Yazar: Zeynep Naz Inansal
13 Şubat 2022
Orta Dünya’da kartlar yeniden dağıtılıyor: The Lord of the Rings: The Rings of Power üzerinden başlayan temsil tartışmaları

Orta Dünya’da kartlar yeniden dağıtılıyor. Nasıl mı? Tabii ki Amazon Prime’ın bu yıl seyirciyle buluşacak dizisi The Lord of the Rings: The Rings of Power sayesinde. Hobbit ve Yüzüklerin Efendisi’nin zaman diliminden binlerce yıl önce, güç yüzüklerinin yaratılma sürecini ve Sauron’un yükselişini konu alan dizi, bu yılın en beklenen yapımlarından. Zaten bu durumdan şüphesi olan varsa, henüz dizi gösterime girmeden, sadece yayınlanan birkaç fotoğrafla kopan yaygaradan, dizinin ne denli ses getireceğini anlamıştır. Çünkü bu birkaç fotoğraf, azılı Tolkien hayranlarını ikiye böldü ve bol tweet’li, bol göndermeli, yer yer ciddi, yer yer de rahatsız edici bir çevrimiçi savaşa sebep oldu. 

Lafı çok uzatmadan başa saralım: Yüzüklerin Efendisi evreninde geçen ve 2 Eylül’de seyirciyle buluşacak olan The Rings of Power, karakterlerini tanıtmak ve tabii heyecanı artırmak için 22 fotoğraf yayınlıyor. Karakterleri ve hikayelerini betimleyen fotoğraflar arasında en çok ses getiren detay da siyahi elf ve siyahi cüce fotoğrafları oluyor. Bu durumu Tolkien’in yarattığı evrene saygısızlık ve hakaret olarak görenler ile uyarlamaların orijinal metinden farklı tercihler yapabileceğini savunanlar birbirine giriyor ve kimse işin içinden çıkamıyor. Peki bu durum insanları neden bu kadar öfkelendirmiş olabilir? Günümüze göre güncellenmiş bir evren, kaçınılmaz değil mi? Uyarlamalar zaten metinle birebir olmadığında kuvvetli hale gelmez mi? Tabii en önemlisi, şurada iki elf için ‘‘gerçek hayatta’’ birbirimizi kırmaya değer mi? Aklımızda ciddi sorularla The Rings of Power’a, Tolkien’e ve uyarlamaların sınırına dadanıyoruz. 

İlk olarak The Lord of the Rings: The Rings of Power hakkında tüm bildiklerimizi kısaca özetleyelim. Her şey Kasım 2017’de Amazon Prime Video’nun tam 250 milyon dolar vererek Yüzüklerin Efendisi serisinin televizyon haklarını satın almasıyla başlıyor. Beş sezon sürecek ve en az bir milyar dolara mal olacak bir dizi yapmak üzere anlaşıyorlar, yani şu ana kadar prodüksiyonu en pahalıya mal olacak dizi de diyebiliriz. Tabii bu sırada henüz bir fikir yok kafalarında. Bu evrenden ne yapsalar tutacağını düşünmüş olabilirler, zaten haksız da sayılmazlar. Sonrasında da dizi için farklı fikirlere sahip yazarlarla görüşüyorlar ve kazanan Patrick McKay ve JD Payne ikilisi oluyor. 20 yıldır birlikte yazan ikili, bu büyük görevi Shire’dan yola çıkan Frodo’nun yolculuğuna benzettiğini açıklıyor. Yani ne büyük bir sorumlulukla karşı karşıya olduklarının farkındalar. 

Diziden ilk görsel 19 Ocak’ta yayınlanan ve dizinin adını oldukça ihtişamlı bir şekilde duyuran teaser oluyor. Bu bir dakikalık video bile tüylerimizi diken diken etmeye yetiyor. 10 Şubat’ta da Vanity Fair, diziden fotoğrafların bulunduğu ve karakterlere dair detaylar içeren kapsamlı bir dosya yayınlıyor. Dizinin Tolkien’in kariyeri boyunca yazdığı tüm hikayelerin bir uyarlaması olduğunu duyuran Vanity Fair, aslında Jeff Bezos’un bu evrene takıntısını ve dizinin Amazon’un ihtiyacı olan bir prestij projesi olduğunu anlatıyor. 22 farklı karakterin hikayelerini iç içe geçiren dizinin odağı da güç yüzüklerinin ortaya çıkışı. Bu projeyle birlikte yapımcılar Tolkien’in hiç yazmadığı o romanı yazıp bir de üstüne ancak günümüzde gerçekleşebilecek dev bir prodüksiyonla diziye uyarlamak istediklerini söylüyorlar. 

Tüm uyarlamalarında yalnızca beyaz oyuncular izlediğimiz Yüzüklerin Efendisi evreni, bu diziyle birlikte temsil konusunda yeni bir duruş benimsemeyi ve çeşitliliği görünür kılmayı seçiyor. Dizinin yapımcısı Lindsey Weber, bu uyarlamanın dünyanın gerçekte nasıl olduğunu yansıtmasının mantıklı olduğunu söylüyor ve ekliyor: “Tolkien herkes içindir. Hikayeleri de, hayali ırkların kendi kültürlerinden dışarı çıkıp farklı kültürlerle bir araya geldiklerinde iyi iş çıkarmaları hakkındadır.”  Ancak fotoğraflar yayınlandığında Porto Rikolu Ismael Cruz Córdova’nın canlandırdığı elf Arondir, İran kökenli Nazanin Boniadi’nin canlandırdığı Bronwyn, Sophia Nomvete’nin hayat verdiği cüce prensesi Disa (aynı zamanda Yüzüklerin Efendisi evrenindeki ilk siyahi aktris) birçok kişi tarafından eleştirilmeye başlıyor ve Tolkien’in eserine saygısızlık yapıldığı iddia ediliyor.

Tartışmanın iki tarafını da özetleyelim. Bir taraf, Tolkien’in ısrarla elfleri beyaz olarak betimlediğini, onun evreninde olmayan karakterleri diziye katmanın saçmalık olduğunu savunuyor ve modern dünyanın bu klasikleşmiş evrene dokunmaması gerektiğini söylüyor. Diğer taraf ise günümüzde yapılan bir uyarlamada eski bir eserle ilgili sorunlu ve eksik bulunan özelliklerin değiştirilebileceğini, hele bu evrende temsil sorunu varsa bunun özellikle değişmesi gerektiğini savunuyor. Bir de tabii, kadın cücelerin kitaptaki gibi sakallı olmamasına alınmıyorsunuz da, siyahi olmalarına mı alınıyorsunuz diye soranlar var ki, onlar bu tartışmanın özünü çok iyi özetliyorlar. Dizinin siyahi karakterler yaratmasını sorunlu bulan kişiler, bu tip temsilleri yepyeni eserlerde ve dizilerde görseler alınmayacaklarını, ancak Tolkien’in dünyasına zarar verilmemesi gerektiğini söylüyor bir de.

Öncelikle herhangi bir uyarlamanın metinle birebir uyuşmasını beklemenin oldukça mantıksız olduğunu söyleyelim. Uyarlamaları asıl yaratıcı kılan, metinden ayrılmayı seçtiği yerler ve kendi yorumunu nasıl aktardığı sonuçta. Ayrıca hiçbir uyarlamanın orijinal eserin her hayranını mutlu edemeyeceği de bir gerçek. Buna en iyi örnek de belki de yaşayan en büyük Yüzüklerin Efendisi hayranlarından Peter Jackson’ın olağanüstü bir çaba ve adanmışlıkla çektiği, çoğunluk tarafından beğenilen ve metinlere olabildiğince sadık kalan uyarlamasının bile bazı hayranlar tarafından topa tutulmuş olması. Çünkü herkesin kitabı okurken kafasında canlananlar farklı. Bir de tabii dizinin net bir metinden çok, o evrene dair yazılmış tüm metinlerden uyarlandığını da unutmamak gerekiyor. Yazılmış olan bir hikayeyi kendi yan hikayeleriyle üretiyorlar ve zenginleştiriyorlar aslında. 

Uyarlamaların oyuncu seçimindeki özgürlüğü de önemli bir faktör. Mesela Shakespeare’in eserlerinin her türlü farklı versiyonunu izlemedik mi ve izlemeye devam etmiyor muyuz? Ya da ilk akla gelen örneklerden biri olarak Cate Blanchett Bob Dylan’ı canlandırmadı mı? Bu denli klasikleşmiş Yüzüklerin Efendisi evreni de bu tip uyarlamalara ve yorumlara açık değil mi? Tolkien ve yarattığı evrenle ilgili yıllardır yapılan ırkçılık eleştirilerini de unutmamak gerekiyor bir yandan. Irkçıysa bu metnin hiç uyarlanmaması gerektiğini savunanlar da var. Ama bu durumda da bir eserin özünü, ana fikrini veya sadece evrenini benimseyip aynı zamanda problematik yönlerini görmek imkansız mı? Yani bir eseri çok severek uyarlayan bir yönetmen, aynı eseri eleştirmeyi ve eksiklerinin altını çizmeyi de seçemez mi? Tolkien gibi bir yazara saygı duymak, onu ilahlaştırıp hatasız kabul etmekten mi geçer? Yoksa kitaplarında da gördüğümüz gibi, her kökenden ve yaştan canlı, her an yeni bir şeyler öğrenmeye ve değişime açık değil midir? Her zaman en yaşlı kişi en bilge midir? Yoksa gençler bazen dünyayı kurtaran olur mu?

Bir eserle bağ kurup ona kendinden bir şeyler eklemenin oldukça değerli bir tarafı var. Bağ kurmanın bir sonraki adımı kendinden bir şeyler katmak aslında. Aynı Yüzük Kardeşliği’ndeki gibi farklılıklarla güçlenen bir birlik her zaman köhne ve eskimiş bir aynılıktan daha kıymetli. Kimse Tolkien’in kitaplarını değiştirmediğine göre, ya da bu uyarlamayı kimseye A Clockwork Orange misali zorla izletmediğine göre, ortada bir mağduriyet de yok gibi görünüyor. Orta Dünya’da bile mağdur olmayı başaran beyaz erkeklere de gülmekten başka çare kalmıyor yani. Bizi sorarsanız, The Lord of the Rings: The Rings of Power için çok heyecanlıyız. Yeniden o büyülü evreni görecek olmak bile bizi çok heyecanlandırıyor. Dizinin ilk fragmanı da 14 Şubat’ta, Super Bowl sırasında yayınlanacak. Patlamış mısırımızla fragmanı izlemek için sabırsızlanıyoruz. 

editörün seçtikleri