Advertisement
Nomophobia: telefonsuz kalmaktan korkmak
yazar: İris Işık

Kaçımız telefonunu evde unuttuğunu fark edince eve geri döndü? Kaçımız kafe ya da restorana girdiğinde telefonun şarjı az olduğu için prizin yanında olan bir masada oturmayı tercih etti ya da ‘telefonumu şarja verebilir miyim?’ cümlesini kurdu? Ya da kaçımız yanında harici şarj aleti taşıyıp telefonun pili bitince cebinde ya da çantada telefonu sarj ederek yürüdü? Üçte üçseniz durum vahim. Yok yok hiç üzülmeyin, hepimiz aynı dertten mustaribiz. Telefonsuz kalmaktan aşırı korkuyoruz, şarjı biterse endişe ediyoruz ve onsuz güne başlarsak panikliyoruz.

Evet artık bu endişeyi yani telefonsuz kalma korkunuzu tarif edecek tek bir kelime var: NOMOPHOBIA. Türkçeleştirirsek herhalde Nomofobi olarak çevirebiliriz.

Cambridge Dictionary’nin yılın kelimesi olarak seçtiği nomophobia tam anlamıyla telefonsuz kalma ya da telefonu kullanamama fikrinden kaynaklı korku ve endişe anlamına geliyor. Kelimenin hecelerine dikkatli bakın: NO MObile PHOne phoBIA, oldukça manalı.

Tüm dünyada en çok başvurulan sözlüklerden, yakından tanıdığımız Cambridge Dictionary, 2018’i en iyi özetleyen kelimeyi ilk defa halka soruyor. Cambridge Dictionary editörlerinin son listeye aldığı dört kelime sosyal medya takipçileri ve blog okurları tarafından oylanıyor ve nomophobia yılın kelimesi olmaya hak kazanıyor. Diğer yarışan üç kelime de aslında enteresan. Bir bölgenin doğal çevresini yok etmek ya da ona zarar vermek anlamına gelen Ecocide, bir kişinin düşünceleri ve inançlarının tehlikeli ve kabul edilemez olduğundan alenen açıklamasına olanak sağlamayı reddetmek anlamına gelen No-platforming ve bir diğeri Gender Gap. Bu kelimeler karşısında yılın kelimesi olmaya hak kazandığı için nomophobia’yı tebrik ediyoruz.

Kelimenin lugata girişini her ne kadar davul zurna eşliğinde kutlasak da durum baya ürkütücü. Pew Araştırma Merkezi’nin verilerine göre 2011 yılında Amerika’daki yetişkinlerin yüzde 35’inin akıllı telefonu varken bu rakam 2017’de yüzde 77’yi gösteriyor ve akıllı telefona sahip yüzde 46 ise telefonları olmadan yaşayamayacaklarını beyan ediyor. Vov! Onlardan ayrılma fikrinin verdiği anksiyeteye sahip olanlara bundan böyle nomofobik diyebiliriz sanırım. Hatta bazı İngilizce söylemlerin kısaltması gibi “Bu aralar çok MIA’sın” (Missing In Action– “Ortalarda yoksun”) gibi “Sen de çok Nomo’sun yahu” gibi kısaltmalarla inceden göndermeler yapabiliriz belki de.

Hatta geçenlerde çıkan bir habere göre Vitaminwater isimli içecek markası nomofobikleri teşvik eden ya da bir eleştirel yaklaşan bir yarışmaya imza atıyor. Twitter ya da Instagram’da #nophoneforayear ve #contest etiketleriyle bir post koyup katılabileceğiniz yarışmanın büyük ödülü 100 bin dolar. 8 Ocak’a kadar katılma şansı veren müsabakada yarışacak kişiyi 22 Ocak’ta duyuracaklar ve o kişiye 1996 yılından bir telefon verecekler. Laptop kullanma izni olan yarışmacı eğer takoz telefonla altı ay hayatta kalırsa 10 bin dolar, bir yıl kalırsa 100 bin dolar kazanıyor. “E peki bunu nasıl anlayacaklar”, “ne var ki katılırım” diyenler de geri dursun. Onu düşünmüşler tabii ki. Yarışmacıyı yalan makinasına bağlayarak dürüstlüğü ölçecekler. Detaylı bilgi için şuraya bir bakınız.

Günümüzü şenlendiren bu iki haberle anlıyorum ki Black Mirror bölümlerinden birinin gerçeğe dönüşmesine galiba çok az kaldı. Siz siz olun Nomo olmayın, ara ara kaydırma keyfine mola verin, baş parmağınızı dinlendirin.

(Bu arada son bir not, kapaktaki illüstrasyona bayıldık ve şuradaki linkten aldık.)