Advertisement
Pisti boşaltın: Break dance 2024 Olimpiyatları’nda
yazar: Nazlı Senem Dalgıç

Break dance’in 2024 Olimpiyatları’na dahil edileceğinin duyurulması evet, pek çokları için şaşırtıcı gelebilir ama break dance’in 2018 yılında Gençlik Olimpiyatları’nda yer almasından bu yana aslında beklenen bir haberdi bu.

Farklı fikirler mevcut tabii konuya dair. Bazı yorumcular bir spor olarak meşruiyetini sorguluyor, bazıları da çok ciddi çalışma, emek ve fiziksel kondisyon gerektiren bu dans türünün bunu çoktan hak ettiğini ve 2024 Olimpiyatları’na kadar kuralların ve sistemin kolayca oluşturabileceğini söylüyor. Bizler de break dance’in gerçek anlamda küresel olduğunu düşünüyor ve kendini ifade etmek adına bu yolu seçen dansçıları canı yürekten kutlayarak gelişmelere dadanıyoruz.

Paris Olimpiyatları’na break dance’in dahil edilmesinin ardından durumu ‘alay’ olarak nitelendirenlerden, sosyal bir dans biçimi olarak bu ‘kırılmanın’ kültürel açıdan önemli yer tuttuğunu düşünenlere kadar geniş bir skalada yorumlar yapılıyor günlerdir. Popüler olması 1980’leri bulsa da 1960’ların sonu ve 1970’lerin başı gibi, New York’un Bronx mahallesinde yaşayan siyahi ve latin asıllı gençler arasında başlayarak tüm dünyaya yayıldığı kabul ediliyor. ”Yarışmacı”, ”akrobatik” ve ”pantomomik” olarak nitelendirilen bu dans türü esasen dayanışmayı, farklılığı ve kolektif içindeki bireyselliği de simgeliyor tabii. (Daha başka anlamlar da yüklenebilir pekala.) Ve aslında pek çok farklı alandan figürleri de barındırıyor. Jimnastik de dahil.

Dediğimiz gibi daha farklı düşünenler ve bu kararın doğruluğundan şüphe duyanlar da var tabii haklı olarak. Gerçek sorular henüz sorulmadı diyorlar mesela. ”İnsanların çevrede koşuşturmasını izlemek seyircilere keyif verecek mi?” ”Fiziksel bir yarışma olarak breaking bir figür patenine sahip mi?” Evet, dansın olimpiyatlardaki resmi adı ”breaking” oldu bu arada. Ya da ”ritmik jimnastik gibi diğer sanatsal figürlere sahip olimpiyat sporları ile uyumlu mu gerçekten?” ”Bir dizi hareket çerçevesi, diskalifiye edilmeye yol açabilecek düzenlemeler, örneğin; diğer yarışmacılara saldırgan hareketlerle dokunmak veya çevirmek gibi önemli değerlendirme kriterleri olimpiyat standartlarına ve değerlerine uyumlu mu?” Bunlar gibi sorular da geliyor diğer taraflardan.

Tüm bunlar, olimpiyatların aşırı kuralcı dünyası için belki de oldukça yerinde sorulardır. Ama tabii başka soru işaretlerini de tetikliyorlar. Rekabet içeren fiziksel bir biçimin ötesinde alışılagelmiş fikirlere cevap veren ve bunun yepyeni bir yolunu bulan bir dans, yeni adıyla ”breaking”. Özünde, tam kalbinde ”doğaçlama” var. Şimdi bir de bunu, olimpiyatların o aşırı kuralcı gergin ruh haliyle düşününce, tüm o özgün ruhunu kaçırır mı diye endişe duymaya başlıyor insan. Çünkü olimpiyatlardaki değerlendirmeler doğrultusunda sokaklardan çıkan bu dansın, belli hareket çerçevesine sahip olması beklenecek. Ünlü bir koreograf tarafından yaptırılan ve defalarca prova edilmiş figürler, dansı farklı bir yere taşıyacak elbette. Belki de ”breaking”i farklı bir dans olarak düşünüp, break dance’in o kendine has alanından ayrı tutmak gerekecek. En azından zihinlerde…

Belki de biz biraz romantik davranıyoruzdur. Belki de olimpiyatlar tarafından ”resmi” olarak tanınacak olmasının iyi tarafları da vardır. Dansa dünya çapında tanınırlık getirecek ve yeni dansçıların (ya da sporcuların diyelim) yetişmesine olanak sağlayacak mesela…

Buenos Aires’teki 2018 Gençlik Olimpiyatları’ndaki olumlu denemelerden sonra yaklaşık iki yıl önce Paris organizatörleri tarafından önerildi Breaking. 2019’da IOC yönetim kurulu tarafından alınan ayrı kararlar ve tam üyelikten sonraki onay aşamalarına geçildi daha sonra. Ayrıca Paris oyunlarına dahil edilmesi küresel siyaset için de ciddi anlamda önemli. 1970’lerin Kuzey Amerika’sındaki gençliğin hip-hop hareketinden ortaya çıkan bu dans, gücü ve otoriteyi sorgulamanın radikal ve canlı bir yolunu sunuyor sonuçta. Her ne kadar hip-hop tüketilmiş, yer yer metalaştırılmış ve kültürel olarak sahiplenilmiş olsa da breaking özünde karşı-kültürel olan bir dans biçimi olmaya devam ediyor. Görülmeyenlerin ve duyulmayanların varlıklarını teşvik ederken eski kalıplara meydan okumayı sanat aracılığı ile gösteriyor olması dediğimiz gibi bu çağın ruhunu epey iyi yansıtıyor. Belirtmek gerekir ki toplama 41 ek yeni etkinlik önerildi ve seçilen dört yeni spordan biri.

Dünya Dans Sporları Federasyonu (WDSF) başkanı Shawn Tay, “Bugün sadece b-erkek ve b-kız dansçılar için değil, dünyadaki tüm dansçılar için tarihi bir olay” dedi, yaptığı bir açıklamada. Adına yakışır bir kırılma yaratacağından şüphemiz olmamakla birlikte özellikle yeni nesillerin olimpiyatlara duyduğu ilgiyi artıracağı da düşünülüyor. İyi de olur tabii, TikTok danslarından öte farklı bir kültüre hepsinin ihtiyacı var şu ara.

Haydi bakalım 2024’te Paris’te kafa üzerinde dönmek üzere…