Kalabalıklar arasında yalnızlık: Artık sağlıklı yaşam biçimi anlamına mı geliyor?
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Sosyal mesafenin gerektirdiği kurallar sokaklara ve tasarım dünyasına yansımaya çoktan başladı. Parklara çizilmiş daireler bunun en basit örneği iken kısıtlamaların ne gibi fikirlere sebep olacağı, sanatın hatta bienallerin bundan nasıl etkileneceği ise gelecek günlerin konuşulacak konuları arasında belli ki.                                              kalabalıklar arasında yalnızlık

Hepimizin dilinde o iki kelime; ”yeni normal”. Gerektirdiği mühim kuralların hayata, sokaklara ve sanata yansıması ise gülümsetirken (!) düşündürüyor. Her ne kadar teknolojik ve bireysel yaşam tarzları oluşturmaya başlasak da sosyalleşme ihtiyacımız baki. Bu süreç boyunca çeşitli platformlar sayesinde görüntülü aramalar, iş görüşmeleri, online eğitimler hatta ilk buluşmalar bile yaşandı. İletişim kurduğumuz kişilerin doğal yaşam alanına konuk olmamız samimiyetin farklı bir boyutunu hissettirse de bir topluluk içinde bulunup samimiyetin aidiyet tarafına yakın olmak sanki hepimizin bir noktada ihtiyacı. Bu sürecin ya da geleceğin daha neler getireceği ise meçhul… Yavaş yavaş bunun sosyalleşme alanlarımıza yansıdığı güzel örnekler de yok değil.

Evde geçirdiğimiz aylardan sonra çoğu kişi şimdiden kendini sahillere attı bile.

Devletlerin aldığı kurallar halihazırda mevcutken ”Ben kendi önlemimi de yanımda götüreceğim” diyenlerdenseniz (çünkü neden olmasın) alternatif bir tasarım stüdyosu olan Jajaxd tarafından tasarlanan plaj kemeri aradığınız şey olabilir. (Ayrıca asosyaller için de önerilir.) Farklı renklerdeki bu şeritler çam ağacından yapılmış kazıklar ile kuma kolayca sabitlenebiliyor. Başkalarıyla aranıza bir hat çizerken kendi küçük krallığınızı da ilan edebilirsiniz. Kumdan kaleler de yaptınız mı, tamamdır, orası sizin.

unconfined-beach-4-5eeb8450b570f

Kanadalı bir yoga stüdyosu ise insanların yine gruplar halinde takılabilmesini sağlamak amacıyla sosyal hayata katkı sağlıyor. Açık havada kurdukları şeffaf ve yuvarlak bir çadırın içinde katılımcılar pratiklerini başkalarıyla birlikte yapabiliyor. Grup kavramını sorgulatan proje ‘bir arada var olma’ kavramına da yeni bir yaklaşım getirmişe benziyor. Yalnız aşırı güneş altında o plastik kürelerin içi alev alev olabilir…

Diğer bir yaratıcı iş ise esrawe studio ve cadena ortaklığında hayata geçirilen Mi Casa, Your Casa. Proje aslında ilk olarak 2014 yılında, Atlanta’da gerçekleştiriliyor. Hatta 2017 yılında Meksika’da meydana gelen depremde evlerini kaybeden bazı aileler için de sığınak vazifesi görüyor. Sosyal mesafe gereği de projenin 2020 yılında yüklendiği anlam ise bambaşka.

Tasarım ekibi proje için sıcaklık, konfor, güvenlik ve konukseverlik fikri ile yola çıktıklarını, kurulumun aynı zamanda birçok farklı senaryoya elverişli olduğunu, sosyal mesafe göz önünde bulundurularak farklı etkinliklere de ev sahipliği yapabileceğini söylüyor. Tasarımın farklı geometrik şekillerle ikonik parçalar oluşturabileceği ortada. Her ne şekilde ve mesafede de olsa toplulukları bir araya getirme isteğine teşekkür etmek düşüyor bize de.

Olanı olduğu gibi kabul edip uyum sağlamak gelecek günlerin daha rahat geçmesi için bir gereklilik artık. Bu gereklilikler altında ne gibi çözümler yaratılabileceği ise kreatif zihinleri bir süre daha meşgul edecek anlaşılan.

 

 

kalabalıklar arasında yalnızlık kalabalıklar arasında yalnızlık kalabalıklar arasında yalnızlık