Kripto sanat ve NFT, sanat aleminde bir dönüşümün başlangıcı mı?
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Çok değil, bundan sadece birkaç yıl evvel, dijital bir görüntüyü binlerce dolara satma fikrine imkansız demesek de sanki biraz abartı derdik… Bilin bakalım ne oldu? Geçtiğimiz günlerde, kripto sanat dünyasında sanatçıların çalışmaları açık artırmaya çıkarılmaya başlandı. Tabii ki yüz binlerce dolar karşılığında… Açıkçası, bu konu sadece kültür sanatı değil, ekonomi dünyasını da ilgilendiriyor. Fakat konuya sadece yatırım tarafından bakmak da haksızlık olur. Pek çok kripto sanatçısı ya da üreticisi bu sayede kendini yaratıcılık konusunda daha özgür hissettiğini de söylüyor. Bu kripto alemi sanata da sanatçıya da hatta yatırımcıya da bambaşka kapılar açacak gibi duruyor. Biz de tüm merakımızla konuyu her açıdan ele almaya çalıştık.

(Kapaktaki smiley görünümlü o garip kule çizimi, Beeple’ın Everydays: The First 5,000 Days adlı eseri oluşturan 5.000 çizimden biri…)

Her alanda devasa bir dönüşüm sürecinin içindeyiz. Dijital alem her anlamda bildiklerimizi alt üst edip yeni kurallar yazma peşinde. Sanatı algılama, yaratma ve toplama şekilleri de bu sürecin içinde tabii. Mesela, dijital sanat eserleri binlerce dolarlık kripto para birimleri karşılığında açık artırmalarda satılıyor.

Geçen yıldan bu yana pek çok dijital sanatçının çalışmaları Foundation, SuperRare ve Zora gibi yeni nesil sanal galeriler aracılığıyla satılmaya başladı. Esasen bu platformlarda kısaca NFT diyebileceğimiz ‘Non-fungible token’ yani eşi benzeri bulunmayan tek token’lar satılıyor.

Yine mi hiçbir şey ifade etmedi? 🙁

O zaman şöyle diyelim NFT, bir sanat eserinin biricikliğine ve gerçek olduğuna vurgu yapan bir terim. Bir sertifika hatta. Hakikiliği kanıtlayan her sertifika gibi oldukça nadir. Öyle rastgele çoğaltılamaz. Benzersiz oldukları için onlar birer sanat eseri, tıpkı gerçek sanat eserlerinin benzersiz olması gibi.

Everydays: The First 5,000 Days ve onu oluşturan 5.000 farklı çizim

Bitcoin veya diğer coin türlerinden daha farklılar, dolayısıyla da kendilerine özel bir piyasaları var. Bu yüzden, NFT’ler koleksiyon ve yatırım gibi alanlarda kullanılıyor. Hatta kendi alanlarında müzayedeleri bile yapılıyor. Hatta ve hatta Leonardo da Vinci’nin eserlerini satan, köklü müzayede evi Christie’s, yakın zaman önce bir NFT sanat eserini müzayedeye dahi çıkardı.

The Guardian’da yer alan habere göre de Christie’s Twitter üzerinden yaptığı açıklamada, Beeple mahlaslı grafik tasarımcı Mike Winkelmann’a ait Everydays: The First 5,000 Days isimli eserin internet ortamında yapılan açık artırmayla 69,3 milyon dolara satıldığını duyurdu. Beeple’ın jpg formatındaki dijital dosyası tam anlamıyla rekor kırdı anlayacağınız, hatta kendisini bu alanın rock star’ı gibi de düşünebilirsiniz. Tabii sadece bu tek 5.000 parçalık kolaj değil Beeple’ı bir anda bu kadar meşhur yapan. Öncesi de var… 5.000 gün yani yaklaşık 13 yıl boyunca her gün, Instagram hesabı üzerinden yeni bir işini paylaştı Beeple. Tabii tasarımları da 13 yıl içerisinde evrildi, farklı formatlara ulaştı ama her daim zihne kazınmayı başardı. Everydays: The First 5,000 Days isimli eser de işte tüm bunların bir araya getirilmesiyle oluşturulmuş, internet alemini komple fetheden bir kolaj, 13 yılın kusursuz bir dökümü…

Bu arada müzisyen Grimes, WarNymph isimli dijital sanat koleksiyonunu da satışa çıkarmıştı. Onun da satışlar üzerinden 5,8 milyon dolar gelir elde ettiği biliniyor.

Çok geçmeden, Elon Musk da kimseleri şaşırtmayarak bu alana da el attığını duyurdu tabii ki. Ailecek bu konuyu sahiplendiler belli ki. Twitter’dan bir şarkı ve video paylaşan Musk, “NFT’ler hakkındaki bu şarkıyı, bir NFT olarak satıyorum” gibilerinden iddialı bir açıklama eşliğinde hatta.

 

Konu böyle dallanıp budaklanınca, peki bu NFT koleksiyoncuları tam olarak neyi satın alıyor diye kafalar karışıyor olabilir. Korkmayın, Jpeg, png, mp4 ya da GIF gibi medya dosyaları değil sadece satın alınan. Evet, eserler bu formatta olabiliyor ama daha önce de dediğimiz gibi satın alınan, yatırım yapılan ve biriktirilen o esere ait ‘token’; o eserler alınıyor ama yatırım esere ait NFT’ye yapılıyor. Bu kadar değerli olmasının en büyük sebebi de neredeyse her gün konuşmaya başladığımız kripto para birimlerinin, gerçekten her birinin umutlu bir gelecek vadetmesi. Acı gerçek, bazı büyük yatırımcılar sanata gönül verdikleri için ya da sanatçıya hayran oldukları için bu yatırımı yapmıyorlar. Genellikle… İşin işinde her zaman olduğu gibi para mevzusu var. Ama olsun, bu da sanatçılara yarıyor.

İşin uzmanları diyor ki; dijital bir sanat eseri birçok yerde var olabilir fakat NFT yalnızca tek bir yerdedir yani sahibinin cebinde. Olayı daha basit anlatmak için camia içinde en çok verilen örnek de şu; herkes Mona Lisa’nın oldukça mükemmel bir baskısını satın alabilir. Fakat eserin orijinali yalnızca bir kişide, kurumda var.

Dijital sanat eserine sahip olma ayrıcalığını elde edenler, sonsuz miktarda yeniden üretilebilir bir görüntü veya ses dosyasının tek sahibi oluyor. Ayrıca sanat eserleri alışılagelmiş bir şekilde, alıcının kişisel kullanımı için örneğin bir sosyal medya sayfasında, başka bir dijital pazarda veyahut bir dijital oyunda hatta sanal bir müzede sergilemesine imkan tanıyan bir lisans eşliğinde geliyor. Sanatçılar da genellikle eserlerinin tüm fikri ve yaratıcı haklarını koruyabiliyorlar.

Dijitalin sanat ve kültürü nasıl şekillendirdiğini araştıran, Amerikalı küratör, yazar ve yeni medya uzmanı olan Lindsay Howard ise The Verge’e yaptığı bir açıklamada  ”Bir koleksiyoner olarak sanatın veya sanatçının hamiliğini üstlenebilmek, gerçekten prestijli bir durum. Böylece bir sanatçıyı doğrudan destekleyebiliyorsunuz ve bence herkes için gerçekten heyecan verici” diye açıklıyor durumu.

Pek çok dijital sanatçı da memnun gelişmelerden çünkü daha yaratıcı işler yapabilme özgürlüğünü buluyorlar bu sayede. Ayrıca sanatçı bu sayede doğrudan işi alacak kişiyle temasa geçebiliyor ve her satıştan da hakkını yani komisyonunu da alabiliyor, ki bu geleneksel anlamda bazı şeyleri doğrudan değiştiriyor.

22 yaşındaki bir 3D sanatçısı ve müzisyen olan Serwah Attafuah, “NFT’lerle ilgili harika olan şey, alıcının NFT’yi herhangi bir fiyata yeniden satabilmesi ve benim yine de bu satıştan makul bir telif hakkı alabilmem” diyor mesela. Serwah da dahil olmak üzere pek çok sanatçı, satış tarafını düşünmeden, kendi sanatlarına odaklanma özgürlüğünün tadını çıkarabildiklerini de vurguluyor. “Yalnızca kendi belirlediklerim üzerinden sanat yapıp sonra da onu basabilme fikrini gerçekten çok seviyorum. Gelir anlamında, özellikle pandemi döneminde, bu bana büyük umut veriyor. Sonunda kendim için sanat yapmaya başlayabilirim. Çoğu zaman ‘müşteri’ işi çok zahmetlidir ve yaratıcı süreci çok fazla kontrol elde edemezsiniz, bu nedenle NFT’lerden bir gelir elde etmek, gazdan ayağımı çekmek gibi, beni teşvik ediyor” diyor Attafuah ayrıca.

Başka bir 3D sanatçısı Sasha Katz da “Kendimi güvende hissediyorum. Ve artık faturalarım o kadar da korkutucu değil, kişisel projelerime konsantre olabilir ve müşterilerin beni potansiyel olarak yakabilecek işlerini bırakabilirim” diye açıklıyor. 32 yaşındaki sanatçı, sanatı aracılığıyla kadın cinselliğini ve kadın bedenindeki kusursuzluğun mükemmelliğini keşfediyor. Sasha, kârının bir kısmını topluluğa yeniden yatırmayı alışkanlık haline getiriyor ki bu, kripto sanatı alanında alışılmadık bir uygulama değilmiş. “Sanatçıları desteklemek ve birini mutlu etmek istiyorum” diyor.

Bir de tüm hareketli grafikler veya etkileşimli ekranlar gibi geleneksel şemalar altında satılması daha zor olan çeşitli sanat biçimlerinin aslında bireysel sanatçılar tarafından üretilmesi de daha uygun hale geldi. Türkiye’de bu alanda öncü olan pek çok yetenekli sanatçı var bu arada. Hood Base’in derlediği bu albüme göz atmalısınız kesinlikle.

Müzisyenler tarafından da NFT’ler hızla satışa çıkarılmaya başlandı tabii. Birkaç ay önce bir diğer pahalı tekli satışı SuperRare’te gerçekleşmişti. Grammy ödüllü müzisyen RAC, Andrés Reisinger ile Elephant Dreams adlı özel bir ses parçasını içeren bir video animasyon için iş birliği yapmıştı ve 10 Ekim 2020’de SuperRare üzerinden 26.185 dolara satıldı. Hatta RAC, yıllardır Ethereum sahnesinin ön saflarında yer aldığı için müzik tabanlı NFT’yi başlatan ilk müzisyen olarak kabul ediliyor.

Clubhouse da hayatımıza girdiğinden beri her türden gündemin ortak noktası oldu malum. NFT tartışmalarının da tam anlamıyla günün 24 saati yapıldığı söyleniyor. Şaşırdık mı? Tabii ki hayır. Kripto sanatçılarının birbirlerine yardım ettiği, teknik karmaşıklıkları tartıştığı ve sorular sorduğu bir alan haline geldi bile çoktan.

Ayrıca gelelim o malum soruya… Sevindirici haber, evet, eğer bir kripto sanat eseri satın alırsanız, gerçekten duvarınıza asabilirsiniz. Muhtemelen dijital bir çerçeve veya benzeri, hareket tabanlı olanlara ihtiyacınız olacak ama bizden söylemesi.

Yazının başından beri yer yer fazlasıyla övdük aslında kripto sanat ve getirdiklerini, ama her konuda olduğu gibi bazı dezavantajları var elbet.

Kripto sanatının da kafalarda yarattığı soru işaretleri var elbette. Özellikle enerji tüketimi söz konusu olduğunda. Tıpkı Bitcoin gibi, NFT’ler de verileri doğrulamak için tasarlanmış ‘verimsiz bilgisayar süreçleri’ tarafından desteklenmekte. Hatta yaratıcısı bile sistemi “büyük bir kaynak israfı” olarak adlandırmış.

Kripto para madenciliği özel bir süreç gerektiriyor tabii… Kripto para transfer işlemleri, özel yazılım ve donanımlara sahip cihazlar aracılığıyla karmaşık problemlerin çözülmesiyle onaylanıyor. Bunun sonucunda da yeni üretilen kripto paralar ile ödüllendiriliyorsunuz. Bir bilgisayara ve ‌internete sahip olan herkes madencilik yapabilir deniliyor… Fakat şöyle de bir gerçek var ki ‘madencilik’ yapmak için donanım satın almak, madencilik yazılımlarını çalıştırabilmek ve en önemlisi çalışırken ısınan cihazları soğutabilecek, cihazların elektrik tüketimlerini karşılayabilecek bir altyapıya sahip olmak gerekli. Gerçekten çok büyük miktarlarda enerji tüketimi gerçekleşiyor çünkü. Kaldı ki eğer sahip olduğunuz donanımınız, işlemci gücünüz yeterli değilse ürettiğiniz kripto paralar harcadığınız maliyetleri dahi karşılayamayabilir bir seviyede. Anlayacağınız, epey maliyetli ve ciddi bir süreç.

En önemli noktalardan bir diğeri de ‘kripto sanatçısı’ terimi üzerinde hala mutabık kalınmamış olması.

Bazı kripto sanatçıları ve koleksiyonerleri arasında dönen temel iki ortak yorum var. Birincisi, kripto para birimi teknolojisini çevreleyen kültür, politika, ekonomi veya felsefeye odaklanan konularla ilgili olanlar. İkinci de daha popüler hale getirilmiş olan tanım… Yani bir sanat eserinin aktarımının ve satışının yapıldığı, bir blok zincirinde değiştirilemez olan NFT dijital sanat eserleri.

Bu sebeple kripto sanatını resmi olarak tanımlamaya çalışırken genellikle kafa karışıklığı ortaya çıkabilir deniliyor. Bu işe gönül verenlerden bazıları da kendilerini ‘crypto creator’ yani ‘kripto üreticisi’ olarak adlandırmayı tercih ediyor.

Bir de inanır mısınız artık yazının sonuna geldik… Ayrıca, her zaman olduğu gibi bir şeyin esas değeri, birisinin onun için ödemeye razı olduğu şeydir, bunu da sakın unutmayın. Konuyu anlamanın verdiği özgüvenle artık son noktayı da koyalım bari. Fakat dadanmaya devam edeceğimizden şüpheniz olmasın.

kripto sanat kripto sanat