Yazar: Nazlı Senem Dalgıç
9 Eylül 2021
Nevermind’ın 30. yılı, İngiltere semalarında özel bir belgesel ve radyo programlarıyla kutlanıyor

Şu ara müzik gündeminde sağımızı dönsek Nirvana, solumuzu dönsek yine Nirvana var. Ve mevzu ise hiç değişmiyor: Nevermind albümleri… Evet, neticede vaktiyle Seattle’da esen grunge rüzgarlarının günümüze taşıdığı kült bir albümden bahsediyoruz. Durup dururken Nirvana’ya ve Nevermind’a dair söylenecek (iyi veya belki de kötü) çok şey var. Ama mesela hiçbirimiz albüm kapağındaki para peşinde yüzen bebeğin (bakın bu ironik bir hikayedir) üzerinden geçen 30 küsur senenin ardından, ‘çocuk istismarı’ gerekçesiyle gruba dava açmasını beklemiyorduk muhtemelen. Acaba şimdi Courtney Love ne diyecek diye merakla beklerken bir taraftan da o ikonik kapağa tekrar tekrar bakarken bulduk kendimizi. Şimdilerde ise yeni bir haber var yeniden Nevermind hakkında konuşmamıza sebep olan. Bu sefer herhangi bir kriz söz konusu değil: BBC Music önderliğinde hazırlanan ve  bir belgeselden bahsediyoruz; When Nirvana Came to Britain. Adından da belli olduğu üzere grubun İngiltere’deki zamanı hakkında bir kutlama niteliğine sahip. Bu kutlamanın sebebi ise Nevermind’ın 30. yılı…

İngiliz müziğinin Nirvana üzerindeki etkisini anlatacağı söylenen bu belgeselin dışında da BBC Music türlü kutlamalarla albümü anmaya hazırlanıyor. Mesela BBC Radio 6’te Deep Dive into Nevermind adlı program albümün çıkışını kutlamak için yıldönümünün olduğu gün boyunca Nevermind’dan parçalar çalacakmış. Radio 4’da ise yine bir belgesel programı var: Generation X’in de yazarı Doug Coupland, Teen Spirit: Nevermind adlı bir belgesel hazırlayıp sunacak. Henüz kesinleşmemiş olsa da Dave Grohl’un BBC Radio 2’da bir programa konuk olması da bekleniyor. Bitmek bilmeyen bir şenlik adeta.

Biz belgesele geri dönelim.

BBC Music tarafından yapılan resmi açıklama belgeseli “Albümün müziğini derinlemesine keşfedecek ve Nirvana’yı rock tarihinin en önemli gruplarından biri yapan şeye daha geniş bir açıdan bakacak.” Hmm… 1989 ile 1994 yılları arasını kapsayan bu belgesel, 23 Ekim 1989’da İngiltere’de verdiği ilk konserle açılışı yapacakmış ve Nirvana’nın İngiliz dinleyicisini o zamanlar yeni sayılan grunge ile tanıştırmasını ve o dönemki gençlik üzerindeki etkilerini de anlatacakmış. İngiltere’deki ilk konserlerini barlarda ve küçük mekanlarda gerçekleştiren bir grubun nasıl dalga dalga yükselerek The Word ve Top of the Pops gibi meşhur televizyon programlarında çalacak noktaya geldiğini izleyeceğiz biraz da. Yani aslında özetle evet, Nirvana’nın kısa ve trajik tarihinin İngiltere ayağını göreceğiz diyebiliriz. Alternatif bir yerden çıkıp beklenmedik bir şekilde bir popüler kültür fenomenine dönüşmeleri… Zaten Top of the Pops’u trollemeleriyle meşhurlar. Hatırlatalım:

Belgesel şimdiye kadar pek görülmeyen arşiv kayıtlarını da içerecekmiş. Bazıları hatta grup üyelerinin kendileri tarafından çekilmiş; İngiltere’ye geldikleri yıllarda, çalmaya geldikleri az bilinen mekanlarda. “Dave ve Krist, bilinmeyen röportajları ortaya çıkarırken, grubun İngiltere’deki zamanlarına ilişkin anılarını paylaşıyor. İngiltere’nin neden kalplerinde her zaman özel bir yer tuttuğunu da açıklıyorlar” diye de özellikle belirtiyor BBC. Dave Grohl biraz coşmuş hatta, ”Bizi Amerika’dan önce siz sevdiniz sayın İngiliz seyircimiz. İngitere’den sonra Amerika’ya döndüğümüzde verdiğimiz konserlerde aynı tadı alamadık. Burası bizim için ikinci bir ev gibiydi” gibisinden açıklamalar yapmış.

Bu arada albümün yıl dönümü kutlaması, şanına yakışır bir şekilde orijinal çıkış tarihi olan 24 Eylül ile aynı zamana denk gelecek. Yani belgeseli de, radyo programlarını da 24 Eylül’de izleyip dinleyebileceğiz.

Bir de eğer kaçırdıysanız, Nevermind’in yüzyılımıza damgasını vurmuş ikonik kapağı eksenindeki son gelişmelere değinmek isteriz, çünkü şu anda çetin bir hukuk savaşının merkezinde bulunmakta. Geçen ay, zamanında bebek olan Spencer Elden grubun hayattaki üyelerine, Kurt Cobain’in mirasçılarına ve orijinal fotoğrafçıya çocuk pornografisi ve cinsel sömürü suçlamalarıyla dava açtı…

Bazı hukuk uzmanları, davanın “saçma” olduğunu söylemekte. Aslında, Elden’ın o ikonik kareyi şimdiye kadar pek çok kere yeniden canlandırdığı göz önüne alındığında biraz da haklılar. Yani zamanında o görüntüyü benimsemesi ve yer yer ününden yararlanması davanın akıbetinde önemli bir yer tutacak gibi. Bir de pek çok kişi, kendisinin popüler kültür tarihinde tamamen hak edilmemiş bir yere sahip olmaktan dolayı oldukça mutlu olması gerektiğini söylüyor. Elbette bu konuda görüş bildirmek konu etrafında ciddi suçlamalar dönerken pek doğru değil. Söylenenlere göre de federal bir yasayı kullanarak tüm taraflardan 150.000 dolar almayı ummakta. İlk fotoğraf çekiminde ise ailesine 200 dolar civarında bir ödeme yapıldığı biliniyor. Fotoğrafçı da babasının bir arkadaşıymış zaten.

Şimdilerde 30 yaşında olan Elden, grup üyelerinin “kendilerini ve müziklerini tanıtmak adına şahsi görüntüsünü kullandıklarını ve bundan dolayı ömür boyu zarar gördüğünü” iddia ederek dava açıyor. Yasal vasileri de Spencer’ın herhangi bir görüntüsünün kullanılmasına izin veren bir belge imzalamadıklarını iddia ediyor.

Bir de elbette, gelişim döneminde duygusal olarak bu konudan etkilenmiş olması çok olası. Ancak 2016 yılında yani fotoğraf çekiminin 25. yıl dönümünde Elden’in bile isteye albüm kapağındaki pozunu canlandırdığı da biliniyor. Üstelik mayoyla poz vermeden önce canlandırmayı çıplak yapmaya gönüllü olduğu yönünde söylentiler de mevcut. Ama fotoğrafçı ‘‘Biraz garip olur’’(!) diyerek reddetmiş onun bu teklifini. Albümün 10’uncu, 15’inci ve dediğimiz gibi 25’inci yıldönümleri de dahil olmak üzere birçok kez havuz sahnesini yeniden canlandırması bir yana göğsünde kocaman Nevermind yazan bir dövme de var. Yani kafamız karıştıysa biraz bunlar yüzünden…

Davada adı geçenler arasında Nirvana’nın hayatta kalan iki eski üyesi, davulcu Dave Grohl, basçı Krist Novoselic, Courtney Love, Kurt Cobain’in vasileri, fotoğrafçı Kirk Weddle hatta albümle ilişkisi bulunan birkaç plak şirketi de yer alıyor. Nevermind’ın kapak konseptinin yaratıcısı olarak da Cobain’in adı geçiyor. Hatta sualtı doğumları ile ilgili bir belgeselden ilham aldığı düşünülüyormuş.

Neyse bırakalım şimdi bunları. Nirvana gerçekten de her şeyi değiştiren ve müzik camiasına yön veren albümlerden biriydi. 24 Eylül 1991’de piyasaya çıktığında, müzik aleminde bir değişimin yaklaşmakta olduğunun sinyalini verdi. Gezegendeki en büyük rock gruplarından biri olarak tarihe adlarını yazdırdılar ve grunge kültürünü ana akıma taşıdılar. (Bu iyi bir şey mi, kötü mü ona siz karar verin.) Kısacası; gruba da, albüme de, yapılacak güzellemelere ne bir yazı ne de bir belgesel serisi yetmez. Yıllar sonra bile konuşmaya devam edeceğimiz ise kuvvetle muhtemel.

 

editörün seçtikleri