Yazar: dadanist
20 Nisan 2021
İnsanlar bizimle terleyecek: Ma Rainey’s Black Bottom film incelemesi

August Wilson’ın 1982 tarihli tiyatro oyunundan uyarlanan Ma Rainey’s Black Bottom, bizi 1920’ler Chicago’suna ve güçlerin çarpıştığı bir müzik stüdyosuna götürüyor. Aslında tabii hikaye hem bu hem de bundan çok çok daha fazlası.

Yazı: Zekican Sarısoy

Oscar tarihi için belki de en rezil listeler diye nitelendirebileceğimiz 2015 ve 2016 törenlerinin ardından Akademi inanılmaz agresif bir şekilde bu tarihlerden sonra çeşitliliği sağlamayı kendine görev edindi. Ne var ki geçen sene Cynthia Erivo’nun (Harriet) oyuncu kategorisinde tek siyah aday olarak kendine yer bulması, benzer bir hadiseyi neredeyse tekrarladı. Steven Yeun’ın (Minari) ya da Riz Ahmed’in (Sound of Metal) adaylıkları, öte yandan Chadwick Boseman’ın (Ma Rainey’s Black Bottom) bu sene dönüm noktası olan adaylığı bir şeylerin değiştiğini ama hâlâ beyaz olmayan insanları Oscar’ın dışında tutma geleneğinin ta derinlere yerleşmiş olduğunu da gösteriyor. Nitekim SAG Awards’ta En İyi Film kategorisinde Ma Rainey’s Black Bottom, Da 5 Bloods, ve One Night in Miami gibi oyuncu kategorisinin neredeyse tamamı beyaz olmayan oyunculardan oluşan bir listeye rağmen günün kazananı The Trial of the Chicago 7 oldu. “2021 yılında şayet Oscar’a dördüncü defa aday oluyorsam ve tarihte en fazla aday gösterilen siyah oyuncuysam, bu durum beyaz olmayan sanatçılar için orada bulunan materyal eksikliğindendir” diyor Viola Davis bir röportajında.

Ma Rainey’s Black Bottom ile ışıl ışıl parlayan Davis, tutku ve acıyla sahnede zıplayan, geriye kaçan ve ansızın devleşen bir oyunculuk sunuyor. August Wilson’ın 1982 tarihli oyunundan beyazperdeye uyarlanan hikaye, boğazınıza ansızın bıçak dayayan ve öylece bekleyen acı dolu bir operaya sizi de dahil ediyor. Anlatısını 1920’lerde ‘beyaz şemsiyelerin’ altında sıcak bir Chicago atmosferinde kuran film, bir albüm kaydı için beklenen sanatçı ile kendi istediği versiyonda ısrar eden bir trompetçinin ekseninde gidip geliyor. Bir şarkının nasıl düzenlenip nasıl sunulacağına dair kaynayan tartışma, ırk, cinsiyet ve iktidarla ilgili bir yüzleşmenin temelini oluşturuyor.

Viola Davis ve Ma Rainey birleşimi muazzam, ihtişamlı bir oyunculuk örneği. Chadwick Boseman’ın hayat verdiği Levee, çocuklukta yaşadığı ve henüz soğumamış ırkçı deneyimlerle yeni baştan elleri kolları bağlanan; kendi grubuna önderlik etmeyi hayal eden, son derece yetenekli ancak sözleri dört duvar arasında seken bir diğer etkileyici performans. Son kez ekranda gördüğümüz Boseman ne kadar muhteşem bir performans sergiliyor!

Hikaye tarifi zor iki ayrı Kratos figürüne köşe kapmaca oynatıyor: Bir yanda bütün parasını bir çift ışıltılı ayakkabıya yatıran ve yerlerde yuvarlanan ama sözünü kimselere geçiremeyen Levee, diğer yanda ayakları şiştiği için terlikle gezen ve bir noktadan diğerine ağır ağır ilerleyen Ma Rainey. Bu irade çatışmasında kazanan kim? Farkında olmadan beyazların tüketebileceği müthiş bir crossover yapan Levee ve kendisi üzerinden bir rant sağlayacağına inandığı için onu tersleyen Rainey. Aslında hiç kimse… Ne kekeleyen ve tek alan açılan erkek olan yeğen Sylvester, ne de muhteşem kız arkadaş Dussie Mae. Bütün karakterlerin tıpkı genç Levee’nin zorladığı ama bir türlü açamadığı o kapının ardında bekleyen dört duvarı var. Anlatacak çok sözü var kraliçenin. Bir yeteneğin nasıl sömürüldüğünün, acının muhtaç olmakla nasıl bezendiğinin ya da siyah kültürün kendisinin nasıl tescillendiğinin.

Şöyle bir düşününce aklıma Victor Fleming’in “Rüzgar Gibi Geçti”si (1939), Steve McQueen’nin “12 Yıllık Esaret”i (2013) ya da bu yazının en başında adı geçen Kasi Lemmons’ın “Harriet”ı (2019) geliyor. Bu gibi filmlerde beyaz öznellik, kültürel kölelik algımızın içinde beyaz kimliği yeniden oluşturduğu anlatılarından ötürü sıkıntılıdır. Bu filmlerin çoğunun beyaz olmayan insanlar üzerine ya da daha özel olarak, siyahların beyaz üstünlüğünden tarihsel olarak kurtulma yolları üzerine söyleyecek çok az şeyi vardır. Bunun yerine beyazlığın her anlatıya pozitif bir değer katma kapasitesini göstermeyi tercih ederler. Ma Rainey’s Black Bottom beyaz öznelerce değil de, iktidar tarafından karmaşık hale geldiği söylenen anlayışı yokuş aşağı gözünü kırpmadan itiyor. Etinden sütünden fayda sağlanan ve sonunda deliren bir çıkmazda birlikte terlemeyi vadediyor.

editörün seçtikleri