilikle gerçekleştiriyor ama sızdırılan görüntülere ya da şarkılara engel olamıyor o sıralarda. Hatta kuliste gizli gizli çekim yapan birkaç hayranıyla sırf bu yüzden tartışmışlığı var kendisinin. Neyse, daha sonraları “ergenlik/gençlik heveslerimle yazdığım birçok şarkı var ve bazılarının kötü olduğunun farkındayım” dediği Badlands albümünü peşi sıra çektiği kliplerle ve katıldığı canlı performanslarla tanıtmaya devam ediyor. Bu canlı performanslardan birinin hemen öncesinde henüz bilmediği hamileliği bir düşükle sona eriyor. Ve buna rağmen bir yetişkin bezi bağlayarak sahneye çıkıyor Ashley. Bu davranışının övülesi bir hareket olmadığını ve oldukça yanlış olduğunu daha sonradan fark ettiğini söylüyor kendisi: “Henüz 20 yaşındaydım ve menajerim de benim gibi genç ve tecrübesiz biriydi. Otel odamda bacaklarımın arasındaki havluyla kanlar içinde uzanıyordum ve bana yol gösterecek kimse yoktu. Neredeyse tamamının erkeklerden oluştuğu bir ekibim vardı ve bir bezle sahneye çıkabileceğimi söylediler. Ben de sahneye çıkmam gerektiğini düşündüm ve dediklerini yaptım. Hayatımda sergilediğim en öfkeli performanstı. O an artık kendimi bir insan olarak hissetmediğimi ve sahnede gösteri sergileyen bir robot gibi hissettiğimi hatırlıyorum. Sahneden indikten sonra otoparka koştum ve orada kusmaya başladım.”

Halsey, kendisi için oldukça yorucu geçen bu albüm tanıtımdan iki sene sonra ise Hopeless Fountain Kingdom isimli yeni bir albümüyle kariyerinde son sürat yol almaya devam ediyor. Bu albümünde Quavo, Lauren Jauregui gibi şarkıcıları da konuk ediyor ve birçok meslektaşıyla işbirliği yapmaya başlıyor. Yine aynı yıl G-Easy’nin The Beautiful & Damned albümünde Him & I isimli şarkıyla yer alıyor. Ve ikilinin, hâlâ konuşulmaya devam eden o olaylı ilişkileri başlıyor bu iş birliğinin ardından. Birlikte birçok turneye katılan Halsey ve G-Easy’nin ilişkileri bir seneden fazla sürse de bu süre boyunca basında sık sık G-Easy’nin Halsey’i aldattığına dair haberler çıkıyor. Hatta G-Easy’in sarhoş olduğu bir akşam Ashley’e “seni defalarca aldattım” şeklinde bir mesaj attığı konuşuluyor. Bir dargın bir barışık yürüyen bu ilişkinin kalıcı olarak bitmesine zemin hazırlayan olay ise G-Easy’in Ashley’e “bıraktım” dediği halde yanında taşıdığı uyuşturucularla yakalanması oluyor. Ve Ashley bunun üzerine Without Me şarkısını yazıyor ve bu şarkısının teklisini yayınlıyor. Halsey, bu şarkısı ve az önce bahsettiğimiz G-Easy olayını anlattığı klibiyle müzik piyasasını kasıp kavuruyor. Bu teklisi Billboard Hot 100 listesinde birinci sıraya yerleşiyor ve Halsey Without Me’yi birçok popüler ödül töreninde sahneliyor. Hatta aynı yıl bu şarkıyla Victoria’s Secret defilesinde yer alıyor. Daha sonra, Victoria’s Secret’in çatı şirketi L Brands’ın pazarlama müdürü Ed Razek’in transfobik yorumlarının ardından büyük bir hayal kırıklığı yaşadığını ve onların defilesinde yer aldığı için duyduğu pişmanlığı dile getiriyor Halsey.

2018 yılına geldiğimizde artık Halsey’nin aktivist tarafının çok daha ön plana çıkmaya başladığını görüyoruz. New York’da gerçekleştirilen ikinci Kadınlar Yürüyüşü’nde Benim Hikayem isimli ve yaşadığı istismarlara değindiği bir şiirini okuyor ve kendisi gibi cinsel istismara maruz kalan kadınlara sunduğu destekle takdir topluyor. Daha önce biseksüel olduğunu açıklayan Halsey, gerek konserlerinde gerekse sosyal medya üzerinden LGBTİ+ topluluğuna da verdiği önem ve desteği de sık sık bizimle paylaşıyor. 2019 yılında ise kendisinin de çok çektiği bir rahatsızlık olan endometriozisten muzdarip kadınlara yardım amacıyla 300.000 dolar bağışta bulunuyor. “Bu hastalık hayatımın neredeyse her günü acı çekmeme, üç düşük yapmama ve dört ameliyat geçirmeme sebep oldu. Teşhisi ve tedavisi zor/masraflı olan bu hastalığa sahip diğer kadınlara yardım etmek istiyorum” diyerek katıldığı programlarda farkındalık yaratmak adına sık sık endometriozisten bahsediyor Ashley.

2019 yılına geldiğimizde alışıldık tarzından daha sert bir tona sahip Nightmare teklisini yayınlıyor Halsey. Billboard bu şarkıyı “ataerkil beklentiye dikenli bir saldırı” olarak tanımlıyor ve 2019’un en iyi 17. şarkısı seçiyor. Halsey bu şarkısına Cara Delevingne, Debbie Harry, Suki Waterhouse gibi dostlarını da yanına alarak çarpıcı bir klip çekiyor (bu klibin Youtube’da 2021 itibariyle 117 milyondan fazla izlendiğini görebilirsiniz.) 2020’de ise Ashley, yılın en çok dinlenen albümleri arasında yer alacak olan, üçüncü albümü Manic’i yayınlıyor. Bu albümünde yer alan Graveyard parçasını albüm kapağını resmettiği hızlandırılmış bir video kliple paylaşıyor. Ve biz Halsey’nin yazarlık, müzisyenlik gibi becerilerinin ardından ressamlık yeteneğiyle de tanışıyoruz. Toplam sekiz saatte ve hiç ara vermeden bitirdiği bu tablosuyla yine bizi büyülemeyi başarıyor genç şarkıcı. Greveyard’ın yanı sıra You Should Be Sad, Be Kind gibi hit parçaların bulunduğu Manic albümü ilk haftasında 239.000 adet satılıyor. Bu albümünde de yine Dominic Fike, Alanis Morissette, Marshmello gibi isimlerle düetlerine yer veriyor Halsey. İki büyük dünya turu düzenleyerek albüm tanıtımlarına devam ediyor ama üçüncü büyük konser turu olan Manic World Tour, Covid-19 salgını sebebiyle yarım kalıyor. Turne, 17 konserin ardından iptal ediliyor.

Halsey, 2020’nin sonlarına geldiğimizde hayranlarını şaşırtacak bir hamle yapıyor ve bu defa bir şiir kitabı yayınlıyor. I Would Leave Me If I Could: A Collection of Poetry isimli, “çok kişisel bir yerden geliyor” dediği bu şiir kitabı da New York Times’ın en çok satanlar listesine giriyor. Halsey daha sonra kendi YouTube kanalında bu kitapta yer alan şiirleri seslendirdiği videoları da paylaşıyor. Bu yılın başlarında ise Sing 2 animasyon filminin seslendirme kadrosunda olduğunu duyurdu kendisi. Yani Halsey pandemi sürecini bir hayli üretken bir şekilde geçiriyor…

Ve artık yeni çıkacak albümüne de gelebiliriz. Fragmanından ve tanıtım fotoğraflarından albümün Viktoryen esintiler taşıdığını görebilirsiniz. Albüm filminin fragmanında şöyle yazıyor: “Bu film, cinsellik ve doğumun yaşam boyu süren sosyal labirenti hakkında. Asla anlatılmamış olan en büyük korku hikayeleri, o labirentte ölenlerin cesetleriyle birlikte gömüldü.” Halsey’nin doğumun ruhsal ve bazen korkutucu olabilen deneyimi üzerine yoğunlaştığı If I Can’t Have Love, I Want Power isimli bu yeni albümünün kapak fotoğrafları Luca Garrido tarafından çekildi. Ve Rönesans’ın karanlık tarzının hissedildiği bu fotoğraflar New York’daki Metropolitan Museum of Art’ta tanıtıldı.

Halsey, bu albümünün hamilelik ve doğum sürecinin sevinçleri ve de korkularıyla ilgili olduğundan bahsediyor.  Kimilerince eleştirilen kapak fotoğrafı hakkında ise şöyle diyor: “Kapak fotoğrafının son birkaç aydaki yolculuğumun duygularını aktarması benim için çok önemliydi. Bedenim son birkaç yılda birçok farklı biçimde dünyaya ait oldu ve bu fotoğraf benim tüm bu versiyonlarımı sahiplendiğimi anlatıyor. Ayrıca bir anne adayı olarak hamile ve de emziren kadınların eleştirilen vücutlarını da savunmak ve normalleştirmek istedim. Umarım bu kapak fotoğrafım bu yönde atılmış doğru bir adım olur.”

Özellikle albüm tanıtımları sırasında hayranlarını şaşırtmayı seven Halsey, bu albümünü bir de senaryosunu kendisinin yazdığı ve Colin Tilley’ın yönettiği bir “korku filmiyle” de tanıtacak (Tollin ile daha önce Without Me ve You Should Be Sad kliplerinde de beraber çalışmışlardı). Filmin ilk olarak Sigmund Freud tarafından tanımlanan, kadınların ya “aciz” bakireler ya da cinsel açıdan kontrol altında tutulması gereken “sapkınlar” olarak algılanması fikrine meydan okuduğu söylüyor Halsey. (Bu algı biçimi aynı zamanda psikanalikte “Madonna-whore kompleksi” şeklinde de geçiyor). IICHLIWP şeklinde kısaltılan albümün yapımcılığını ise Tapeworm ve Nine Inch Nails gibi gruplardaki iş birliklerini film müziklerine de taşıyan, en son Soul filmi için yaptıkları besteyle Oscar’ı da kapan Trent Reznor ve Atticus Ross ikilisi üstleniyor. Müzik dünyasında, attığı her adımın merakla beklendiği bir isim Halsey ve şimdiye kadar ortaya koyduğu tüm bu yaratıcı eserlerle gelecek projeleriyle ilgili bu merakı daha da arttırıyor şüphesiz. Halsey’nin heyecanla beklenen yeni albümü 27 Ağustos’tan itibaren tüm dijital platformlarda yayınlacak.

 

editörün seçtikleri