Advertisement
Öyle böyle değil, acayip vurgunuz ona: Sahnelerin gösterişli hanımefendisi Matmazel Coco ile röportaj
yazar: dadanist

Matmazel Coco ile bir röportaj için buluştuk. (Ve yine vurulduk!)

Sahnedeyken aklınızı başınızdan alacak ve size bir daha kendini asla unutturmayacak biri Matmazel Coco. Hangi özelliğine vurulduğunuzu anlamanız ise biraz zaman alabilir: ince zekasının birer ürünü olan esprilerine mi, sizi peşine takan yeteneğine mi yoksa ihtişamlı güzelliğine mi? (Ya da D- Hepsi!)

Yıllardır sahnelerin tozunu attıran Matmazel Coco’yla tanışmam yıllar önce bir Hormonlu Domates’te oldu, ki hâlâ favorim kendisi… Sonra pek çok farklı yerde izleyip daha da hayran kaldım, şarkıları dilime dolandı, çıkmadı… (Demiştik, size kendini asla unutturmayacak diye…)

İstanbul gece hayatının vazgeçilmezlerinden divalar divası hanımefendi herkese röportaj vermezmiş, o yüzden kendimi çok şanslı hissederek hemen sorulara geçiyorum…

Röportaj: Irmak Keskin

Hoşgeldin Coco’cuğum, nasılsın? Çok çalışıyorsun bu aralar, tüm işlerin arasında vakit ayırdığın için teşekkür ederim öncelikle.

Rica ederim tatlım. Umarım bu röportaj böyle klasik sorularla devam etmez.

İlk olarak nasıl kendini doğurduğunu sorarak başlamak istiyorum, ne zaman dünyaya geldin, bir tiyatrocu, Seyhan Arman, nasıl bir kurguyla var etti seni?

Ay kendini çok akıllı zannetmen ne olacak? Aklınca yaşımı öğrenmeye çalışıyorsun ama yemezler. Benim gibi doğal sarışın, ince belli, kaşık yüzlü ve bebeksi genç kızların yaşı sorulmaz. Ha, senden gencim o ayrı. Soruna gelirsek; kurgu yok, diri vücudum gibi her şeyim yüzde 100 gerçek. Tanınmaya başlamam Madame Margot projesi ile oldu.

Kendini  nasıl görüyorsun? Makyaj yapmıyorsun, doğal güzelliğinle hep sahneye çıkıyorsun tabii de, aynaya bakınca ne hissediyorsun? Nasıl tanımlıyorsun kendini?

İflah olmaz bir güzellik görüyorum aynaya bakınca ve her seferinde bu muhteşemlik karşısında şaşırıp kalıyorum. Bu kadar doğal, bu kadar gerçek bir güzellik hiç bir yerde yok. Tabii bu kadar mütevazi.

Pek çok mekanda sahneye çıkıyorsun, her seferinde de bir birinden yaratıcı kıyafetlerin, özeni ve inceliği göze çarpan aksesuarlarınla… Bunların hepsinin bir araya gelmesi, hazırlanması çok zaman ve emek isteyen bir süreç, nasıl tasarımından hazırlanmasına gelişiyorlar, sen mi ‘böyle olsun’ diyorsun?

Emeksiz hiç bir şey olmaz tatlım. Neredeyse haftada altı-yedi gün, bazen günde dört farklı mekânda sahne alıyorum. İnsanlar bana bu değeri verip, izleme inceliğini gösteriyorlarsa onlara izlenebilecek bir fotoğraf sunmalıyım. Evet işin asıl içeriği eğlence ama görsel de çok önemli. Tasarıma gelince, genelde uyduruyoruz. Sevgili sahne amirim Kayhan Kitapçıoğlu ile genelde kafa patlatıyoruz. Ya baştan çiziyor Kayhan, ya ben bir fotoğraf buluyorum ve şurası şöyle olsun, apoleti böyle dursun vs fikir alışverişi ile çıkıyor. Bazen de Eminönü’nden en ucuz kumaşı alıp iki tütü dikiyoruz oluyor. Gerçi hayat o kadar pahalı ki, artık en ucuz kumaş bile ucuz değil.

Yeni bir YouTube kanalıyla yakında mekanların, etkinliklerin ötesine, bir de internete açıyorsun kendini. Kanal açma fikri nereden çıktı? Neler izleyeceğiz Matmazel Coco’dan?

Youtube için daha önce çok teklif gelmişti ama yoğunluğumu bahane ederek kabul etmedim hiç birisini. Sonra YouTube’da bazı programlara çıktım ve çok izlenip, çok güzel tepkiler aldım. Seyirci kitlemin yaş ortalaması düşüp daha genç olanlar ilgi gösterince “e hadi” dedim, yapalım dedim. BeTube ekibi de destekleyince kanalı açmaya karar verdik.

Bir de vazgeçilmez singleların, kendine has yorumların, kabare şarkıların var. Onlar nasıl oluşuyor? Şimdi bir kısmını paylaştığın 1.60 var sanırım, belli ki hepsinin bir hikayesi de mevcut, en sevdiğin şarkın hangisi?

Özgün şarkıları kendim yazıyorum hep. Bazen çalışmaya başladığım bir mekan adına, bazen dayanılmaz güzelliğim için yazıyorum. Bazen de dünya müzikallerinden en bilindik şarkılara Türkçe söz yazıyorum. Bazen de hiç bilinmeyen ama duyulduğu anda dile pelesenk olan türküleri seslendiriyorum.  Ve aralarında bir ayırım yok. Mekana, zamana, evente göre hepsini ayrı ayrı seviyorum.

İzleyicilere çok laf atıyorsun, hiç tersleyen, güzelliğinden kocasını kıskanan olmuyor mu?

Aslında amaç birilerine laf sokmak değil, beraber eğlenmek. İnteraktif bir eğlence olmasını sağlamak. İronik bir dilim var ve sanırım azıcık patavatsızım ama çok şekerim diye genelde hiç bir şey demiyor seyirci. Hatta bir başkası söylese kıyamet kopacakken ben söylediğimde eğlenmeyi tercih ediyorlar. Tabii insanların %100ünü memnun etmek mümkün değil. Bazen tripli birileri çıkabiliyor. Eğer durumu anlarsam hemen tüm okları kendime çevirip telafi etmeye çalışırım. Olayı sorgulamam, “ben bir şey demedim neden bu tepkiyi verdi” diye düşünmem. Benim işim insanları germek, rencide etmek falan değil. Benim işim eğlendirmek. O zaman doğru şekilde yapmalıyım. Hatta bazen doğru elektriği alamadığım için görmezden geldiğim çok insan oluyor.

Yıllardır eğlence sektörü ve gece hayatının içindesin, tüm bu süreçte neler değişti? (iyi ve kötü)

Daha bir pavyonlaştık diyebilirim. Asla aşağılama anlamında söylemiyorum ama clupler bile modern pavyon artık. Bazen eğlenmeye değil de sırf hava yapmaya geliyor insanlar. Maytaplar, şelaleler, şampanyalar patlasın ilgi onlara dönsün istiyorlar. Halbuki bütün o tripleri bırakıp eğlenceye odaklansalar daha çok ve daha gerçek eğlenecekler. Zaten benim görevim bu kırılmayı sağlamak. Kendi full programlarımda değil ama bir şarkıcı ön programı yapıyorsam insanlar benimle birlikte atıyorlar o kasılmaları, üzerlerine yüklenmiş etiketleri, statüleri. İşte o zaman gerçek eğlence çıkıyor ortaya.

Huysuz Virjin’in televizyona çıkması yasaklandı mesela, ama sen Okan Bayülgen’in konuğu olarak çıktın, değişen yapı endişelendiriyor mu seni?

Okan Bayülgenin programına çıktım çünkü Okan’ın kabaresinde çalışıyorum. Ve Okan bey beni tanıyor, neyi yapıp neyi yapmayacağımı çok net biliyor. Eğer beni bu kadar tanımasa çıkartır mıydı bilmiyorum ama kıstas bu olmamalı. Bence ben çoktan televizyonda da bir şeyler yapıyor olmalıydım ama demek ki şu anki dönemde mümkün değil. Daha önce bazı teklifler de oldu ama sonuçlanmadı. Hiç bir endişem yok, olduğum yerden, çıktığım sahnelerden memnunum. Ben tatminkar birisiyim; mutlaka daha fazlası vardır ve belki olmalıdır ama bu bana yetiyor şu anda.

“Yeni nesil” içinde farklı performanslarla pek çok insan yetişiyor, kostümlerini de paylaşıyorsun onlarla, ne düşünüyorsun bu artan çeşitlilik ve sayı hakkında?

Ne güzel. İşimiz belki böyle böyle mesleğe döner. Yeni nesil daha kafasına buyruk ve kendisi için yapıyor ama olsun onlar da muhakkak bir ivme kazandıracaklar. Eski nesilden çoğu insan yerinde sayarken gençlerin bu çeşitliliği harika bence.

Peki, Seyhan Arman’la çeliştiğiniz, anlaşamadığınız zamanlar oluyor mu? Mesela oyunlara öncelik verdiğinde kıskanıyor musun?

Şu bir gerçek ki her zaman benim borum öter tatlım. Geçen sezon sonu bu sezon için tiyatroya daha çok zaman ayıracağını, ön planda tiyatronun olacağını Matmazel Coco’nun performanslarının ikinci planda kalacağını söylüyordu her yerde. Ne oldu? Bak Küründen Kabare oyununu bile oynayamıyor. Yeni oyun provalarına bile ben izin verirsem katılıyor. Ahahha onun inadına haftanın her günü sahnedeyim. Bir gece de 4 sabit mekânda çalışıp 5. olarak ekstra alıyorum düşün. Bu durumda sence kim kimi kıskanıyordur? Coco’nun fendi Seyhan’ı yendi.

Merakla beklememiz gereken başka gizli projeler var mı? Nerelerde karşılaşacağız bu sezon Matmazel Coco’yla?

Ah bu önceden hazırlanıp gönderilmiş sorular. Anlattım tatlım, anlattım. Her yerdeyim. Sosyal medyadan baksınlar bir zahmet.

İyi ki varsın ve nice yıl daha bizleri güldürmeye devam edersin umarım, çok teşekkürler…

Böyle de bağlarım diyorsun. Hadi öyle olsun. Kiss