Yazar: dadanist
19 Mart 2019
Meriç Aral ve Efe Tunçer ile en sevdiğimizden bir geyik muhabbeti

Bizim gibi, geyik muhabbetinin değerini bilen birileriyle karşılaşmanın coşkun hisleri içerisindeyiz.

“And the Oscar goes tooo… LADY GAGA!”

Oscar Töreni’nde bu anons yapıldıktan sonra Meriç Aral’ın yüz ifadesini tahmin edemezdik, nasıl edelim? Ama ne zaman ki Efe Tunçer ile birlikte yaptıkları, ülke topraklarının en kaliteli geyik muhabbetlerinden biri olan Teras Noir podcast’in 9,5 – Unapologetic Bitch bölümünü dinledik, işte o an Meriç’in yüz ifadesi en küçük miniğine kadar canlandı kafamızda… Biz sohbet öncesi “Lady Gaga hakkındaki hislerini mutlaka sorarız” diye düşünürken, onlar Efe ile konuşmaya başladılar, sorumuza cevap aldık bile:

Meriç Aral: Gerçekten Lady Gaga’dan rahatsız olmuyor musun?

Efe Tunçer: Hayır, ben artık onu anlamaya çalışıyorum çünkü. “Bu benim sanatım ve böyle yaşıyorum ben bunu. Evet, aşık gibi görünüyorum ama böyle yapmak zorundayım” diyor kadın…

İkisi de özellikle bu dönem oyunculuğun farklı alanlarında işler yapsalar da, bir araya geldiklerinde ve mikrofonu açıp Teras Noir podcast’ine başladıklarında, dünyanın en iyi anlaşan iki arkadaşını dinlemeye başlıyorsunuz. Popüler kültürden tutun arkadaşlıklara, ülkemizde audition kavramından en saçma kişisel deneyimlerine kadar akıllarına o an ne gelirse o konular hakkında konuşuyorlar ve bizi her defasında kendimizden geçiriyorlar. Baktık onlar sürekli kendi aralarında dadanıyorlar, bize de “Severek dinliyoruz” demek yetmedi, çaldık kapılarını ve Meriç Aral ile Efe Tunçer’i sohbete çağırdık ve “Bir şey varsa söyleyin biz de dadanalım” diyerek bu kez biz sorduk, onlar anlattılar.

Dadanizm: Şöyle başlayalım, bundan aylar önce bize büyük bir radyo grubundan bir podcast yapma teklifi geldi. Biz de podcast olayının hacmini bir türlü idrak edemediğimizden, ‘’Bu devirde kim podcast dinler, hem şarkısız radyo programını kim ne yapsın’’ diyerek geri çevirdik teklifi. Galiba en büyük pişmanlıklarımızdan biri. Sizce biz ne kadar büyük bir hata yaptık?

Meriç Aral: Üzülmeyin canım yine yaparsınız. Mesela bakın bize, kendi kendimize yapıyoruz hahaha. Ben podcast dinlemeyi çok seviyorum da bunun dünyadaki yankılarına o kadar hakim değilim. Bu bilinçle yapmıyoruz zaten. “Biz sohbet ederken çok eğleniyoruz; o zaman bunu kaydedelim, belki insanlar da dinlerken eğlenirler” dememizle birlikte ortaya çıktı.

Efe Tunçer: Teknolojiyle birlikte insanların izleme alışkanlığı değişti ya, iş yapma alışkanlıkları da değişti, bir şeylere konsantre olma süremiz azaldı ve böyle bir ihtiyaç doğdu bence. Yani bir işle uğraşırken oturup herhangi bir şey izlemek zor ama arkada dönen, çok da saçma olmayan, keyifli bir muhabbeti dinleme ihtiyacı doğdu. Biraz da bununla ilgili herhalde. Biz pazartesileri buluşuyorduk hep. Sohbet, muhabbet… Meriç de bir gün “Podcast mi yapsak’’ dedi. Ciddiymiş. Ve böylece yapmaya başladık. Çok istiyormuş ama Meriç.

Dadanizm: Çok da doğru hamle olmuş ama. Peki Teras Noir ismi nereden geliyor?

Meriç Aral: İlkini büyük bir heyecanla benim evimde kaydettik. Sonra da fotoğraf çekmek için terasa çıktık. Bunların hepsi kendiliğinden gelişti bu arada… Hava da kararmıştı ve tam olarak neden, nasıl olduğunu bilemediğimiz bir şekilde bu isim çıkıverdi.

Efe Tunçer: Bir de biz ikimiz de film noir çok seviyoruz, onunla da ilgisi var. Takıntılı ve o takıntısı yüzünden felakete giden dedektif fikri… İki kişi bir odada durmadan konuşuyorlar, bir sonuca varma dertleri olmadan, takıntılı oldukları konularda konuşuyorlar. Film noir’ın doğasıyla da bağlantılı olduğu için böyle oldu belki bir noktada…

Dadanizm: Oyunculuk yapan iki isimden YouTube kanalı beklerdik oysa… “Bunu bir de kamera önünde yapalım” düşünceniz oldu mu hiç?

Meriç Aral: Aslında ne yalan söyleyelim, başta olmadı ama sonra zaman içerisinde ihtimaller doğdu ama gerçekten bence podcast olarak kalması, bizim yaptığımız şey için daha hoş geliyor bana, herhangi bir takipçi kaygısı olmadan… Eskiden takipçi diye bir kavram yoktu hayatımızda yani, insanlar seni ya dinliyor ya da dinlemiyordu ve sen yapmak istediğin şeyi yapıyordun. Tüm o kaygılardan bağımsız olma hissi de bence bize çok iyi geliyor.

Efe Tunçer: İlk soruyla da alakalı biraz; bir şey yaparken insan, teçhizat, kanal gibi zorunluluklar azaldıkça aslında senin özgürlük alanın da artıyor, öyle bir ters orantı var orada. Kimse niye bunu dediniz diye sormadığı için bize -arada babam bir şeyler diyor gerçi- o yüzden güzel geliyor bize yaptığımız iş.

Dadanizm: Aileleriniz ne diyor dinlediklerinde?

Meriç Aral: Annem ilk Teras Noir’ı dinlediğinde benim çok argo konuştuğumu, Efe’nin de mikrofona mikrofona güldüğünü söylemişti.

Efe Tunçer: Annesiyle geçenlerde ilk defa tanıştık, bana “Efecim, annenden her bahsettiğinde diyorum ki ‘Allah’ım yalnız değilmişim, benim gibi düşünen biri daha varmış” diye seviniyorum dedi.

Dadanizm: Peki kayıtları nasıl alıyorsunuz?

Efe Tunçer: Hiçbir masraftan kaçınmadık. Elimizden geleni ardımıza koymadık ve MacBook Air’ın imkanlarından faydalandık. Şöyle söyleyeyim, App Store’a girince ilk çıkan ses kayıt uygulamasını indirdim. Adı Basit Kaydedici. Basıyorsun play çıkıyor, bir daha basıyorsun stop çıkıyor. Mikrofon olarak da MacBook’un noktasal mikrofonunu kullanıyoruz. Ama bir mikrofon alacağız bakalım.

Dadanizm: Bu bizim Dadanizm olarak da kendimizi alamadığımız bir konudur: “Geyik muhabbeti”ni bu kadar güzel yapan nedir sizce? Nedir geyik muhabbetinin kalbinizden geçen tanımı?

Efe Tunçer: Bence yüzeyselleşmek insanın çok küçümsenen bir ihtiyacı, yani yüzeye çıkman lazım arada. Öbür türlü derinde vurgun yiyorsun. Sürekli olarak yaşamsal kaygılarla bir ilişki kurarsan, çok sorgulamaya başlarsın.

Meriç Aral: Geyik muhabbeti basitmiş gibi görünse de doğru kişiler karşınızda olmayınca ulaşılması çok zor bir şey. O yüzden bence bu kadar keyif veriyor.

Efe Tunçer: Ya da çok sert bir şeyi, geyik muhabbet sırasında söylersen, sanırım karşı tarafın seni dinlemesi daha kolay oluyor.

Dadanizm: Evet, mesela Lady Gaga’nın filminin teorik bir eleştirisi lazım elbette ama bir noktada geyik muhabbetine vurma ihtiyacı da duyuyor insan. ‘’Ne yapıyor bu ya, kendini histerik gibi oradan oraya atıyor’’ deyip üzerine muhabbet etmek de çok keyifli. Ahkam kesmek için bazı şeyleri reddetmenin bir anlamı yok. Hepimiz seviyoruz bunu.

Efe Tunçer: Bu üslup da yeni bir üslup bu arada bence dünyada, eskiden dediğin ilk şey daha hakimdi ama yeni yeni değişiyor.

Dadanizm: Bir de oturup hakkıyla geyik muhabbetine girişebileceğiniz birini bulmak da büyük bir lüks ya artık…

Efe Tunçer: Gerçekten… Ve bunu ben 28 yaşımda falan anladım. O zamana kadar anlamıyor insan, kolay bir şey değil, birkaç frekanstan anlaşmak çok nadir.

Dadanizm: İkiniz de bir sürü iş yapıyorsunuz. Peki bu iş temposu arasında nasıl ilerliyorsunuz? “Haydi bir podcast kaydedelim” mi diyorsunuz?

Meriç Aral: Aslında başlarken düzenli bir periyotta yapabilmek istemiştik ama işler pek öyle ilerlemedi tabii. Yine de bir tür sorumluluk bilinciyle yaklaşıyoruz buna. 9-10 tane program kaydettik. Zaman içinde yolunu kendi belirledi aslında. Geçenlerde Efe mesaj attı mesela, ‘’Artık yapalım’’ diye. Ben de zamanı geldiğini düşünüyordum ama zorunluluk gibi yaşamıyoruz bunu, bir ihtiyaç gibi oldu bizde.

Efe Tunçer: Meriç de geçenlerde mesaj attı. Gerçekten dolmuş Lady Gaga’ya karşı, “Ben çok sıkıldım bu kadından her yerde karşıma çıkıyor, işin yoksa buluşalım, yarım saat de olsa bu kadın hakkında söylemem gerekenler var” dedi. Buluştuk ama bu şekilde de iş yapamazsın tabii hahaha.

Meriç Aral: Ama gerçekten Lady Gaga özel bölümü tadında bir program oldu. 

Dadanizm: Kendini yerlere attı, bağırdı, ağladı, delirdi yani. Koskoca Lady Gaga’sın, muhtemelen yarın öbür gün yine bir ödül alacaksın…

Efe Tunçer: Yok yok ben aşık olduğunu düşünüyorum. Aşık oldu, başa çıkamadı bu durumla ve bence artık devreler yandı, rol yapıyor şu an.

Dadanizm: Lady Gaga’da kaybolmadan biraz da işlerden konuşalım. Efe, tiyatro nasıl gidiyor, stand-up nasıl gidiyor?

Efe Tunçer: Kral Lear’ın takvimi çok yoğun. Benim bir de diğer oyunum İstila devam ediyordu bir yandan. Hatta bir seferinde aynı güne denk geldiler. 16.00’da İstila oynadım, 20.00’da da Lear oynadım, çok acayipti.

Şu ana kadar hiç ‘’Bir oyunda oynayayım, tiyatro yapayım’’ demedim. Hep bir anda telefonum çaldı, bir teklif geldi ve kendimi sahnede buldum. Ama stand-up da başka… “İyi de olsa, kötü de olsa benim bunları anlatmam lazım” dediğim bir alana dönüştü orası. O hep olacak. Ben bir insanın komedyen olmaya karar veremeyeceğini düşünüyorum; hayat seni itiyor oraya, artık bir noktada eline bir mikrofon alıp insanları çağırıp bir şey anlatacak noktaya geliyorsun.

P1070355 kopya

Dadanizm: Kendi aramızda da sürekli konuşuyoruz; malum son yıllarda tiyatronun önlenemez bir yükselişi var. Dev prodüksiyonlar yapılıyor, insanlar izliyor ve ortaya güzel işler çıkıyor. Siz ne düşünüyorsunuz?

Meriç Aral: Son zamanlarda daha popüler isimler sahneye çıktığı ve sosyal medyada daha görülür olduğu için tiyatro ön planda olmaya başladı ama tiyatro her zaman vardı ve ayrı bir izleyiciye sahipti. Prodüksiyonlar daha büyüdü gerçekten. Diğer alanlar biraz kısırlaşınca belki yapanlar da, izleyenler de böyle bir yola girdiler.

Şimdi de sanki fazla popüler… Tam olması gereken bu değil galiba…

Efe Tunçer: Evet, rayına oturacaktır. Tiyatronun keyifli bir şey olduğu tekrar anlaşıldı bence. Güzel bir rutin tiyatroya gitmek. Güzel oynanmışsa ve iyi bir prodüksiyonsa gerçekten zevk alıyorsun izlerken.

Oyunculardan birinin söylediği bir laf çat diye aklına takılıyor, düşünüyorsun, oyuncuyu araştırıyorsun… Bence Türkiye’de çok iyi oyuncular var ve çok daha iyi olacak zamanla.

Dadanizm: Peki Meriç, senin tarafında ne gibi projeler var şu ara?

Meriç Aral: Söz devam ediyor şu an televizyonda. Daha önce tiyatro yaptığım arkadaşlarımla önümüzdeki sezon bir şeyler yapmayı düşünüyoruz ama biraz daha zamanı var.

Efe Tunçer: Ben bir soru sorabilir miyim: Aksiyon starı olmak nasıl bir şey? Benim çok özenip asla yapamayacağım bir şey…

Meriç Aral: Ben de öyle düşünüyordum ama yapabildiğimi görünce değişti o hissim. Bir yandan da çok heyecanlanıyorum “Acaba yapabilecek miyim” diye. Çünkü yapamayınca da çok kötü durabiliyor aksiyon sahneleri… Gerçekten rejiyle doğrudan alakalı bir durum bu. O anlamda çok şanslı olduğumu düşünüyorum. Hele ki 150 dakika aksiyon çekmek olacak iş değil. Ama çok eğlenceli ve yaptıkça da öğrenilen bir şey.

Dadanizm: Aklımıza alakasız bir soru geldi: Meriç, bir gün ola ki Lady Gaga’yla aynı projede yer almanız gerekti… Sen “evet” dedin, sonra öğrendin ki Lady Gaga da yer alıyor. Ne yapardın?

Meriç Aral: Birirlikte biraz zaman geçirdikten sonra “O yıl Oscar’larda neler oldu öyle ya” diye sorarım. ‘’Bradley ile bir şey oldu mu’’ diye de sorarım kesin. Ayrıca setteyken de her şeyi mükemmel bir şekilde yapıp onun ağzına asla laf vermem!

Dadanizm: Birlikte bir şeyler yapmayı düşündünüz mü peki hiç?

Efe Tunçer: Ben çok isterim Meriç’le bir şeyler yapmak.

Meriç Aral: Ben de çok isterim, kesin çok güleriz. Ya da aşırı kavga ederiz. Bazen çok sağlam kavgalar da edebiliyoruz bu arada.

Efe Tunçer: Hiç anlaşamadığımız bazı konular var, onlar bazen yüzeye çıkıyor.

Dadanizm: Mesela?

Meriç Aral: Mesela Efe’nin başka arkadaşlarının yanında inanılmaz gıcık br insana dönüşmesi ve çok farklı biriymiş gibi konuşmaya başlaması… Özellikle telefondayken. Birinin yanında aşırı şımarıyor çocuk.

Efe Tunçer: Ben böyle düşünmüyorum tabii ki…

Dadanizm: Peki sizi en çok ne güldürüyor?

Meriç Aral: Seinfeld’e çok gülüyorum…

P1070357 kopya

Dadanizm: Seinfeld demişken, Netflix’te Comedians in Cars Getting Coffee’yi izlediniz mi? Jim Carrey’li bölümü özellikle…

Efe Tunçer: Jim Carrey bölümü çok iyi. Bir bölümde de Larry David konuk oluyor ve daha ilk andan “Vay be Jerry, sonunda hiçbir şey hakkında bir program yapmayı başardın’’ diyor.

Bu arada söyleyeceğim ve yine kavga edeceğiz ama bu aralar bir numaram Phoebe Waller-Bridge. Olağanüstü ya. Olağanüstü!

Meriç Aral: Her yerde söylüyorsun. Senin yüzünden herkes biliyor artık.

Efe Tunçer: Bu aralar beni güldüren de ağlatan da o kadın. Fleabag’in ikinci sezonunun ilk bölümünü yeni izledim, yine çok iyi…

Meriç ve Efe’yle karşılıklı oturunca sohbeti sonlandırmak hem zor hem de gönül el vermiyor. Geyik muhabbetini bu kadar tadında ve eğlenceli yapabilen iki kişiyi bulunca tahmin edersiniz ki biz de aklımıza gelen her şey hakkında konuşmaya devam ettik ama buraya bu kadarını sığdırdık. Sohbeti okuduysanız ve sizi kesmediyse, sırada Meriç ile Efe’nin birbirilerine dadandıkları video var.

Şimdi Lady Gaga düşünsün…

editörün seçtikleri