Yazar: Tuğçe Özdenoğlu
27 Temmuz 2021
Moda ile sporun kesiştiği o ikonik anlar: Sporcular ile birlikte moda markaları da olimpiyat kürsüsünde

Koronavirüs pandemisi nedeniyle bir yıl rötarlı kavuştuğumuz Tokyo 2020 Olimpiyat Oyunları, 23 Temmuz Cuma günü Tokyo’daki Meiji-Jingu Park’ta bulunan Olimpiyat Stadı’nda, Japon tenisçi Naomi Osaka’nın Olimpiyat meşalesini yakmasıyla resmen başladı. Adeta moda festivaline dönüşen açılış seremonisinde, dünyanın her köşesinden ünlü tasarımcıların kıyafetleri, dünyanın en iyi sporcuları ile buluştu. Biz de programı izlemek için alarmı kurmadan önce, son yıllarda moda markaları ve tasarımcılar için yeni bir oyun alanı yaratan olimpiyat modasına dadanıyoruz. (Kapak fotoğrafı, Nike’ın 2020 olimpiyatları için tasarladığı koleksiyona ait.)

Antik oyunlarda sporcuların çıplak olarak yarışmasıyla başlayan ve modern olimpiyatlarla birlikte her yıl farklı üniformalara ev sahipliği yapan olimpiyatlar, “Geleneksel Yunan kıyafetleri içindeki erkekler, takım elbiseli Avrupalılarla karıştı” haber başlığıyla olimpiyat stiline dair ilk tartışmayı başlatmıştı. İlk modern Olimpiyat Oyunları olan 1896 Atina’da katılımcıların tamamı, omuzdan çapraz olarak aşağı doğru uzanan şeritlerle süslenmiş beyaz kısa tulumlarla mücadele etmişti. Paris’te düzenlenen 1900 Olimpiyatları ile birlikte takım sporlarında yer alan kitler daha fazla ön plana çıkmaya başlasa da 1900 Olimpiyat Oyunları’nın fotoğraf arşivlerine baktığımızda ülkelerin sahiplendiği özel üniformaların hâlâ olmadığını görüyoruz.

1906’ya geldiğimizde Paris’teki Dördüncü Olimpiyat Kongresi’nde “spor ile sanatın bir arada olabileceği bir kutlama düzenleme” fikri ortaya atılmış ve böylelikle modanın Olimpiyat sahnesine çıktığı ilk ortam hazırlanmış oluyor. Nitekim arşivlere bakıldığında, bu sanatsal vizyonun 1908 Londra Olimpiyatları ile oldukça hızlı bir şekilde yerine getirildiğini görüyoruz. Aynı yıl Avustralya, seyircilerinin kendi takımlarını ayırt edebilmesi için Olimpiyat üniformalarına farklı işaretler ekliyor. Buna ek olarak, 1908 Londra Olimpiyatları’nın açılış töreni sırasında ABD’li sporcular takım elbise giyerek, bugün bildiğimiz Olimpik Kostüm sınıflandırmasının öncüsü oluyorlar. Modanın Olimpiyat Oyunları’ndaki uzun tarihinin 1896 Atina’da başlayıp 1908 Londra Olimpiyatları ile yıldızlaştığı düşünülse de modanın olimpiyat ateşi, Amerikan moda endüstrisinin takım üniformasına ihtiyaç duyduğu ‘brief’ ile asıl yükselişine geçiyor. Kulislerde konuşulan dedikodulara göre Avustralya’nın Melbourne kentinde düzenlenen 1956 Kış Olimpiyatları’nda ünlü Amerikalı tasarımcılar tarafından hazırlanan eksiksiz Olimpiyat ve seyahat paketi, Amerikalı sporculara rekabette avantaj sağladığı yönünde. Dedikoduları bir kenara bırakıp tasarımcı listesine bakacak olursak kış olimpiyatlarının kısa bir fashion week’e dönüştüğünü söyleyebiliriz.

1980 Kış Olimpiyatları öncesinde ABD’li sporcularının kıyafetleri tanıtılıyor. 13 Şubat 1980.

Kadın atletlere Bonnie Cashin’den seyahat ve geçit töreni için yün jarse bir palto, takım elbise üreticisi Handmacher markasından Olimpiyat logosunu içeren bir geçit töreni üniforması ve Berkshire katkılarıyla hazırlanan bir iç çamaşırı paketi. Erkek atletler için ise Pendleton Woolen Mills’den ceket, şort ve çoraplardan oluşan takım, Nite-Kraft’tan özel dikim pijamalar.

Modern üniforma paketi yalnızca Amerika ve Avrupa moda endüstrilerini desteklemekle kalmıyor, aynı zamanda tasarım firmalarına harika bir lisanslama imkanı veriyor. ABD Olimpiyat Komitesi tarafından onaylanan, yorumcular da dahil olmak üzere binlerce katılımcıyı donatan kıyafetler, oyunların saha içinde ve dışında görsel yönleriyle de ele alındığı bir sektör yarattı.

Televizyonda da yayınlanan büyük bir defileyle duyurulan ve katılımcıları “hamburger standından alıp kravatlı bir partiye götüreceğini” söyleyen Roy Halston’ın 1976 Montreal Yaz Olimpiyatları için hazırladığı tasarımlar yalnızca olimpiyatlarda sergilenmekle kalmadı, tüketici katılımını kazanmak amacıyla -koleksiyondaki Olimpiyat amblemi kaldırılarak- büyük mağazalarda perakende satışa açıldı. Bu da olimpiyatlar açısından bir ilkti tabii.

Olimpiyat Oyunları denim ile tanışıyor

1980’lerde podyuma çıkan denim, aynı yıl gerçekleşen Yaz Olimpiyat Oyunları için de harika bir görünürlük alanı yaratmıştı kuşkusuz; fakat Amerika’nın Moskova’daki oyunları boykot etme kararı kot pantolon reklamları için kaçırılmış bir fırsat oluyor. Hevesi kursağında kalan Levi’s da 1984 Yaz Olimpiyatları ile beklenen dönüşü yaparak, Levi’s logolu tişört ve kot pantolonlarla Olimpiyat moda geçit törenine liderlik etmeye hazırlanmaya başlamıştı böylece.

Markalar Olimpiyat yolunda

90’lara geldiğimizde, Olimpiyat Oyunları’na ve açılış seremonisine halkın gösterdiği büyük ilgi hazır giyim firmalarını ve tasarımcıları Olimpiyat sahnesinde buluşturmaya başladı. Dünyanın en çok izlenen spor organizasyonunda sporcuların kıyafetlerini tasarlamak için yarışan markalar yıllar içinde spor modasına yön veren birçok tasarıma imza attı. Hiç kuşkusuz Reebok, Nike, adidas gibi mega spor markalarının böyle bir prestiji kaçırmayacağı kesindi.

Nitekim çok geçmeden Reebok, yeni teknolojiler kullanarak 1992 Yaz Olimpiyatları için genişletilmiş şekilde hazırlanan 24 parçalık koleksiyon sundu. Aynı dönemde Polo Ralph Lauren ise Kış Olimpiyatları koleksiyonuyla çıkış yaptı. Kasaba tarzı mavi kot pantolon, kot ceket, Amerikan bayrağı ve Olimpiyat halkalı tişörtler… Bu tasarım açılış ve kapanış törenleri için kaçırılmaz bir fırsattı. Uzun zaman süren bu birliktelik 2008’de Ralph Lauren’i ABD Olimpiyat takımlarının resmi kıyafeti haline getirdi. ‘Team USA’ etiketini piyasaya sürmesi, hâlâ Amerikan moda endüstrisinin oyunlara katılımının bir parçası olarak öne çıkmaya devam ediyor.

ABD takımı hâlâ Ralph Lauren giyiyor.

Moda, böyle bir pazarlama fırsatından her türlü yararlanmayı sürdürürken, Giorgio Armani 2006’da Olimpiyatın moda kürsüsüne İtalya sokaklarından harika bir giriş yaptı. “Olimpiyat Oyunlarını ve sporcularımızı her zaman büyük bir ilgiyle izliyorum. Spor, mükemmel değerleri aktaran ve insanları bir araya getirebilen evrensel bir dildir. Bu ortaklıktan dolayı çok mutluyum. İtalyan ekibi için forma tasarlamak, heyecan verici bir stil çalışması, konfor, kullanım kolaylığı, teknik performans ve zarafeti birleştiren parçalarla sonuçlandı” demişti hatta Giorgio Armani. Bu senenin aksine harika bir moda geçidi sergilemişti Armani: 2006 Torino Kış Oyunları’nın açılış töreninde Torino doğumlu model Carla Bruni Armani Privé kıyafetiyle İtalyan bayrağını taşımış ve Olimpiyat bayrağını tutan Sophia Loren’in yanında attığı uzun adımlarıyla modanın olimpiyatlardaki yerini sağlamlaştırmıştı.

İngiltere ise 2012’de Stella McCartney ile dikkatleri üzerine çekti. McCartney, İngiliz Olimpiyat ve Paralimpik takımlarının yanı sıra, adidas’la birlikte İngiliz halkı için podyum trendlerinden ilham alan popüler bir seri piyasaya sürdü.

Rio de Janeiro’daki 2016 Yaz Olimpiyatları’nda da moda çılgınlığı devam etti. Christian Louboutin’in kendine özgü kırmızı tabanları, Küba Olimpiyat takımının üniforma rengine ilham verdi. “Kutlama kıyafetini, sporculara döndükleri an için tasarladık, hâlâ o ihtişamlı andalar ama gerçek dünyaya geri dönüyorlar. Tenlerinde harika hissetmelerini gerçekten istiyoruz” demişti Christian Louboutin.

2016’dan beri Fransız mirasını, malzeme ve teknolojiyle harmanlayan Lacoste, Fransız sporcular için olimpiyat formaları üretmeye devam ediyor. Rio de Janeiro’da üç renkli timsah ve Olimpiyat halkalarındaki horoz ile “Fransız tarzı zarafet ve şıklığa” davet eden Lacoste, Tokyo Olimpiyatları’na mavi-beyaz-kırmızı koleksiyonunu, Japon motifleriyle süsleyerek katıldı.

Fransa’nın Lacoste tasarımı 2016 kıyafetleri

ABD’nin Tokyo Olimpiyat Oyunları için kıyafet tasarımları ise yıllardır kol kola yürüdüğü Ralph Lauren’e emanet. Sporcuları en üst derece sıcaklıklara karşı korumak için tasarlanmış soğutma ceketlerine, Kim Kardashian’ın Skims markası iç çamaşır koleksiyonuyla eşlik ediyor.

Türkiye’ye baktığımızda, 2020 Tokyo Olimpiyat Oyunları’nda performans sergileyecek sporcuların kıyafetleri Vakko tarafından hazırlandı. Logo ise Les Benjamins imzalı… Sporcular ve izleyicilerden tam puan alan tasarım, seyahat ve seremoni olmak üzere, Türk bayrağının kırmızı ve beyaz renklerinden ilham alınarak hazırlandı. Lacivert dokunuşlar Tokyo lacivertini, üç rengin birlikteliği ise takım ruhunu yansıtıyor. Vakko, aynı zamanda bu süreçte tüm tasarımların doğru hazırlanması için Tokyo 2020 vizesi alan tüm sporcuları bulundukları yerlerde ziyaret edip kişiye özel dikim gerçekleştirmiş.

Sokak stili Tokyo 2020’de

Olimpiyat Oyunları tarihinde ilk kez Tokyo 2020 ile karşımıza çıkan kaykay, sokak modasını da olimpiyatın merkezine taşıdı. Nike Skateboard alt etiketi ile ABD, Japonya, Brezilya ve Fransa için hazırlanan kitler eski profesyonel kaykaycı ve ünlü tasarımcı Piet Parra tarafından tasarlandı.

Japon sanatından ve içinde sıklıkla bulunan zengin manzaradan ilham alan dört setin her biri, kendi özelinde renk paletleri sunuyor. Her ülkenin benzersiz kaykay kültürünü kutlayan tasarımlar teknik açıdan bakıldığında sporcunun cildine yapışmayacak şekilde, Tokyo güneşinde serin kalmalarını sağlayan özel bir dokuma ipliğine sahip.

Kısacası, uzun yıllara dayanan moda olimpiyat birlikteliğinin teknolojiyle birlikte önümüzdeki yıllarda sporcu performanslarına çok daha fazla etki edeceğini görüyoruz. Tasarımcıların olimpiyat yarışı modaevlerinde devam ederken, sporcular her yıl daha “havalı” tasarımlarla olimpiyatlarda boy gösterecek.

 

editörün seçtikleri