Yazar: Zeynep Naz Inansal
17 Eylül 2020
Keeping Up with the Kardashians ve utandığımız zevklerimiz

Geçtiğimiz günlerde tüm Kardashian ailesinin Instagram postlarından duyurduğu üzere efsanevi reality şovları Keeping Up with the Kardashians’ın biteceğini öğrendik. Hemen panik yapmaya gerek yok, çünkü finalden önce aileyi tüm gariplikleriyle iki sezon daha izleyebileceğiz.

Aslında geçtiğimiz yıl, beş sezonluk anlaşma yaptıklarını ve uzun bir süre boyunca da şovu devam ettirmeyi düşündüklerini açıklamışlardı. Bu ani kararın sebebiyle ilgili birçok spekülasyon olsa da asıl sebebi henüz bilmiyoruz. Hem belki de bunu son iki sezonda yavaş yavaş göstermeyi planlıyorlardır. Unutmayın, şeytan harıl harıl çalışıyor olabilir, ama Kris Jenner ondan çok daha yoğun çalışıyor. Bu efsanevi program biterken Kardashian ailesinin afallatan cazibesi ve sevmekten utandığımız programlar hakkında konuşmak istedik.

Kardashian-Jenner ailesinin seveni kadar, nefret edeni de olduğu çok açık. İnternette bu aileyi aşağılayan yeterince yazı olduğu için, şimdiden haber verelim, bu Kardashian ailesinin popüler kültür ve toplum üzerindeki etkisini sorgulayan bir yazı.

Aile, hayatımıza 2007 yılında E! kanalında başlayan reality şovlarıyla girdi. Kanalın 2010 yılından beri en çok izlenen programı, dokuz farklı spin off’a dönüştü, onlara yüzlerce milyon dolar kazandırdı ve her üyesini ayrı birer ikon haline getirdi. Programın prodüktörü ve yaratıcısı Ryan Seacrest’in ilham kaynağı o dönemde çok sevilen The Osbournes. Bu format tutunca, bu kalabalık ve kaotik ailenin de hayatının herkesin ilgisini çekebileceğini düşünüyor. Tabii, Kim’in yeni patlayan seks kasedi ve Paris Hilton’la olan arkadaşlığıyla yakaladığı popülerlik de duruma yardımcı oluyor. Böylece Keeping Up with the Kardashians, küçük hikayeler üzerinden ilerleyen ve ailenin yaşadığı komiklikleri anlatan bir şov olarak başlıyor.

Şovun yakaladığı yüksek başarıyla kısa sürede yeni sezonları çekilmeye başlanıyor ve anlaşmalar yenileniyor. Başta ikinci sınıf ünlü olarak görülen Kardashian ailesi, çoğu insan için bir dalga konusu olarak bilinirliklerini artırıyor ve ticari olarak da yeni açılımlar yapıyorlar. Kıyafetler ve kendi ürünlerini sattıkları dükkanları DASH’in yanı sıra birçok ürün, parfüm ve reklam anlaşmasıyla servetlerini büyütmeye başlıyorlar.

2012 yılında Instagram’ın hayatımıza girmesiyle ailenin üyeleri hayatlarını kendi kişisel tercihlerine göre de sergilemeye başlıyorlar ve bir noktada hepsinin markalaşması hızlanıyor. Örneğin, Kylie’nin Snapchat’i sayesinde oluşturduğu hayran kitlesi bir makyaj imparatorluğuna dönüşüyor ve kendisini Forbes’un kapağında en genç milyonerler listesinde görüyoruz. Kendall bir süper model olarak kariyerine atılıyor. Khloé, kendini fitness’a adıyor ve kendi gibi, kıvrımlı kadınlara uygun bir kıyafet markası kuruyor. Yani 13 yılın ardından baktığımızda Kardashian-Jenner ailesi, ikinci sınıf ünlü seviyesinden dünyanın belki de en ünlü ailesi haline gelmeyi başarıyorlar. Tabii başarıları kadar, birçok açıdan problemli söylemleri, davranışları olduğunu söylemeliyiz.

Ailenin ikinci sınıf ünlülerden Amerika’nın kraliyet ailesi seviyesine gelmesinde Anna Wintour’un payı yadsınamaz. Herkesin Kardashian ailesini aşağıladığı ve görünürlüklerinin artmasından rahatsız olduğu bir dönemde Wintour, Kim ve evlenmek üzere olduğu Kanye West’i 2014 yılında Vogue’un kapağına koyuyor. Okuyuculardan kötü tepkiler yağdığını, birçok insanın Vogue üyeliğini iptal ettirmek istediğini duyuyoruz. Ama Wintour çiftin etkisinin yok sayılamayacak kadar büyük olduğunu ve kararının arkasında durduğunu açıklıyor. Sonrasında Kim’i tek başına da kapağa taşıyorlar ve Met Gala gibi prestijli etkinliklerde de ailenin çoğu üyesini davetli olarak görüyoruz. Bir nevi prestijden sorumlu bakan Wintour’un da onayıyla Kardashian-Jenner klanını sorgulamak ve aşağılamak biraz daha zorlaşmış oluyor.

Peki bu ailenin üyelerinin prestijli yerlerde boy göstermesi neden bu kadar tetikleyici? Onlara gösterilen ilgi neden birçok insanın sinirini bozuyor? Tüm bu popüler kültür çöplüğünde Kardashian ailesini bu kadar rahatsız edici kılan ne?

Onları tüketim çılgınlığıyla, hayatlarının her detayını paylaşmakla, teşhirci olmakla, aptallıkla suçlayan birçok kişi var. Kardashian ailesi üzerine araştırmalar yürüten ve 2015’te bu alandaki araştırmacıları buluşturan ‘Kimposium’u düzenleyen Dr. Meredith Jones, bu aileyi önemli bir kültürel özne olarak görüyor. Jones, Kardashian ailesinin aslında yalnızca toplumumuzda bulunan değerleri yansıttıklarını ve onları tüketim çılgınlığından sorumlu tutmanın bu kavramın kendi kültürümüze işleyişini kabul etmediğimiz sürece ikiyüzlü olduğunu söylüyor. Burada da çevremize, sosyal medya kullanımına ve günlük hayatımıza baktığımızda çoğunluğun bu kavramları ne derece içselleştirdiğini görüyoruz. Bu içselleştirmeye rağmen bunun uç versiyonunu görmek bizi rahatsız ediyor. Belki de kendimizin o ihtimaliyle yüzleşmek zorunda kalıyoruz.

Jones, Kardashian kadınlarının maddi gücünü ve bedenlerinin kontrolünü eline almış iş kadınları olarak da görülebilecek olduklarını unutmamak gerektiğini ekliyor. Bu görüşe gelen en yaygın eleştirilerden biri Kardashian ailesinin feminizmi ve bu bağımsızlık fikrini de pazarlıyor ve para kazanıyor oldukları. Ama burada da sormadan edemiyoruz: Markaların Kadınlar Günü reklamlarını, feminist kampanyalarını gururla paylaşmak ile Kardashian’ların bunu pazarlaması birbirinden neden bu denli farklı? Bir oyuncunun reklam kampanyası kapsamında feminist bir slogan paylaşması birçoğumuzu rahatsız etmezken, bunu Kim’in yapması neden moralimizi bozuyor? Ya da ne olursa olsun bağımsız kadın rol modelleri değiller mi?

Bu noktada Kardashian ailesini hâlâ ikinci sınıf görmek ya da onları yeterince zeki, eğitimli bulmamak devreye giriyor.

Belki de birçok insan onları feminizme yakıştıramıyor. Unutmamalıyız ki, ideal kadın diye bir şey olmadığı gibi, ideal feminist diye bir şey de yok. Örneğin 2007 yılında Kim, Playboy’a çıplak poz verirken gerginliğini dile getiriyor ama ince modellerin kabul gördüğü bir dünyada farklı ve kıvrımlı bedeninden gurur duyduğunu ve bunu sergilemenin önemini savunuyor. Karşımızda kendi seçimleriyle, özgürce bedenini sahiplenen bir kadın varken, bu kez de estetik yaptırdığı için eleştiriliyor. Her daim B sınıfı görülen televizyon ve porno gibi alanlarla çıkış yapmış bu aileyi sevmek ya da izlemek birçok kişi için aşağılayıcı bir durum olarak kalmaya devam ediyor. Sanki bu kadınlardan oluşan ve erkeklere pek de yer olmayan aile, ne yaparsa kazanan taraf olamayacakmış gibi bir his geliyor içimize. Belki de tüm bu nefret ve kibir, aslında olmaktan korktuğumuz bir basitliğin göstergesi. Onlar bize aptal olma ihtimalimizi hatırlatıyor.

Dr. Jones, akademik çevrelerde Kardashian ailesini ciddiye aldığı için aşağılandığını ve anlaşılmadığını anlatıyor. Popüler kültür beşeri ve sosyal bilimler tarafından incelenirken en büyük eleştirinin kadınlarla ilgili öznelere geldiğini söylüyor. Beyoncé hakkında bir dersin fazla talebe rağmen iptal edilip üniversiteye uygun bulunmadığını örnek veriyor. Başka bir akademisyen Elizabeth Wissinger da Kardashian ailesinin güzellik üzerine kurdukları bu imparatorluğu ‘glamour labour’ yani çekicilik için harcanan emek olarak adlandırıyor. Her kadının bilinçli ya da bilinçsiz bir şekilde harcadığı bu emeği görselleştirdiklerini ve toplumun görsel kaygısını afişe ettiklerini anlatıyor. İmajın ve kişisel markanın üzerine kurulu toplumumuzda Kardashian ailesini tüm bu kavramları içselleştirmiş performans sanatçıları olarak göremez miyiz?

Şokopop, Mücbir Sebepler gibi yeni nesil magazin, eğlendirici ama nispeten ‘boş’ bulunabilecek içerikler yükselişteyken onları gururla sahiplenen kişiler artıyor. Peki Kardashian ailesini farklı kılan ya da aşağıda tutan ne? Kadın olmaları mı? Nedense kadın öznelerin olduğu ve belki de daha çok kadınlara hitap eden içeriklerin daha kolay aşağılandığını görüyoruz. Hiçbir keyfimizi ya da ilgi alanımızı meşrulaştırmak ya da entellektüel bir çerçeveye oturtmak zorunda değiliz tabii. Bir kaçış, kafa boşaltma yöntemi olarak nispeten boş içerikleri tüketirken kendimizi suçlu hissetmemize de gerek yok. Bazı boş içerikler kabul görürken, bazılarının bunca yerildiği bir dünyada, bunun sebeplerini sorgulamak ve göze çarpanları söylemek istedik. Çeşitli engeller üzerinden atlayan insanları izlemek kabul görürken, birkaç kadının sohbetini izlemek bu kadar garip görülmemeli sanki. Kardashian ailesine tüm bunları sorgulattıkları ve yıllar boyunca oluşturdukları tüm meme’ler için teşekkür ediyor ve bu yazıyı bitiriyoruz.

 

editörün seçtikleri