İnce düşünen bir çanta hikayesi
yazar: Yiğit Tuna

Kånken anlatıyor, biz dinliyoruz.

Hemen her gün kullandığımız bazı eşyaların, basit ihtiyaçlar sonucu doğması ne ilginç. Sokakta yürürken rastlamamanızın pek mümkün olmadığı Kånken çantalar da benzer bir hikayeye sahip. 41 yıl önce (yine hayatı daha yaşanılır kılan birtakım İskandinav sayesinde) ilk kez İsveçli çocukların sırt problemlerine pratik bir çözüm olarak ortaya çıkan çantalar, Fjällräven markasının kurucusu Åke Nordin tarafından, iki A4 boyutu dosyası ve bir kalem kutusu sığacak kadar basit, okul eşyalarını taşımayı kolaylaştıracak hafif bir sırt çantası olarak tasarlandı. Basitlik, ihtiyaç ve sonuç denklemi böylece tamamlandı.

Yıllar içinde renkleri arttı, fonksiyonları çeşitlendi ve kullanılan materyalleri yüzünü iyice doğaya döndü. Kånken’in önlenemez değişimi sürerken çantalar, Svensk Form (İsveç Sanat ve Tasarım Topluluğu) tarafından koruma altına alınıp İsveç’in kültürel tarihinin bir parçası olarak kabul edilince de, Fjällräven bu durumu kutlamaya karar verdi. Burada dikkat çekelim: Bir sağlık probleminin doğurduğu ürün, zaman içinde kültürel bir değere dönüşüyor ve insanlar, o çantaları koruma altına alabiliyor. Ne güzel şeydir İskandinavlık.

İşte bu noktada iki İsveçli sanatçı devreye giriyorlar: Cecilia Heikkilä ve Erik Olovsson. Marka onlardan doğayla olan kişisel ilişkilerini yansıtmalarını ve böylece Kånken’in tarzıyla uyumlu desenler yaratmaları istiyor. Bunun sonucunda da Kuzey Avrupa’nın doğasından ilham alan Erik’in Bahar/Yaz Manzarası ve Cecilia’nın Mavi/Yeşil Fabl’ı, Kånken yeni üyeleri oluyor. Şekil 1-A, kendileri aşağıda.

İskandinav ince düşünce kültüründen tüm bunlar sonucu hala nasibimizi almamışız gibi, sınırlı sayıda üretilen koleksiyon, Fjällräven’in Arctic Fox Initiative (Kutup Tilkisi Girişimi) programının da bir parçası. Yani her çanta, kutup tilkilerinin yaşamını biraz daha kolaylaştırmaya yarıyor. Çantalara baktıkça insanın bir daha söyleyesi geliyor: Ne güzel şeydir İskandinavlık.