Yazar: Zeynep Naz Inansal
22 Aralık 2021
İki boyutlu tasvirlerden gerçek kadın deneyimlerine: Chick Flick filmlerinin sonsuz cazibesi

Chick flick denen o evrende, birkaç saatliğine her şeyi bırakıp kendimizi bir kadın karakterin dünyasına bıraktığımızda, zihnimizdeki tüm sorular ana karakterin aşk hayatına, yer yer problemler yaşadığı kariyerine, şahane kostümlere dair olmaya başlar. Acaba sokakta karşılaştığı hayatının aşkıyla birlikte olacak mı? Huysuz patronu onu ne zaman rahat bırakacak? Lisedeki kızlar onunla uğraşmayı bırakacak mı? Modern dünyada hayatta kalmaya çalışan bir kadın olarak nasıl bu kadar kusursuz görünebiliyor? O çantayı nereden aldı, acaba ben de istesem alabilir miyim? Bu bomboş ve hafif sorular bizi kendi dertlerimizden ve gerçek dünyadan uzaklaştırır. Bir yandan da içimiz hep rahattır, çünkü chick flick evreninde her soru cevaplanır, her sorun da bir şekilde çözülür. Yani mutlu sonlar garantidir. 

Reese Witherspoon Comedy GIF by Coolidge Corner Theatre - Find & Share on GIPHY

İşte bizi gerçek dünyadan koparıp pek de derin olmayan bir konu ve yapıyla mutlu diyarlara götüren bu tip yapımlara ‘chick flick’ deniyor. Kabaca ‘kız filmi’ olarak çevirebileceğimiz bu terim, kadınlara yönelik çekilen ve odağına ilişkileri alan hafif filmleri tanımlamak için kullanılıyor. Tabii günümüzde bu terimin pejoratifliği giderek daha da açık hale geldi. Hem cinsiyetçi hem de aşağılayıcı olan chick flick terimini artık emekliye ayırmamız gerektiği kesin. Hatta Netflix, gerçekten küçük civcivler hakkında olmadığı sürece hiçbir film için bu terimin kullanılmaması gerektiğini açıkladı. (Çünkü malum chick İngilizcede piliç-civciv anlamına geliyor.) Bu yüzden de terimin ötesinde, türün kendisinin dayanılmaz cazibesini ve bu filmlere karşı hiç azalmayan talebi konuşsak daha mantıklı olabilir. Türün ideal filmlerinin hem dikkatimizi yakalayacak kadar akıcı, hem de kafamızı rahatlatacak kadar hafif olması gerekiyor. Yani eğlenceli, ama komplike olmayan, kafa tatiline çıkaran bir denge yakalamalı. Bir yandan da eskiden gerçekten kadınları iki boyutlu tasvir eden türün yeni örneklerinin zekice yazılmış ve hatta feminist olduğunu söylemek mümkün. Hiç eskimeyen chick flick türünün sonsuz cazibesine dadanıyoruz.

Animated GIF - Find & Share on GIPHY

1980’li ve 1990’lı yıllarda kullanılmaya başlayan chick flick terimi, stüdyoların özellikle hedef kitlesini kadınlar olarak tasarladığı filmleri anlatmak için kullanılıyor. Daha önceleri odağına kadınları ve yaşadıkları sorunları alan Hollywood filmleri olsa da, bu nispeten yeni tür, modern dünyada kadın olmak temasını anlatıyor aslında. Genelde filmlerin ana konusu ilişkiler olurken, bol bol yalnızlık, romantik temalar ve tabii gerçek bir mutlu son da formülde yer alıyor. Her anıyla klasikleşen, başrolünde Audrey Hepburn’ün olduğu Breakfast at Tiffany’s (1961) aslında chick flick dönemine ait olmasa da, türün ilk örneklerinden biri olarak görülüyor. Kadın karakterler, aşk ve ilişkilerin yanı sıra materyalist özelliklere de sahipler bu ilk örneklerde. Tabii filmin karakterleri ve senaryosu kadar kostümleri de büyük bir role sahip. Göze hitap etmesi de türün en önemli özelliklerinden. 

1980’lerde çok daha radikal chick flick filmleriyle John Hughes karşımıza çıkıyor. The Breakfast Club (1985) filmiyle tanıdığımız yönetmen, gençlik filmleri türünü baştan yaratırken, kürtaj ve sosyal anksiyete gibi daha karanlık konulara da değinmeyi ihmal etmiyor. Modern masal uyarlamaları da mutlu son garantisi sebebiyle chick flick filmlerinin çok sevdiği bir alan. Mesela A Cinderella Story (2004) ya da Pretty Woman (1990) ve Shakespeare uyarlaması 10 Things I Hate About You (1999) ilk akla gelen örneklerden. Aslında bir yandan da aşina olduğumuz hikayeleri anlatmaları tesadüf değil. Hem garantici bir yaklaşımla zaten sevilen hikayeler olması, hem de tanıdık ve sonunu bildiğimiz hikaye izleyeceğimiz fikri bizi rahatlatıyor. Zaten bu türün evrenini belki de en çekici yapan şey, sonunda her şeyin bir şekilde çözüleceğini, işlerin yoluna konacağını bilerek, güvenle izleyebilmek. Hem zekamıza hakaret etmeyen ve zekice espirilerle güldüren, hem de kafamızı boşaltan filmler bizi en mutlu edenler oluyor.

Pretty Woman GIF - Find & Share on GIPHY

Türün iki boyutlu tasvirleri sebebiyle kadınları aşağıladığı söylenerek fazlaca eleştirildiğini ve topa tutulduğunu hatırlatmakta fayda var. Haklı eleştiriler kadın karakterlerin yalnızca erkek odaklı hareket ettiği ve mutlu sonun yalnızca bir ilişki ya da evlilik olduğu filmler için geçerli. Bu filmlerin genelde erkek yönetmen ve senaristler tarafından yaratıldığı ve pek de gerçekçi olmayan kadın temsilleri içerdiği bir gerçek. Ancak maalesef gerçekçi ve cesur kadın hikayelerinin önünün açılmasında, kadın yönetmen ve senaristlerin kendilerine alan açabilmesinde bu türün etkisi büyük. Çünkü stüdyoların neyin sattığı fikriyle hareket ettiği düşünülürse, kadın hikayelerinin popülerleşmesi, bir süre sonra gerçek kadın hikayelerinin anlatılmasına sebep oluyor Hollywood’da. Bir zamanların iki boyutlu kadın karakterleri hâlâ yok olmamış olsa da, kusurlu olmaktan çekinmeyen ve kendi deneyimini paylaşan kadınlar da bu türün modern örnekleriyle karşımıza çıkıyor. Şimdiki örnekler bir nevi eski chick flick filmlerinin yarattığı saçma algıyı sarsıp baştan yaratıyor. Kadın deneyimin romantik ilişkilerden ibaret olmadığını anlatıyor. 

High School Dancing GIF by Booksmart - Find & Share on GIPHY

Biraz da her şeyiyle şahane chick flick önerileri yapalım öyleyse. Jennifer Lopez’in sağlam oyunculuğuyla aklımızı başımızdan aldığı Hustlers (2019), lisede ergen bir kız olmanın gerçekten nasıl olduğunu ilk kez gösteren Booksmart (2019), kadın komedyenlerin ustalık eseri Bridesmaids (2011), gençlik türünün Tine Fey imzalı feminist örneği Mean Girls (2004), moda dünyasına benzersiz bir giriş sunan The Devil Wears Prada (2006), feminist başyapıtların her türde karşımıza çıkabileceğinin kanıtı Legally Blonde (2001), kusurlu kadınların sözcüsü The Bridget Jones’s Diary (2001) ve 1990’lı yılların en şık filmlerinden (ve yine bir Shakespeare uyarlaması) Clueless (1995), türle tanışmak isteyenler için aklımıza gelen en iyi örnekler. Diziler de chick flick furyasından nasibini alıyor tabii ve bu deneyimi daha da uzatmak isteyenler için keyifli bir zaman geçirme aracına dönüşüyorlar. Sex and the City, Gossip Girl, The Bold Type, Gilmore Girls, Ugly Betty de dizi dünyasından türün öncü temsilcilerinden. 

High School Flirt GIF by reactionseditor - Find & Share on GIPHY

Hayat çok kısa ve dünyanın sonu geliyor. Durum böyleyken de, cinsiyetten bağımsız olarak hiçbir keyif aldığımız içerik için kendimizi suçlu hissetmemeliyiz diye düşünüyoruz. Biliyorsunuz ki her zaman keyif almanın ve sevdiğimiz filmler ve dizilere abartılı dadanmanın savunucusuyuz. Kimsenin size basit veya hafif bir şeyler izlemek istediğiniz için kötü hissettirmesine izin vermeyin. En sevdiğiniz yemeği alıp kanepeye uzanın ve kendinizi seçeceğiniz mükemmel bir chick flick filmine bırakın. Merak etmeyin, çok keyif alacaksınız. Hem Emily in Paris de ikinci sezonuyla ekranlarda. Birkaç saatliğine dünyadaki hiçbir şeyin önemi kalmayacak ve biz kendimizi mükemmel kıyafetlerin arasında, asla gerçek olmayan bir Paris versiyonun içinde bulup Emily’nin ilişki sorunlarını, işindeki çırpınışlarını izleyecek ve tüm dertlerimizi unutacağız. 

Lily Collins Netflix GIF by Mashable - Find & Share on GIPHY

editörün seçtikleri