Yazar: Nazlı Senem Dalgıç
27 Eylül 2021
New York semalarından gelen tüm Sex and the City 2.0 havadisleri

“Samantha’sız Sex and the City mi olurmuş?” sorgulamasına aylardır devam ediyor, her yeni gelişmeye itinayla dadanıyor, diziyle büyümüş bir nesil olarak aynı duyguları yakalayamayacağımızı çok iyi biliyoruz. En başta dünyanın kendisi olmak üzere bizler ve bakış açılarımız epey değişti çünkü. İzlemek istediğimiz ve olması gereken karakter temsilleri artık daha derin, daha kapsayıcı. Fakat tüm bunlar dediğimiz gibi konuya dair ilgimizi asla eksiltmiyor. Aksine her şeye rağmen diziyi hâlâ kafamızda evirip çeviriyor, eskileri yad ederken bir güzel de eleştiriler sıralıyoruz. 1998 ve 2004 yılları arasında geçen senaryo malum epey eksiklerle hatta yer yer fiyaskolarla dolu. Sonrasında çekilen iki filme hele hiç girmeyelim. Gene de HBO Max semalarından gelen her görüntü hem kalp atışlarımızı hızlandırıyor hem de başımızı hafifçe sağa sola sallamamıza sebep oluyor. Lafı fazla uzatmadan tüm bildiklerimizi ortaya döküyoruz çünkü bu bilgiler paylaşılmaya ve eleştirilmeye değer.

Sex and the City’nin ilk bölümünü 1998’de yayınladı. O andan itibaren de dönemin ünlü eleştirmenleri ve izleyiciler tarafından neredeyse çığır açan bir yapım olarak görüldü. Popüler kültürde sağlam bir yer edinmekle kalmayıp, ona yön verme konusunda da epey başarılı bir diziydi. 30’lu yaşlarında New York’ta gerçekliği ciddi anlamda sorgulanır bir hayata sahip dört arkadaşın flört maceralarına ve hayatlarına dürüstçe(!) bakan ilk dizilerden biriydi… 20 yıldan uzun bir süre sonra, HBO Max önderliğinde, 50’li yaşlarındaki Carrie Bradshaw, Charlotte York ve Miranda Hobbes tekrar ekranlarımızda olacak. Aklımızda ise deli sorular.

Malum, 1998’den bu yana çok şey değişti. Yeniden başlaması bir yana dursun, halihazırdaki bölümlere şöyle bir baktığımızda bile neler neler fark ediyoruz. Karakterlerin epey basmakalıp oluşu, senaryodaki ciddi temsil eksiklikleri, yansıtılan kültürün epey klişe oluşu gibi gibi… Yan rollerdeki bazı karakterlerin ırksal klişelere maruz kalması da cabası. Ayrıca, evet 30’lu yaşlarındaki kadınların cinselliğini tartışan ilk dizilerden biri olabilir, ancak dizi bir bütün olarak gerçekten de seks pozitif bir yaklaşıma sahip miydi? Sadece soruyoruz ve elbette bu eleştirileri 2021’in lensinden yapıyoruz. Velhasıl, yeni bölümler konusunda beklenti ve merak epey yüksek. Tam not alıp almayacakları da pek tabii şüpheli. Gene de neredeyse her geçen gün yeni bir haber düşüyor önümüze yeni Sex and the City ve duyurulduğu adıyla “And Just Like That” ile ilgili.

Resmi olarak çekimler devam ederken, New York’un en tanınan karakterlerinin bu günlerde neler yaptığını dört gözle takip ediyoruz. Sızdırılan fotoğraflar olmasına rağmen de senaryoya dair pek bir bilgi yok henüz elimizde. Big’in tam olarak resmin neresinde olduğunu, Samantha’yı nasıl sildiklerini veya Carrie’nin artık metro kartı alıp almadığını bilmiyoruz. Ancak öğrendiğimiz kadarıyla yapımın set inşa etmek için bütçesi yok gibi görünüyor. Bu sebeple de alıştığımız üzere Sarah Jessica Parker’ı Manhattan caddelerinde görüyoruz. Kıyafet tercihleri konusunda da sıkı hayranlar tarafından epey geri bildirim aldıklarını duyuyoruz.

Sonuçta Carrie’nin devasa Manolo Blahnik ayakkabı koleksiyonuna ve Charlotte’un sonsuz elbise rafına şahit oldu bu gözler. Beklentiler yüksek o yüzden. Dizinin efsanevi kostüm tasarımcısı Patricia Field, her bölümle deneysel ve yaratıcı dehasıyla hedefi 12’den vurmuş, stil namına tüm klişelere de kafa tutmuştu. Bu aslında Devil Wears Prada’dan Emily in Paris‘e kadar, dahil olduğu tüm iş için geçerli. Hatta bu alandaki başarılarını tescilleyen bir Emmy’si bile var.

Haliyle hayranların HBO Max önderliğindeki Sex and the City canlandırmasının kıyafet tercihlerine takıntılı olması şaşırtıcı değil. Ancak, son 10 yılda karakterlerin stil gelişiminden de sanki kimse memnun değil. Özellikle bazı hayranların Carrie’nin 2021 modası için yas tuttuğu söyleniyor. Karakterin ünlü tütüsünü dirilterek orijinal hayran kitlesine hitap etme çabaları başarısız olmuş gibi.

Yayınlanan fotoğraflarda Carrie, Sex and the City’nin açılış jeneriğinde giydiği tütü eteğinin uzun bir versiyonunu giyiyor. Görünümü çok renkli çizgili bir üst, beyaz çizmeler ve mor payetli Fendi çanta (şaşırdık mı?) ile tamamlanmış. Evet, eski tarza bir saygı duruşu var, fakat hayranlar yeni Carrie ile özdeşleşmekte zorlanıyor gibi. Hatta hayal kırıklığına uğramış bir kişinin; “Bu, Carrie Bradshaw’ın korkunç bir sahte kopyası” gibilerinden bir yorum yaptığını dahi gördük. Siz ne dersiniz?

Bunun en büyük sebebi Emily in Paris’in ikinci sezon çalışmalarıyla zamanlama olarak çakışmaları. İki dizinin çekimleri döneme denk geldiği için büyük Sex and the City buluşmasında yer alamayacağını açıklamıştı Patricia Field. Yani böyle diyor ama arkasındaki sebepleri bilemiyoruz. Neyse… Haliyle stil konusundaki bu hayal kırıklıkları biraz da onun olmayışından muhtemelen… Yine de bu endişeler izleyicileri izlemekten caydırmak için yeterli değil gibi görünüyor. (Bu arada bilmeyenler için bir not: Emily in Paris’in yaratıcısı da Darren Star. Ama o da bu buluşmada yer almıyor. Belli ki Patricia Field ile ikisinin bu konuda tavrı net.)

Öte yandan geçtiğimiz günlerde, Kim Cattrall, Instagram hesabından Field ile bir fotoğrafını paylaştı… Hmm… Patricia Field’ın açıklamasına pek inanmadığımızı söylemiştik… Cattrall, “bu geceyi muhteşem Field” ile kutladığını yazarken, Field ise: “New York’taki arkadaşlar… @kimcattrall ile hayatı kutluyor!” gibilerinden bir cevap verdi. Üstelik paylaşıma, model Naomi Campbell da dahil olmak üzere birçok hayran yorumlarıyla dahil olmuş, bazıları da birlikte çalışacak başka bir proje bulmalarını söylemiş.

Ayrıca yeni bölümlerde Hamilton’dan Christopher Jackson, The Marvelous Mrs Maisel’den LeRoy McClain, Old’tan Alexa Swinton, Grey’s Anatomy’den Sara Ramirez, Marvel’in Luke Cage yıldızı Karen Pittman ve Homeland’s da rol alan Sarita Choudhury yer alacakmış. En azından aldığımız güncel bilgiler şimdilik bu yönde.

Bir de yeni gelen görüntülerde Carrie Bradshaw’un hâlâ sigara içtiği görülüyor. Yeni rol arkadaşı Sarita Choudhury ile havalı bir arabanın arkasındalar. Hatırlarsanız, Carrie’nin iflah olmaz bir sigara içicisi olması, onunla ilgili en kusurlu şeylerden biriydi… Aidan sigarayı bırakmasını istemişti ama Carrie bunu karakterinin bir parçası olarak görüyordu… Doğal, kusurlu ve cesur bir kadın karakter temsilini pekiştiriyordu bu sigara bağımlılığı. (O zaman Fleabag’le tanışmamıştık tabii, tek bir sigaradan çok anlam çıkarıyorduk.) Haliyle bu yeni görüntüler Carrie’nin hâlâ ‘kusurlu’ olduğuna dair ipuçları veriyor. Artık hayranlar buna sevinir mi, üzülür mü orasını bilemeyiz.

Asıl şaşırtan haberlerden bir diğeri de Mr. Big’in eski eşi Natasha karakterinin de geri dönecek isimlerden birisi olması. Acaba Carrie ile kanka mı oldular?

Ve maalesef son günlerde son derece üzücü bir haber de düştü önümüze. Carrie’nin en yakın arkadaşlarından Stanford’ı canlandıran Willie Garson, hayatını kaybetti. Henüz 57 yaşındaydı. Biz de bir arkadaşımızı yitirmiş gibi hissettik gerçekten. Neticede bölümler boyunca beraber gülüp beraber ağlayıp yine beraber partilemedik mi? Miranda Hobbes’u canlandıran Cynthia Nixon da “Hepimiz onunla çalışmayı çok sevdik, hatta bayıldık. Hem ekranda hem gerçek hayatta inanılmaz eğlenceliydi. Aydınlığın, arkadaşlığın ve şov dünyasındaki erdemin kaynağı gibiydi” açıklamasıyla hislerini paylaştı. Sex And The City ve devam dizisi And Just Like That adlı yapımların yapımcısı olan Michael Patrick King de Garson’ın “hastayken bile çalıştığını” söyledi ancak herhangi bir hastalığa dair detay vermedi. Garson’ın evlat edinme konusunda ciddi kampanyalar yürüttüğü ve 2009’da oğlu Nathen’ı evlat edindiği biliniyor.

Sarah Jessica Parker’ın yazdıkları da boğazımızı düğümledi, gözlerimizi doldurdu.

“30 küsur yıllık bir dostluğun kaybı o kadar büyük ki… Sırlara, maceraya, birlikte parçası olunan profesyonel bir aileye, gerçeğe, konserlere, araba yolculuklarına, yemeklere, gece geç saatlerde yapılan telefon görüşmelerine, ebeveynlik konusundaki ortak bağlılığa ve beraberindeki tüm gönül yaralarına ve neşeye, zaferlere, hayal kırıklıklarına, korkuya, öfkeye izin veren; yıllarca setlerde (özellikle Carrie’nin dairesinde) hem Stanford hem Carrie hem de Willie ve SJ olarak gecenin geç saatlerine kadar gülerek geçirilen gerçek bir dostluk. Willie. Seninle ilgili her şeyi özleyeceğim.”

🙁

Tüm iyi, kötü, heyecanlandıran ve düşündüren haberlere rağmen yeni Sex and the City bölümlerinin çıkış tarihinin ise henüz onaylanmadığı biliniyor. 2021’in sonlarında ekranlara gelmesi ise muhtemel gibi. Bizler de tahmin ettiğiniz üzere merakla beklemeye ve aktarmaya devam edeceğiz…

 

 

editörün seçtikleri