Yazar: Gamze Akyol
12 Nisan 2022
Yeniden buluşmalar, ilk karşılaşmalar: Nisan ayı boyunca dadanacağımız filmler ve diziler

Nihayet sert bir kışı geride bırakırken baharın mis kokuları ve enerjisi içimize dolmaya başladı bile. Üstelik pandeminin o yıkıcı etkilerinden de yavaş yavaş kurtulurken seyir zevkimizi eskisi gibi yaşamaya da başladık. Oh… Film festivalleri ya da sinema salonları o eski düzenine dönüyor artık. Tabii dijital platformlar da içeriklerini ful fors yayınlamaya devam ediyor bir yandan. Biz de gerek beyazperdede gerekse ekran başında izleyebileceğimiz birtakım yapımların peşine düştük yine. (Çünkü dadanmak bunu gerektirir.) Listemize birkaç gençlik dizisi, sağlam bir kara komedi, gerilimin tavan yaptığı intikam destanları, feminist öyküler ve de aksiyonu bol filmler de serpiştirdik; polisiyeleri ya da belgeselleri de ihmal etmedik. Grace and Frankie ile Better Call Saul’a veda ederken Russian Doll’un dönüşünü de kutladık bir yerlerde. Nicole Kidman’ı da bol bol andık. Lafı daha fazla uzatmadan sizi Nisan ayında izleyeceğimiz film ve dizilerden oluşan listemizle baş başa bırakıyor, keyifli seyirler diliyoruz.

Morbius (1 Nisan’dan itibaren vizyonda)

Jared Leto’nun Marvel evrenine girişini müjdeleyen Morbius, Tom Hardy’li Venom dünyasından kopup gelen yeni bir karakterin orijin filmi. Konusu ise kısaca şöyle; Nadir görülen bir kan bozukluğu yaşayan bilim insanı Michael Morbius, üzerinde yaptığı deneylerin ters gidişiyle bir tür vampire dönüşür. Bu dönüşüm sonucu elbette hastalığının acılarını geride bırakır ama bu defa da kana karşı duyduğu doyumsuz istekle baş etmeye çalışır. Her şeye rağmen kendine hakim olmaya çalışır ve bu güçlerini yardıma muhtaç insanlarla yardım etmek için kullanırken zaman zaman şeytani yanlarının da esiri olur. Tıpkı Venom gibi MCU’nun “yeraltı” filmlerinden biri olan Morbius’da Leto’ya Matt Smith, Jared Harris, Tyrese Gibson ve Michael Keaton da eşlik ediyor.

Everything Everywhere All at Once (8 Nisan’dan itibaren vizyonda)

Dan Kwan ve Daniel Scheinert’in ortak yapımı olan Everything Everywhere All at One, kocasıyla beraber yıllar önce Çin’den Amerika’ya göç etmiş olan Evelyn’in heyecan dolu macerasını anlatıyor. Vergilerini ödemekte zorlanan Evelyn, yaşayabileceği alternatif hayatları, paralel evrenleri keşfe çıkar. Bir süre sonra kendini çoklu evrenlerin sonsuz olasılıkları arasında kaybolmuş bir vaziyette bulurken bir de üstüne bu dünyaları kurtarmaya çalışır. Michelle Yeoh’ın başrolünü üstlendiği A24 yapımı bu eğlenceli film sinema salonlarında kendinizi kaptıracağınız bir çeşit duygu seli vadediyor seyircisine. Üstelik ilk gelen skorlara bakarsak gayet de beğenilmiş gibi duruyor.

Metal Lords (8 Nisan’dan itibaren Netflix’te)

Game of Thrones’un yaratıcılarından DB Weiss’ın kaleminden çıkan Metal Lords, Weiss’in kariyerinde görmeye alışık olmadığımız tarzda bir gençlik komedisi. Kadrosunda ise Jaeden Martell, Adrian Greensmith, Brett Gelman ve Joe Manganiello gibi isimler yer alıyor. Bir heavy metal müzik grubu kurmak isteyen ama okullarında kendilerinden başka heavy metal seven kimseyi bulamayan iki gencin dramını anlatıyor Metal Lords. Fonda metal müziğin yer aldığı; ilk aşklar, ergence duygular ve lise dostlukları gibi temaların işlendiği bu gençlik filminin baş müzik yapımcılığını ise Tom Morello üstleniyor. Metal Lords, lise koridorlarından kopamayanlar için eğlenceli formüller sunan bir film.

Ambulance (8 Nisan’dan itibaren vizyonda)

Yapımcı Michael Bay, Ambulance ile 2005 Danimarka yapımı aynı adlı filmin yeniden uyarlamasıyla karşımızda. Gerilim ile aksiyonun harmanlandığı bu film Danny ismindeki eski askerin çaresizce hasta karısının ameliyat ücretini toplamak için giriştiği soygunu anlatıyor. Üvey kardeşiyle beraber ihtiyacı olan 32 milyon dolar için banka soymaya kalkan Danny’nin soygunu planladığı gibi gitmiyor. Ve bankadan kaçarken içinde ağır yaralı bir polis ile bir acil servis çalışanının bulunduğu ambulansı kullanan Danny bu suçtan paçayı kurtarmaya çalışıyor. Jake Gyllenhaal, Yahya Abdul-Mateen II ve Eiza González’in başrolünü üstlendiği filmde adrenalin dozu epey yüksek.

Fantastic Beasts: The Secrets of Dumbledore (15 Nisan’da vizyonda)

Bir kısım Harry Potter hayranının çoktan cancel’ladığı bir kısım hayranının ise hâlâ sıkı takip ettiği bir isim J.K. Rowling. Yaptığı işler gişede hâlâ hatırı sayılır bir karşılık buluyor. Fantastic Beats: The Secrets of Dumbledore da kendisinin Potter serisinin ardından devam ettirdiği fantastik canavarlar serisinin üçüncü filmi. Serinin ikinci filminden birkaç yıl sonrasında geçen film, Albus Dumbledore’ın Muggle’ların sonunu getirme planları içinde olan Grindelwald’a karşı verdiği mücadeleyi anlatıyor. Dumbledore ve kendisine eşlik eden diğer büyücülerin İkinci Dünya Savaşı’ndaki rollerini izleyeceğimiz filmin kadrosunda Jude Law, Eddie Redmayne, Katherine Waterston, Mads Mikkelsen ve Ezra Miller bulunuyor. Yönetmenliğini David Yates’in üstlendiği Fantastic Beats: The Secrets of Dumbledore 15 Nisan’da vizyona girecek.

Roar (Apple TV, 15 Nisan)

PS I Love You kitabıyla tanınan Cecelia Ahern’in aynı isimli kısa öykü serisinden uyarlanan bir antoloji dizisi Roar. Yapımcılığını ve başrolünü ise Nicole Kidman üstleniyor. Ahern’in “feminist masallar” şeklinde de anılan bu öyküleri 30’ar dakikalık sekiz bölümle ekrana taşınıyor. Ahern ayrıca öykülerini “günümüzde kadın olmanın ne anlama geldiğine dair anlayışlı, dokunaklı ve bazen komik olan portreler” şeklinde tanımlıyor. Tür yelpazesinin fantastikten korkuya kadar açıldığı bu masallarda Kidman’a Judy Davis, Alfred Molina, Jake Johnson, Jason Mantzoukas gibi isimler eşlik ediyor. Birbirinden farklı hayat mücadeleleri veren sekiz farklı kadının hikayesine ışık tutan Roar 15 Nisan’da Apple TV’de yerini alacak.

The First Lady (Showtime, 17 Nisan)

Nisan ayında yayınlanacak diziler arasında Showtime’ın Beyaz Saray’ın First Lady’lerine odaklandığı bir antoloji dizisi de yer alıyor. Dizinin kendi tanıtım metni şöyle; “Beyaz Saray’ın Doğu Kanadı’nda, tarihin en etkili ve dünyayı değiştiren kararlarının çoğu Amerika’nın karizmatik, karmaşık ve dinamik First Lady’leri tarafından verildi.” Amerika’nın ve dolayısıyla tüm dünyanın en tanınan yüzlerinin Beyaz Saray’da yaşadıkları önemli anlara odaklanan 10 bölümlük bu dizide Viola Davis Michelle Obama’ya, Michelle Pfeiffer Betty Ford’a ve Gillian Anderson da Eleanor Roosevelt’e hayat verecek. Her biri kendince zor zamanlar atlatmış, siyasetin kirli oyunlarından nasibi almış olan First Lady’ler Obama, Ford ve Roosevelt’i bir araya getiren bu yapımın yapımcısı Cathy Schulman “bütün mesele her zaman bir cümleyi başka bir karakterin cümlesiyle bitirmekti” diyor. Kiefer Sutherland, Aaron Eckhart, Dakota Fanning ve O-T Fagbenle gibi oyuncuların da yer aldığı kadrosuyla dikkat çeken The First Lady’de yarı tarihi yarı biyografik bir anlatım bizi bekliyor.

Better Call Saul (AMC, 18 Nisan)

Yayın hayatına televizyon dünyasının en ses getiren dizilerinden Breaking Bad’in spin-off’u olarak başlayan ama kısa sürede kendi kitlesini yaratan bir dizi Better Call Saul. Ve yayınlanmaya başladıktan yaklaşık yedi sene sonra, altıncı sezonuyla ekranlara veda etmeye hazırlanıyor. Breaking Bad’in en sevilen karakterlerinden biri olan ve Bob Odenkirk’in nefis oyunculuğuyla hayat bulan Saul Goodman’ı merkezine alan dizinin yaratıcısı Peter Gould, diziyi iyi bir finalle bitirebilmek için ellerinden geleni yapacaklarını söylemişti geçtiğimiz sene. Ayrıca hepimizin merakla beklediği bir sorunun cevabını da Variety’e şöyle vermişti; “Bazı şeyler spoiler olacağından izleyicilerle paylaşmak istemiyorum ancak diziye ilk başladığımızdan itibaren bize gelen ‘Dizide Jesse ve Walter olacak mı?’ sorusunun yanıtını verebilirim. Artık kaçmaya gerek yok, nasıl olacağını söylemeyeceğim ama dizinin final sezonunda Jesse ve Walter olacak.” Zaten olayların gidişatı bizi oraya doğru götürüyordu ama umutlanmaya da cesaret edememiştik bu haberi alana kadar… Artık geri sayımına başladığımız Better Call Saul’ın final sezonu iki kısım halinde yayınlanacak. Finalin ilk kısmı 18 Nisan’da ikinci kısmı ise 11 Temmuz’da yayınlanacak.

Russian Doll (Netflix, 20 Nisan)

İlk sezondan yaklaşık üç sene sonra, nihayet, yeni sezonuyla geri dönüyor Russian Doll. Tıpkı ilk sezonda olduğu gibi Leslye Headland, Natasha Lyonne ve Amy Poehler üçlüsünün kaleme aldığı bu yeni sezonda gündemimiz zaman yolculuğu olacak. Nadia ve Alan’ın rahatsız edici bir zaman loop’undan kaçmayı başardıktan dört sene sonrasında geçecek olan yeni sezonda yine kara mizah ile bilim kurgu iç içe geçiyor. Şaşkın karakterlerimiz bu defa da Manhattan’ın kuytu köşelerinde bulunan bir zaman portalı aracıyla geçmişe gidiyorlar. Yine başlarda bu fantastik durumun da tadını çıkarmaya karar verseler de elbette “kelebek etkisi” başta olmak üzere çeşitli sorunlarla uğraşmak zorunda kalıyorlar. Tekrar omuz omuza verip bu portalı kapatmanın bir yolunu arayan ikilinin keyifli maceralarını izliyoruz biz de. Natasha Lynonne ve Charlie Barnett’e bu sezon eşlik edecek oyucular arasında ise Annie Murphy, Sharlto Copley, Carolyn Michelle Smith ve Ephraim Sykes bulunuyor. Üçüncü sezonla ilgili henüz resmi bir açıklama gelmese de biz ümitliyiz; müjdeli haberi almamız yakındır.

Heartstopper (Netflix, 22 Nisan)

Netflix’in İngiliz gençlik dizilerinden biri olan Heartstopper, kendi kitlesini çoktan yaratmış bir çizgi roman uyarlaması. Ve dizi, bir erkek lisesinde okuyan 15 yaşındaki Nick ile Charlie’nin ilişkisine odaklanıyor. Tıpkı bir başka Netflix dizisi olan Sex Education’da olduğu gibi ergenlik döneminde hepimiz için tam bir sınav olan her türlü romantik, cinsel, arkadaşlık ilişkilerinin keşif sürecini sevimli bir tonda anlatıyor. Hatta dizi şimdiden “Anti-Euphoria” şeklinde anılıyor. Dizinin yaratıcısı olan Alice Oseman iyimser ve neşeli bir hikaye yaratmak istediğinden bahsederken başrolleri de Kit Connor ve Joe Locke’a emanet ediyor.

The Northman (22 Nisan’da vizyonda)

Robert Eggers’in tıpkı Shakespeare’in Hamlet’i için yaptığı gibi Amleth efsanesinden ilham alarak yazdığı The Northman, Orta Çağ İskandinav esintileri taşıyan bir gerilim filmi. 2019 yılında da psikolojik gerilim türündeki The Lighthouse ile dikkatleri üzerine çekmişti Eggers. Bu defa 10. yüzyıl İzlanda’sında geçen yeni gerilim filminde öldürülen anne-babasının kanını yerde bırakmamak için ful fors bir intikam planına girişen Amleth’in hikayesini anlatıyor. Kadrosunda yer alan Alexander Skarsgård, Nicole Kidman, Anya Taylor-Joy gibi isimlerle adından sıkça söz ettiren The Northman’in sunacağı sinematografik şöleni görkemli fragmanından bile anlayabiliyor ve 22 Nisan’a kadar günleri saymaya koyuluyoruz biz de.

The Mystery of Marilyn Monroe: The Unheard Tapes (Netflix, 27 Nisan)

Aramızdan oldukça erken ve de zamansız ayrılan yıldızlardan biri olan Marilyn Monroe popülerliğini günümüzde bile korumaya devam ediyor. Adının geçtiği nice belgeseller, filmler çekildi bugüne kadar ama kendisi hakkında bilmediğimiz daha birçok şey olduğuna oldukça eminiz. Hayatta olduğu süre boyunca ekranlara ya da dergi kapaklarına hep o büyüleyici güzelliğiyle, “seksi” pozlarıyla taşınıp gerçekten anlaşılmaya hiçbir zaman zahmet edilmemiş bir kadın ayrıca. Yakında Netflix semalarında yerini alacak olan yeni belgeseli ise Monroe hakkında çözülememiş bir başka muammaya, ölümüne odaklanıyor. Bir araştırmacı gazetecinin Monroe’nun yakın çevresiyle ölümü hakkında yaptığı röportajları içeriyor bu belgesel. Ve yine Marilyn hakkında ilk defa duyacağımız çeşitli bilgiler barındırıyor içinde. Emma Cooper tarafından yönetilen The Mystery of Marilyn Monroe: The Unheard Tapes, 27 Nisan’da yayınlanacak.

Under the Banner of Heaven (Hulu, 28 Nisan)

Jon Jrakauer’in gerçek bir cinayet soruşturmasını konu alan aynı isimli romanından uyarlanan bir polisiye dizi Under the Banner of Heaven. 1984 yılında, Utah’ın küçük bir kasabasında yaşayan Brenda Lafferty ve kızı Erica Brenda’nın eşinin kardeşleri tarafından öldürülüyor. Ve Ron ve Dan kardeşlerin Mormonizmle olan bağlarının oldukça kuvvetli olduğu biliniyor.  Bu trajik cinayetleri araştırmak üzere görevlendirilen dedektif Pyre’ı ise sıkı Mormon inancını sorgulatıcı birçok kanıt bekliyor. Cani kardeşlerin mahkemedeki “çünkü Tanrı bizden bunu yapmamızı istedi” şeklinde kan dondurucu detaylarla akılda kalan bu cinayet davasını ekrana taşıyacak olan mini dizinin başrollerinde ise geçtiğimiz senenin en çok konuşulan Spidey’lerinden biri olan Andrew Garfield ve Normal People dizisiyle yıldızı parlayan Daisy Edgar-Jones üstleniyor.

Grace and Frankie (Netflix, 29 Nisan)

Marta Kauffman ve Howard J. Morris tarafından yazılan Netflix’in en sevilen komedi dizilerinden biri olan Grace and Frankie 29 Nisan’da, sekizinci sezonuyla son defa ekranlara geri dönüyor. Jane Fonda, Lily Tomlin, Sam Waterston ve Martin Sheen’in başrolleri üstlendiği dizi, 70’li yaşlarından sonra hayatlarındaki beklenmedik gelişmelerle beraber yakınlaşan Grace ve Frankie’yi anlatıyor. Grace ve Frankie, yıllardır aynı avukatlık bürosunda çalışan kocalarının aslında birbirlerine aşık olduklarını öğrendikten sonra, mecburen bir araya geliyorlar. Olayın şokunu birlikte atmaya çalışan ikili zamanla yakın arkadaş oluyorlar. Sürükleyici ve de eğlenceli kurgusuyla kendisine sağlam bir hayran kitlesi yaratmayı başaran Grace and Frankie’nin final sezonu 12 bölümden oluşuyor. Ve böylelikle de Netflix’in en uzun soluklu (ve de komik) orijinal dizilerinden biri olmayı başarıyor.

The Unbearable Weight of Massive Talent (29 Nisan’da vizyonda)

Popüler kültürün tam olarak neresinde durduğunu kestiremediğimiz nevi şahsına münhasır bir isim Nicolas Cage. Ya cringe bir yerden ya da ikonik bir yerden yani bir şekilde adı geçiyor gündemimizde. Ve Cage bu sene de kendisini canlandırdığı bir acayip filmle karşımıza çıkmaya hazırlanıyor. Kendisinin “gerçekten biraz paraya ihtiyacı olan” bir versiyonunu canlandırdığı The Unbearable Weight of Massive Talent filminin kadrosunda göreceğimiz diğer isimler ise şöyle; Neil Patrick Harris, Pedro Pascal, Tiffany Haddish, Ike Barinholtz. Cage’in kariyerinin 2010’lu yıllardan itibaren düşüşe geçtiği, geçinmekte zorlandığı ve de eski yönetmen dostlarının kapılarını çaldığı versiyonunu izleyeceğimiz bu absürt suç filmi Türkiye’de 29 Nisan’da vizyona girecek.

 

editörün seçtikleri